Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/394 E. 2026/1336 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/394
- Karar No
- 2026/1336
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/394 KARAR NO : 2026/1336
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2023 NUMARASI : 2023/341 Esas - 2023/719 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 14/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/09/2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/12/2023 tarih 2023/341 Esas 2023/719 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.12.2022 tarihinde, davalı ...Ş. nezdinde 93606255 numaralı poliçe ile zorunlu trafik sigortası (ZMMS) bulunan, ...'ın maliki olduğu ... plakalı aracın ... sevk ve idaresindeyken, müvekkili ...'nın kullandığı ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre davalı sigortalı araç sürücüsünün kazada asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle davalı ... nezdinde 241703 numaralı hasar dosyası açıldığını ancak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili aracındaki hasar miktarının tespiti amacıyla aldırılan bilirkişi raporunda hasar bedelinin 97.538,18 TL olarak tespit edildiğini, ayrıca müvekkili aracında değer kaybı meydana geldiğini, kusur dağılımının yargılamayı gerektirmesi ve hasar bedelinin likit alacak niteliğinde bulunmaması nedeniyle davanın HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, hasar bedeli için 500,00 TL ve değer kaybı için 500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, eksper rapor ücretleri ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.12.2022 tarihinde, davalı ...Ş. nezdinde 93606255 numaralı poliçe ile zorunlu trafik sigortası (ZMMS) bulunan, ...'ın maliki olduğu ... plakalı aracın ... sevk ve idaresindeyken, müvekkili ...'nın kullandığı.... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre davalı sigortalı araç sürücüsünün kazada asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle davalı ... nezdinde 241703 numaralı hasar dosyası açıldığını ancak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili aracındaki hasar miktarının tespiti amacıyla aldırılan bilirkişi raporunda hasar bedelinin 97.538,18 TL olarak tespit edildiğini, ayrıca müvekkili aracında değer kaybı meydana geldiğini, kusur dağılımının yargılamayı gerektirmesi ve hasar bedelinin likit alacak niteliğinde bulunmaması nedeniyle davanın HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, hasar bedeli için 500,00 TL ve değer kaybı için 500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, eksper rapor ücretleri ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda davalı sigortalı araç sürücüsü ...'ın kazada %100 oranında asli kusurlu, davacı araç sürücüsü ...'nın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacı aracının hasar bedelinin KDV dahil 163.813,35 TL olarak hesaplandığı, aracın kaza tarihi itibarıyla rayiç değerinin 200.000,00 TL, sovtaj bedelinin ise 101.000,00 TL olarak tespit edildiği, onarım masraflarının aracın rayiç değerini önemli oranda aşması nedeniyle aracın pert total kabul edildiği ve tazminata esas gerçek zararın rayiç bedel ile sovtaj bedeli arasındaki fark olan 99.000,00 TL olarak belirlendiği, araç pert total kabul edildiğinden ayrıca bir değer kaybı zararının oluşmayacağı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davacının değer kaybı talebinin reddine, hasar bedeline ilişkin talebinin kabulü ile 99.000,00 TL'nin ZMMS teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 11.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın piyasa rayiç değerinin fahiş biçimde 200.000,00 TL olarak hesaplandığını, oysa yargılama öncesi taraflar arasındaki görüşmelerde davacı tarafın ibraz ettiği ekspertiz raporuna göre rayiç değerin 150.000,00 TL olduğunu, raporu düzenleyen makine mühendisinin bu konuda uzman olmadığını ve yalnızca satılık ilanlarındaki pazarlıksız bedelleri esas aldığını, davacı tarafından aracın hurdaya ayrıldığına veya trafikten çekildiğine dair belge ibraz edilmediğini, bu belge ibraz edilmeden tazminat ödenemeyeceğini, ayrıca bilirkişi heyetinin kusur tespitinde kesin delil niteliği taşımayan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarını esas almasının hukuka aykırı olduğunu, kusur oranının uzman bir bilirkişiden alınacak denetime elverişli yeni bir raporla belirlenmesi gerektiğini ileri sürmekle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı tazminatının karşı taraf araç sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davalarında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddeleri uyarınca "gerçek zarar" ilkesi geçerlidir. Kural olarak zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü zarar görene aittir. Zarar gören, haksız fiil sonucunda malvarlığında meydana gelen eksilmeyi talep edebilir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; bir araçta meydana gelen onarım masraflarının, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el rayiç değerinin %50'sini aşması durumunda, o aracın tamirinin ekonomik olmadığı kabul edilir ve araç "pert total" (tam hasarlı) sayılır. Tam hasarlı araçlarda talep edilebilecek gerçek zarar tutarı, aracın kaza anındaki rayiç bedeli ile kazadan sonraki hasarlı (sovtaj) bedeli arasındaki farktır. Araç tam hasarlı kabul edildiğinde, aracın piyasa değerinde başkaca bir eksilme söz konusu olmayacağından, ayrıca değer kaybı tazminatı talep edilemez. Davalı vekilinin kusur tespitine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/g ve 52/b maddeleri uyarınca, davalı sigortalı araç sürücüsü ...'ın yağmurlu ve ıslak zeminde hızını yol ve hava koşullarına uydurmadan seyrettiği, direksiyon hâkimiyetini kaybederek karşı şeride geçip şerit ihlali suretiyle kendi şeridinde kurallara uygun biçimde ilerleyen davacı aracına çarptığının somut olgulara dayalı olarak tespit edildiği, davacı araç sürücüsünün ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirlendiği, bu tespitlerin kaza tespit tutanağı, kaza sonrası çekilen fotoğraflar ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu anlaşılmakla, kusur dağılımına yönelik mahkeme kabulünde bir hukuka aykırılık görülmediğinden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Hükme esas alınan hasar raporunda, davacı aracının onarım bedelinin KDV dahil 163.813,35 TL olduğu, kaza tarihi itibarıyla aracın rayiç değerinin 200.000,00 TL, sovtaj bedelinin ise 101.000,00 TL olarak belirlendiği, onarım bedelinin rayiç değere oranı gözetildiğinde aracın onarımının ekonomik olmadığı ve pert total kabulü ile rayiç bedel ile sovtaj bedeli arasındaki fark olan 99.000,00 TL'nin davacının gerçek zararı olarak tespit edildiği görülmüştür. Rapor içeriğinin incelenmesinde piyasa araştırmasına dayalı olarak rayiç değer, onarım bedeli ve sovtaj bedeli miktarları da dikkate alınarak onarılmasının ekonomik olmayacağı yönünde bildirilen görüşün yerleşik yargısal uygulamalara aykırı bir yönünün bulunmadığı, rayiç değerin serbest piyasa araştırmasına dayalı olarak belirlenmesinin yerinde olduğu, bu şekilde gerçekleştirilen fiyatlandırmalar üzerinden pert total uygulanması yönündeki değerlendirme ve kanaatin yerinde olduğu, her ne kadar dava öncesi sigorta şirketi tarafından ekspertiz ... tarafından düzenlenen 01.03.2023 tarihli ekspertiz raporunda aracın rayiç değeri 150.000,00-TL olarak gösterilmiş ise de gerek ekspertiz raporunda rayiç değerin hesaplanmasına dayanak bir kayıt gösterilmemiş olması gerekse dava öncesinde davacı tarafça ekspertiz ....'dan alınan 09.01.2023 tarihli ekspertiz raporunda aracın rayiç değerinin 370.000,00-TL olarak belirlenmiş olması karşısında, mahkemece alınan bilirkişi raporunun dava öncesi alınmış iki farklı ekspertiz raporu arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin rayiç değerin fahiş hesaplandığına ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı vekilinin, tazminatın ödenebilmesi için davacı tarafça hurdaya ayrılma veya trafikten çekilmeye dair belge ibraz edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; anılan belgenin ibrazı, pert total kabul edilen araca ilişkin tazminatın sigortacı tarafından fiilen ödenmesi aşamasında aranan bir husus olup, mahkemece tazminata hükmedilmesine engel bir dava şartı veya maddi hukuka ilişkin bir unsur niteliğinde değildir, kaldı ki, davacı tarafça dava değeri artırılırken aracın hurda değeri olarak belirlenen mahsup edilmek suretiyle bakiye gerçek zararın talep edildiği dikkate alındığında davacının seçimlik hakkını aracın hurdasının kendisinde kalması yönünde kullandığının kabulü gerekeceğinden davacı tarafından çekme belgesi ibrazı gerekmemektedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 6.762,69 TL'den peşin alınan 2.179,08 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.583,61 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.