Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1114 E. 2026/1384 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1114
Karar No
2026/1384
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1114 Esas KARAR NO : 2026/1384 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/331 KARAR NO : 2026/325 KARAR TARİHİ : 06/04/2026 KESİNLEŞME TARİHİ : 28/04/2026 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : DİDİM(YENİHİSAR) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/104 KARAR NO : 2026/11 KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KESİNLEŞME TARİHİ : 12/03/2026 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ : 15/06/2026 G.KARAR YAZIM TARİHİ: 08/07/2026

Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/01/2026 tarih, 2025/104 Esas, 2026/11 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın hukuki niteliği itibariyle somut olayda davacının, sigorta sözleşmesi kapsamında ödeme yapan sigorta şirketi olup, TTK m.1472 gereğince sigortalının haklarına kanunen halef olduğu, bu nedenle eldeki davanın, salt haksız fiile dayalı bir tazminat davası olmayıp, sigorta sözleşmesinden ve TTK’da düzenlenen halefiyet hükmünden kaynaklanan rücu alacağı davası olduğu, 6102 sayılı TTK’nın 4/1-a maddesi uyarınca, bu Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, bu yönüyle davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, öte yandan davacı sigorta şirketinin anonim şirket olup tacir sıfatını haiz olduğu, davalı marina işletmesinin de ticari işletme işleten anonim şirket olup tacir olduğu, uyuşmazlığın davalının ticari işletme faaliyetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen zararın rücuen tazminatına ilişkin olduğu, bu yönüyle davanın ticari dava niteliği taşıdığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Dosyanın gönderildiği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/04/2026 tarih, 2026/331 Esas, 2026/325 Karar sayılı kararı ile davanın sigorta şirketinin sigortalısına yapmış olduğu ödemeyi, kusurlu olduğunu iddia ettiği davalıdan rücusuna ilişkin başlattığı icra takibine davalı yanca yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11/09/2016 Tarih ve 2014/24538 E. 2017/6908 K. Sayılı ve benzer kararlarında da işaret edildiği üzere davacı sigorta şirketinin bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınması gerektiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarih ve 37/9 E.K.sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulandığı, somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan geminin poliçesinde özel olduğunun belirtildiği, dava konusu olayın haksız fiilden kaynaklandığı ve davacı sigortanın halef olduğu dava dışı sigortalının gerçek kişi olduğu gerekçesiyle davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına halef olarak açtığı davada görevli mahkemenin Didim (Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karşı görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. TTK'nun 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir. Somut olayda; dava, haksız fiilden kaynaklanan zarar nedeniyle itirazı iptali istemine ilişkindir. Dava dışı gerçek kişiye ait yat davalının işlettiği çekek sahasında bakım ve onarım görmesi için çekildiği sırada uğradığı zarar nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin rucuen tahsili istenmiştir. Eldeki uyuşmazlık bakımından dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye bakılması gerekir. Dava dışı sigortalı ile davalı arasında bakım onarım ve muhafazaya ilişkin sözleşme bulunmaktadır. Bu durumda taraflar arasında ticari ilişki olmadığı tartışmalı değildir. Dava ticari iş niteliği taşımadığından HMK 2. maddesi gereğince görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. (İzmir BAM 6. HD 2023/2960 E. - 2023/2118 K., 2023/1273 E. - 2296 K. , 2023/1274 E. -2292 K.) Açıklanan nedenlerle Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. KARAR: 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Didim(Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1114, K. 2026/1384, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1114-e-2026-1384-k-f596063ae537