Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1655 E. 2026/1585 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1655
Karar No
2026/1585
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1655

KARAR NO: 2026/1585

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02.07.2026 tarihli Ara Karar

NUMARASI: 2026/225 Esas

DAVANIN KONUSU: Şirket hisselerinin iadesi

Taraflar arasındaki esas davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davalılar vekilinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı, davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili vekili davacı dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın .... A. Ş. bünyesinde yüzde 40 oranında pay sahibi olduğunu, ancak husumetli olduğu eski eşi ...'ın çocukları ... ve ... tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/33 E. sayılı dosyasında sahte bir ilmühaber hisse senedi 3. sayfası gerekçe gösterilerek açılan davada müvekkilin hisselerinin elinden alındığını, söz konusu sahteciliğin ... Üniversitesi öğretim üyeleri ve uzmanlar tarafından hazırlanan mütalaalarla ortaya çıkarıldığını, ilmühaber senedinin 3. sayfasındaki devir imzalarının o dönem yetkili olmayan ...tarafından atıldığını, şirket pay defterindeki kayıtların bu sahteciliği doğruladığını, ... A. Ş. 'nin hisselerinin 24.03.2008 tarihinde devraldığı halde 2007 yılında yetkisi biten ...'ın imzasının bulunmasının imkansız olduğunu, şirket karar defterindeki Noter onaysız tek sayfanın sahte devir işlemlerine ait olduğunu ve bu durumun organize bir sahtecilik planını gösterdiğini, önceki davaların kesinleşmiş olması nedeniyle yeni bir dava açma zorunluluğunun doğduğunu iddia ederek, öncelikle dava konusu hisselerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için şirket pay defterine tedbir veya şerh konulmasını, devamında sahte olduğu iddia edilen ilmühaber hisse senedinin 3. sayfasının sahteliğinin tespitini, bu belgeye dayalı tüm şirket işlemlerinin öncelikle yok hükmünde sayılmasını, aksi kanaatte iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı... Aş vekili savunmasında özetle; davanın kesin hüküm sonuçlarını dolanmaya yönelik olduğunu, davalılar tarafından İstanbul 9. ATM'de açılan davada müvekkili firmanın ^%40 hissesinin aidiyetinin talep ve dava edildiğini, davanın reddine ilişkin kararın İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 2022/35 Esas, 2023/1817 Karar sayılı ilamı ile düzeltildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin onama kararı ile kesinleştiğini, dolayısıyla %40 hissenin kime ait olduğu bu payların hangi ciro - temlik silsilesilesiyle geçtiğinin davacı lehine geçerli bir pay devri bulunup bulunmadığının daha önceden incelendiğini, davacının açmış olduğu bu davada gündeme getirmiş olduğu hususların kesin hükümle karara çıkmış olan davada araştırılıp incelendiğini, hukuki yolun ancak yeni bir yargı davası değil şartları varsa olağanüstü kanun yolu olduğunu, iade muhakeme talebinin İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/407 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, dosyada ileri sürülmesi mümkün olan hususların yeni dava konusu yapılmasının usule uygun olmadığını, davacı yanın parasını vererek almış olduğu özel uzman mütalalarının kesin delil gibi sunulmasının yerinde olmadığını, asılsız iddialar ile yapılan savcılık soruşturmalarının davacının iddialarını doğrulamadığını, benzer iddialarla birden çok savcılık şikayetinde bulunulduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2023 tarihli 2021/23303 Soruşturma nolu dosyasında davalı şirket ortakları hakkında takipsizlik kararı verildiğini, sahtecilik iddiasının kesinlikle doğru olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı