Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/641 E. 2026/705 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/641
Karar No
2026/705
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/641 - Karar No:2026/705 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/641 KARAR NO : 2026/705

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2026 NUMARASI : 2026/91 D.İŞ -2026/91 K

DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 17/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemine ilişkin davada mahkemece tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Talep eden vekili özetle; müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 29/12/2025 tarihinde Muğla ve Dalaman ilçelerinde toplam 3 adet okul projesinin yapımı hususunda sözleşme imzalandığını, işin toplam bedelinin 10.966.256,00-TL olarak belirlenerek ödemelerin temini amacıyla davalıya muhtelif vadeli çeklerin teslim edildiğini, 08/01/2026 tarihli ek sözleşme ile işin kesin teslim tarihinin 07/02/2026 olarak kararlaştırıldığını, sözleşme hükmü gereği işin süresinde teslim edilmemesi halinde müvekkilin ödeme yükümlülüğünün ortadan kalkacağı ve çeklerin iade edileceği hususunda mutabık kalındığını, ancak ... Bakanlığı hak ediş raporları ile sabit olduğu üzere davalı yüklenicinin işi süresinde tamamlamadığı gibi herhangi bir hak edişe de müstahak olmadığını, buna rağmen davalının sözleşmeye aykırı şekilde çekleri takibe koyarak Ankara Batı İcra Dairesinin 2026/17708 Esas sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alındığını, müvekkilinin diğer çekler yönünden de ağır finansal baskı altında bırakıldığını, uyuşmazlığa ilişkin 2026/70063 numaralı zorunlu arabuluculuk sürecinin halen devam ettiğini ancak 01/05/2026 vadeli 2.800.000,00-TL bedelli ... seri numaralı çekin ödeme gününün yaklaşması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek öncelikle teminatsız mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde söz konusu çekin ödenmesinin ve takibe konu edilmesinin durdurulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Talebe konu çeklerin, tedavüle konu ve illetten mücerret olması, ödeme aracı olması ve haklılık durumunun yargılamayı gerektirmesi gerekçesiyle tedbir talebine reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle: Gerekçeli kararda ret sebebi olarak talebe konu çeklerin tedavüle konu ve illetten mücerret olması, ödeme aracı olması ve haklılık durumunun yargılamayı gerektirmesi gösterildiğini, Türk Ticaret Hukukunda ve uygulamada tüm çeklerin tedavüle konu olduğunu, illetten mücerret olduğunu, ve bir ödeme aracı olduğunu, usulüne uygun olarak düzenlenen tüm çeklerin iş bu durumları içinde barındırdığını, zira bunları barındırmayan çeklerin kuvvetle muhtemel zaten çek vasfında dahi olmayan, bulunması gerekli unsurları bulundurmayan çekler olduğunu, bunlara ek olarak Türk hukuk sistemindeki ihtiyati tedbir taleplerinin tamamı ödeme aracı olan, tedavüle konu ve illetten mücerret çek veya senetler için yapıldığını, müvekkili ile karşı taraf arasında imzalanan bir eser sözleşmesi bulunduğunu, iş bu eser sözleşmesi ve eki niteliğindeki ödemeye ilişkin sözleşmeye göre karşı tarafın sözleşmede üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirecek ve kararlaştırılan süre içerisinde üstlenmiş olduğu eseri ortaya çıkartarak teslim edeceğini, iş bu yükümlülüğün yerine getirilmesine karşın müvekkilinin ise sözleşmede kararlaştırılan çeklerin ödenmesinden sorumlu olacağını, ancak karşı tarafın sözleşmede üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi yükümlülüklerinin karşılığı olan çekleri de müvekkiline teslim etmediğini, açıkça sözleşmeye aykırı davranan karşı tarafın bununla yetinmeyip teslim etmediği çeklerden birini icrai yollara başvurduğunu, bir diğerini ise icrai yollara başvuracağı tehdidi ile tahsil etmeyi başardığını, karşı tarafın sözleşme gereğince üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini, ... Bakanlığı... Müdürlüğü'nün yapmış olduğu hak ediş tespitlerin ve tutanaklarında da tespit edildiğini, sözleşmede kararlaştırılan sürenin üzerinden 3 ay geçmesine karşın karşı tarafın yapmayı söz verdiği imalatların hak edişlere konu edilemediğini, hal böyle iken müvekkilinin sorumluluğunda olan sözleşmeden kaynaklı çeklerle ilgili daha fazla zarara uğramaması adına İİK 72 madde uyarınca bedelsizliğe ilişkin menfi tespit davası açmak amacıyla zorunlu arabuluculuk sürecine başvurduklarını ve arabuluculuk sürecinin de devam etmekte olduğunu ihtiyati tedbir taleplerinin dilekçede belirtmelerine rağmen istinafa konu gerekçeli kararda haklılık durumunun yargılamayı gerektirmesi gerekçesiyle taleplerinin reddine karar verilmesinin son derece yanlış olduğunu, zira müvekkilinin hali hazırda haklılığının ispatlamak amacıyla dava yoluna gittiğini, ancak zorunlu arabuluculuk süreci içerisinde olunması nedeniyle davanın henüz mahkemede açılamadığını, hal böyle iken salt bu gerekçelerle tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira ihtiyati tedbirin esasa ilişkin bir karar olmayıp önleyici bir koruma kararı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin tedbir verilmesi halinde %15 teminatla icra takibinin ilerlemesini durdurabilecekken icra takibine geçilmesi halinde bu teminat oranının katlanacağının aşikar olduğunu, bu durumda müvekkilinin maddi durumunu hayli zor durumlara sokacağını, zira ihtiyati tedbirin 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılmasının mümkün olduğunu, bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayacağını, işte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kurumunun kanunda düzenlendiğini, HMK 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hallerin, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edildiğini, bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, somut olayda ihtiyati tedbir kararı verilmeyen çeklerin icraya konu edilmesi halinde müvekkilinin mal varlığına ve banka hesaplarına haciz işlemi uygulanabileceğini, şirket adreslerine muhafazaya çıkılabileceğini ve haciz işlemleri yapılabileceğini, tespit edilen ve haczedilen mal varlıkları satışa bile çıkartılabileceğini, bu gecikmelerin sonunda müvekkilinin açmış olduğu menfi tespit davasında haklı çıksa dahi icra takipleri durmadığından ötürü dava sonuçlanıncaya kadar geçen sürede müvekkilinin geri dönüşü imkansız zararlar göreceğini, İcra İflas Kanunu 72/2 uyarınca "İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. " denmek suretiyle ortaya çıkabilecek tüm zararların önüne geçilebileceğini, ancak istinafa konu mahkeme kararında son derece yüzeysel ve hukuki gerekçelerden uzak bir şekilde ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilerek tüm bu doğması muhtemel zararların önünün açıldığını, öncelikle 01.05.2026 tarih ve 2.800.000 TL bedelli ... çek nolu çeke ilişkin olmak üzere İİK madde 72/2 uyarınca öncelikle teminatsız, aksi kanaat hasıl ise %15 teminat yatırılması kaydı ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, İİK madde 72 uyarınca bedelsizliğe ilişkin menfi tespit davasına konu öncelikle 01.05.2026 tarih ve 2.800.000 TL bedelli ... çek nolu çeke ilişkin olmak üzere İİK madde 72/2 uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince talep edenden alınması gereken 732 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak 17.06.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/641, K. 2026/705, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-641-e-2026-705-k-6ab2185733be