Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1335 E. 2026/1235 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1335
Karar No
2026/1235
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

46. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1335

KARAR NO: 2026/1235

KARAR TARİHİ: 29/06/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/09/2025

NUMARASI: 2024/796 Esas 2025/574 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali ( Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı ve davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu.

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında süregelen ticari ilişki süresince düzenlenen ve ekte örneklerine yer verilen faturaların bakiye 687.923,45 TL'lik kısmının ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası tahtında takibat yapıldığı, ancak davalının, haksız ve mesnetsiz olarak takibe itiraz ettiği, itiraz sonucunda yürütülen arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşmaya varılamadığı, davalının, takibin başlatılmasından ve ödeme emrinin tebliğinden sonra, 04/12/2024 tarihinde, davacı şirkete 408.348,37 TL tutarında ödeme yaptığı, yapılan bu ödeme ile davalının bu kısım için borcu kabul ettiğini, dolayısıyla davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin 04/12/2024 tarihinde yapılan 408.348,37 TL tutarındaki kısmi ödemenin mahsup edilmesi suretiyle devamına, davalının toplam dosya alacağının (687.923,45 TL) %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap dilekçesinden özetle, Müvekkilinin davacı tarafa 411.600,00 TL lik borcun kanun gereği damga vergisi kesintisi yapılarak 408.348,37 TL olarak ödediğini, bu konuda dekontları dosyaya sunduğunu, davacı taraf her ne kadarda borç ödenmemiş gibi algı yaratmaya kalksa da borcun davacıya bu davadan önce ödendiğini, müvekkil kurum karşı tarafa olan 408.348,37 TL(damga vergisi kesintisi yapılmış hali) borcunu davadan önce haricen ödemiş olup müvekkil kurumun hiçbir borcu kalmadığını, davacının haksız yere işbu davayı açtığını, davacı taraf değişik tarihlerde hiçbir hizmet olmadan, müvekkil kurumun iradesi ve talebi dışında kendiliğinden faturalar kestiğini, faturaya dayalı bir borcun varlığı herşeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu olmayacağını, öncelikle görev itirazımızın kabulü ile dosyanın görevli mahkeme gönderilmesini, haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkum edilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesince;

"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin sadece 198.003,20 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 198.003,20 TL'ye davalının kısmi ödeme tarihi olan 04/12/2024 tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacağın ferileri olan icra vekalet ücreti, tahsil harcı, başvurma harcı ve masraf kalemleri davalı tarafça yapılan ödemeden mahsup edildiğinden bu kalemler yönünden takibin devamına ilişkin fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine " şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın, kısmi ödeme yapılan itirazın iptali davalarında uygulanması gereken usule aykırı olduğunu, kısmi ödenen tutar için davanın reddilmesinin hukuka aykırı düştüğünü, dava konusu edilen tüm faturaların davalının ticari defterine kayıtlı olduğu tespit edilmesine rağmen, hizmet verilmediği gerekçesi ile bir takım faturanın alacaktan düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen hizmetlerin tespiti için bilgisayar mühendisi bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmadığını, alacağın likit olmadığı gerekçesi ile icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, aleyhe kısım açısından icranın geri bırakılmasına, Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı tarafından haricen 04/12/2024 tarihinde yapılan 408.348,37 TL tutarındaki kısmi ödemenin icra dairesi tarafından dosya borcundan mahsup edilmesine, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hatalı rapora dayanılarak verildiğini, müvekkili kurum davacıya ödemelerini süresinde yaptığını, bu nedenle faiz oranına itiraz ettiklerini, aynı zamanda bilirkişi raporunda faiz oranının belli olmadığını, bu hususta hatalı rapora dayanılarak verilen karara itiraz ettiklerini, davacı tarafın kendiliğinden, müvekkili kurumun hiçbir rıza ve onayı olmadan faturalar kestiğini ve bu faturalara istinaden hizmet varmış gibi müvekkili kurumu borçlandırmaya çalıştığını, davacı tarafın herhangi bir hizmet vermeden fatura kestiğini, sözleşme hükümlerinin de beyanları teyit eder nitelikte olduğunu, davacı yanca, müvekkiline haksız ve hukuka aykırı takip başlatıldığını ve dava açılmış olduğu için davacı yanın kötü niyet tazminatı ödemesi gerektiğini, itirazın iptali davasını kaybeden alacaklının borçlu lehine “haksız takip tazminatı”na (kötü niyet tazminatına) hükmedilebilmesi için; borçlunun itirazının kabulüyle alacaklının takibinin haksızlığına karar verilmesi, alacaklının kötü niyetli olması ve borçlunun talepte bulunması gerektiğini, tüm bu nedenlerle, davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE,

Dava, davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişki süresince düzenlenen, faturaların 687.923,45 TL'lik kısmının ödenmemesi üzerine icra takip konusu olduğu, davalı borçlunun takibe itirazı sebebiyle itirazın iptaline ilişkindir.

Görev, kamu düzenine ilişkin olup davanın her safhasında resen gözetilir.

6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı kanunla değişik 5.maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.

01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5.maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 5/3.maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4.maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır.

Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi, 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenlenmiştir.

Bir davanın ticari dava olabilmesi için, tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut açılan davanın 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.

6102 sayılı TTK'nın 16/2 maddesi; " Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.

(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." hükmünü içermekte olup aynı yasanın 19/2. Maddesi ise; "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmünü içermektedir.

Eldeki dava, süregelen ticari ilişki süresince düzenlenen, faturaların 687.923,45 TL'lik kısmının ödenmemesi üzerine icra takip konusu olduğu, davalı borçlunun takibe itirazı sebebiyle itirazın iptaline ilişkin olup davacı tacir ise de davalı ise 6102 sayılı yasanın 16/2 maddesi uyarınca tacir değildir.

6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.

Nitekim ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın niteliği gereği mutlak ticari davadan söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalının tacir olmadığı, bu hali ile nispi davanın varlığından bahsedilmesinin de mümkün olmadığı, dava konusunun ticari iş niteliğinde olması, diğer ifade ile, ticari iş karinesinin davayı ticari dava haline getirmeyeceği açık olup bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde genel nitelikli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla, tarafların istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 355 maddesi atfıyla m.353/1.a.3 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere işlem yapmak üzere kararı veren ilk derece mahkemesine karar verilmesi gerektiği kanaatine oy birliğiyle varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1.Davacının ve Davalının istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, inceleme konusu kararın görev yönünden usul ve yasaya uygun olmadığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 355 maddesi atfıyla m.353/1.a.3 uyarınca İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../09/2025 tarihli ve 2024/.... Esas 2025/574 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davanın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,

3.Davaya bakma görevinin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğuna,

4.HMK 20. maddesinin ilk derece mahkemesince uygulanmasına,

5.Dosyanın 6100 sayılı HMK nun 20. maddesi kapsamında talepte bulunulması şartıyla, Görevsizlik Kararı doğrudan Dairemizce verildiğinden ayrıca esasa alınmaksızın kayıtların kapatılarak görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere gerekli işlemlerin tamamlanması için mahalli mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

6.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 3.381,41 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya İadesine,

7.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 732 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İadesine,

8.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,29/06/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1335, K. 2026/1235, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1335-e-2026-1235-k-8c73cd44c31f