Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/786 E. 2026/786 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/786
Karar No
2026/786
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/786 - 2026/1198 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/786 KARAR NO : 2026/1198

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/03/2026 NUMARASI : 2025/820 Esas, 2026/164 Karar

DAVANIN KONUSU : Kâr ve Tasfiye Payının Tespiti İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacı vekili KARAR TARİHİ : 10/09/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 21/09/2026

Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... Sanayi şirketinin, davacı firmaya karşı Tarsus İcra Müdürlüğünün 2025/4365 E. sayılı dosyasında güncel bakiye 26.320.715,50 TL borçlu olduğunu, davalı borçlunun söz konusu bu icra dosyasında önce borca itiraz ettiğini ancak sonrasından davacı firma ile yaptıkları protokol uyarınca itirazından vazgeçerek takibin kesinleşmesini sağladığını, bu protokol uyarınca, davacı davalı borçlunun ...Belediyesindeki alacaklarına koyduğu hacizleri kaldıracak, borçlu ise belediyeden tahsil ettiği paradan 07.07.2025 Tarihine kadar 6.000.000,00 TL davacıya ödeyecek, geri kalan 17.679.442,00.-TL’nin ise en geç 13.08.2025 Tarihine kadar alacaklı ... firmasına ödeneceğini, ancak davalı borçlu ... firmasının ...Belediyesi Başkanlığından alacağını tahsil etmesine rağmen davacıya ödeme yapmadığını, teminat olarak davacı adına faturasını kestiği ... de en değerli parçalarını üçüncü kişilere satarak mal kaçırdığını, bunun üzerine davacı ile borçlu ...’in ikinci bir protokol imzaladığını, davalı borçlunun, mal kaçırma işlemi ile ...'in en işe yarayan aksamını üçüncü bir kişiye satarak geri kalan kısımlarını değersiz kıldığını, davacı her ne kadar geri kalan kısımlarını alacağından mahsubu karşılığında uhdesine almış olsa da geri kalan kısımlarının piyasada satışının mümkün olmadığı ancak hurda fiyatına satılabildiğini gördüğünü, buna rağmen davacının borcun tamamının kapatılacağına dair anlaşma sağlanan 13.08.2025 tarihine kadar beklediğini, fakat borçlunun, ne bu tarihte ne de sonrasında herhangi bir ödeme yapmadığını, davacının adeta dolandırıldığını, davalı borçlu ... firmasının ise davacıya olan onca borcuna rağmen başka firmalar ile kurduğu adi ortaklıklar ile kanunun arkasından dolanarak tabiri yerinde ise elini koluna sallayarak kamu kurumlarından iş almaya ve bunun karşılığında da ödemeler almaya devam ettiğini, Ortaklığın unvanının ... – ... Adi Ortaklığı olup, hakediş ödemelerinin bu adi ortaklık bünyesinde doğduğunu, davacının davalı borçlu ...’ten doğmuş muhatabı belli ve mevcut bir alacağı bulunduğunu, bu alacağın tahsilinin, davalı ...’in ortaklık payına düşecek gelirle mümkün olduğunu, ancak ortaklık malvarlığının doğrudan haczi hukuken mümkün olmadığından, davacının alacağına kavuşabilmesi için, önce davalı ...’e düşen kâr payının tespiti, sonra bu pay üzerinde haciz/koruma kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenle eldeki dava, ortaklık tasfiyesi niteliğinde olmayıp, yalnızca borçlu ortağın ekonomik hakkının belirlenmesine yönelik olduğunu belirterek, davalı ...’in, ... – ... Adi Ortaklığındaki payından doğan kâr ve/veya tasfiye payının tespitine, tespit edilen bu kâr veya tasfiye payından, davacının alacağına yetecek miktar üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sanayi A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığını, şirketin adresi Tatvan'da bulunmasına rağmen, dava haksız ve dayanaktan yoksun biçimde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açıldığını, davacı tarafından açılan Tarsus İcra Müdürlüğünün 2025/4365 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin mali yapısı incelendiğinde görüleceği üzere hacze konu bedeli karşılayacak şekilde taşınır ve taşınmaz mal varlığının mevcut olduğunu, banka ve davacı tarafça araçlara, taşınmazlara ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, davacı tarafından şirket aleyhine Tarsus İcra Dairesi 2025/4365 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, icra takibinin başlanılmasından sonra firmanın alacaklı taraf ile 30/06/2025 tarihli ve 25/07/2025 tarihli protokoller düzenlendiğini, ödemelerin devam etmekte olduğunu, davacı tarafça 25/07/2025 tarihli protokol uyarınca asfalt plentinin kalan kısmını kendisine almış olmasına rağmen asfalt plentinin dışında kalan cihazların davalının uhdesinde kalması gerekirken davacı şirket tarafından cihazlar davalıya teslim edilmemiş olunup cihazlardan kaynaklı olarak davalı tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ...Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurma zorunluluğu bulunduğunu, davalılardan ... şirketinin adi ortaklıktaki payından doğan kar ve tasfiye payının tespiti talep edildiğini, davacı şirketin bu ihtimalde, İcra İflas Kanunu uyarınca dava açmak üzere yetki alması gerektiğini, doğrudan 3. Kişi sıfatı ile dava açılması mümkün olmadığını, davacı şirketin bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafın tespit davası içeriğinde ileri sürdüğü ihtiyati haciz talebinin kabulünün usulen mümkün olmadığını, ihtiyati haczin koşullarının oluşmadığını, davacı tarafça takip borçlusu/davalı şirket aleyhine icra takibi başlatılıp takibin kesinleştiğini, kesinleşmiş takip bulunmakla tekrar ihtiyati haciz talebi ile haciz kararı alınmasının yersiz olduğunu, sözleşmenin devam ettiği dikkate alındığında, ... adına ortaklıktan belirlenen dağıtılması muhtemel bir kar tasfiye payı bulunup bulunmadığının tespitinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 06/03/2026 tarih, 2025/820 E., 2026/164 K. sayılı kararı ile davacının davalılardan ....Aş'den Tarsus İcra Müdürlüğünün 2025/4365 Esas sayılı takip dosyasında alacaklı olduğu, alacağın tahsili amacı ile davalı ...'in iş ortaklığı kapsamında kar payının tespitinin talep edildiği, eda davası açılabilecek hallerde tespit isteminde hukuki yarar bulunduğundan söz edilemeyeceği, semeresiz kaldığı iddia edilen icra takip dosyasına konu alacağın tahsili için iş ortaklığının tasfiyesi isteminden bulunulabileceği anlaşılmakla davanın hukuki yarar yokluğundan dolayı HMK'nın 114/1-h maddesi atfı ile HMK'nın 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde, bir ortağın alacaklılarının haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabileceği konusunda tartışma olmadığını, mahkemenin “tasfiye istenebilir” gerekçesinin, davacının açtığı davayı gereksiz kılacak ölçüde açık ve yeterli bir alternatif hukuk yolu göstermediğini, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçelerinde açıkça; ... Belediyesi/... nezdindeki hakedişin ortaklık alacağı olduğu, ...’in kişisel alacağı gibi doğrudan haczedilemeyeceği, bu nedenle önce ...’e düşen ekonomik hakkın tespiti gerektiğinin savunulduğunu, bu durumda mahkemenin, Yargıtay’ın “önce payı belirle, sonra hacze git” çizgisini göz ardı ederek hukuki yarar yokluğu sonucuna varmasının isabetsiz olduğunu, iş devam ediyor olsa bile kâr payının yıllık hesap dönemleri itibarıyla belirlenebileceğini, hukuki yararın bulunduğunu, davada ortaklığın sona erdirilmesi veya ortaklık malvarlığının tasfiyesi istememekte; yalnızca borçlu ortağa düşecek ekonomik hakkın tespiti hedeflendiğini ileri sürerek, usulden ret kararının kaldırılmasına, dosyanın, esası incelenmek ve davalı ...’in ...–... iş ortaklığındaki kâr ve/veya tasfiye payının tespiti talebi hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Davada, davalı ...’in, ... – ... Adi Ortaklığındaki payından doğan kâr ve/veya tasfiye payının tespiti talep edilmektedir. Temsilin sonuçları başlıklı Borçlar Kanunu 638 Madde; “Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler. ” şeklinde düzenlenmiştir. Davacı alacaklının adi şirket ortaklarından ... şirketinden şahsi alacağının tahsili için kar ve sermaye payına haciz koydurabilmesi için de, adi ortaklığın fesih ve tasfiye davası açılarak, sonucunda ortakların kar ve tasfiye payının ne miktarda olduğunun saptanması zorunludur. Kar ve tasfiye payı belirlenmeden davacının borçlu şirketin kar ve tasfiye payına haciz koydurabilmesi olanağı bulunmamaktadır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle istinaf olunan ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf harç ve yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 10/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/786, K. 2026/786, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-786-e-2026-786-k-93f98f04b8d8