Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3172 E. 2024/3172 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3172
- Karar No
- 2024/3172
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/3172 - 2026/2328 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/3172 KARAR NO : 2026/2328
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2024 NUMARASI : 2024/99 Esas, 2024/710 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVA : Değer Kaybı Tazminatı KARAR TARİHİ : 22/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2024 tarih ve 2024/99 Esas, 2024/710 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ... plakalı araç 07.03.2022 tarihinde seyir halinde iken davalıya ait ... plakalı araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin aracının hasar aldığını, ... plaka sayılı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davalıya ait aracın diğer davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı olduğunu, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak üzere, davalı gerçek kişinin maliki olduğu ve yönetimindeki aracın haksız fiil ve kusuru ile meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkile ait araçta oluşan değer kaybına binaen şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı tazminatının belirsiz alacak davası olarak davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe teminat kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket nezdindeki poliçe limitinin tamamı tüketilmiş olmakla, davacı tarafından müvekkil şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, sigorta limitini tükettiğinden davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; yerel mahkemede açılan işbu dava dilekçesinde bildirdikleri hiçbir delilin toplanmadan 1 celsede ret edildiğini, mahkemece bildirmiş oldukları ve toplanması talep edilen tüm deliller toplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, açılan davanın meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkiline ait araçta oluşan değer kaybının tespiti ile bunun davalılardan tazminine ilişkin belirsiz alacak davası olduğunu, mahkemece davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının tespit edilmeyerek aracın poliçe limitinin 50.000,00 TL olduğunu, kasko yapan sigorta şirketi tarafından davacıya bu miktar ödeme yapıldığını ve hasara ilişkin tazminat sorumluluğunun kalmadığının ifade edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucu açılmış olan değer kaybına ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. "Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesi ve Anayasanın 36. Maddesi adil yargılama hakkında düzenlenmiştir. Bu hak kapsamında olan silahların eşitliği ilkesi gereğince taraflar yargılamada eşit haklara sahip olup bir tarafın iddia ve savunmasına ilişkin olarak delillerinin tümünün toplanmasına rağmen diğer tarafın savunmasının temelini oluşturacak şekildeki delillerin toplanmamış olması silahların eşitliği ilkesine aykırı olacaktır. dolayısı ile adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013 S.32). Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dahil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. (Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, S 38). Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dahil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında uygun imkanların tanınması gerekir. Buna göre özellikle çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda Mahkemece bilirkişi raporu alınıp taraflara tebliğ edilmemiş ise silahların eşitliği ilkesi kapsamında delilleri inceletme hususunda uygun imkanların sağlandığından bahsedilemeyecektir. Sunulan delillere karşı davanın taraflarına etkili şekilde itiraz etme imkanı sunulmalıdır HMK’nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Tüm bu açıklamalar ve tespitler kapsamında eldeki dosyaya baktığımızda, davalı ... hakkında her hangi bir gerekçeye yer verilmeden sigorta şirketinin limiti tüketildiğinden bahisle yargılama sonlandırılmıştır. Esasen bu davalı hakkında hüküm kurulduğu dahi söylenemez. Mahkemesince yapılması gereken taraflara delillerini sunmak için usulüne uygun şekilde süre verilmesi ve gösterdiği takdirde delillerin toplanması, bilirkişi raporu alınması, davacının trafik kazasının oluşunda kusuru ve zararının bulunup bulunup bulunmadığı, yapılan ödeme sonrası bakiye zararın bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınıp taraflara tebliği ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Kabule göre yapılan incelemede; Ön inceleme duruşmasına katılan kimsenin bulunmadığı, davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verildiği halde tahkikat için yeni duruşma günü verilip taraflara tebliğ edilmeden savunma hakkını kısıtlar şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 26. Ve 27. maddesi, 353/1-a.4,6 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının tümüyle kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-4,6. maddesi gereğince KABULÜ İLE, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2024 tarih ve 2024/99 Esas, 2024/710 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksiklikler tamamlanarak davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5.fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa İADESİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.22/09/2026
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.