Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1015 E. 2026/1122 K. – İhya

Konu: İhya

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1015
Karar No
2026/1122
Karar Tarihi
Konu
İhya

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1015

KARAR NO:2026/1122

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:14/01/2026

NUMARASI:2025/875 Esas 2026/45 Karar

Birleşen İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2025/1035 Esas sayılı dosyası

DAVANIN KONUSU:Şirketin sicil kaydının ihyası

Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, birleşen dosya davalısı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ihyası talep edilen ... Şirketi arasında satış sözleşmesinden kaynaklı olarak Çin Halk Cumhuriyetinde görülmüş ve karara çıkmış olan alacaklarının mevcut olduğunu, taraflarınca Çin Halk Cumhuriyeti Fujtan Eyaleti Xıamen Şehri Orta Halk Mahkemesi'nin (2021) M.02.M.CH.No.2675 dosya numaralı dava kapsamında vermiş olduğu 19 Mayıs 2023 tarihli kararının Türkiye'de tanınması amacıyla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesine 2025/365 Esas sayılı dosya kapsamında kararın tanınması ve tenfizi talepli dava açıldığını, yargılama sırasında şirketin 07.03.2024 tarihinde genel kurul kararı ile terkin edildiğinin anlaşıldığını ve İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince taraf teşkilinin sağlanması amacıyla işbu davayı açmak için taraflarına süre verildiğini bu nedenlerle ... Şirketinin ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın reddi ile müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ihyası talep edilen ... Şirketi arasında satış sözleşmesinden kaynaklı olarak Çin Halk Cumhuriyetinde görülmüş ve karara çıkmış olan alacaklarının mevcut olduğunu, taraflarınca Çin Halk Cumhuriyeti Fujtan Eyaleti Xıamen Şehri Orta Halk Mahkemesi'nin (2021) M.02.M.CH.No.2675 dosya numaralı dava kapsamında vermiş olduğu 19 Mayıs 2023 tarihli kararının Türkiye'de tanınması amacıyla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesine 2025/365 Esas sayılı dosya kapsamında kararın tanınması ve tenfizi talepli dava açıldığını, yargılama sırasında şirketin 07.03.2024 tarihinde genel kurul kararı ile terkin edildiğinin anlaşıldığını ve İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince taraf teşkilinin sağlanması amacıyla İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/875 Esas sayılı dosyası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yönelik ihya davası ikame edildiğini, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/875 Esas sayılı dosyasında kurulan 15/10/2025 tarihli ara karar ile "Dava konusu Tasfiye Halinde ... ŞİRKETİ'nin tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmakla davacı vekiline şirketin son tasfiye memuru ... (T.C.:...)'a yönelik mahkememiz dosyası ile birleştirme talepli ihya davası açması hususunda 1 aylık kesin süre verilmesine, aksi taktirde taraf teşkili sağlanmadığından davanın usulden reddine karar verileceğinin iş bu ara karar ile ihtarına" karar verilİdiğini, ihya talebine konu şirketin ... Ticaret Sicil numarası ile 07.10.2019 tarihinde ... Şirketi ünvanıyla tescil edildiğini, söz konusu şirketin 10.01.2023 tarihinde adres değişikliği yaptığını ve daha sonrasında ... Şirketi olan ünvanını 26.04.2023 tarihinde ... Şirketi olarak değiştirdiğini ve 07.03.2024 tarihinde genel kurul kararı ile terkin edildiğini, TTK 547 maddesi’nin 1.fıkrasında “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.” denilmek suretiyle alacaklıların şirketin ihyasını talep edebileceğinin düzenlendiğini,buna göre; “Şirketin yararına sonuç doğuracak bir davanın açılması, şirketin bir davada davalı olarak bulunması veya aleyhine icra takibi yapılması söz konusu” durumlarında ek tasfiye yoluna gidilebileceğini, müvekkili ile davalı arasında satış sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlık nedeniyle Çin Halk Cumhuriyeti Fujtan Eyaleti Xıamen Şehri Orta Halk Mahkemesi'nin (2021) M.02.M.CH.No.2675 dosya numaralı dava kapsamında vermiş olduğu 19 Mayıs 2023 tarihli kararının Türkiye'de tanınması amacıyla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesine 2025/365 Esas sayılı dosya kapsamında kararın tanınması ve tenfisi talepli davada ihyası talep edilen şirketin davalı olarak bulunması nedeniyle TTK madde 547 hükmü ve 6335 sayılı kanun Türk Ticaret Kanununa eklenen geçici 7. madde "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü uyarınca ... Şirketi'nin ihyasını ve aradaki bağlantı sebebiyle İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/875 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davanın kabulüne, 07.03.2024 tarihinde genel kurul kararı ile terkin olunan ... Şirketinin ihyasına, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/875 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK 547/1. maddesi uyarınca ihya, ancak "ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması" halinde mümkün olduğunu, davacının dayandığı yabancı mahkeme kararının Mahkemenin 2025/365 E. sayılı dosyasında henüz kesinleşmediğini, yabancı kararın tanınması ve tenfizi kesinleşmeden Türkiye'de icra edilebilir nitelikte olmadığını, bu hususun, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Madde 57 ile açıkça düzenlendiğini MÖHUK Madde 57/2: “Yabancı ilâmın tenfizine ilişkin karar, kesinleşmedikçe icra olunamaz.” şeklinde olduğunu, bu yasal düzenleme uyarınca, yabancı mahkeme kararı kendi ülkesinde kesinleşmiş