Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1586 E. 2026/1606 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1586
- Karar No
- 2026/1606
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1586 Esas
KARAR NO :2026/1606 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI :2026/521 Esas - 2026/497 Karar
TARİHİ:19/06/2026
DAVA:Zayi Belgesi Verilmesi
KARAR TARİHİ : 10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı'nın Defter Belge İsteme konulu yazısı ile müvekkili şirketin 2024 dönemine ait defter ve belgelerinin sunulmasının istendiğini, 2024 yılı içerisinde mali müşavir değişikliği gerçekleştirdiklerinden ötürü 2024 dönemine ilişkin defterlerin eski mali müşavirde kalmış olduğunu ve bu nedenle vergi dairesine sunamadıklarını beyanla müvekkili şirkete ait 2024 dönemine dair yevmiye defteri, envanter defteri ve defter-i kebir'in zayi olduğuna dair karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 19/06/2026 tarih ve 2026/521 Esas - 2026/497 Karar sayılı kararında;"....Her ne kadar ticari defterlerin önceki muhasebeci uhdesinde iken kaybolduğundan bahisle zayi belgesi verilmesi talep edilmiş ise de TTK'nın 82/7 fıkrasında zayi belgesi verilebilecek koşullar afet veya hırsızlık durumlarına indirgenmiş olup defterlerin muhasebeci uhdesinde iken kaybolması, zayi belgesi verilmesini gerektirmediğinden talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile,''1-Talebin Reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin iradesi ve kontrolü dışında, tamamen harici bir etkenle defterlere ulaşılamaması durumunun müvekkil açısından objektif olarak bir "mücbir sebep" ve "zayi" hali teşkil etmekte olduğunu, müvekkilin defterleri fiziken elde etmesinin imkansız hale geldiğini, yerel mahkemenin kanun hükmünü sadece doğa olayları ve hırsızlık ile sınırlı tutarak dar yorumlamasının hukukun genel ilkelerine ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,Müvekkil şirketin 2024 yılı ticari defterlerini usulüne uygun şekilde tasdik ettirdiğini, muhasebe işlemlerinin takibi amacıyla resmi olarak mali müşavirler ile çalıştığını, müvekkil şirketin 2025 yılı başından itibaren ise e-defter uygulamasına geçerek modern veri saklama yöntemlerini benimsediğini, mali müşavirin değişmesi üzerine, yeni mali müşavir ... vasıtasıyla eski mali müşavirler ... ve ...'den defterlerin iadesinin defalarca talep edildiğini, ancak eski müşavirlerin gayriresmi ve kanuna aykırı tutumları sebebiyle defterlerin teslim alınamadığını, müvekkilin bu aşamada defterleri zorla alma yetkisi bulunmadığı gibi, defterlerin eski mali müşavirin elinde kaybolması veya gizlenmesinin müvekkile yükletilebilecek bir kusur olmadığını, yerel mahkemenin müvekkilin hiçbir kusuru bulunmayan bu süreçte saklama yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle davayı reddetmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu,Taraflarınca sunulan dava dilekçesinde eski mali müşavirlerin isimleri, adresleri ve iletişim bilgilerinin sunulduğunu, gerek görülmesi halinde bu kişilerin tanık olarak dinlenilmesi, ilgili noterliklerden açılış onaylarının celbi ve vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinin talep edildiğini, ancak yerel mahkemenin hiçbir delili toplamadan, eski mali müşavirleri tanık olarak dinleyip defterlerin akıbetini araştırmadan, dosya üzerinde son derece yüzeysel bir incelemeyle karar tesis ettiğini, HMK m.27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı uyarınca tarafların delil sunma ve bu delillerin toplanmasını isteme hakkının mevcut olduğunu, defterlerin gerçekten zayi olup olmadığının veya eski müşavir uhdesinde kaybolup kaybolmadığının tespiti için gerekli araştırmaların yerel mahkemece yapılmadığını,Defterlerin müvekkil nezdinde bulunmadığı ve fiilen ulaşılamaz olduğu hususunun vergi denetimi sırasında da ortaya çıktığını, müvekkilin vergi kaçakçılığı iddiaları ve ağır cezai müeyyidelerle karşı karşıya kalma riski taşımakta olduğunu, zayi belgesi verilmemesinin müvekkil şirketin ticari hayatının sona ermesine yol açabilecek kadar ağır sonuçlar doğuracağını, müvekkil tarafından defterlerin kaybolması / ibraz edilmemesi / kendisine teslim edilmemesi hususunda hukuki / cezai müracaatlar yapılacağını, ticari defterlerin müvekkilin elinden rıza dışı çıkmış olması karşısında, yerel mahkemenin "rıza dışı elden çıkma bu kapsamda değildir" yönündeki tespitinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacının saklamakla yükümlü olduğu 2024 yılına ait ticari defterlerin zayi olduğundan bahisle Türk Ticaret Kanunu'nun 82. maddesi gereğince açılmış Zayi Belgesi Verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6102 Sayılı Kanunun 82/7. Maddesinde "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaı uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebileceği davanın hasımsız olarak açılacağı" düzenlenmiştir.Davacının söz konusu düzenlemeden yararlanabilmesi için bir taraftan defterlerin ve belgelerin korunması amacı ile gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyaa uğramanın onun iradesi dışında elinde olmayan bir neden ile meydana gelmiş olması gerekmektedir. İleri sürülen zayii sebebinin de defter ve belgelerin yok olması veya elden çıkması sonucunu doğuracak nitelik ve yoğunlukta olması, başka bir deyişle davacının iradesi dışında defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı yahut yok olması gerekmektedir.Somut olayda davacı taraf, 2024 dönemine ilişkin ticari defterlerin eski mali müşavirde kalmış olduğunu ve bu nedenle vergi dairesine sunamadıklarını, fiilen ulaşılamaz olduğunu ileri sürüp zayi belgesi verilmesini talep etmiş ise de, davacının basiretli bir tacir olarak ticari defter ve belgelerini şirket merkezinde muhafaza etmek ve korunması için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, tacirin, TTK'nun 82/7. maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için öncelikle ticari defterlerin korunması amacıyla gerekli dikkat ve ihtimamı göstermiş olması,buna rağmen iradesi dışında kaybın gerçekleşmesi gerekmektedir.Davacı tarafça, eski muhasebeciye teslim ettiği ticari defterlerin muhasebeci tarafından kaybedilmiş olduğunun iddia olunması karşısında, davacının gerekli dikkat ve özeni gösterdiği halde elinde olmayan bir nedenle defterlerinin kaybolduğunu ispat edememesi bir yana, davacının eski muhasebecisinin elindeki defter ve belgeleri iade almayarak, defter ve belgelerinin kaybolmasına kendi kusuru ile sebep olduğu, dolayısıyla zayi belgesi verilmesine ilişkin şartların mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.