Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/15 E. 2026/98 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/15
Karar No
2026/98
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/15 - 2026/98 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/15 KARAR NO : 2026/98

TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/10/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/196 E., 2020/490 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 01/10/2026 YAZIM TARİHİ : 05/10/2026

Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: ...Projesi kapsamında iletim yatırımı gerçekleştirildiğini, buna ilişkin ... tarafından geçici kabulün yapıldığını ve geri ödemelerin taksitler halinde yapılmaya başlandığını, ancak Danıştay 13.Dairesi'nin 31.03.2015 tarihli kararı ile ödemeye esas olan EPDK metodolojisinin iptal edildiğini, yeni metodolojiye göre hesaplama yapılarak şimdilik 10.000,00 TL'nın 07.02.2012 geçici kabul tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini 12.563.367,23 TL'na yükselterek ıslah harcını tamamlamıştır. Davalı vekili özetle: Yasal mevzuat uyarınca geri ödemelerin süreceğini, Danıştay iptal kararı üzerine yeni metodolojinin belirlenmesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini, davacının işbu davayı açmasına gerek olmadığını, onay aşamasındaki metodolojiye göre hesaplama yapılarak ödemelerin gerçekleştirileceğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince "..... bilirkişi raporlarında da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere; taraflar arasında 11/01/2010 tarihinde imzalanan Bağlantı Anlaşmasının Mevzuata Uyum Başlıklı 23. maddesinde " Bu anlaşmanın yürürlük tarihinden sonraki mevzuat değişikliklerinin taraflar için bağlayıcıdır." hükmünün yer aldığı, yine taraflar arasında 11/04/2012 tarihinde Sistem Kullanım Anlaşması sonrası 11/01/2010 tarihli Bağlantı Anlaşmasında yer alan tüm hak ve yükümlülüklerin revize edilen Bağlantı Anlaşması kapsamında devam edeceği,...Tesis sözleşmesinde işin kapsamı ve tahmini keşif bedelinin toplam 39.014.374,73 TL olarak belirlendiği, Bağlantı Anlaşması kapsamında davacı tarafından yapımı tamamlanan tesislerin geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarının EPDK'nın 26/04/2010 tarihli kararına dayanan Metodolojiye göre davalı ... tarafından toplam 32.229.449,68 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın tesisin geçici kabul onayının verildiği 07/02/2012 tarihini takip eden 30/03/2012 tarihinden başlayarak her ayın son iş günü aylık taksitler halinde ödenmesi gereken kısmının davacıya ( 31/01/2014 tarihine kadar vadesi gelmiş olan taksitlerin %9 yasal faiz alacağı ve %18 KDV ilave edilerek) ödendiği, yatırım tutarının kalan kısmı ve geri ödemeye esas kamulaştırma bedelinin (6.278.668,88 TL) toplamı olan 32.330.847,79 TL'ye ilişkin ödemelerin ise 28/02/2014 tarihinden başlayarak aylık 333.307,71 TL taksit tutarından sistem kullanım ve sistem işletim bedelleri, EPDK ek ücreti, elektrik kalite hizmet bedeli ve her türlü vergi ve yükümlülükler de ilave edilmiş fatura tutarı düşülerek varsa kalan kısmın ödeneceğinin davacıya bildirildiği ancak 30/07/2016 tarihli Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinde yapılan değişiklik üzerine davaya konu tesislerin geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarı ile geri ödemeye esas kamulaştırma bedelinin 2016 yılı Temmuz ayı taksit ödemesi sonrası kalan toplam 22.331.616,49 TL'nin aylık taksitler halinde ödenmeyeceğinin, iletim sistemi sistem kullanım ve sistem işletim bedeli tamamlanıncaya kadar sabit ve değişken sistemi kullanım bedelleri tutarınca eksik ödeme yapılmak suretiyle mahsup edileceğinin davacıya bildirildiği görülmüştür. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 26/04/2010 tarihli ve 2536 sayılı Kararı ile çıkarılmış olan "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisi"nin Danıştay 13. Dairesi'nin 2010/2546 Esas, 2015/1256 sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Kurulun 16/11/2016 tarihli ve 6593 sayılı Kararı ile yeniden "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisi" çıkarılmış olması ve bu Metodolojinin "26/04/2010 tarihli ve 2536 sayılı Kurul Kararı ile onaylanan Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisi hükümlerine tabi olan kişilere bu Metodoloji hükümleri uygulanacağının belirtilmesi üzerine, davaya konu tesislerin geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarının ... tarafından yeniden hesaplandığı ve davacıya ödenmesi gereken "geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarı" toplamının 32.229.499,68 TL'den 32.885.042,05 TL'ye yükseldiği, yeni hesaplanan tutarın eski tutardan 655.542.37 TL fazla olduğu ve bu tutarın fiilen 31/07/2018 tarihinde mahsuplaşmada kullanıldığı, davacı şirketin geri ödeme alacağının ödemesinin yargılama sırasında 29/08/2018 tarihine kadar olan sürede taksitle ödeme ve sistem kullanım mahsuplaşması suretiyle tamamlandığı ve davacı şirketin 29/08/2018 tarihi itibari ile alacağının kalmadığı görülmekle, açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına...." