Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1177 E. 2026/1244 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1177
- Karar No
- 2026/1244
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1177
KARAR NO : 2026/1244
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2026
NUMARASI : 2026/357 Esas 2026/535 Karar
DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İİK'nin 286. Maddesi ve 287. maddesi uyarınca geçici mühlet kararı verilmesine, daha sonra geçici mühletin 2 ay süreyle uzatılmasına ve ardından da kesin mühlet verilmesine ve son olarak da konkordatonun tasdik edilmesine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Komiser heyeti tarafından mahkememize ibraz edilen raporlar ile şirketin, ilk toplantı tutanağı ile verilen süre bitimi olan 22.03.2025 tarihine kadar ve sonrasında 25.03.2025 tarihinde yapılan ihtaratla tanınan ek bir günlük süre sonuna kadar mali verilerini heyete gönderilmediği, şirketin durumu ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olup olmadığı hakkında raporda bir değerlendirme yapılamadığı, şirketin mali verilerini heyetin talep ve ihtaratına rağmen göndermemesinin, İİK m. 292/1-c düzenlenen komiser talimatına aykırılık halini oluşturduğu, mahkememizin 14.03.2025 tarihli ara kararı, 17.03.2025 tarihinde kapalı tebligat düzenlenmek suretiyle şirket vekiline UETS yoluyla gönderildiği, tanınan sürenin geçmesine rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, geçici mühletten işbu raporun düzenlendiği tarihe kadar heyetten herhangi bir ödeme onayı istenmediği, şirketin faaliyetini durdurduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davanın reddine ve davacı şirketin iflasına karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından yapılan yargılamada kaldırma ilamı sonrasında davacı şirketin güncel mali tabloları, faaliyet durumundaki güncel değişmelerin değerlendirilmediği, İİK. M.292 son fıkrasına aykırı davranıldığı ve duruşma açılmadan karar verilmesi nedeni ile savunma hakkının kısıtlandığı, kararın güncel olmayan verilere dayandığı, şirket faaliyetinin geçici olarak sebebinin usulsüz haciz olduğu, şirketin borca batık olmadığı, mali verilerin komiser heyetine zamanında ve eksiksiz sunulduğu, bilirkişi ücretinin yatırılmamış olmasının tek başına iflas sonucunu doğurmadığı ve şirketin faaliyetine devam ettiği belirtilerek mahkemece verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Talep, İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
Konkordato, tacir yahut gerçek veya tüzel kişi bir borçlunun, borçlarını ödeme şekliyle ilgili yaptığı teklifin, kanunda öngörülen çoğunlukla alacaklılar tarafından kabul edilmesi ve yetkili mahkeme tarafından tasdik edilmesi sonucunda, borçlunun tüm adi borçlarını ödeyebileceği koşullar göz önüne alınarak, kararlaştırılan sürede ve/veya miktarda ödemesini mümkün kılan bir hukuki müessesedir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 30/04/2025 tarih ve 2025/188 E. 2025/40 K. sayılı ilam ile davanın reddine, davacı şirketin iflasına dair karar verilmiş ve iş bu karara yönelik davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle dairemizce yapılan inceleme sonucunda 2025/974 E. 2026/265 K. Sayılı ilam ile''.....Somut dosyada, şirket yetkilisinin mahkemeye çağrılarak dinlenmediği anlaşılmakla açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 355.maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,'' dair karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararında yapılan tespitler:
Komiser heyeti tarafından sunulan 03/04/2025 tarihli ön raporda özetle: Şirketin,ön projesinde bir defaya mahsusu ana paranın %25 faizi ile birlikte konkordatonun tasdikini takip eden aydan başlayarak 36 ayda borçların ödenmesinin öngörüldüğü, şirketin güncel ve mühlet tarihli mali durumunu ortaya koyabilmek için şirket yetkilisinden mali verilerin 15 günlük süre içerisinde iletilmesinin istendiği, ancak mali verilerin gönderilmediği, şirket ile ortak whatsapp grubundan da bilgilendirme yapıldığı ancak yine de mali verilerin gönderilmediği, şirket merkezine habersiz olarak 28.03.2025 tarihinde gidildiği ve şirkete uğrayan kimsenin olmadığına dair çevre işyerlerinden bilgi alındığı, şirket merkezinin kapalı olduğunun tespit edildiği, şirketin mali verilerini heyetin talep ve ihtaratına rağmen göndermemesinin, İİK m. 292/1-c düzenlenen komiser talimatına aykırılık halini oluşturduğu, mahkemenin 14.03.2025 tarihli ara kararı, 17.03.2025 tarihinde kapalı tebligat düzenlenmek suretiyle Şirket vekiline UETS yoluyla gönderildiği, tanınan sürenin geçmesine rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, geçici mühletten işbu raporun düzenlendiği tarihe kadar heyetten herhangi bir ödeme onayı istenmediği, mahkeme kararına ve komiser heyeti talimatlarına uymayan, bilirkişi ücretlerini yatırmayarak İİK m. 292'ye aykırı davranan ve konkordato sürecinde ticari faaliyetlerine devam etmediği anlaşılan şirketin konkordatosunun başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiştir.
İflasa tabi borçlular bakımından geçici mühletin verilmesinden sonra konkordatonun başarıya ulaşmayacağı anlaşılıyorsa, borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa, borçlunun 297. Maddeye aykırı davranışı varsa, geçici komiserin talimatlarına uyulmuyorsa ya da alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa, geçici komiser heyeti yazılı raporu üzerine mahkeme tarafından geçici mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve İİK nun 287/5, 292. Maddeleri uyarınca borçlunun iflasına re'sen karar verilir.
