Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/350 E. 2026/964 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/350
Karar No
2026/964
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/350 - 2026/964 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/350 KARAR NO : 2026/964

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :13/01/2026 NUMARASI :2026/17 D.İş Esas - 2026/17 Karar İHTİYATİ HACİZ TALPE EDEN :MİR PROJE MÜHENDİSLİK İNŞAAT ENERJİ LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... KARŞI TARAF :ATİLLA PROFİL BORU METAL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... TALEP :İhtiyati Haciz TALEP TARİHİ :09/01/2026

KARAR TARİHİ :18/05/2026 KR. YAZIM TARİHİ :11/06/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; borçlu şirketin 08.12.2025 ve 23.12.2025 tarihlerinde bir kısım malları müvekkil şirkete satmak amacıyla fiyat teklifinde bulunduğunu, müvekkil şirketin teklif edilen tutarların piyasa şartlarında makul seviyede olması nedeniyle borçlu şirketin teklifini kabul ettiğini ve borçlu şirkete 23.12.2025 tarihinde 1.000.000,00-TL 26.12.2025 tarihinde iki parça halinde 5.000.000,00-TL ve 1.500.000,00-TL, toplamda 7.500.000,00-TL ödeme yapıldığını, müvekkil tarafından ödemelerin yapılmasına rağmen borçlu şirket malları müvekkil şirkete göndermediğini, daha sonradan müvekkil şirketin yaptığı araştırmada borçlu şirketin batık olduğunu, birçok firmadan bu yöntem ile para topladığını ancak kendisinden sipariş edilen malları göndermediğini, borçlu şirket aleyhine şu anda bir çok icra takibi açıldığını, borçlu şirket piyasadan topladığı paraları kaçırmak amacıyla üzerindeki mal varlığını 3. kişilere devrettiğini, bir çok farklı şirketin borçlu şirket aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/451 D. İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, Borçlu şirketin işbu dolandırıcılık eylemi nedeniyle müvekkil şirketin mağduriyeti hat safhada olduğunu borçlu şirketin mal kaçırması ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu, borçlu şirketin mallarını kaçırmasına mani olmak için mahkemenizden borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... İhtiyati haciz talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; başlatılan icra takibi ile borçlu şirketin temerrüde düştüğünü, şirket yetkilileri arasındaki yazışmanın alacağın varlığını ispat ettiğini, işbu yazışmalar ile dava dilekçesi ekinde sunulan ödeme dekontları ve fiyat teklif yazıları birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat kuralının yerine getirildiğinin görüldüğünü belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/01/2026 tarih, 2026/17 D.İş Esas - 2026/17 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı şirket tarafından davalıya toplam 7.500.000,00-TL avans ödemesi yapıldığı, davalı şirketin ödemeleri almasına rağmen ürün göndermediği ve böylelikle taahhütlerini yerine getirmediği iddiasıyla eldeki ihtiyati haciz talep edildiği, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 2004 sayılı İİK'nın 257-(1) maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." 2004 sayılı İİK'nın 257-(2) maddesi "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.". 2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi "...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur..." hükmü düzenlenmiştir. İhtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için durumun gerektirdiği hallerde karşı taraf dinlenmeden (İİK m.258) ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görülerek de verilebilir. Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi şartı olmayıp, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak; kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde; tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda; bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte; “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Somut olayda; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacı alacaklının muaccel bir alacağı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Davacının talep dilekçesi ekinde sunduğu belgeler arasında bu yönde karar verilmesini gerektirir bir delil bulunmadığı, ödeme dekontlarının açıklamasız olduğu, karşı taraftan sadır bir belgenin bulunmadığı, whatsapp yazışmalarının ürün teslimine ilişkin olup olmadığının belli olmadığı, bu şekilde davacının iddia ettiği alacağın varlığına ilişkin bu aşamada yaklaşık ispata elverişli bir delil sunulmadığı anlaşıldığından, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir. Mahkemece, karar başlığında; ihtiyati haciz talep eden ile vekilinin adreslerinin yazılmamış olması, İİK'nın 260. maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.

Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, ihtiyati haciz talep edenin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İhtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/05/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/350, K. 2026/964, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-350-e-2026-964-k-5bc3d483f2a3