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yeni çıkan metodolojiye göre karar verilmesinin doğru olmadığı, idari işlemin geriye yürüyemeyeceği, Mersin İşletmesi'nin emsal alınmasının doğru olmadığı, Karadeniz'de daha dağlık bölgede ve tel üzerine düşecek buz yükü de hesap edilerek daha ağır direkler yapıldığı, maliyetin daha yüksek olduğu, Danıştay'ın hesaplamaya konu olan 2016 tarihli metodolojiyi de iptal ettiği, davaya esas alınan metodolojinin 2015 yılında iptale konu olan işleme ilişkin Danıştay gerekçesine uygun olmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yeni metodolojinin hesaplanmasına ilişkin kısma itirazları bulunmadığı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığı, dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediği, bu nedenle vekalet ücretine dahi hükmedilmemesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı yüklenici davalı iş sahibidir. Taraflar arasında 11.01.2010 tarihli bağlantı anlaşması imzalanmıştır. Taraflar arasında imzalanan bağlantı anlaşmasının 17. maddesinde; tarafların karşılıklı anlaşması halinde, mevzuat çerçevesinde anlaşmaya ek olarak ilave veya değişiklik protokolleri yapılabileceği, anlaşmanın birinci bölümünde yer alan genel hükümlerin EPDK kararı ile değiştirilebileceği ve sözleşmenin 23. maddesinde ise anlaşmanın yürürlük tarihinden sonraki mevzuat değişikliklerinin, taraflar yönünden bağlayıcı olduğu açıkça kabul edilerek hüküm altına alınmıştır. Dosya üzerinde yapılan incelemede, sözleşmenin imzalanmasından önce mevcut olan 26.04.2010 tarih ve 2536 sayılı kararı ile geri ödemeye esas gerçekleşen yatırım tutarı metodolojisinin Danıştay 13. Dairesinin 31.03.2015 tarih ve 2010/2546 Esas, 2015/1256 Karar sayılı kararı ile “anılan düzenlemelerin tesislerin inşa edileceği araziden veya coğrafi konumdan kaynaklanacak maliyet farklılıklarını yansıtacak bir düzenleme olmadığı, bu durumun farklı coğrafi komun ve arazilerde inşa edilecek tesisler açısından hakkaniyete aykırı durumlara yol açabilecek nitelikte olduğu” gerekçesi ile de iptal edilmesi üzerine EPDK tarafından 16.11.2016 tarih ve 6593-20 sayılı "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisi" çıkarılmış olup bu metodoloji çıkarılana kadar davalı tarafından ödeme yapılmadığı ve metodoloji onaylandığında sözleşmenin 17. ve 23. maddesi gereği yeni metodolojinin dikkate alınarak tüm geri ödeme hesaplarının tekrar yapılarak yargılama sırasında hesaplanan bedelin davacıya ödendiğine dair taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı vekilince istinaf dilekçesinde Sözleşmenin 23. maddesi gereğince en güncel metodolojinin uygulanarak geri ödeme hesabının yapılması gerektiğinin belirtilmesi karşısında uyuşmazlık; yargılama devam ederken en güncel "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisi"ne göre bir hesaplama yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece yargılama devam ederken EPDK tarafından çıkartılan 16.11.2016 tarih ve 6593-20 sayılı "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Tespit Metodolojisine” göre hesaplanan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Ancak mahkemenin gerekçesine esas aldığı bu Metodoloji, Danıştay 13. Dairesinin E.2020/1720, K.2021/3534 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İptal gerekçesinin özünde, iletim tesisinin inşa edildiği coğrafi konumdan kaynaklanan maliyet farklılıklarının gerçek yatırım tutarına yeterince yansıtılmaması bulunmaktadır. İptal edilen karardan sonra 09.12.2021 tarihli ve 10607 sayılı EPDK Kurul Kararı ile aynı adlı yeni metodoloji kabul edilmiştir. Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre hesaplamanın iptal edilmeyen yürürlükteki metoda göre ve “aynı karakteristikli enerji iletim hattı” özelliğinde coğrafi konum ve arazi şartlarının dikkate alınması suretiyle yapılması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak iptal edilmemiş, taraflar arasında imzalanan Bağlantı Anlaşmasının "Ek Protokoller/Ek Sözleşmeler" başlıklı 17. ve 23. maddesi uyarınca dikkate alınarak güncel metodoloji (inceleme tarihindeki) tespit edilip, bu metodoloji uyarınca hesaplama yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK 353-1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek üzere bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Kararın kaldırılması nedenine göre taraf vekillerinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK 353/1.a.6 madde gereğince, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/10/2020 tarih, 2016/196 E., 2020/490 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-)Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine, 3-)Taraf vekillerince tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.01/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/15, K. 2026/98, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-15-e-2026-98-k-ebacacb8714a