Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1265 E. 2026/1504 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1265
- Karar No
- 2026/1504
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1265 KARAR NO : 2026/1504
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 22.05.2026 NUMARASI : 2025/203 ESAS DAVA KONUSU : Tespit DAVA TARİHİ : 04/03/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/07/2026
İSTEM: Davacılar vekili, müvekkillerinin 11.02.2010 tarihinde ... AŞ’de kurucu ortak olduklarını, bu şirketin ... marka isimli bir fikir ürettiklerini ve ... . Ortaklığını kurduklarını, ortaklarının ..., ...., ...., ..., ... ve ....olduğunu, şirket ortaklarının başka şirketlere de ortak olduklarından birbirlerine hisse vermeyi taahhüt ettiklerini, müvekkilinin sahip oldukları ... AŞ’den bütün diğer ortaklara eşit hisse olacak şekilde bila bedel hisse verdiklerini, altışar orta olacak şekilde anlaştıklarını, ancak davalıların taahhüt ettikleri pay devirlerini yapmadıklarını, davalıların, davalı şirket .... AŞ.’nin hisselerini müvekkillerine devretmeyi taahhüt ettikleri halde yerine getirmediklerini, müvekkillerine ve adi ortaklığa ait mal varlıklarını ele geçirdiklerini, .... şirketinde .... ve ....’ın 3/6 şar ve 750’şer pay sahibi (toplam 1500 pay) iken genel kurul sonrası müvekkillerinin hisselerinin 4500 payda 750’ye yani 1/6 ya düştüğünü, diğer davalıların (..., ...., ....,...’ın) pay sahibi olduğunu, davalıların taahhüt ettikleri davalı olan .... AŞ.’ye ait paylarını müvekkillerine devretmediklerini, tedbiren bu payların müvekkillerine devredilmesi gerektiğinden üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için tedbir konulmasını, yine davalı şirketin tek mal varlığı olan .... Mah. ... ada....parseldeki taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bu şirkete ait hisselerin %50'sine tekabül eden kısmının müvekkilleri adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesi, 22.05.2026 tarihli ara kararıyla, "Her ne kadar davacılar vekili tarafından sunulan 04.05.2026 tarihli dilekçe ile davalı gerçek kişilerin.... A.Ş uhdesindeki hisselerinin üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, tedbir kararının şirket merkezinde bulunan pay defterine işlenmesine yönelik şirkete bildirilmesine, tedbir kararının şirketin bağlı bulunduğu Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, .... A.Ş'nin tek malvarlığı olan İzmir İli, Urla İlçesi,....Mah., ... Ada, .... Parseldeki taşınmazların devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de, mahkememizin işbu dava dosyasının halihazırda bilirkişi incelemesinde olduğu ve bilirkişi raporunun ibraz edilmemiş olduğu, mahkememizce bir sureti getirtilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/197 Esas sayılı dosyasının ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde de davalıların adi şirket için gerekli olan unsurlardan olan sözleşme, kişi unsuru, sermaye unsuru, ortak amaç unsuru ve ortak amaç için çaba sarf edilmesi unsurlarının bulunmadığı, taraflar arasında sözlü olarak yapılmış olan bir adi ortaklık sözleşmesinin bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen buna ilişkin hiçbir delil dosyada yer almadığı, davacılar ile davalılar arasında adi ortaklığın kurulduğuna, şartlarına, edimlerin ne olduğuna, neyin yapılacağına ve ne şekilde yapılacağına, kar paylaşımının nasıl yapılacağını, kimin ne katkı vereceğine, ne zaman edimlerin yerine getirileceğine ve uygulanacağına, üçüncü kişilere karşı temsil ilişkisinin kimler tarafından yerine getirileceğine, adi ortaklıkta sermaye ve emek unsurlarının kim tarafından hangi ağırlıkla yükümlendiğine ilişkin hiçbir delil bulunmadığı, sadece adi ortaklığa ilişkin sözleşmenin yazılı değil sözlü olarak yapılabileceğine ilişkin genel kanun hükümleri ve doktrin görüşleri adi ortaklığın kurulduğu anlamına gelmediği dikkate alınarak davacıların koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verme gereği doğmuştur." gerekçesiyle; "Davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin reddine" karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacılar vekili, karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek, yerel mahkeme tarafından tesis edilen ara kararının henüz kesinleşmemiş ve eksik inceleme yapılarak teses edilen bir davaya dayandığından hukuka aykırı olduğunu, taraflarından söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğunu ve dosyanın İzmir BAM 21. Hukuk Dairesinin 2026/523 esas sayılı dosyasına kaydedildiğini, mevcut deliller kapsamında davalılar tarafından mal kaçırma kastıyla hareket edilmekte olduğunu, dava konusu müddeabihlerin elde edilmesinin zorlaşacak yahut imkansız hale geleceğini, davalı şirketin tek malvarlığı olan talep konusu taşınmaz üzerinde inşaat yapılmaya başlandığını, yapılan inşaatlar neticesinde ortaya çıkan taşınmazların üçüncü kişilere satılmaya çalışıldığını, özetle davalıların mal kaçırdığını, dosyaya sunulan belgelerle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, belirtip ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık adi ortaklık iddiasına dayalı davalı şirket hisselerinin üçüncü kişiye devrinin önlenmesi bakımından sicil kayıtlarına ve yine yine davalı şirkete ait taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı HMK.'nun 389. maddesi; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." 6100 sayılı HMK.'nun 390. maddesi; "tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmünü içermektedir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri; ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Dosyadaki bilgi, belgelere göre somut olayda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla davacıların istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/203 esas sayılı dosyasında verilen 22.05.2026 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılardan tahsil edilen istinaf karar ve ilam harcı yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacılar tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.