Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/407 E. 2026/768 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/407
Karar No
2026/768
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/407 KARAR NO : 2026/768

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/01/2026 NUMARASI : 2024/469 Esas 2026/13 Karar DAVA : İSTİRDAT KARAR TARİHİ : 27/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/469 Esas ve 2026/13 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın asıl ve birleşen dosya yönünden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkil davacı ..., ... ile arasındaki ticari ilişkiye yönelik ...-Aydın Şubesinin TR..... IBAN numaralı hesabı üzerinden 30.04.2024 Tarihli, 6590066 seri numaralı 75.000 TL (yetmişbeşbin) tutarında, ... tarafından keşide edilen çekin alınmış olduğunu, çekin müvekkilin zilyedi olduğu sırada müvekkilin rızası ve bilgisi dahilinde olmayarak kaybolduğunu, müvekkilin bu ticari ilişkiye dayalı şekilde almış olduğu ve bu çekin de dahil olduğu diğer tüm çekler bakımından zayi davasının devam ettiğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen çeklerin bulunamadığını ve müvekkil tarafından durum fark edilip edilmez çeklerin vadesi gelmeden, çeklerin kötü niyetli kişiler tarafından, bankadan tahsil edilmesi veya çeklerin işletilmesi tehlikesi olması sebebiyle 14.12.2023 Tarihinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/978 Esas sayılı zayi nedeniyle çek iptali dosyasının açıldığını, 15/12/2025 tarihinde ödeme yasağı konularak bankaya bildirildiği, banka tarafından çekin ibraz edildiğine dair cevap verdiği, çekin müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını, çekin kötü niyetli şekilde farklı kişi veya şirketlerin eline geçmiş olup davacı müvekkilin haberi ve bilgisi olmadan bu şekilde çek silsilesinin devam ettiğini beyan ederek davanın kabulü ile ...-Aydın Şubesinin TR..... IBAN numaralı hesabı üzerinden 30.05.2024 Tarihli, 6590067 seri numaralı 75.000 TL (yetmişbeşbin) tutarındaki çekin müvekkilinin yetkili hamil olduğunun tespiti ile çekin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılara/birleşen dosya davalısına usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalılar/birleşen dosya davalısı davaya cevap vermemiş, kendilerini vekil ile temsil ettirmemişlerdir. DELİLLER: İzmir 6 Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak 2023/978 esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. ...-Aydın Şubesinin TR..... IBAN numaralı hesabı üzerinden 30.05.2024 Tarihli 6590067 seri numaralı 75.000 TL (yetmişbeşbin) tutarındaki çek hesabının kime ait olduğu, çekin kim tarafından ibraz edildiği, çeki ibraz eden kişinin kimlik bilgileri ve çek görüntüsünün gönderilmesi istenmiş, gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Tanık beyanı için İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır. Tanık ....;" ... benim arkadaşım olur, biz tekstil işi ile uğraşıyoruz, ben ....'e müşteri yönlendirdim, ...'in bana dediğine göre ...'e yaptığı alışverişe karşılık çek vermiş ve çek kaybolmuş, fakat ben bunları ...'ten duydum, herhangi bir bilgim görgüm yoktur, davalı ....'i ise hiç tanımam, benim konuya ilişkin görgü ve bilgim bundan ibarettir. " şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELEMEMİZ: Asıl dava ve birleşen dava; TTK' nın 792. maddesi uyarınca açılmış olan istirdat davasıdır. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.A /1 maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. Söz konusu kanun hükmü 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, iş bu dava 25/07/2024 tarihinde açılmıştır. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. 28/03/2023 Tarih ve 7445 Sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 uyarınca iş bu çek istirdadı davası, zorunlu arabuluculuğa tabidir ve bu husus dava şartıdır. Somut olayda davacılar arabulucuğa başvurmadan davayı açmıştır. Yukarıda anlatılan nedenlerle; 6102 Sayılı TTK nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı niteliğinde olduğu..." gerekçesi ile, davanın asıl dava ile birleşen davanın ayrı ayrı REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 4 adet çekin kaybolması ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/978 Esas 2024/1005 Karar Sayılı dosya kapsamında çek iptali davası ikame edildiğini, işbu dava devam ederken iki çek bakımından biri bankaya ibraz diğeri de icra takibi ikame edilmesi şeklinde çekleri kötü niyetli şekilde iktisap eden kişilerce çeklerin kimde olduğunun tespit edildiğini, buna bağlı olarak çek iptali dosyasının görüldüğü mahkeme tarafa "...