Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/698 E. 2026/1175 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/698
Karar No
2026/1175
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/698 KARAR NO : 2026/1175

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2026 NUMARASI : 2025/786 Esas - 2026/83 Karar DAVACI : ... (T.C. NO:...) VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... (T.C. NO:...) VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Alacak (Franchising Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2025 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 14/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... arasında 04.07.2024 tarihinde imzalanan franchising sözleşmesinin, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini ve bölge koruma kurallarını ihlal etmesi sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacıya tahsis edilen faaliyet bölgesinde (Kocaeli) düzenlenen festivallere katılarak ürün satışı yaptığını, bölgeye online satış gerçekleştirdiğini, davacıya yüksek fiyattan fatura edilen ürünleri kendi mecralarında daha düşük fiyatla satışa sunarak davacıyı zarara uğrattığını ve teknik destek yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu ihlallere karşı gönderilen ihtarnamelerden sonuç alınamadığını belirterek; sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespitiyle, ödenen isim hakkı bedelinden şimdilik 200.000 TL’nin iadesine, davalının haksız satışlarından elde ettiği gelirin şimdilik 50.000 TL'sinin tazminine, uğranılan maddi zarar ve kâr kaybı karşılığı şimdilik 50.000 TL maddi tazminat ile ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle 100.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın akde aykırılık ve fesih iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın asıl kaynağının davacının ticari faaliyetten vazgeçme isteği olduğunu, davacının sözleşme süresince marka ile iş birliği yapmadığını, mağazada "Hokka" markalı ürün bulundurma oranını (%51) ihlal ettiğini ve müşterilere kötü davranarak marka itibarını zedelediğini savunduğunu, davacı tarafından talep edilen isim hakkı bedelinin iadesi hususunda Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, ayrıca sözleşmede bu bedelin iadesine dair bir hüküm bulunmadığını, aksine iade edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını; Kocaeli bölgesine online satış yapıldığı iddiasının somutlaştırılmadığını, aksine davacının online siparişleri kargolama yükümlülüğünden kaçındığını; festival katılımının ise satış amaçlı değil marka tanıtımı amaçlı bir yükümlülük olduğunu ve davacının davete rağmen katılım sağlamadığını beyan ederek; haksız ve dayanaksız davanın usul ve esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın 6100 sayılı HMK.m.114/1-c ve m.115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmakla Görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri Olduğunun Tespitine, 3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde tarafların başvurusu halinde dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Franchising sözleşmelerinin kanunda düzenlenen sözleşmeler arasında yer almaması, davacının tacir olmaması ve uyuşmazlık konusunun mutlak ticari dava olmaması nedeniyle huzurdaki davaya bakmakta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli bulunmadığı sabit olduğunu, 100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110. maddesinde düzenlenen “davaların yığılması”na ilişkin bir inceleme yapılmaksızın ve davacının marka isim hakkına dayanan iddiasından doğan uyuşmazlıkta ihtisas mahkemelerinin görevli olduğuna dair bir hüküm kurulmaksızın, eksik inceleme ve yasaya aykırı bir şekilde karar verilmiş olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2026 Tarih - 2025/786 Esas - 2026/83 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; taraflar arasında 04/07/2024 tarihinde franchising sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'nun sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ve bölge koruma hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, bu kapsamda davalının, davacıya tahsis edilen faaliyet bölgesinde düzenlenen festivallere katılarak ürün satışı yaptığını, aynı bölgeye çevrim iç satış gerçekleştirdiğini, davacıya yüksek bedelle fatura ettiği ürünleri kendi satış kanallarında daha düşük fiyatlarla satışa sunarak davacıyı zarara uğrattığını, ayrıca sözleşme kapsamındaki teknik destek yükümlülüğün de yerine getirmediğini belirterek, bu ihlaller nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, ödenen isim hakkı bedelinin şimdilik 200.000,00 TL'sinin iadesine, davalının haksız satışlarından elde ettiği gelire karşılık şimdilik 50.000,00 TL'nin, maddi zarar ve kar kaybı kaybı karşılığı şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın ve ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu, ilk derece mahkemesince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19-(2) maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4).maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşmenin Franchising sözleşmesi olduğu, böylelikle 6102 sayılı kanunda sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, 6102 sayılı yasanın 4/1. maddesinde “ Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri” nispi ticari dava olarak sayıldığından, eldeki davada, davalının tacir, davacının ise (gerçek usulde vergilendirilen, serbest meslek kazanç defteri tutan, ticaret sicil kaydında yer almayan, vergi dairesi tarafından yapılan bildirime göre de faaliyetinin esnaf sınırlarını aşar mahiyette olmadığı ve esnaf olduğu) tacir olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir (Sakarya Bölge Adliye Mah. 7. H.D. 2024/1909 E. 2024/1768 K. Sayılı İlamı). Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/06/2026

... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/698, K. 2026/1175, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-698-e-2026-1175-k-e728c3242904