Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/588 E. 2026/1096 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/588
Karar No
2026/1096
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/588

KARAR NO : 2026/1096

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/11/2021

NUMARASI : 2020/59 Esas, 2021/858 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 30/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili, müvekkili şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösteren yüklenici firma olduğunu, davalı şirketle yapılması planlanan anahtar teslim ... işi kapsamında anlaşmaya varıldığını ve sözleşme gereğince davalıya çeşitli ödemeler yapıldığını, ancak davalının sözleşmede kararlaştırılan işleri eksiksiz şekilde tamamlaması gerekirken aldığı ödemelerin bir kısmına karşılık gelen işleri yerine getirmeden şantiyeden ayrıldığını, yapılan ihtar ve uyarılara rağmen eksik işleri tamamlamadığı gibi karşılıksız kalan ödemeleri de iade etmediğini, bu nedenle müvekkilinin kalan işleri dava dışı başka bir firmaya tamamlattırmak zorunda kaldığını, davalının başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr

tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili karşı davasında, müvekkili ... Havalandırma şirketi ile davacı-karşı davalı şirket arasında “...” işinin anahtar teslimi yapılması konusunda 14.05.2018 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme bedelinin 40.500,00 TL + KDV olmak üzere toplam 47.790,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davacı-karşı davalının 15.05.2018 tarihinde 32.500,00 TL bedelli çek vermeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin taşeron sıfatıyla üstlendiği işi sözleşmeye uygun şekilde eksiksiz ve çalışır vaziyette tamamlayarak teslim tutanağıyla teslim etmesine rağmen davacı-karşı davalının sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, düzenlenen faturaları haksız şekilde iade ettiğini, müvekkilinin 21.964,50 TL bakiye alacağının bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davacı-karşı davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, asıl davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, karşı davanın kabulüyle icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve karşı davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, asıl işverenin .... Ltd. Şti. olduğunu, “...” işi kapsamında yapılacak soğutma sistemlerine ilişkin olarak davacı-karşı davalı şirket ile müvekkili ... Havalandırma şirketi arasında 14.05.2018 tarihinde 40.500,00 TL + %18 KDV olmak üzere toplam 47.790,00 TL bedelli eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkiline 15.05.2018 tarihinde 32.500,00 TL tutarında çek verildiğini, müvekkilinin üstlendiği işleri sözleşmeye uygun ve eksiksiz şekilde tamamladığını, yapılan işlere ilişkin faturaların düzenlenmesine rağmen davacı tarafından haksız olarak iade edildiğini, davacının işlerin tamamlanmadan şantiyeden ayrıldığı ve kalan işlerin üçüncü kişilere yaptırıldığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, işin tamamlanarak asıl işveren... Dönüşüm şirketine teslim edildiğini ve bu hususun 15.09.2018 tarihli iş teslim tutanağıyla sabit olduğunu ileri sürerek, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevabında, davalı-karşı davacının sözleşme konusu işi eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim ettiği ve işlerin üçüncü kişilere tamamlattırılmadığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dayanak gösterilen 15.09.2018 tarihli iş teslim tutanağının müvekkilinin bilgisi ve kontrolü dışında düzenlenerek imzalandığını, nitekim 10.01.2019 tarihli servis formunda sinyalizasyon arızası ve elektronik kartta yanma meydana geldiğinin, 16.01.2019 tarihli servis formunda ise iç ünitenin arızalı olduğunun ve yenisiyle değiştirildiğinin tespit edildiğini, benzer arızaların devam etmesi ve elektronik kartların sürekli yanması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, ayrıca karşı davacının talep ettiği 21.964,50 TL alacağın dayanağını oluşturan fatura veya başka bir belge sunmadığını ve alacağın hangi iş veya işlemden kaynaklandığını ortaya koyamadığını ileri sürerek, haksız ve dayanaksız olarak açılan karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflarca imzalanan 14.05.2018 tarihli fiyat teklifinde belirtilen ... sistemine ilişkin işlerin davalı yüklenici tarafından tamamlanarak 15.09.2018 tarihinde asıl iş sahibine teslim edildiği, sistemde meydana gelen iki iç ünite arızasının elektronik kart değişimiyle giderildiği, arızaların nedeninin kesin olarak belirlenemediği ve dava tarihi itibarıyla sistemin ayıplı olmadığı anlaşıldığından, davacının ödediği bedelin iadesine yönelik asıl davanın reddine karar verilmiştir. Karşı dava yönünden ise iş bedelinin KDV dâhil 47.790,00 TL olduğu, yapılan 32.000,00 TL ödemenin mahsubuyla 15.790,00 TL bakiye alacak kaldığı, ayrıca 50,00 TL fazla ödemenin düşülmesi sonucunda karşı davacının 15.740,00 TL alacaklı bulunduğu, takibe konu 6.224,50 TL bedelli faturanın ise sözleşme kapsamındaki işlere ilişkin mükerrer fatura niteliğinde olduğu ve ayrıca alacağa hak kazanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 