Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/446 E. 2026/1634 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/446
- Karar No
- 2026/1634
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/446 KARAR NO : 2026/1634
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/10/2025 NUMARASI : 2025/550 Esas 2025/932 Karar DAVANIN KONUSU : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) BAM KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu çekleri tahsil için davalı bankaya verdiğini ancak çek bedellerinin tahsil edilip müvekkiline ödenmediği gibi tahsil edilip edilmediği hususunda da bilgilerinin bulunmadığını bu nedenle davalı aleyhine İzmir 21.İcra Müdürlüğünün 2015/3994 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalı bankanın takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu bu nedenle haksız olan itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait banka sisteminde 2 adet yurt dışı çekinin bulunduğunu, muhabir banka tarafından çeklerin keşidecisinin hesabının kapalı olması nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulduğunun anlaşıldığı, muhabir banka tarafından çeklerin iadesi gerçekleşmediği için çeklerin davacıya da iadesinin de mümkün olmadığını, ayrıca müvekkil bankaya verilen imzalı taahhütname gereği çeklerin sahte veya karşılıksız olmaları veya diğer herhangi bir sebeple postada kaybolanlar dahil olmak üzere muhabirler tarafından bankaya ödenmemeleri veya ödenmesinden sonra herhangi bir nedenle rücu edilmesi halinde sorumluluğun tamamen kendisine ait olduğunu kabul ettiğini bu nedenle müvekkil bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava tahsil cirosu ile davalı bankaya teslim edilen çeklerin banka yedinde iken kaybedilmesinden dolayı çek bedellerinin tahsili için başlatılmış icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir. Mahkememizce verilen 11/07/2017 tarih 2016/294 esas. 2017/837 karar sayılı davanın reddine ilişkin karara karşı davacının yapmış olduğu istinaf başvurusu üzerine İzmir BAM 20. HD'nin 01/12/2021 tarih, 2020/764 esas, 2021/1338 karar sayılı kararı ile gerek 67-62 sayılı eski TTK ve gerekse 6102 sayılı yeni TTK'da çeklerle ilgili kanunlar ihtilafına ilişkin maddelerinde çeklerin muhatabı yabancı olduğundan ödemeyi yapacak ülke hukuku uygulanacağından, yerel mahkemece uygulanacak yabancı hukuk tespit edilmeden, davacının davalıya karşı dava açma hakkı bulunup bulunmadığı, bankanın sorumluluğu şartlarının araştırılması suretiyle karar verilmesi gerektiğinden bahisle kaldırma kararı verilmiş; mahkemece verilen 25/09/2024 tarih ve 2021/930 esas 2024/713 sayılı kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin 22/05/2025 tarih ve 2025/88 Esas, 2025/1070 karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilerek dosya gönderilmiş olup, mahkememizin 2025/550 esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin söz konusu kaldırma kararında; "her ne kadar mahkemece 1028 ve 1030 nolu çeklerle ilgili olarak davalı bankaya çeklerin çek teslim bordrosu ile teslim edildiği ve davalı banka tarafından davacıya iade edilmediği kabul edilerek bu 2 çek nedeni ile talebin kabulüne karar verilmiş ise de; davacı taraf dosyaya fotokopi olarak çek teslim bordrosu sunmuş, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında da bu 2 çekin kendilerine teslim edilmediği yönünde cevap verilmiş olup, burada çeklerin teslim edildiğini ispat yükü davacı taraftadır. Fotokopi belgeye göre bilirkişi tarafından yapılan tespit yerinde bulunmamış, ispat yükü üzerinde olan davacının çek teslim bordrosu aslını sunması, sunmaması halinde davacının yemin delili bulunduğundan yemin delili hatırlatılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır". Kaldırma kararı doğrultusunda kararda bahsi geçen 1028 ve 1030 nolu çeklerin davalı bankaya teslimine yönelik davacı tarafa kesin süre verilerek söz konusu çeklere yönelik çek teslim bordrosu aslının dosyaya sunulması istenmiş, davacı tarafça verilen kesin süre içeresinde belge aslı dosyaya sunulmamış, ayrıca sunulan beyan dilekçesi ile belge aslı yerine fotokopi evrakı ikinci nüshasının dava dosyası içerisinde bulunduğu bildirilmiştir. Davacı tarafa mahkemece yemin delili hatırlatılmamakla birlikte davacı asılın dosyaya sunduğu söz konusu dilekçe ile karşı tarafa yemin teklifinde