Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/693 E. 2026/1039 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/693
Karar No
2026/1039
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/693 Esas

KARAR NO: 2026/1039

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 31/03/2026 (ara karar)

NUMARASI: 2026/68 D.İş

DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/94 Esas, 2026/62 Karar sayılı ilamı ile hüküm altına alınan 1.347.311,68 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 24.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte; ayrıca 236.623,64 TL vekalet ücreti ile 27.075,89 TL harç ve yargılama giderinin temini için davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 2026/68 D.İş 18/03/2026 tarihli kararıyla; -İhtiyati haciz talebinin KABULÜ ile, Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/94 Esas, 2026/62 Karar sayılı ilamı ile hüküm altına alınan 1.347.311,68 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 24.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte; ayrıca 236.623,64 TL vekalet ücreti ile 27.075,89 TL harç ve yargılama giderinin temini için davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,

-Teminat alınmasına taktiren yer olmadığına karar verilmiştir.

İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde özetle; mahkemece verilen 18/03/2026 tarihli, 2026/68 D.İş Esas ve 2026/69 Karar sayılı ihtiyati haciz kararına karşı; öncelikle yetki, görev ve kesinleşmiş yargı kararlarının ihlali nedenleriyle itirazın sunulması ve haksız kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz eden vekili duruşmada tekrarla, tüm yazılı itirazlarını tekrar ettiklerini, yetkisiz mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, yine ihtiyati hacze konu ilam kesinleşmeden icra edilemeyeceğini, bu husustaki emsal kararları sunduklarını, İhtiyati hacze konu karar tek başına tazminata konu bir karar olmadığını, haksız rekabet cihetiyle de karar verildiğini, ilamın bölünmezliği dikkate alınarak tüm kararın kesinleşmeksizin icra edilmesi söz konusu olmadığını, tüm itirazlarını tekrarla ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

İhtiyati haciz talep eden vekili duruşmada: Görev ve yetki itirazı yerinde olmadığını, ihtiyati hacze konu alacak ilama bağlı olduğunu, bu sebeple genel yetkili mahkemelerden ihtayati haciz talebi mümkün olduğunu, ayrıca müvekkilinin hakları ihlal edilen olması dolayısıyla adresinin bulunduğu alandaki mahkeme huzurdaki mahkeme olduğunu, bu yönüyle de mahkeme yetkili olduğunu, kesinleşme hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sadece sicildeki değişikliklere ilişkin değişme aradığı açık olduğunu, diğer yöndeki kararların kesinleşmesine gerek olmadığını, itirazın reddine karar verilmesini, ayrıca ilama konu kararın reddedilen kısmının kesinleşmesi gerekiyorsa da kabul edilen kısım yönünden kesinleşme aranmadığını, bu sebeple itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi 2026/68 D.İş 31/03/2026 tarihli ara kararıyla; talebin konusunu Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/94 Esas, 2026/62 Karar sayılı ilama dayandığı, ilama dayalı ihtiyati haciz talebi olduğu, ilamın 556 sayılı KHK dan ve TTK''nın 54 vd. Maddelerinden kaynaklı ticaret unvanının terkini ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, hükümde hem maddi hem de manevi tazminatın yanında ticaret unvanının terkinine ilişkin hüküm tesis edildiği, hükmün mahiyeti dikkate alındığında hükmi şahsın varlığına dair talep ve karar içerdiği, hükmün bir bütün olduğu, tek başına tazminat talebini içermediği, tazminat taleplerinin asıl taleple bağlı talepler olduğu dikkate alındığında kararın kesinleşmeksizin icra edilemez kararlardan olduğu, bu haliyle takibe konulması mümkün olmayan kararın ilama müstenit kararın ihtiyati hacze de konu olmayacağı " gerekçesi ile,

