Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2516 E. 2026/2593 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2516
Karar No
2026/2593
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2516

KARAR NO:2026/2593

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:19/06/2026

NUMARASI:2026/496 E

DAVANIN KONUSU:Tazminat

KARAR TARİHİ:01/10/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasındaki sözleşmeler ve adi ortaklık ilişkisi kapsamında yürütülmesi gereken İngiltere vize operasyonunun davalı şirket tarafından müvekkili şirketin yok sayılarak, adi ortaklık ilişkisine ve sözleşmelere aykırı şekilde davalı tarafça tek başına yürütülmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı tüm maddi zararların mahkeme tarafından görevlendirilecek konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle hesaplanarak ortaya çıkacak, şimdilik harca esas değer olmak üzere 100.000 EURO maddi zarara ilişkin bedelin, işlemiş ve işleyecek yıllık vadeli Euro mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle, fazlaya, faiz ve ferilere dair her türlü hak, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalı yandan tahsiline ilişkin HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davalarının kabulüne, İİK m.257 hükümleri uyarınca şartları gerçekleşmiş olan ihtiyati tedbir taleplerine dair İstanbul 15. ATM tarafından daha önce benzer şekilde aykırılıklar yönünden verilen kesinleşmiş ihtiyati tedbir kararı da dikkate alınarak dava konusu İngiltere vize operasyonuna dair haklı ve hukuka uygun ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalı yana ait taşınır, taşınmaz ve üçüncü şahıslardaki her türlü hak ve alacakları, banka hesapları, menkul kıymetleri ve sair malvarlığı unsurları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelerle somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ise de; alacağın varlığı ve miktarının yargılama sonucu belirlenecek olması nedeniyle yaklaşık ispatın koşullarının oluşmadığı gibi davacı tarafça davalının mal kaçırma girişiminde olduğunun da yaklaşık delillerle kanıtlanamaması ve İİK’nın 257/2 maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı..." gerekçeleriyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kararın hatalı değerlendirme ile verildiğini, davalının hukuka aykırı eylemlerinin adi ortaklığın ana yönetici ortağı olan müvekkilinin adi ortaklığa bağlı haklarını elde etmesini tamamen imkansız hale getirdiğini, bu bağlamda haksız ve hukuka aykırı eylemlerinin süreklilik arz ettiğini, bu konuda daha önce Fransa vize operasyonu yönünden İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği ihtiyati tedbir kararı da verilmiş olduğunun dikkate alınmadığını, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, davalının müvekkiliyle imzalanan sözleşmeye ve adi ortaklık ilişkisine aykırı şekilde davranması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın yaklaşık 105 milyon Euro civarında olduğunu, zararın yaklaşık ispattan çok tamamen ispat edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.

İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, davacının talebinin adi ortaklık nedeniyle uğradığı zararın tahsiline yönelik olduğu, adi ortaklığın tasfiyesi sonucu ortakların tasfiye paylarını ve uğradığı zararları alacakları, ortada muaccel veya müeccel bir alacağın da olmadığı gözetildiğinde ihtiyati haciz koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2516, K. 2026/2593, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2516-e-2026-2593-k-6765d219797d