15.740,00 TL yönünden iptali ile takibin bu tutara takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak devamına, asıl davada kötü niyet ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin, karşı davada ise alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı-karşı davalı vekili istinafında; taraflar arasında anahtar teslim ... sistemi kurulmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkilince sözleşme bedeline mahsuben toplam 46.092,47 TL ödeme yapılmasına rağmen davalı-karşı davacının edimlerini eksiksiz yerine getirmediğini, uyuşmazlığın işin hiç teslim edilmemesinden değil eksik ifasından kaynaklandığını, buna rağmen bazı cihazların teslim edilerek arızalandığına ilişkin beyanlarının işin tamamının teslim edildiği şeklinde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalının sunduğu teslim tutanağının yalnızca bir villaya ilişkin bulunduğunu, teklif formu ve dava dışı lojistik firması çalışanı tarafından imzalanan sevk irsaliyesinin tüm malzeme ve cihazların teslim edildiğini kanıtlamadığını, teslim edilmeyen ürünlere ilişkin düzenlenen 17.01.2019 ve 01.07.2019 tarihli faturaların bu nedenle ticari defterlere kaydedilmediğini, faturaların tek başına teslim ve ifayı ispatlamayacağını, servis formlarında arızaların ücret karşılığında giderileceğine ilişkin kayıtlar bulunmasına ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla dava dışı... ... Ltd. Şti.’ne 6.000,00 TL ödendiğini gösteren banka dekontu sunulmasına rağmen bu delillerin değerlendirilmediğini, sözleşme bedeli 47.790,00 TL olduğu hâlde teslimi kanıtlanmayan ürünlere ilişkin faturalar da hesaba katılarak toplam 68.056,97 TL üzerinden yapılan mahsup sonucunda 21.964,50 TL alacak iddiasıyla takip başlatıldığını, karşı davacının teslim ve alacak olgularını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığını, HMK’nın 200. maddesi uyarınca senetle ispatı gereken hususların şirket çalışanlarının tanık beyanlarıyla kanıtlanmış sayılamayacağını, ayrıca müvekkilinin ihtarına rağmen edimlerini yerine getirmeyen karşı davacının müvekkilince başlatılan icra takibinden sonra kötü niyetli olarak karşı takip başlattığını, bu nedenle eksik inceleme ve hatalı delil değerlendirmesiyle asıl davanın reddine ve karşı davada 15.740,00 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının asıl davanın reddine ve karşı davanın kısmen kabulüne ilişkin kısımlarının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili istinafında; asıl dava yönünden, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz yerine getirerek işi 15.09.2018 tarihli teslim tutanağıyla işverene teslim ettiğini, teslim olgusunun davacı-karşı davalının beyanlarıyla da doğrulandığını, buna rağmen davacının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıp itiraz üzerine dava açtığını, asıl davanın reddine karar verilmesine karşın cevap dilekçesinde talep edilen kötü niyet tazminatı hakkında hüküm kurulmadığını, işin teslim edildiğinin dosya kapsamındaki belgelerle sabit olduğunu, tarafların ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelendiğini ve servis ile bakım yükümlülüklerinin de yerine getirildiğini, bu nedenle asıl davanın reddine ilişkin kararın yerinde olduğunu; karşı dava yönünden ise müvekkilinin bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, karşı davanın kısmen kabulüne rağmen alacağın likit olduğu gözetilmeksizin kabul edilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, ayrıca hükmün hukuki işlemin tanıkla ispatına değil, bilirkişi raporu, iş teslim tutanağı ve davacının beyanlarına dayandığını, tanıkların yalnızca maddi vakıalara ilişkin dinlendiğini ileri sürerek, davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesi kararının asıl davada kötü niyet tazminatı ve karşı davada icra inkâr tazminatı talepleri yönünden kaldırılarak müvekkili lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı/karşı davalı iş sahibi, davalı/karşı davacı ise yüklenicidir.

Davacı iş sahibi, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicinin (taşeron) üstlendiği ... sistemine ilişkin işleri eksik bırakarak şantiyeden ayrıldığını ve ödemeleri iade etmediğini ileri sürerek başlatılan icra takibine itirazın iptalini talep etmiş; davalı yüklenici ise sözleşme konusu işleri eksiksiz tamamlayarak teslim ettiğini, bakiye iş bedelinin ödenmediğini savunarak karşı davada kendi başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Mahkemece, sözleşme konusu işlerin tamamlanarak asıl iş sahibine teslim edildiği, sistemde meydana gelen arızaların giderildiği ve dava tarihi itibarıyla ayıplı imalat bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; karşı davada ise yapılan ödemeler mahsup edildiğinde taşeronun bakiye alacağının bulunduğu, ayrıca talep edilen fatura bedelinin mükerrer nitelikte olduğu gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, kötü niyet ve icra inkâr tazminatı taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

Götürü bedel eser sözleşmelerinde iş sahibinin fazla ödeme yapıp yapmadığı veya yüklenicinin talep edebileceği iş bedelinin belirlenmesinde öncelikle işin fiziki tamamlanma oranının belirlenmesi gerekir.