bulunmayacağını beyan etmiş olup bu doğrultuda davacıya ayrıca yemin teklifinin hatırlatılmasının sonuçsuz kalacağı anlaşılmıştır. Yapılan yargılama çerçevesinde davacının ileri sürdüğü ve tahsil için davalı bankaya teslim ettiğini beyan ettiği 4 adet çekten 1020 ve 1024 nolu çeklerin banka tarafından teslim alındığı, bu çeklerin tahsil işlemlerine başlandığı, davalının bu yönde gerekli çalışmaları başlattığı, bu çeklerin muhabir banka tarafından hesabın kapalı olması nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulduğu, davalı bankaya iade edilmediği, davalının yükümlüklerini yerine getirdiği, bu yönde sorumluluğu bulunmadığı, davacının davalı bankaya teslim ettiğini beyan ettiği 4 adet çekten 1028 ve 1030 nolu çekler yönünden taraflar arasında söz konusu çeklerin davacı tarafça davalıya teslim edilip edilmediği hususunda ihtilaf oluştuğu, bu ihtilafın çözümlenmesi için son BAM kaldırma kararı doğrultusunda davacı tarafa çek teslim/ tevdi bordrosu aslını sunmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde belge aslı sunulmadığı, davacının dava dilekçesinde ayrıca yemin deliline dayandığı ancak davacı asılın dosyaya sunduğu beyan dilekçesi karşısında davacıya yemin teklifinin hatırlatılmasının sonuçsuz kalacağı, davacının karşı tarafa yemin teklifinde bulunmayacağını beyan etmekle yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı anlaşılmakla söz konusu 2 adet çek yönünden davacının geçerli delil ve belgeler ile söz konusu çekleri tahsil için davalıya teslim ettiği hususu kanıtlanamadığından hem bu çekler yönünden hem de davalıya teslim edilmekle birlikte sorumluluğu bulunmayan diğer 2 çek yönünden olmak üzere davacının açmış olduğu davanın ve başlatmış olduğu icra takibinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; "HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının davasının reddine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1028 ve 1030 nolu çeklerin davalı bankaya teslimine yönelik ispata dair çeklere yönelik çek teslim bordrosu aslının dosyaya sunulmasının istenilmesi için süre verildiğini ve bu ihtaratın vekiline yapıldığını, ancak yargılamanın safahatlerinde de açıkça belirttikleri üzere belge aslının hiçbir zaman taraflarında olmadığını, zira bankaca tarafına uygulamalarında fotokopili olarak basılı halde kendilerine gelen teslim evrakının aslının mevzuat gereği sadece kendilerinde bulunması gerektiği, zira muhbir bankaya aslının verileceğinin belirtildiğini, taraflarına ikinci nüshanın verilebileceğinin belirtildiğini ve verildiğini, bu nedenle taraflarınca veyahut vekilince ibraz edilemediğini, bunu yerine otokopi evrakının ikinci nüshasının dosyada mübrez olduğunu, bankaca bu evrakın sahte olduğu yönünde beyanda bulunulmadığını, bu evrakta yer alan bir kısım çeklerle ilgili ellerinde olduğu ancak tahsil edilemediğini belirttiğini, diğer çekler için ise ellerinde olmadığını belirttiğini, bu durumda bankanın kendisinin otokopi evrakında bir bütün halinde sahtelik iddiasında da bulunmadığına göre tüm çeklerin hayatın olağan akışına göre elinde demek olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; müvekkilinin davaya konu 4 adet çeki tahsil için davalı bankaya verdiğini, ancak çek bedellerinin tahsil edilip müvekkiline ödenmediği gibi tahsil edilip edilmediği hususunda da bilgilerinin bulunmadığını, bu nedenle haksız olan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf; davacıya ait banka sisteminde 2 adet yurt dışı çekinin bulunduğunu, muhabir banka tarafından çeklerin keşidecisinin hesabının kapalı olması nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulduğunun anlaşıldığı, muhabir banka tarafından çeklerin iadesi gerçekleşmediği için çeklerin davacıya da iadesinin de mümkün olmadığını, ayrıca müvekkil bankaya verilen imzalı taahhütname gereği çeklerin sahte veya karşılıksız olmaları veya diğer herhangi bir sebeple postada kaybolanlar dahil olmak üzere muhabirler tarafından bankaya ödenmemeleri veya ödenmesinden sonra herhangi bir nedenle rücu edilmesi halinde sorumluluğun tamamen kendisine ait olduğunu kabul ettiğini bu nedenle müvekkil bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; ilk kararda davanın reddine karar verilmiş, bu karar İzmir BAM 20. HD nin 01/12/2021 tarih 2020/764 esas, 2021/1238 karar sayılı kararı ile ; "...Dava konusu uyuşmazlıkta çeklerin muhatabı... olup, keşidecinin de ...olduğu görülmekle, yabancılık unsuru bulunduğu anlaşılmaktadır. Yabancılık unsuru taşıyan ve bankada kaybedildiği belirtilen çeklere ilişkin bir davada hakimin, değerlendirme yaparken 5718 S. MÖHUK ilgili hükümleri çerçevesinde ve TTK'nın kanunlar hilafına ilişkin 822.maddesi hükümlerini de dikkate alarak, çekin ödeneceği memleket kanunlarını araştırıp uygulamak suretiyle sonucuna göre bir karar vermesi gerekir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)'nın 2. maddesi hükmüne göre hakim, Türk Kanunlar İhtilafı Kuralları'nı ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular. Hakim, yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını da isteyebilir. Tüm araştırmalara rağmen, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tespit edilememesi halinde Türk Hukuku uygulanır. TTK'nın 822.maddesine göre (6762 S. eski TTK madde 734) , muhatap bankası yabancı ülke bankaları olan çeklerde; ödemeyi yapacak olan ülkenin hukukunun uygulanacağı düzenlenmiş olup, dolayısıyla muhatap bankanın bulunduğu ülkenin hukuku uygulanacaktır. Buna göre yabancı banka çeklerinde; Türk Mahkemelerinin yargı hakkı bulunmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere uygulanacak kanun maddeleri bakımından mahkemece araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilecektir (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2006/6624 E.- 2007/14064 K., 2012/5453 E.- 2013/6689 K.). Somut uyuşmazlıkta dava tarihi 08.03.2016 olup, dava konusu çeklerin ise Mart-Nisan 2012 tarihli olduğu anlaşılmaktadır. Bu tarihlere göre gerek eski ve gerekse yeni TTK'nın çeklerle ilgili kanunlar ihtilafına ilişkin maddelerinde (6762 S. eski TTK madde 734 ve 6102 S. yeni TTK madde 822) yukarıda anılan hükümler uyarınca çeklerin muhatabı yabancı olduğundan ödemeyi yapacak ülke hukuku uygulanacağından, yerel mahkemece uygulanacak yabancı hukuk re'sen tespit edilmeden, davacının davalı bankaya karşı dava açma hakkı bulunup bulunmadığının ve varsa bankanın sorumluluğunun şartları araştırılmaksızın Türk Hukuku'na göre karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle HMK/353/1-a-6.madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesi gerekmiştir. " şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır. Kaldırma kararından sonra mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, her iki taraf da istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı 4 adet çeki davalı bankaya verdiğini ancak çeklerin kendisine iade edilmediğini ileri sürmekte, davalı ise; çeklerin 4 adet olmadığını, 2 adet 1020 ve 1024 numaralı çeklerin kendilerine verildiğini, kendilerinin de muhabir bankaya ibraz ettiklerini, ancak hesap kapalı denilerek kapalı kaşesi vurulduğunu, çeklerin de muhabir banka tarafından kendilerine tekrar verilmediğini bu nedenle davacıya iade edemediklerini, ayrıca davacının çeklerle ilgili taahhütnamesi gereği de kendilerinden bir talepte bulunamayacağını belirtmiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan 4 adet çekin bankaya verildiğine dair çek teslim bordrosunun fotokopi olduğu, kaldırma kararından sonra mahkemece davalı bankaya yeniden müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında sadece 2 adet çekin kendilerine tahsil için verildiği, bunların da karşılıksız çıktığı, uygulamada muhabir bankaların bu çekleri geri verebildikleri gibi kendi yasal düzenlemeleri çerçevesinde iade etmeme yolunu da seçebildiklerini, muhabir banka tarafından çekler iade edilmediğinden davacıya teslim edilemediğini bildirmiştir. Mahkemece fotokopi belge üzerindeki imza ile ilgili bilirkişi raporu aldırılmış, bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından, dava dosyasına sunulan 1086549 nolu müşteriye ait 15.03.2012 tarihli çek teslim bordrosu fotokopisi üzerindeki imzanın, dava konusu tarihte .... A.Ş. İzmir şubesinde gişe yelkilisi görevinde bulunan ... 'a ait olduğunu, ... 'ın imza sirküleri bulunmamakta olup, imza teyidinin Bireysel Bankacılık Hesap Açma sözleşmesinden yapıldığını, ...'