Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1072 E. 2026/1233 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1072
Karar No
2026/1233
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1072

KARAR NO: 2026/1233

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/02/2026

NUMARASI: 2026/106 Esas(D.İş.) - 2026/104 Karar

TALEP: İhtiyati Hacze İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz edem vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP : İhtiyati hacze itiraz eden vekili talep dilekçesinde özetle; İhtiyati hacze dayanak senet üzerinden imzanın tamamen sahte olduğu, bilirkişi incelemesinde daha ayrıntılı olarak tespit edilecek olmakla birlikte, senetteki imza örneklerinin ihtiyati hacze itiraz edene ait gerçek imzalarla karşılaştırılması, imzanın taklit yoluyla oluşturulduğunu açıkça ortaya koyacağı, senetteki kimlik bilgileri ihtiyati hacze itiraz edene ait olmadığı, belgede sahtecilik belirtileri mevcut olduğu, senet üzerinde borçlu olarak gösterilen kişinin TC Kimlik Numarası "..." olarak yazılmış iken ihtiyati hacze itiraz edenin gerçek TC Kimlik Numarası "..."dır. İki numara arasındaki bu fark (.... rakamın "...." yerine "..." olması), senedin ihtiyati hacze itiraz edene ait kimlik bilgileri ile düzenlenmediğini gösteren önemli bir delil olduğu, bunun yanı sıra senette borçlu adresi olarak "...Mah. ... Sok. No:.../İstanbul" yazılmışken, ihtiyati hacze itiraz edenin bilinen ve tüm resmi kayıtlarda yer alan gerçek adresi "... Mah. ... Cad. ....No: ... İç Kapı No: .../İstanbul"dır. Hem mahalle hem ilçe bilgileri tamamen farklı olduğu, bu durum, senedin ihtiyati hacze itiraz eden tarafından düzenlenmediğini kesin biçimde desteklediğini, ihtiyati hacze itiraz eden ile alacaklı arasında hiçbir borç ilişkisi bulunmadığı, sahte senet hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, dava dosyasına celp edilecek imza örnekleri (nüfus müdürlüğü kayıtları, noter onaylı belgeler, banka belgeleri) ve mevcut imza örnekleriyle senet üzerindeki imzanın karşılaştırılması amacıyla adli bilirkişi incelemesi yapılmasına, bilirkişi incelemesi sonuçlanana kadar ihtiyati haciz kararının icrasının durdurulmasına, akabinde mahkemenin 20/02/2026 tarih ve 2026/106 D.İş Esas, 2026/104 T.C. Karar sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "İİK 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz nedenleri sınırlı olarak sayılmış ve bunların ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve alınan teminata ilişkin olabileceği belirtilmiştir. İtiraz eden vekili senette yazı ve imzaya yönelik itirazları mevcut olduğu; İstanbul BAM 43. HD 2025/1493 Esas 2025/1678 Karar sayılı ilamında özetle "İİK 265 maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup; ihtiyati haczin dayanağı senet üzerinde düzenleyen borçlu adına atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı ve işin esasına yönelik borçlu olmadığına ilişkin diğer tüm itirazları bu madde kapsamında değerlendirilecek bir itiraz olmayıp, açılacak bir menfi tespit davasının konusu oluşturacaktır. Buna göre mahkemece senede dayalı olarak verilen ihtiyatı haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." dikkate alındığında itiraz eden vekilinin senet içeriğine ilişkin imza-yazı inkarına ilişkin itirazların ancak işin esasına yönelik borçlu olmadığına ilişkin itirazları bu madde kapsamında değerlendirilecek bir itiraz olmayıp, açılacak bir menfi tespit davasının konusu oluşturacağından ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine,..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati Hacze İtiraz Eden Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle : Yaklaşık ispat standardının hiç değerlendirilmediğini, mahkeme gerekçesinde İİK m. 258/1'den ve yaklaşık ispat standardından bahsettiğini ancak bu standardın somut dosyada karşılanıp karşılanmadığının hiç incelenmediğini, mahkeme, "itirazlar İİK m. 265 kapsamında değildir" demekle yetindiğini ancak alacağın varlığı hakkında kanaat oluşturmaya esas alınan senedin doğruluğunu hiç sorgulamadığını, borçlu gösterilen kişinin TC kimlik numarasını yanlış yazmanın bir yazım hatasına atfedilemeyeceğini, bu durum senedin gerçek ... tarafından düzenlenmediğini, borçlusunun kimliğini doğru tespit edemeyen bir senet, İİK m. 258/1 anlamında "alacağın varlığı hakkında kanaat" oluşturmaya yeterli bir belge olamayacağını, keşfedilmeden bırakılan temel bir yaklaşık ispat açığıdır ve kararın bozulmasını gerektiren bağımsız bir hata oluşturduğunu, mahkeme, bu itirazı "senede yazı ve imzaya yönelik itiraz" olarak nitelendirerek kapsam dışı saydığını ve bu nitelendirmenin hatalı olduğunu, esas itirazlarının "imza bana ait değil" olmadığını,