Komiser heyet raporunda yazılı olan tespitler nazara alındığında, davacı şirketin İİK'nun 297.maddesi hükmüne aykırı davrandığı ve İİK'nun 292/c maddesinde yer alan koşulun oluştuğu açık olup konkordato talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
İİK'nun 292.maddesinde a, b, c, d bentlerinde yer alan şartlardan birinin gerçekleşmesi halinde mahkemece re'sen borçlunun iflasına karar verileceği düzenlenmiştir. Borca batıklık ise bu dört bentten sadece biridir. Yani fıkranın ilk üç bendindeki hallerin varlığı saptandığında iflasın açılması için ayrıca şirketin borca batık olması öngörülmemiştir. İş bu nedenle şirketin borca batık olmadığı için hakkında iflas kararı verilemeyeceği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir.
İİK 292/son maddesinde "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmü yer almaktadır. İİK 292. maddesi uyarınca karar verilmeden önce, davacı şirket yetkilisine tebligat çıkartılarak, duruşmada dinlenilmesi yasal zorunluluktur.
Yukarıda belirtilen kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi tarafından düzenlenen 28/04/2025 tarihli tensip tutanağı ile İİK.nın 292/son fıkrası uyarınca davacı şirket yetkilisinin beyanları alınmak üzere duruşma gün ve saatini bildirir tebligat çıkarılmasına dair karar verilmiş ve dosya arasına alınan tebligat parçalarının incelenmesinde temsilci ...'a T.K. 21/2 maddesi uyarınca çıkarılan tebligatın belirtilen kentsel dönüşüm sebebi ile iade olduğu ve mahkeme tarafından 10/06/2026 tarihli celsede davacı şirketin iflasına karar verildiği tespit edilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen Adreste Tebligat" başlığını taşıyan 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
Konuya emsal mahiyette yer alan yargıtay ilamlarında belirtildiği üzere, Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi davacı tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2019/1883 esas 2020/4512 karar ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1418 esas 2019/4275 karar sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, kural olarak, "tebligat" tebligat yapılacak kişiye, bilinen en son adresinde yapılır. (Teb.Y mad. 10) Kişi son adreste bulunamamışsa, tebliğ memuru bulunabileceği adresi araştırır. Bulamazsa, durumu Muhtarlığa onaylatmak suretiyle saptar. (Teb.Y mad. 28) Tebliği çıkaran kuruluşa bildirir. İlgili kuruluş adresi, kişinin mensubu olduğu kurumlardan Tapu, Muhtarlık, Nüfus, Vergi Dairesi, Belediye idaresinden araştırır. Buna rağmen, adres tespit edilemezse adres meçhul sayılarak ilanen tebligat kararı verilebilir. (Teb.Y mad.46) Özetlenen ilkeler, yasal ve yargısal uygulamalarla benimsenmiş öğretide de bu yönde görüşler ifade edilmiştir. (HGK'nin 20.09.1999 tarihli ve 1-609/744 E-K Baki Kuru HMUK 2. Cilt S.1582-1583)
Yargıtay 4 Hukuk Dairesi'nin 25/04/2016 tarih ve 2016/1300 E 2016/5500 K sayılı ilamında ''....Dosyanın incelenmesinde; yerel mahkemenin gerekçeli kararının ve bu kararın bozulmasına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 21/03/2012 gün, 2011/2129 esas ve 2012/4595 karar sayılı ilamının davalı ...'a 7201 sayılı Tebligat Kanunu 35. maddesi hükmüne göre tebliğ edildiği ancak bu tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Belirtilen Kanun maddesi 2. fıkrası 11/01/2011 tarih 6099 sayılı Kanun 9. maddesi ile "Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır." şeklinde değiştirilmiştir. Somut olayda; davalının adres kayıt sistemindeki adresine tebligatlar yapılmış ise de PTT memurunun tebligata şerh olarak "adres yıkılıp arsa olduğundan TK/21-2 ye göre işlem yapılamadı" şeklindeki ifadeleri yazarak tebligatı mercie iade ettiği, buna rağmen belirtilen adrese TK 35. maddesine göre tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde; fiziken mevcut olmayan bir adrese belirtilen şekilde tebligat yapılması davalının savunma hakkını sınırlar mahiyette olup usul ve yasaya uygun olmamış, dosya kapsamından adresi meçhul sayılan davalıya Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi gereğince ilanen tebligat yapılmak üzere dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir.'' belirtilmiştir.
Dairemizce verilen kaldırma ilamının gereğinin yapılması amacıyla İİK. 292/son maddesi nazara alınarak, şirket yetkilisinin mahkemeye çağrılarak dinlenmesi hususunda yukarıda belirtilen tespitler göz önünde bulundurularak tebligat çıkarılması, adresinin yukarıda belirtilen kurumlardan veya kolluk araştırmasından da tespit edilememesi halinde en son aşamada ilanen tebligat yapılmasının değerlendirilmesi gerekirken temsilci ...'ın UYAP sisteminde mernis adresi olarak gösterilmeyen adrese T.K.nın 21/2 maddesi uyarınca tebligat çıkarılarak tebligatın iade olması gerekçe gösterilmek suretiyle dairemizce belirtilen eksikliğin giderildiği düşünülerek şirketin iflasın dair karar verilmesi yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 355.maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, (Kapatılan) BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/06/2026 tarihli ve 2026/357 Esas 2026/535 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026