Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/592 E. 2026/962 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/592
Karar No
2026/962
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/592

KARAR NO: 2026/962

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/1035

KARAR NO: 2026/57

DAVA TARİHİ : 06/11/2025

KARAR TARİHİ: 20/01/2026

DAVA: Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı)

KARAR TARİHİ: 01/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. nezdinde düzenlenen ... numaralı yangın sigorta poliçesi ile güvence altına alınmış olan davacıya ait işyerinde 03.02.2024 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle bina, sabit tesisatlar, makineler, demirbaşlar ve fason üretim amacıyla bırakılan üçüncü kişilere ait malların ciddi zarar gördüğünü, ekspertiz raporunda yangının elektrik tesisatından çıktığı, işyerindeki makineler, teçhizat, demirbaşlar ve fason malların zarar gördüğü ve yangın sonrası tadilatların poliçe kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin açıkça ortaya konduğunu ancak davalı sigorta şirketinin aradan geçen uzun süreye rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkilinin yaşanan ağır ekonomik sıkıntılara rağmen hukuki yolları tüketmek amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda bulunduğunu, başvurunun sembolik nitelikte 100 TL’lik belirsiz alacak üzerinden yapıldığını, esas zararın kapsamı dikkate alınmadığını, tahkim sürecinde olay yeri tespit dosyaları detaylı incelenmediğini, yangın sonrası oluşan zararın bütününe dair nitelikli ve teknik bir bilirkişi raporu düzenlenmediğini, hazırlanan raporun eleştiriye açık, yetersiz ve denetime elverişsiz nitelikte olduğunu, esaslı bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, bu nedenlerle Sigorta Tahkim Komisyonu’nun kararının bağlayıcı ve nihai nitelik taşımadığını beyanla tazminat talep miktarı bilirkişi marifeti ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere HMK madde 107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100,00-TL tazminatın şirketin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta tahkim dosyasında gerekli inceleme yapılıp bilirkişi raporu alınarak talebin reddine karar verildiğini, söz konusu kararın kesin hüküm oluşturduğunu, yangının oluş şeklinin hayatın olağan akışına ve olağan bir kaza senaryosuna uygun olmadığını, şüpheli olduğunu, talep edilen mal miktarının abartılı olduğunu, yangının kurgulanmak suretiyle davalı şirketten haksız kazanç sağlamak amacıyla kasıtlı olarak meydana getirilme ihtimalinin bulunduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, davaya konu hasarın teminat kapsamında olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı tarafın aynı sigorta poliçesi kapsamında, aynı yangına istinaden davalı sigorta şirketine karşı Sigorta Tahkim Komisyonu'na...sayılı başvurusunun bulunduğu, başvurusunun tahkim tarafından incelenerek esastan reddine karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği ancak itiraz edilmediği, Sigorta Tahkim Komisyonu kararının eldeki dosya yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; kesin hüküm koşullarının oluşmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davacıya ait işyerinde meydana gelen yangın sebebiyle oluşan hasar bedelinin, işyeri sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi istemine ilişkindir.

Davacı tarafça işbu dava açılmadan, davalı sigorta şirketine karşı, aynı yangın olayı ve aynı poliçe kapsamında, aynı hasar talebiyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılmış, Sigorta Tahkim Komisyonunun...başvuru no.lu 05/08/2025 tarihli ve ... sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararıyla yargılama safhasında alınan bilirkişi raporu ile sair belge ve kayıtların, tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Karar tarafların KEP adreslerine teslim edilmiş, davacı vekili tarafından 07/08/2025 tarihinde, davalı tarafından 09/08/2025 tarihinde okunmuştur. Dosya kapsamında itiraz dilekçesi sunulmadığı Komisyondan gelen yazıyla bildirilmiş olup, nitekim davacının da bu yönde bir beyanı olmadığı gibi karar kesinleşmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 303/1 maddesi uyarınca; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Kesin hüküm HMK'nın 114/1.i bendi uyarınca olumsuz dava şartlarındandır.

Kesin hüküm, şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Bir hüküm şekli anlamda kesinleşirse, artık bu hükme karşı, olağan yasa yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları ise; her iki davanın taraflarının müddeabihin ve dava sebebinin aynı olmasıdır.

Müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Her iki davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değildir. Dava sebebi ise hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar aynı ise kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Mahkemeler, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan bir kesin hüküm ile bağlı olup aynı davayı yeniden inceleyemezler.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/10/2021 tarihli 2018/(22)9-591 E. 2021/1202 K. Sayılı ilamında ifade edildiği şekilde; "...Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle ve dava şartı yokluğundan reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve hatta bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, s. 4980 vd.)..."

Davacı vekili her ne kadar Tahkim Komisyonunda esaslı bir yargılama yapılmadığına dair itirazlarını ileri sürerek, kararın kesin hüküm oluşturmayacağını ifade etmiş ise de Tahkim Komisyonunun verdiği kararlar, mahkeme kararları gibi ilam niteliğinde olup ilama konu alacak yeniden bir davaya konu edilemeyeceği, davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olduğu, Sigorta Tahkim Komisyonunun...başvuru no.lu 05/08/2025 tarihli ve ... sayılı kararı ile uyuşmazlığın esastan çözümlendiği, karara taraflarca itiraz edilmediği için kesinleştiği ve eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği anlaşıldığından mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/592, K. 2026/962, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-592-e-2026-962-k-f4f2025087da