Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1665 E. 2026/1412 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1665
- Karar No
- 2026/1412
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2026/1665
KARAR NO : 2026/1412
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 31/03/2026
NUMARASI : 2025/1107 Esas - 2026/282 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'un sahip olduğu ... plakalı aracı ile 10.04.2025 tarihinde kaza yaptığını, kaza nedeniyle aracının hasar gördüğünü, kazanın bu şekilde tamamen normal ve doğal trafik kazası olmasına rağmen karşı taraf şirketçe kasko poliçesi kapsamında davacının onarım talebini reddettiğini, bunun üzerine davacının aracını kendi tamir ettirmek zorunda kaldığını, parça ve işçilik bedeli dahil 288.469,49-TL hasar bedeli ödemesi yaptığını, poliçe gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle 288.469,49-TL onarım bedelinin tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç davalı sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile 06/12/2024-06/12/2025 tarihleri arasında sigortalandığını, açılan davanın tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin olduğundan davalarda tüketici mahkemesinin görevli kılındığını, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, dava açmadan önce arabulucuya başvuru gerektiğini ancak bu koşulun sağlanmadığını, poliçede yer alan ihbar, delil ve bilgi verme yükümlülüklerine ilişkin hususları ihlal ettiğinden davalı şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini, davacının açtığı davanın tüketici mahkemesi konusu olduğundan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın görev yönünden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Uyuşmazlığın, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ticari nitelikte bir uyuşmazlık olduğunu, somut olayda uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi ile akdedilen kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğunu, sigorta şirketleri, faaliyetlerini ticari amaçla yürüten ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir sayılan kurumlar olduğunu, bu nedenle Sigorta sözleşmeleri, niteliği itibariyle ticari iş kapsamında olduğunu, sigortacılık faaliyetinden doğan uyuşmazlıkların, kural olarak ticari dava niteliği taşıdığını, taraflardan birinin tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olmasının yeterli olduğunu, davalı sigorta şirketinin tartışmasız şekilde tacir olduğunu, davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, sigorta şirketinin taraf olduğu uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, l bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanun'un 73. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi ile sigortacısı olan davacı arasında ... plakalı araç için Kasko Sigorta Poliçesi imzalanmıştır. Davalının sigortalısı olan davacı gerçek kişi olup sigortalı araç, ruhsat bilgilerine göre hususi niteliktedir. Davacı sigortalı gerçek kişi olup sigorta sözleşmesine konu araçta ticari vasıfta olmadığından açılan dava TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde ticari dava niteliğinde değildir. Dava dışı temlik eden sigortalı gerçek kişi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendi kapsamında tüketici olduğundan ihtilafın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevlidir. Mahkemece bu doğrultuda karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/06/2026