Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/847 E. 2026/796 K. – Yöneticinin Azli

Konu: Yöneticinin Azli

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/847
Karar No
2026/796
Karar Tarihi
Konu
Yöneticinin Azli

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/847 Esas 2026/796 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/847 KARAR NO : 2026/796

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 06/04/2026 NUMARASI : 2024/940 Esas (Ara Karar)

TALEP : Yöneticinin Azli / Şirketler Hukuku Kaynaklı TALEP TARİHİ : 30/03/2026 KARAR TARİHİ : 19/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2026

Taraflar arasındaki yöneticinin azli davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı ...’ın şirket müdürü sıfatıyla sahip olduğu yönetim ve temsil yetkilerini, şirket menfaatine açıkça aykırı, hileli ve hukuka aykırı şekilde kullandığını, şirket varlıklarını kendi kontrolündeki veya bağlantılı şirketlere aktardığını, davacının imzasını taklit ederek işlemler gerçekleştirdiğini ve şirketin mali yapısını ağır şekilde zarara uğrattığını, davalının, kendi alacağına dayalı olarak başlattığı icra takibi kapsamında şirket malvarlığı üzerine haciz koydurduğunu, ancak kısa süre sonra bu haczi bizzat kaldırmak üzere yüksek miktarda harç yatırdığıni ve özellikle “...” adresindeki taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik talepte bulunulduğunu, bu durumun davalının şirket malvarlığını tasfiye etmeye veya üçüncü kişilere devretmeye yönelik hareket ettiğinin iddia edilerek, mevcut durumda taşınmazın devri halinde doğacak zararın telafisi mümkün olmayacağını beyanla "..." adresinde bulunan taşınmaz üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 06/04/2026 tarihli karar ile; ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacı yanın "..." adresinde bulunan taşınmaz adına tedbir talep etmiş ise de; Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden taşınmaza ait tapu kaydının sorgulandığı, sorgulama sonucunda "..." adresinde bulunan taşınmazın ... İnş. Taah..ltd. Şti. tarafından 18.03.2026 tarihinde satışının yapıldığı, davacı vekilince 31.03.2026 tarihinde taşınmaz üzerinde tedbir talep edildiği, her ne kadar ..." adresindeki taşınmaz üzerine tedbir talep edilmiş ise de talep tarihinden önce taşınmazın devredilmiş olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayın basit bir devir işlemi olmadığını, açık bir muvazaa ve mal kaçırma eylemi olduğunu, bahsi geçen taşınmazın üçüncü kişilere devredildiğinden bahisle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, şirket yöneticisinin sorumluluğunun açıkça ihlal edildiğini, ihtiyati tedbir amacının göz ardı edildiğini, taşınmazın üçüncü kişilere devri, tedbir talebini ve tedbir uygulamasını ortadan kaldıramayacağını, tedbir için aranan ispat ölçüsünün tam ispat değil, yaklaşık ispat olduğu, davalının hileli işlem ve hareketleri ile yaklaşık ispatın mevcut olduğunu, davalının malvarlığına yönelik olarak, muvazaalı ve hileli işlemlerle bağlantılı '' ...'' adresindeki taşınmaz üzerinde ve haklar üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini bildirerek, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep, HMK'nun 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.

Somut olayda, şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemiyle açılan eldeki davada, dava dışı şirketin taşınmazı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep edilmiş ve mahkemece talep tarihinden önce taşınmazın devredilmiş olduğu gerekçesi ile tedbir talebinin reddine karar verilmesi davada taraf olmayan üçüncü kişiye ait taşınmaz hali gözetilmiş ise de, tedbir konulması talep edilen taşınmazın dava konusu olmadığı anlaşılmakla sonuç itibariyle tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında sonuç olarak usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/06/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/847, K. 2026/796, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-847-e-2026-796-k-a195838fe426