iddialarının yetkisiz temsil müessesi kapsamında olduğunu, yapılan işlemlere itiraz olmaması durumunda geçerli olacağını, kesinleşmiş mahkeme ilamının hukuki sonuçlarının tedbir yoluyla askıya almaya dair ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, davacının son derece ağır ithamlar içeren dava dilekçesi ile dava açtığını, davalılar yönünden sahtecilik, organize planlı, aile içi plan, sonradan yaptırılmış karar, sahte imza ile hisseleri üzerlerine geçirdi gibi isnatlarda bulunulduğunu savunarak, davanın öncelikle usulden daha sonra ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili savunmasında özetle; davanın kesinleşmiş yargı kararlarının sonuçlarını bertaraf etmeye yönelik olduğunu, davacının dilekçesinde açıkça %40 payın aidiyetine ilişkin davalar yürütüldüğünü, davaların kesinleştiğini, sonradan alınan mütaalarla sahtelik iddiasını ileri sürerek yeni bir dava ikame ettiğini, hedeflenen sonucun davalı şirketteki %40 payın davacı adına geri döndürülmesi olduğunu, daha önceden görülen ve kesinleşen uyuşmazlığın yeniden görülmesi sonucunu doğurduğunu, yargılamanın iadesi yoluna başvurulduğunu, aynı maddi vakıaya dayalı olarak bir yandan yargılamanın iadesi süreci işletilirken diğer yandan yeni bir dava açılmasını hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmayacağını, davacının sahtelik iddiasını HMK'nın sahtelik inceleme usulünü işletmeden özel mütalaa ile kesinleştirme çabasının dinlenemeyeceğini, sahtelik iddiasını ispata elverişli kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığını, asılsız iddialar ile yapılan savcılık soruşturmalarının davacı iddialarını doğrulamadığını, yaklaşık ispatın olmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili savunmasında özetle; müvekkilinin 2020 yılının Mart ayı başında Amerika'ya gittiğini, 11 Nisan 2026 tarihinde dönüş yaptığını, pasaport kayıtları ve uçak biletleri ile sabit olduğunu, müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, davacı iddialarının kesinleşmiş yargı kararlarının sonuçlarını bertaraf etmeye yönelik olduğunu, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacının aynı vakıa ve aynı iddialarla yargılamanın iadesi yoluna başvurulduğunu, davacının sahtelik iddiasını HMK'nın sahtelik inceleme usulünü işletmeden özel mütalaa ile kesinleştirme çabasına girdiğini, savcılık soruşturmalarının iddiaları doğrulamadığını, tedbirin kesinleşmiş/pay sahipligi tespiti yapmış bir statüyü fiilen askıya alma aracı olarak kullanılamayacağını savunarak, davanın öncelikle usulden olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 22.04.2026 tarihli ara kararıyla; "...TTK 64 ve devamı maddeleri gereğince, mahkememizin 16/03/2026 tarihli tensip tutanağında 'Dava sonuna kadar dava konusu .... A.Ş. ait resmi evrak sayılan geçici ilmühaber hisse senedinin 3.sayfasıyla ... ve ...'YE geçen .... A.Ş.'nin yüzde 40 hissesi konusunda ... ve ...'ye ait yüzde 40 hissesi üzerine Ticaret Sicil kayıtları ve davalı şirket pay defteri üzerine 'davalıdır' şerhi konulmasına,' şeklinde ihtiyati tedbir kararı gereğince davalı şirket nezdindeki pay defterine davalıdır şerhi işlenmesi için kararın bir örneğinin davalı... ...Anonim Şirketi'nin %40 hissesi olduğu tespit edildiğinden ... ve ...'ye ait hisselere, dava sonuna kadar dava konusu... ...Anonim Şirketi'ne ait resmi evrak sayılan geçici ilmühaber hisse senedinin 3.sayfasıyla ... ve ...'ye geçen .... A.Ş.'nin yüzde 40 hissesi konusunda ... ve ...'ye ait yüzde 40 hissesi üzerine Ticaret Sicil kayıtları ve davalı şirket pay defteri üzerine 'davalıdır' şerhi işlenmesine, Bu hususta davalı şirkete müzekkere yazılmasına ve karar özetinin Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına ..." karar verilmiştir.