Fiziki tamamlanma oranı, bir inşaat projesinde yer alan tüm imalat kalemlerinin (kazı, temel, betonarme karkas, duvar, sıva, mekanik, elektrik, çatı, dış cephe, ince işler vb.) her birinin proje kapsamındaki toplam iş miktarına oranla ne kadarının yerinde fiilen tamamlandığını gösteren ve genellikle yüzde (%) cinsinden ifade edilen bir ilerleme göstergesidir. Bu oran; projenin ilerleme seviyesini teknik olarak ortaya koymak, hakedişlerin düzenlenmesi ve ödemelerin yapılmasını sağlamak, eksik işler ile sözleşmenin feshi hâlinde yükleniciye ödenecek bedeli hesaplamak, inşaatın kabaca veya tamamen tamamlanıp tamamlanmadığını belirlemek gibi amaçlarla kullanılır.

Bu tanımlama sonrasında, bu türden sözleşmelerde, yüklenicinin sözleşme kapsamında yaptığı işin bedelinin hesaplanmasında "Fiziki Oran Yöntemi" uygulanır. Götürü bedelli eser sözleşmelerinde fiziki oran yöntemi gereğince, konunun uzman bilirkişi ile mahallinde inceleme yapılarak, tespitteki bulgular ve teknik değerlendirmeler de irdelenerek gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hakedilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 15. H.D. 2016/1472 E - 2016/3158 K)

Bu durumu somutlaştırmak gerekirse; örneğin on katlı bir bina yapılması öngörülmüşken fiilen dokuz katının inşa edildiği ve kaba inşaat düzeyinde işin yaklaşık olarak %90 oranında tamamlandığı kabul edildiğinde, ayrıca bu dokuz kat içinde de bazı kısımlarda eksikliklerin veya nefaset indirimi gerektiren hususların bulunduğu varsayımında, teknik olarak yapılması gereken; söz konusu eksikliklerin veya kusurların, tamamlanmış kabul edilen %100’lük kısmın içinde oransal olarak değerlendirilmesidir. Örneğin, bazı dairelerde tespit edilen nefaset unsurlarının toplamda %3’lük bir eksikliğe karşılık geldiği belirlenirse, fiziki gerçekleşme oranı %90'dan %3 düşülerek %87 olarak kabul edilmelidir. Sonuç olarak, bu şekilde belirlenen fiziki gerçekleşme oranı (örneğin %87), sözleşmedeki götürü bedel üzerinden uygulanmalı, bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek alacak hesabı buna göre yapılmalıdır.

Somut olayda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tanık anlatımları, bilirkişi raporları, mahkeme kararının gerekçesi ve tarafların istinaf itirazları birlikte değerlendirildiğinde, davalı/karşı davacı yüklenici tarafından sözleşme kapsamında birtakım imalatların fiilen gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

Tüm bu bilgi ve açıklamalar ışığında, mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK’nın 281/2. maddesi uyarınca, konusunda uzman bilirkişilerden oluşan tek sayılı bir heyet aracılığıyla mahallinde keşif yapılarak denetime elverişli rapor alınması, davalı/karşı davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği ... sistemi imalatlarının miktar ve niteliğinin belirlenmesi, varsa eksik ve ayıplı işler ile nefaset indirimi gerektiren hususların ayrı ayrı tespit edilmesi, bu hususlar gözetilerek imalatların işin tamamına göre fiziki gerçekleşme oranının saptanması, belirlenen oranın sözleşmede kararlaştırılan götürü iş bedeline uygulanması suretiyle yüklenicinin hak kazandığı iş bedelinin hesaplanması ve bu bedelden kanıtlanan veya kabul edilen ödemelerin mahsup edilerek tarafların alacak ve borç durumunun belirlenmesinden sonra karşı dava hakkında karar verilmesi ve sonucuna göre asıl davanın değerlendirilmesinden ibarettir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.

Kaldırma nedenine göre, asıl dava davalısı/karşı dava davacısı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin incelenmeksizin davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

3-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/11/2021 tarih, 2020/59 Esas, 2021/858 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

4-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

5-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/588, K. 2026/1096, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-588-e-2026-1096-k-f9da648dbcd4