birincil esaslı itirazlarının ihtiyati haciz kararının dayandığı senet, üzerinde gösterilen borçlunun gerçekten bu dava tarafı olan ... olduğunun ispatlayamaması olduğunu, "alacağın varlığı hakkında kanaat" İİK m. 258 anlamında oluşturulamadığını, TC kimlik numarası ve adresi yanlış olan bir senette, "bu alacak ...'den doğmaktadır" iddiasının yaklaşık olarak bile ispat edilmiş sayılamayacağını, mahkemenin bu itirazı "esasa ilişkin" sayarak reddetmesinin, İİK m. 265 kapsamındaki "dayandığı sebeplere itiraz" hakkını içeriksiz bıraktığını, anılan karar incelendiğinde, o davada itirazın konusunun "senet üzerinde düzenleyen borçlu adına atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı" iddiası, yani klasik bir imza inkârı meselesi olduğunu,davadaki mesele, imzanın kime ait olduğu değil senedin başından beri yanlış kişiyi borçlu olarak gösterip göstermediğinin olduğunu, mahkemenin, iki farklı hukuki meseleyi aynı kategoride değerlendirerek emsal kararı yanlış uyguladığını, alacağın varlığına ilişkin ciddi cezai şüphe mevcut iken alacaklı lehine yaklaşık ispat standardının karşılandığının kabulü, ihtiyati haciz kurumunun bizzat amacıyla çeliştiğini, bu olguyu hiç tartışmayan gerekçeli karar, eksik inceleme illetinden malul olduğunu,

uygulamada senet gibi belgelerin doğrudan ihtiyati haciz yolunu oluşturabilmesi karşısında; yaklaşık ispatın sağlanamadığını, senet içerisindeki bilgilerin ihtiyati hacze itiraz edene ait olmadığını, bu nedenle de alacaklı iddiasında olan karşı tarafın ihtiyati hacze itiraz edenden değil bir başkasından veya gerçeğe aykırı bir senet ile kötüniyetli hareket ettiğini, bu senedin tek başına yaklaşık ispatı sağlaması imkanının telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturabileceğini, gerçek kişilerin bu mekanizmayı kullanarak diğerleri üzerinde baskı, tehdit vs. kanunlarımızca korunmayan ve hatta cezalandırılması düzenlenen hususları meydana getirebileceğini, tarafların daha önce duygusal birliktelik yaşadıkları, ihtiyati hacze itiraz edenin karşı taraftan ayrılmış olması nedeniyle de karşı tarafın ihtiyati hacze itiraz edene baskı oluşturmak için bu tip kötüniyetli hareketlerde bulunduğunu, senet üzerindeki TC kimlik numarası ihtiyati hacze itiraz edene ait olmadığını senet üzerindeki adres hem ilçe hem mahalle olarak ihtiyati hacze itiraz edenin gerçek adresiyle örtüşmediğini, bu iki veri bir arada değerlendirildiğinde, senedin gerçek ... tarafından düzenlenmediği yaklaşık ispat eşiğini karşılar biçimde ortaya çıktığını, beyanla, İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati haciz itirazlarının kabul edilmesini ve ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: Talep, İİK 265. maddesi uyarınca itiraz üzerine ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince 20.02.2026 tarihli ihtiyati haczin kabulüne ilişkin karara karşı yapılan itiraz üzerine 11.03.2026 tarihli ek karar ile itirazın reddine karar verilmiş, ek karara karşı taraf istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.

İhtiyati hacze konu bono, ... tarafından 15.05.2024 tarihinde ... lehine 800.000,00 TL bedelli olarak keşide edilmiştir.

İhtiyati hacze itiraz İİK'nın 265. maddesinde düzenlenmiş olup; borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.

İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz talep edebilmek için, İİK'nın 257/1. maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların bulunması gerekir.

İhtiyati hacze karar vermenin ön koşulu İİK 258(1) maddesi ikinci cümlesinde de belirlendiği üzere ihtiyati haciz sebeplerinin varlığının istekçi tarafından mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya sunulmasıdır. Bu anlamda ihtiyati haczin olağan haciz yolu olmaması nedeniyle her vadesi gelen alacak ya da ilamla hükmedilmiş bir alacak doğrudan ihtiyati haciz kararına konu olmaz. İstekte bulunanın alacağın varlığı ile borçlunun mal varlığına önceden el konulmasını gerektiren nedenlere ilişkin ikna edici nitelikte ihtiyati haciz sebeplerini bildirmesi ve bu konudaki delil ve belgelerini istemine ekli olarak sunması zorunludur.

Nitekim yasanın 260 (3) maddesinde de ihtiyati haciz kararında haciz konulmasının sebebinin yazılmak zorunda olduğu gösterilmiştir. Bu düzenlemeden ister vadesi gelsin ister gelmesin olağan haciz yolu dışında ihtiyati haciz kararı vermeyi gerektirir nedenlerin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda talep eden tarafın bu nedenleri dosyaya sunması gerektiğinin arandığı açıktır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19. HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K).

Somut olayda; ihtiyati haciz talebi bonoya dayalı olarak istenilmiş olup, ihtiyati hacze dayanak senedin TTK hükümleri uyarınca bononun tüm unsurlarını taşıdığı, ihtiyati hacze itiraz eden bononun sahte olduğunu ileri sürmüş ise de bu hususun menfi tespit davasına konu olabilecek nitelikte olup, kanunda sayılan ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında sayılmadığı değerlendirildiğinde mahkemece ihtiyati hacze vaki itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan nedenlerle:

1-İhtiyati hacze itiraz edenin başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1072, K. 2026/1233, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1072-e-2026-1233-k-93a3909ba1f7