-İhtiyati hacze itirazın KABULÜ İLE Mahkemenin 18.03.2026 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı tarafça “...” ibaresinin hukuka aykırı kullanımı nedeniyle Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/94 Esas, 2026/62 Karar sayılı ilamı ile 1.347.311,68 TL maddi tazminat, 30.000,00 TL manevi tazminat, 236.623,64 TL vekâlet ücreti ve 27.075,89 TL yargılama giderlerine hak kazandığını, söz konusu ilamın kesinleşmiş haksız rekabet fiiline dayandığını, mahkemenin maddi ve manevi tazminat taleplerini ticaret unvanının terkinine ilişkin talebin fer’isi gibi değerlendirerek hatalı bir hukukî nitelendirme yaptığını, oysa tazminatın bağımsız bir eda hükmü olduğunu belirttiğini, dayanak ilamda terkin talebinin reddedilmiş olmasına rağmen tazminata hükmedilmesinin bu taleplerin birbirinden bağımsız olduğunu kanıtladığını, Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/12-281 Esas, 2022/1937 Karar sayılı kararında da para alacağı doğuran tazminat hükümlerinin kesinleşmeden takibe konu olabileceğinin benimsendiğini vurguladığını, HMK m. 367 uyarınca kesinleşme şartının istisnai olduğunu ve genişletici yorumla para alacaklarına teşmil edilemeyeceğini, İİK m. 257, 258 ve 259 maddeleri uyarınca ilama dayalı, miktarı belirli ve muaccel para alacağı bakımından ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu, ilk derece mahkemesinin ilama dayalı belirli para alacağı yönünden ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu gözetilerek itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını, ihtayati hacze yönelik itirazların reddine, mahkemenin 18.03.2026 tarihli, 2026/68 D.İş, 2026/69 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının DEVAMINA karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların Türk icra ve iflas hukukunun temel prensiplerine aykırı olduğunu, yerel mahkemenin ihtiyati haczi kaldırma kararının hukuki isabet taşıdığını, inşai nitelikteki ticaret unvanı terkini hükmü kesinleşmeden fer'i nitelikteki tazminat alacaklarının ihtiyati hacze konu edilemeyeceğini, ilamın bölünmezliği ilkesinin ihlal edildiğini, davacının kanuna karşı hile ve "..." yoluyla hakkın kötüye kullanıldığını, müvekkili şirketin ticari itibarını hedef alan ... haciz işlemlerinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu belirterek, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkemenin 31/03/2026 tarihli, 2026/68 D.İş sayılı İhtiyati Haczin Kaldırılması Kararının Onanmasına,

mahkemenin kaldırma gerekçesinin; "yetkisizlik", "..." ve "... haciz yoluyla hakkın kötüye kullanılması" unsurlarını da içerecek şekilde genişletilerek onanmasını talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, 18/03/2026 tarihli D.İş kararı ile ihtiyati haczin kabulüne karar verilmiştir. İhtiyati hacze itiraz üzerine,31/03/2026 tarihli kararı ile, ihtiyati hacze itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İhtiyati hacze dayanak, Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/94 Esas, 2026/62 Karar sayılı kararı ile, Davanın Kısmen Kabulüne, 1.347.311,68 TL tazminatın 24/01/2013 ten itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, Davacı tarafça talep edilen manevi tazminat talebi ile ilgili olarak takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın 24/01/2013 ten itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, Davalının ticaret unvanı terkini talepli açılan davanın ticaret ünvanı tescili 10/06/2008 olması nedeniyle sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğranıldığında (zamanaşımı) bu talebin reddine, karar verilmiştir.

Mahkemece, Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/94 Esas, 2026/62 Karar sayılı ilama dayandığı, ilama dayalı ihtiyati haciz talebi olduğu, ilamın 556 sayılı KHK dan ve TTK''nın 54 vd. Maddelerinden kaynaklı ticaret unvanının terkini ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, hükümde hem maddi hem de manevi tazminatın yanında ticaret unvanının terkinine ilişkin hüküm tesis edildiği, hükmün mahiyeti dikkate alındığında hükmi şahsın varlığına dair talep ve karar içerdiği, hükmün bir bütün olduğu, tek başına tazminat talebini içermediği, tazminat taleplerinin asıl taleple bağlı talepler olduğu dikkate alındığında kararın kesinleşmeksizin icra edilemez kararlardan olduğu, bu haliyle takibe konulması mümkün olmayan kararın ilama müstenit kararın ihtiyati hacze de konu olmayacağı gerekçesi ile ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmiştir.