olsa dahi, Türkiye'de icra edilebilir bir alacak haline gelmesinin, tenfiz kararının kesinleşmesine bağlı olduğunu, tenfiz kararı kesinleşmediği sürece, davacının alacak iddiasının, hukuken icra edilebilir bir belge niteliği taşımadığını ve şirket üzerinde kesinleşmiş bir ek tasfiye zorunluluğu yaratmadığını, dolayısıyla, TTK 547. maddedeki zorunluluk şartının oluşmadığını, tüm bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"Buna göre, davanın gerektirdiği şekilde, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu kayıtları celp edilerek incelenmiştir.Toplanan delillere göre, davacı tarafından dava konusu şirket aleyhine İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/365 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, ancak 07/03/2024 tarihinde dava konusu şirketin tasfiyesinin sona ererek ticaret sicilde tescil edildiği, buna istinaden davacı vekilince işbu şirketin ihyası davasını açıldığı anlaşılmıştır. Buna göre, davacı tarafından ihyası istenilen şirket aleyhine açılan davanın devamı ve mahkemece verilecek kararın infazı için davayı açmakta hukuki menfaati bulunduğundan, anılan bu şirketin, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/365 Esas sayılı dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri sınırlı olmak üzere yeniden ihyasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ek tasfiye işlemlerinin de, birleşen dosya davalısı olan aynı tasfiye memuru tarafından yapılması uygun görülmüş ve yeni bir tasfiye memuru atanmamıştır.Davalı ... Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, bu davalı harç, yargılama giderleri ve karşı yan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamıştır. Birleşen dosya davalısı tasfiye memuru ise verilen ihya kararı kapsamında yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutularak" gerekçesiyle, asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, birleşen dosya davalısı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükümle neticelendirilmiş bir dava ile, derdest davanın birleştirilmesine olanak bulunmadığını, birleştirme talebinin kabulüne olanak olmamasına rağmen işbu talebi kabul ederek davaları birleştiren yerel mahkeme kararının hukuka uygun olmadığını, huzurdaki davada ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olmadığını, ek tasfiye işlemine gidilmesinin ancak zorunluluk gereği olduğunu, yabancı mahkeme kararın tanınması ve tenfizi kesinleşmeden Türkiye'de icra edilebilir nitelikte bulunmadığını, tenfiz kararı kesinleşmediği sürece,davacının alacak iddiasının, hukuken icra edilebilir bir belge niteliği taşımadığını ve şirket üzerinde kesinleşmiş bir ek tasfiye zorunluluğu yaratmadığını, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sadece müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Asıl dava ve birleşen davalar, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, birleşen davada davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür.Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür.Davcı vekili, hükümle neticelendirilmiş bir dava ile, derdest davanın birleştirilmesine olanak bulunmadığını ileri sürmüş ise de, asıl dosyanın ve birleşen dosyanın birleştirme karar tarihinde derdest olduğu görülmekle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 07.03.2024 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir.Davacının, .... Şti. (Son Unvan: ... Şirketi aleyhine İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/365 Esas sayılı dosyasında tanıma ve tenfiz davası açtığı, mahkemece terkin edilen şirketin ihya edilmesi için süre verildiği anlaşılmaktadır. Terkin edilen bir şirket aleyhine açılan bir davada taraf teşkilinin sağlanarak davanın hükme bağlanması ve kararın infazı için şirket tüzel kişiliğinin ihyası zorunlu olduğundan bu durumdaki bir şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır.Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması veya bir takip bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilmesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Davanın TTK'nın 547. maddesine göre açılması nedeniyle herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı tasfiye memurunun ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Terkin sürecinde yapılan ilanlara rağmen şirkete başvurulmaması da ihya talep edilmesine engel değildir. HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davalı tasfiye memuru dava dilekçesinin tebliğinden sonra süresinde davayı kabul etmemiştir. Bu nedenle HMK'nın 312. maddesinin uygulama imkânı bulunmamaktadır. Mahkemece bu nedenle şirketin ihyasına karar verilmesi, birleşen davada davalı olan son tasfiye memurunun ek tasfiye için görevlendirilmesi ve tasfiye memuru aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin ihya sonrası yapılacak tasfiye bilançosunda dikkate alınabileceği, vekalet ücretinin tarifedeki asgari tutara göre belirlendiği, tasfiye memuru ile sicil memurluğunun hukuki durumlarının farklı olması, sicil memurluğunun yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderinden sorumlu tutulmamasının çelişki olmadığı anlaşılmakla davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçeyle, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 11.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç. maddesi uyarınca,karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1015, K. 2026/1122, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1015-e-2026-1122-k-efb786ddfecb