Davalılar ... ve ... itiraz dilekçesinde özetle; mahkemenin 22/04/2026 tarihli ara kararı ile şirket payları üzerine konulan davalıdır şerhinin uyuşmazlığın esası henüz sabit olmadan sonuç doğurucu nitelikte olduğunu, bu durumun ölçülülük ve gereklilik ilkeleriyle bağdaşmadığını, davacı tarafın geçmişte kesinleşen uyuşmazlıkları yeni bir dava gibi sunduğunu, bu durumun önceki uyuşmazlığın farklı bir ad altında yeniden gündeme getirilmesinden ibaret olduğunu, usule ilişkin itirazlar sonuçlandırılmadan şerh konulmasının usule aykırı olduğunu, davalılar ... ve ... tarafından sunulan cevap dilekçelerinde davanın öncelikle usulden reddinin talep edildiğini, davanın kesinleşmiş kararları bertaraf etmeyi amaçladığını, derdestlik ve mükerrer dava bulunduğunu, sahtelik iddiasının HMK usulüne uygun ileri sürülmediğini, yetkisiz temsil ile sahtecilik kavramlarının karıştırıldığını, mahkemenin ön inceleme aşamasında dava şartlarını ve ilk itirazları incelemesi gerektiğini, taraf teşkili ve sıfat sorunu çözümlenmeden esas hakkında tedbir niteliğinde karar verilmesinin hukuken isabetli olmadığını, taraf sıfatının dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiğini, davalı sıfatının pasif husumeti karşıladığını, Yargıtay içtihatlarında taraf sıfatının re'sen nazara alınması gereken bir dava şartı olduğunun vurgulandığını, derdestlik ve kesin hüküm yasağı yönünden ciddi şüpheler barındıran bir dosyada şerh kararının tedbir mantığıyla değil çok sıkı şartlarda değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iddiasının sahtelikten ziyade yetkisiz temsil tartışması olduğunu, bu durumun otomatik olarak şerh kararını haklı kılmadığını, şirket payları üzerine konulan şerhin pay devri, yatırım ve yönetim kapasitesi üzerinde telafisi güç sonuçlar doğurduğunu, yaklaşık ispat seviyesinin oluşup oluşmadığının tartışmalı olduğunu belirterek, 22/04/2026 tarihli ara kararın ... ve ...'ye ait %40 hisse üzerine ticaret sicil kayıtları ve şirket pay defteri üzerine davalıdır şerhi konulmasına ilişkin kısmının kaldırılmasını, öncelikle usule ilişkin itirazların değerlendirilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARI

İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbire itirazı değerlendirdiği 02.07.2026 tarihli ara kararıyla; "...Mahkememizin verdiği ihtiyati tedbir kararının nitelik itibariyle, davacı yanın hak iddia ettiği hisse senetlerine yönelik , iyi niyetle devir alındığına ilişkin iddiaları ortadan kaldırmak amacı ile dava konusu hisse senetlerinin devrinin davacı yan tarafından doğuracağı olumsuz sonuçları ortadan kaldırmayı amaçlayan davalıdır şerhinin, davanın konusunu korumaya yönelik olması sebebiyle itirazın reddi gerektiği sonucuna varıldığından..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ara kararına karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar ... ve ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme ara kararı uyarınca dava konusu paylar üzerine ticari sicil kayıtları ve davalı şirket pay defteri bakımından "davalıdır" şerhi kararı verildiğini, itirazlarının reddedildiğini, her ne kadar karar metninde işlem şerh olarak anılsa da kararın fiili sonucunun tedbir gibi olduğunu, "davalıdır" şerhinin uyuşmazlığın esası henüz sabit olmadan sonuç doğurucu etki yarattığını, usule ilişkin itirazların sonuçlandırılmadan şerh verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın derdestlik ve kesin hüküm yasağı yönünden ciddi şüpheler barındırdığını, şerh kararını orunlu hâle getirdiğini, şerhin şirket paylarının devri ve ticari hayat üzerinde telafisi güç sonuçlar doğurduğunu, itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususların istinaf sebepleri olarak aynen benimsendiğini iddia ederek, 02.07.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını, pay defteri üzerine konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasına/ terkinine, şerhe ilişkin müzekkere ve ilan işlemlerinin hukuki sonuç doğurmayacak şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, anonim şirket paylarının %40'na isabet eden miktarın sahte cirolarla el değiştirdiği iddiası nedeniyle şirket ilmuhaber hisse senedinin üçüncü sayfasının sahteliğinin tespiti ile bu sayfa ile ilgili şirket tarafından yapılan tüm işlemlerin yok hükmünde olduğuna, aksi hâlde tüm işlemlerin iptali ile şirket hisselerinin davacıya iadesi taleplerine ilişkindir İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş; itirazının reddine dair verilen ara karara karşı, davalılar ... ve ... vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı gerçek kişiler ile diğer davalı şirket hakkında hissenin tespiti ve pay defterine kaydı iddiası ile açılan davanın, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/23 Esas, 2021/735 Karar ve 11.11.2021 tarihli kararı ile reddine karar verildiği, ret kararının istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2021/2268 Esas, 2023/1818 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına "...Davanın kabulü ile davalı şirketin toplam hisselerinin %40'ına isabet eden ve şirket pay defterinde davalı ... adına kayıtlı olan toplam 255.274 adet hissenin 127.637 adedinin davacı ...a, geriye kalan 127.637 adedinin davacı ...'ye ait olduğunun tespiti ile şirket pay defterindeki kayıtların bu şekilde düzeltilmesine..." karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/36 Esas, 2025/882 Karar ve 13.02.2025 tarihli ilamı ile kesin olarak onanmasına dair hüküm tesis edildiği, hükmün kesinleşmesi üzerine davacı tarafça söz konusu dava ile ilgili olarak İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/407 Esas sayılı dosyasında yargılamanın iadesi istemi ile dava açtığı, yargılamanın iadesi davasının derdest olduğu, söz konusu dosyada yargılamanın iadesini talep eden ... vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 25.06.2025 tarihli ara karar ile reddedildiği, Dairemizin 2025/1738 Esas, 2025/1594 Karar ve 09.10.2025 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara yönelik istinaf başvurusunun kesin olarak reddedildiği; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/448 Esas sayılı dosyasında davacı vekili tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/33 Esas, 2021/734 Kararın HMK 375/1-h fıkrasına göre yargılamanın iadesini talep ettiği, mahkemenin 07.07.2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, ret kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2025/1559 Esas, 2025/1570 Karar ve 09.10.2025 tarihli kararı ile reddedildiği, davacı vekilinin davalı ... ve dava dışı ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik suçlaması ile şikayeti neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/23303 Soruşturma nolu dosyasında 06.11.2023 tarihinde sahteliği iddia edilen evrak asıllarının mevcut olmaması nedeniyle incelenemediği, sahte ilmühaberler basılmak suretiyle şüpheli zararına menfaat temin edildiğine yönelik yeterli şüphe elde edilemediği, uyuşmazlığın ticari nitelikte hukuki ihtilaf olduğu belirtilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, davacının davalı gerçek kişilerle birlikte dava dışı ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç kullanmak suretiyle dolandırıcılık iddiası ile yapmış olduğu şikayeti sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/183641 Soruşturma nolu dosyasında 13.06.2023 tarihinde taraflar arasındaki mevcut ihtilafın hukuk mahkemelerince karara bağlanması gereken hukuki nitelikte olduğu, mahkemeler nezdinde birçok kez yargıya taşındığı ve karar alındığı, şüphelilerce sahte ilmühaberler basılmak suretiyle şüpheli zararına menfaat temin edildiğine yönelik kamu davası açılması için gerekli yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği, yeni delil söz konusu olduğunda yeniden soruşturma yapılabileceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının davalılarla birlikte dava dışı gerçek kişiler hakkında yapmış olduğu aynı iddialarla ilgili bu kez ..... AŞ hisseleri ile alakalı olarak şikayette bulunduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/190227 Soruşturma nolu dosyasında şüphelilerin ifadelerinin alındığı, müşteki vekilinin şifahi beyanları çerçevesinde sahteliği iddia edilen evrakların uhtelerinde olduğu ve dosyaya sunacakları öğrenilmiş ise de uzun süredir ibraz edilmediği, evrak asılları mevcut olmadığı, sahte ilmühaberler basılmak suretiyle şüpheli zararına menfaat temin edildiğine yönelik yeterli şüphe elde edilemediği gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacı ve davalılar arasında...... AŞ ve ... ... AŞ olmak üzere çok sayıda hukuki uyuşmazlıkların mevcut olduğu, bir kısmının karara bağlanarak kesinleştiği, bir kısmının derdest olduğu, davacı tarafça iş bu dava dosyasında...... AŞ vekilince ilmühaber hisse senetlerinin sahteliğinin tespiti ve yok hükmünde olduğuna karar verilmesi aksi hâlde işlemlerin iptaline karar verilmesine dair dava açıldığı, dava dilekçesi ile birlikte ihtiyati tedbir talep edildiği, mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden ihtiyati tedbir talebinin kabul edildiği, davalı gerçek kişilerin ihtiyati tedbir talebine yapmış oldukları itirazın reddine dair ara karara yönelik davalı itiraz edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Davacının talebi, HMK'nın 389 vd. hükümlerine göre ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Davacı, %40 hissenin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren devredilemeyeceğinin şirket karar defteri ile pay defterine işlenmesine ve ilgili yerlere ilan edilmesine bu talebin kabul edilmemesi halinde davalı şirket ve İstanbu Ticaret Odasına yazı yazılarak davalı gerçek kişilere ait %40 hissesi davalıdır şerhinin şirket karar defteri ve pay defterine işlenmesine, ilgili yerlerde ilan edilmesine tedbiren karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının talebi kabul edilmiş ve davalıların itirazları ise reddedilmiştir.