Ankara 2. FSHHM 'nin 22.01.2014 tarih E. 2013/26, K. 2014/12 sayılı kararında haksız rekabetinde tespitine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.06.2014 tarih 2014/4582 esas, 2014/11171 sayılı kararı ile onanmış, onama kararı verildiği ve taraflar süresinde tashihi karar talep etmediklerinden mahkeme kararının 09/04/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

HMK. 367/1 maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir.

Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK.443/4 m.). Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları, (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 4.maddesi), Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK 72. madde). Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar ( MÖHUK. 41/2 ), Sayıştay Kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 53. madde), İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (2577 sayılı İYUK28/1) kesinleşmeden takibe konu edilemezler.

Gerek öğretide gerek Yargıtay uygulamalarında ilamların kesinleşmeden icraya konulması kural olup, kesinleşmeden icra takibi yapılamaması ise istisnadır.

Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul edilen ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesi olarak HMK’nın 367/2. fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırılmıştır. Bu uygulamada kişiler hukuku cümlesi geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararlar olup, bu sonuca da geniş yorum yapılarak ulaşılmıştır.

Yargıtay 12 HD nin 2026/752 esas, 2026/1668 karar sayılı kararında; "Yargıtay 12 HD'nin bazı kararlarında da ticari şirketlere ilişkin ilamlarda sicil değişikliği yaptığı gerekçesiyle kesinleşme aranmış ise de 02.11.2021 tarihinden itibaren içtihat değişikliğine gidilerek anonim şirketlerde ortaklıktan çıkarılma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devrine ilişkin ilamların sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yaratan ilam niteliğinde olmadığından kesinleşmeden takibe konu edilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup somut olayda da, icra takibine dayanak ilam sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yaratan ilam niteliğinde değildir. Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesi sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16/son maddesi gereği aranmıştır. Bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmü bulunmamaktadır."denilmektedir.

HGK 2021-12/281 esas, 2022/1937 karar sayılı kararında;" takibe dayanak ilâmda davacının davasının haksız rekabet yönünden kabulü ile davalıların dava konusu eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve men'ine karar verilerek, maddi tazminat ile haksız rekabet yoluyla kişilik haklarının tecavüze uğraması nedeniyle manevi tazminata hükmedilmiş ise de, ilam tarafların şahsı ya da ailevî yapısı ile ilgili hukukî durumlarında, ticaret sicili kayıtlarında değil, malvarlığında değişiklik oluşturacak nitelikte olduğundan ilâmın takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmez." denilmektedir.

İhtiyati haczin yasal şartlarında belirtilen İ.İK' nun 257.maddesinde belirtilen, "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir "para borcunun" alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." ve yine, İ.İ.K ' nun 259. Maddesi ise; "ihtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. Ancak alacak bir ilâma müstenid ise teminat aranmaz." hükmü gereğince talep içeriği ve dosya durumu dikkate alındığında, davacı şirket ile davalı şirket arasında görülmekte olan, Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/94 Esas, 2026/62 Karar sayılı ilamında, maddi ve manevi tazminata hükmedildiği ve davalının ticaret unvanı terkini talepli açılan davanın ticaret ünvanı tescili 10/06/2008 olması nedeniyle sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğranıldığında (zamanaşımı) bu talebin reddine karar verildiği, reddine karar verilen ticaret unvanı terkini talebinin sicilde herhangi bir değişiklik yaratmayacağı ve davada haksız rekabetin tespitine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, iş bu kararın infazı için kesinleşmesine gerek bulunmadığından mahkemece anılan gerekçe ile ihtiyati haczin kaldırılmasına dair verilen karar yerinde değildir.

Tüm bu nedenlerle 6100 salı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince, İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 31/03/2026 tarihli kararının kaldırılmasına ve ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2- İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../03/2026 tarih, 2026/... D.iş. 2026/... K. sayılı ek kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... D.İş Esas ve .../03/2026 tarihli ihtiyati haciz kararına İTİRAZIN REDDİNE,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 12.500,00 TL vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiliyle haciz talep edene verilmesine,

5-İstinaf talebi kabul edildiğinden haciz talep eden tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

6-İstinaf yargılaması için yapılan yargılama giderlerinin ileride haksız çıkan taraftan tahsiline,

7- Kararın tebliği işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,

HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f. ve İİK'nın 258/(3). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/693, K. 2026/1039, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-693-e-2026-1039-k-3c2df5cabff0