Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/144 E. 2026/802 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/144
- Karar No
- 2026/802
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/144 KARAR NO : 2026/802
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Menfi Tespit
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Diyarbakır ... Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ... keşide tarihli, ... seri numaralı ve ... TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibe konu çekin düzenlenme tarihinin altında yer alan imzanın müvekkile ait olmadığını, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını beyan ederek; müvekkilinin Diyarbakır ... Müdürlüğü’nün ...E. sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve kötüniyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın dava konusu alacağın %...'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili bankanın alacakları sebebi ile Diyarbakır ... Müdürlüğünün ...E. numaralı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davacı borçlunun takibe konu çekin keşidecisi olduğunu, müvekkili bankanın çekte ciro yoluyla hamil olduğunu, Diyarbakır ... Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında karşılıksız çek keşide etme suçundan dava açıldığını, davacı borçlunun ise Diyarbakır ... Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında imzaya itiraz davası açtığını, karşılıksız çek dosyasının imzaya itiraz davasını bekletici mesele yaptığını, imzaya itiraz davası devam ederken menfi tespit davası açılmasının süreci uzatma amacını taşıdığını, imzaya itiraz davasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibinden dolayı imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, takibe ve davaya konu edilen çekteki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan bilirkişi raporunda, çekte yer alan borçlu imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığının mütalaa edildiği, davalı alacaklının lehtardan sonraki ciranta olduğu, çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığı, kötüniyet tazminatının yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle; davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı borçlunun kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; müvekkili tarafından .... .. ... Şubesine ait ... seri numaralı, ... keşide tarihli ... TL bedelli çeke dayalı olarak Diyarbakır ... Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yasal takibe geçildiğini, davacı tarafından açılan dava neticesinde İlk Derece Mahkemesince ATK'dan alınan rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, ATK'dan alınan raporlara karşı sunmuş oldukları itirazların değerlendirilmediğini, dikkate alınmadığını, yeniden rapor alınmasına yönelik taleplerin reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek hükmü istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; Dava, 2004 sayılı İİK m 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Diyarbakır ... Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasında, davalı alacaklı .... tarafından davacı borçlu ... ve dava dışı borçlu .... aleyhine ... tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı çekin ... tarafından Türkiye ... .../... Şubesine hitaben keşide edilen ... keşide tarihli, ... numaralı ve ... TL bedelli çek olduğu, çekin .... tarafından ...'ye temlik edildiği, bu takip ve çek nedeniyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, işbu menfi tespit davasına konu takip ve çek nedeniyle icra hukuk mahkemesinde açılan imzaya itiraz davası sonucunda Diyarbakır ... Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı ile; davacının imzaya itirazının kabulüne, İİK m. 170/3 gereğince, Diyarbakır ... Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında davacı-borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, Mahkemesince verilen kesinleşme şerhine göre hükmün ... tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir (Yargıtay HGK'nun 24/06/2020 tarihli ve 2017/19-829 E., 2020/471 K. sayılı kararı). Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi defi sayılacağı, ‘görünüşe itimat (güven)’, ‘iyiniyet’ ilkesiyle, ‘kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması’ ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir. Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları yasa yapıcı özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin; 6102 sayılı TTK m. 659/II, 592, 6098 sayılı TBK m. 19/II, 605/II olduğu gibi) düzenlemiştir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması ”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nun 04/03/2015 tarih ve 2013/19-1746 E., 2015/896 K. sayılı ilamı). Yukarıdaki ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumundan alınan ... tarihli bilirkişi raporunda çekteki keşideci imzasının ...'nun eli ürünü olmadığı yönünde kanaat bildirildiği, davaya konu icra takibinin dayanağı olan çekteki imzanın davacının eli ürünü olmadığının denetime ve hüküm kurmaya elverişli, kesin kanaat içeren Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, çekte imzanın sahte olmasının iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın hâmil dahil herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak def'ilerden olduğu, bu nedenlerle davacının dava konusu çek ve kambiyo takibi nedeniyle davalıya karşı borçlu olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL nispi istinaf karar ve ilâm harcından davalı tarafça yatırılan toplam ... TL peşin harcın (.. TL maktu harç+.. TL nispi harç toplamı) MAHSUBU ile bakiye .. TL karar ve ilâm harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (.. TL), davanın açıldığı 2022 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (.. TL) altında olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a hükmü gereğince miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.