İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/395 E. 2026/400 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/395
Karar No
2026/400
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/395 KARAR NO : 2026/400

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/05/2025 KARAR TARİHİ : 12/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı - borçlu şirketin ----İcra Müdürlüğü ------ Sayılı dosyası ile aleyhine açılan icra takibinden gönderilen ödeme emrine itiraz ettiğini, borçlu tarafın sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile takibe, ödeme emrine, borca, faiz oranına, işlemiş faize ve ferilerine itiraz ettiklerini, itiraz nedeniyle icra takibi durduğundan iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, itiraz nedeniyle davalı aleyhine başlatılan icra takibi durmuştur ve iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı açıkça ortada olduğunu, davalı-borçlu ilgili fatura alacağına ilişkin herhangi bir ödemede bulunmadığı gibi aleyhine başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yapılan itirazın, anapara ve ferileri yönünden iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla , borçlunun ----İcra Müdürlüğü -----. Sayılı dosyasından yapılan itirazın anapara ve ferileri yönünden iptaline ve takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki ticari alım satım ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. ---- İcra Dairesinin -------- Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 07/03/2025 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz toplamı 40.727,63 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 12/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından verilen 7 günlük süre içerisinde itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi rapor içeriğine göre; davacı şirketin 2024 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, e-defter beratlarının yasal süresinde onaylandığı, bu haliyle HMK 222. maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu; davalının ise ihtara rağmen defterlerini ibraz etmediği, Borç Tespiti: Mahkemece incelenmesi istenen 2024 yılı defter kayıtlarına ve 2023 yılından devreden bakiye verisine göre, davalının 31.12.2024 tarihi itibarıyla davacıya 34.038,39 TL borçlu olduğu, Teslim ve Mutabakat: Vergi Dairesi kayıtlarına göre, tarafların 2024 Ocak ve Şubat dönemlerinde fatura adet ve tutarlarında tam mutabık oldukları, davalının faturaları KDV beyannamesinde indirim konusu yaptığı, Faiz ve Alacak Hesabı: Dosyada takip öncesi temerrüt ihtarı bulunmadığından 6.689,24 TL işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı; HMK md. 26 (taleple bağlılık) uyarınca 34.038,39 TL asıl alacağa ancak icra takip tarihi olan 07.03.2025'ten itibaren değişen oranlarda yasal faiz işletilebileceği, İnkar Tazminatı: alacak, fatura ve BA kayıtlarıyla sabit (likit) olduğundan, İİK md. 67/2 gereği asıl alacağın (34.038,39 TL) %20'si oranında inkar tazminatının Mahkemenin takdirinde olduğunu beyan etmiştir. Davacı, davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez. Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir. Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 34.038,39 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerini sunmadığı, davalı tarafa 7251 Sayılı Kanun ile değişik HMK'nın 222. Maddesi gereği "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" halinde ibraz eden tarafın ticari defter ve kayıtlarının aleyhe delil sayılacağının ihtar edildiği, HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay ----. HD. ------davalının B/A bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bilirkişi tespitine göre KDV beyannamesinde davalının indirim nedeni yaptığı, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay ----. HD'nin 10/02/2016 tarih ve ---- Esas ------ Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay --- Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı, bu itibarla davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 34.038,39 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, fatura düzenlenmesinin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığı, fatura tarihinin faize başlangıç yapılamayacağı, takip işlemi öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçlunun alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir bir ihtarla temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) gerektiği, iş bu davada davalının takip öncesi temerrüde düşürülmediği, bu haliyle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, davalının ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile takibin takip tarihinden itibaren asıl alacak 34.038,39 TL asıl alacağa yasal faiz işletilmek suretiyle asıl alacak üzerinden devamına fazlaya ilişkin istemin reddine, Hükmolunan alacağın %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli karar harcı 2.325,16 TL’den peşin olarak yatırılan 695,53 TL'nin mahsubu ile 1.629,63 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 695,53 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 702,90 TL ilk dava masrafı, 10.000,00 TL bilirkişi, 91,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 10.793,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre (%84kabul) 9.066,87 TL' sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, arta kalanın davacı üzerinden bırakılmasına, 5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 34.038,39 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 4.600 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre (%84kabul) 3.864,00 TL' sinin davalı taraftan, (%16 Ret) 736,00TL'sinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 8-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere Davacı Vekilinin yüzüne, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/395, K. 2026/400, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-395-e-2026-400-k-b1aec44b93f3