ın rapor tarihi itibariyle, ilgili bankanın Buca şubesinde görev yaptığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece kaldırma kararından sonra bilirkişi ....'dan rapor alınmış, bilirkişi raporunda; dava konusu çeklerden 1020 modu 31.02.2012 keşide tarihli 8.000 USD bedelli ve 1024 nolu 20.03.2012 tarihli 5.000 USD bedelli iki adet çekle ilgili olarak, bu çeklerin muhatabı olan ... tarafından çek hesabının yukarıda belirtilen herhangi bir sebeple kapatıldığı ve dolayısıyla muhatap bankanın kapatılmış hesaptan ödeme yapmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla muhatap bankanın ödeme yeri olan ABD'nin New Jersey eyaletinde yürürlükte olan ABD Yeknesak Ticaret Kanunu'nun $ 3.411. maddesinin 2.fıkrası anlamında çeklerin muhatap banka tarafından ödenmemesinin haksız olarak mütalaa edilemeyeceği ve aynı maddenin 3-a fıkrası uyarınca bankanın ödemeleri askıya aldığı hallerde bankadan tazminat talep edilemeyeceği dikkate alındığında, burada bahsi geçen çeklerin ödenmemesi nedeniyle ABD'deki muhatap bankanın ya da çekleri muhabir bankası ... aracılığıyla muhatap bankaya tahsile vermek suretiyle yükümlülüğünü yerine getiren davalının sorumluluğunun bulunmadığını, diğer yandan, dava konusu yapılan 1030 no.lu 30.04.2012 keşide tarihli 8.000 USD bedelli ve 1028 no.lu 13.04.2012 keşide tarihli 4.000 USD bedelli diğer iki adet ... çekinin suretleri dosyada mevcut olmamakla birlikte, itirazın iptali davasının dayanağını teşkil eden icra dosyası içeriğinde bu çeklerle birlikte dava konusu yapılan dört adet çekin tamamının davalı banka tarafından teslim alındığına dair davalı bankanın antetini içeren imzalı ve 15.03.2012 tarihli bir adet çek bordrosu mevcut olup, istinaf aşamasından önce emekli bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, söz konusu bordronun altındaki imzanın dava konusu tarihte davalı bankanın İzmir şubesinde gişe yetkilisi olan ....'a ait olduğu tespit edilmiş olduğundan, söz konusu belgenin davalı banka açısından bağlayıcı olduğu, dolayısıyla 2 adet çekle ilgili bankanın çekleri kaybetmesi nedeniyle yükümlülüğünü ihlal ettiği belirtilerek 1030 ve 1028 nolu çeklerle ilgili sorumluluğun toplam 26.620 TL olduğunu belirtmiştir. Bilirkişiden alınan ek raporda da ; bilirkişi ödeme yerine göre New Jersey eyaleti hukukunun uygulanması gerektiğini, bankanın ödemeyi askıya alması halinde bankadan tazminat talep edilemeyeceğinin bu hukukta düzenlendiği belirtilerek kök raporda değiştirilecek bir husus olmadığını belirtmiştir. Mahkemece; bu kez 2. Kararla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar her iki tarafça istinaf edilmiş, Dairemizin 2025/88 esas, 2025/1070 karar sayılı kararı ile; "... Tüm dosya kapsamına göre ;her ne kadar mahkemece 1028 ve 1030 nolu çeklerle ilgili olarak davalı bankaya çeklerin çek teslim bordrosu ile teslim edildiği ve davalı banka tarafından davacıya iade edilmediği kabul edilerek bu 2 çek nedeni ile talebin kabulüne karar verilmiş ise de; davacı taraf dosyaya fotokopi olarak çek teslim bordrosu sunmuş, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında da bu 2 çekin kendilerine teslim edilmediği yönünde cevap verilmiş olup, burada çeklerin teslim edildiğini ispat yükü davacı taraftadır. Fotokopi belgeye göre bilirkişi tarafından yapılan tespit yerinde bulunmamış, ispat yükü üzerinde olan davacının çek teslim bordrosu aslını sunması, sunmaması halinde davacının yemin delili bulunduğundan yemin delili hatırlatılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır... " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra davacı taraf yemin teklif etmeyeceğini açıkça belirtmiş ve belge asıllarının da kendisinde olmadığını bankanın da buna karşı çıkmadığını belirtmiştir . İlk derece mahkemesince bu kez; toplanan delillere göre davanın tamamen reddine karar verilmiştir. Davacı taraf istinaf yoluna başvurmuştur. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacının çek teslim bordrosu aslını sunmamış olmasına, davacı bankaca kendilerine sadece 2 adet 1020 ve 1024 numaralı çeklerin verildiğini, başka çek verilmediğini bildirmiş olmasına, 1030 ve 1028 nolu çeklerin davalıya teslim edildiğinin davacı tarafça sunulan delillerle ispatlanmamış olmasına, 1020 ve 1024 numaralı çekler ile ilgili olarak ise çeklerin karşılıksız çıkmış olmasına, muhabir banka tarafından çekler iade edilmediğinden davacıya teslim edilemediğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/10/2025 tarih, 2025/550 Esas ve 2025/932 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2026