Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2565 E. 2026/2065 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2565
Karar No
2026/2065
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2026/2565

KARAR NO:2026/2065

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan) İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ:07/05/2026

NUMARASI:2025/1165 Esas - 2026/438 Karar

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:07/10/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/01/2022 tarihinde, müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı ...'a ait olup kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Büyükçekmece 16.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/736 Esas ve 2023/1813 Karar sayılı dosyasında davalı ...'un kusurlu olması nedeniyle mahkeme tarafından mahkumiyet kararı verildiğini, sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, maddi hasar alacağı için 100,00 TL, değer kaybı alacağı için 100,00 TL ve hak mahrumiyeti alacağı için 100,00 TL olmak üzere şimdilik 300,00 TL'nin olay tarihinden itibaren merkez bankasında uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olan kazanın 08/01/2022 tarihinde gerçekleştiği iddia edilmekte olup huzurdaki davanın ise 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 09/12/2025 tarihinde ikame ettiğini, dava KTK m.109'da düzenleme altına alınan zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğinden, haksız davaya konu taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda, 08.01.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasının aynı zamanda yaralanmalı trafik kazası niteliğinde olduğunu, kaza nedeniyle davalı sürücü hakkında ceza yargılaması yapılmış olup, Büyükçekmece 16 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/736 Esas, 2023/1813 Karar sayılı ilamı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiğini, bu hususun dahi olayın yalnızca maddi hasarlı bir trafik kazası olmadığını açıkça gösterdiğini, olay nedeniyle ceza soruşturması ve kovuşturması yapılmış ve mahkûmiyet kararı verilmiş olduğundan, maddi talepleri bakımından da uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli, değer kaybı ve hak mahrumiyeti bedeli istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 08/01/2022 tarihinde, davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketine ... poliçesi ile sigortalı olup, davalı ...'a ait ve davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu davacıya ait aracın hasarlandığı, davacının araçtaki hasar bedeli, değer kaybı ve hak mahrumiyeti bedelinin tahsili istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.2918 sayılı KTK.nun 109/1. Maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 08/01/2022 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince 22/10/2025 tarihinde Arabulculuk yoluna başvurulmuş, Arabuluculuk süreci anlaşamama ile 28/11/2025 tarihinde bitmiş ve dava 09/12/2025 tarihinde açılmıştır.Davaya konu trafik kazası sonucunda, kaza tespit tutanağına göre, davacı yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan ceza kanununa göre ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihiyle arabuluculuk başvuru tarihi arasında uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadığından, işin esasına gerilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2565, K. 2026/2065, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2565-e-2026-2065-k-6e13a5f420e7