Dava dilekçesinin ekinde ve davalıların delil listesinin ekinde yer alan mahkeme kararları sonuçları, soruşturma evrakları, bilgi ve belgeler ile diğer iddialar birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.

HMK'nın 390/3. fıkrası gereğince yaklaşık olarak ispatı gerektirir bilgi ve belgelerin mevcut olmadığı sonucuna ulaşıldığından, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verdiği arar karar ile buna yönelik itirazın reddine dair verilen ara karar isabetsiz görülmüştür. Her ne kadar dava dilekçesine ekli olarak iddialarına dayanak şekilde bilimsel mütalaa ve ekleri gösterilmiş ise de söz konusu mütalaa ve ekler yargılama aşaması ile talep tarihi değerlendirildiğinde yaklaşık ispat için yeterli görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.

Ayrıca mahkeme tarafından ihtiyati tedbir istemi ve gerekse ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın HMK'nın 391.maddede düzenlendiği şekilde yazılması ve delillerin değerlendirilmesi gerekir iken yasal düzenleme aksine deliller değerlendirilmeksizin verilen ara kararlar isabetsiz olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 394/son ve 353/1.b.2 maddeleri gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazının reddine dair 02.07.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbire yapılan itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede itirazın kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair 02.07.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-HMK'nın 394/4. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesinin şirket hisseleri üzerine davalıdır şerhi konulmasına dair 22.04.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,

2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,

3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hakkında verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.09.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1655, K. 2026/1585, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1655-e-2026-1585-k-6a1b4809d9ef