çek istirdatı davası açması ve bu hususu mahkememize bildirmesi için 1 aylık süre verilmesine..." diyerek bu kişilere karşı çek istirdadı davası açılması için kesin süre verdiğini, bu noktada tarafça süresinde çek iptali davası kaynaklı şekilde işbu davanın ikame edildiğini, söz konusu dava mahkeme tarafından ayrı bir dava şeklinde olmadığını, çek iptali davası uyarınca mahkemenin yönlendirmesi ile belirli bir süre içerisinde açılmış bir dava türü olduğunu, burada mahkemece önce arabuluculuğa başvurmak sureti ile denmediğini, yalnızca dava açılması yönünde kesin süre tanındığını, çek istirdadının istirdat davası yada menfi tespit davası hükmünde olduğunu, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, çek istirdadı davasının 6102 Sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığını, çek istirdadı isminin geçmediğini, mahiyeti itibariyle normal istirdat ya da menfi tespit davasına sokulamayacağı ya da benzer kabul edilemeyeceğini, istirdat davası gibi bir para alacağının söz konusu olmadığını, çekin haksız olarak elinde bulundurduğu iddia edilen hamilden çekin iadesinin sağlanmasının temel alındığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Asıl dava ve birleşen dava; TTK' nın 792. maddesi uyarınca açılmış olan istirdat davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.12.2024 tarih ve 2024/1595 Esas 2024/9423 Karar sayılı emsal bir kararında ; "...I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik malzemesi alım satımı nedeniyle ticari ilişki içinde olduğu dava dışı .....-.... firmasından, keşidecisi .. ... A.Ş. olan 30.06.2023 keşide tarihli, 1430774 seri numaralı ve 1.000.000,00 TL bedelli tacir çeki aldığını, mezkur çekin başkaca ticari münasebetlerden ötürü kargo aracılığıyla .... adlı firmaya gönderildiğini, aradan geçen uzun süreye rağmen çekin ilgili firmaya teslim edilmediğini ve akıbeti hakkında bir bilgi olmaması nedeniyle Elazığ 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/65 E. sayılı dosyasında ödemeden men yasağı talepli çek iptali davası açtıklarını, Mahkemece çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiğini, karara rağmen davalı .... Şti. tarafından çekin ....'na ibraz edildiğini, davalının çeki nasıl iktisap ettiğinin bilinmediğini, müvekkilinin söz konusu şirketle herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesiyle durumun anlaşılacağını, konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu ve soruşturmaya devam edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 792 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava konusu çekin istirdadı ile müvekkiline iadesine karar verilmesi ve ayrıca davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin olduğu, dava açılmadan önce arabulucuya başvurma şartının bulunduğu, 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri (7445 sayılı Kanun) ile 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu, somut olayda davanın 18.09.2023 tarihinde arabulculuğa başvurulmadan açıldığı, dava dilekçesi ve eklerinde arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylı suretinin sunulmadığı gerekçesiyle 6102 sayılı Kanun'un 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanununun (6325 sayılı Kanun) 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş , hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın 18.09.2023 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, dava dilekçesine arabuluculuk tutanağının eklenmediği, arabuluculuk son oturum tutanağının 29.09.2023 tarihli dilekçe ekinde sunulduğu, yapılan incelemede Elazığ Arabuluculuk Bürosunun 2023/442 büro dosya ve 2023/107443 arabuluculuk numaralı son oturum tutanağına göre arabulucuya 21.09.2023 tarihinde başvurulduğu ve 28.09.2023 tarihinde son oturum tutanağı düzenlenerek arabuluculuk sürecinin tamamlandığı, buna göre davacının zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan davanın açıldığı, Mahkemece, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ve 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V.TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, harici araç satım sözleşmesine dayalı cebri tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesinin birinci fıkrası ve 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,..." denilmiş olup, Anılı Yargıtay ilamında belirtilen ilkelere, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri (7445 sayılı Kanun) ile 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olmasına, 25.07.2024 tarihinde açılan iş bu davanın zorunlu arabuluculuk müessesine tabi olmasına rağmen dava açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuk müessesine başvurulmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/01/2026 tarih ve 2024/469 Esas 2026/13 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 27/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/407, K. 2026/768, T. 27.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-407-e-2026-768-k-d341cd1a4446