Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/965 E. 2026/1101 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/965
- Karar No
- 2026/1101
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/965 KARAR NO : 2026/1101
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/333 KARAR NO : 2026/275 DAVA TARİHİ : 12/10/2025 KARAR TARİHİ : 27/03/2026 DAVA : Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat KARAR TARİHİ : 14.07.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 14.07.2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2026 tarih ve 2026/333 Esas, 2026/275 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İDDİA VE İSTEK: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; "Taraflar arasındaki İzmir İli, Çeşme İlçesi, ... Mahallesi,... ada, .... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, davalı yüklenicinin sözleşme edimini süresi içinde yerine getirmediği, arsa üzerindeki mevcut otel binasını yıktığı halde yeni inşaata başlamadığı ve temerrüde düştüğü" iddiası ile, sözleşmenin feshine, sözleşme konusu ....ada .... parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına tesciline, mevcut otel binasının yıkımı nedeniyle davacıların uğradıkları menfi zarar ile diğer müspet zararlarının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik toplam 2.500.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkili yüklenicinin edimini eksiksiz yerine getirmekte olduğu ve açılan davanın haksız olduğu" savunması ile, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin 27/03/2026 tarih ve 2026/333 Esas, 2026/275 Karar sayılı kararında özetle; "Davacı tarafın açtığı sözleşmenin feshi ve tapu iptali, tescil davaları ile tazminat davasının tefrik edildiği, eldeki davanın tefrik ile birlikte sadece tazminat davası olup, bu dava ile ilgili olarak dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı ve bu konudaki dava şartının ihlal edildiği" gerekçesi ile, davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "Davaların tefrikinin ve arabuluculuğa tabi olmayan davanın bu sebeple usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu" ifade ederek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. DEĞERLENDİRME: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Eldeki dava; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan menfi ve müspet zararların tespit ve tazmini isteklerine ilişkin olup, başlangıçta (tefrikten önce) sözleşmenin geriye etkili olarak feshi, tapu iptali, tescil ve tazminat davası olarak açılmıştır. Ancak, mahkemece 27/03/2026 tarihli duruşmada "2.500.000 TL alacak talebi ile ilgili olarak arabuluculuk dava şartının bağımsız değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesi ile eldeki tazminat davasının sözlemenin feshi ile tapu iptali ve tescil davalarından ayrılmasına karar verilmiştir. Arsa payı karşılığı inşaat sözlemelerinde; sözleşmenin geriye ya da ileriye etkili feshi davaları ile fesih nedeniyle tapu iptali, tescil, menfi ve müspet zarar tazmini davaları, sebep ve sonuçları itibariyle birbirlerini etkiler nitelikte olup, sıkı sıkıya bağlı davalardır. Buna göre bu tür davalar arasında hukuki ve fiili anlamda bağlantı mevcuttur. Çünkü, tapu iptali ve tescil ile tazminat davalarının akıbeti sözleşmenin feshi davasındaki haklılık ya da haksızlık durumuna bağlıdır. Dolayısıyla, mümkün olduğu ölçüde birlikte görülmelerinde yarar vardır. Bu nedenle ayrı ayrı açılan fesih ile tazminat ya da tapu iptali davalarının HMK.'nın 166. Maddesi gereğince birleştirilmeleri gerekir. Hal böyle iken mahkemece, birlikte açılan fesih ve tapu iptali tescil ile tazminat davalarının tefrikine karar verilmesi doğru olmamıştır. T.C Anayasası gereğince uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan mahkeme yargısı olup, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan istekleri bir arada içeren, davaların yığılmasının söz konusu olduğu durumlarda ise, miktara tabi olan istekler için zorunlu arabuluculuk dava koşulu aranmaz. (Benzer nitelikte Yargıtay 11. HD.'nin 2021/6300 Esas, 2023/1795 Karar Sayılı ilamı.) Buna göre; mahkemece sözleşmenin feshi ve tapu iptali davaları ile tazminat davasının tefrik edilmek suretiyle, tazminat davası bakımından zorunlu arabuluculuk dava şartı eksikliği olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Yapılması gereken: Eldeki tazminat davasının bağlantı nedeniyle HMK.'nın 166. Maddesi gereğince sözleşmenin feshi ve tapu iptali davalarının bulunduğu dava dosyası kapsamında birleştirilmesi ve işin esasına girilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi olmalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a/4-6. Maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2026 tarih ve 2026/333 Esas, 2026/275 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK.'nın 353/(1)-a/4-6. Maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı vekili tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine, 6-Davacı vekili tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 14.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.