Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1067 E. 2026/1022 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1067
- Karar No
- 2026/1022
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1067
KARAR NO : 2026/1022
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (kapatılan)istanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22/05/2026
NUMARASI : 2026/586 Esas D. İş, 2026/573 Karar
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 10/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
İhtiyati tedbir talep eden vekili; müvekkili şirketin inşaat işleriyle iştigal ettiğini, inşa ettiği binanın pimapen, ..., alüminyum pencere ve küpeşte temin ve montajı için davalı şirketle 16.12.2025 tarihli sözleşme imzaladığını, davalının taahhüt ettiği mal ve hizmetleri yerine getirme imkânı bulunmadığını gizleyerek müvekkilini hileyle sözleşme yapmaya ikna ettiğini ve sözleşme tarihinde ... Bankası ... Şubesine ait 31.05.2026 vadeli 500.000,00 TL ve 30.06.2026 vadeli 750.000,00 TL bedelli toplam 1.250.000,00 TL tutarında iki adet çeki teslim aldığını, buna rağmen sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediği gibi çekleri de iade etmediğini, çeklerin ciro edilerek üçüncü kişilere devredilmiş olabileceğini, ticari faaliyetlerini fiilen sona erdirdiğini, şirket yetkililerine ulaşılamadığını, 18.05.2026 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarından .../Gebze'deki ticaret kaydının terkin edildiğinin anlaşıldığını, davalının borca batık durumda olmasına rağmen siparişleri yerine getirebilecekmiş gibi davranarak müvekkilini aldattığını, bu nedenle şirket yetkilileri hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/103060 soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, çeklerin üçüncü kişilere devri ve ibrazı hâlinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden, ihtiyati tedbir talebinin öncelikle teminatsız, aksi hâlde mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında kabulü ile dava konusu çeklerin ibraz edenlere ödenmemesi yönünde ödeme yasağı, bloke ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, HMK’nın 389/1 ve 390. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya imkânsız hâle gelmesi ya da gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğması tehlikesinin bulunması ve tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispatlaması gerektiği, somut olayda ise davacının ileri sürdüğü iddiaların ancak yargılama sonucunda belirlenebileceği ve mevcut deliller itibarıyla yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında pimapen/... alımı ve montajı konusunda ticari ilişki kurulduğunu, bu kapsamda davalıya keşidecisi müvekkil olan ... Bankası ... Şubesine ait 500.000,00 TL ve 750.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 1.250.000,00 TL tutarında iki adet avans çeki teslim edildiğini, ancak davalı şirketin taahhüt ettiği mal ve hizmetleri teslim etmeden faaliyetini fiilen sona erdirdiğini, işyerini kapattığını, şirket yetkililerine ulaşılamadığını ve herhangi bir muhatap bulunamadığını, ticaret sicili kayıtlarından da şirketin Kartal’daki adresini kapatarak .../Gebze’ye taşıdığının ve 18.05.2026 tarihinde buradaki ticaret sicili kaydının da terkin edildiğinin anlaşıldığın, dosyaya sunulan çek teslim tutanağı, çek örnekleri, ticaret sicili kayıtları, şirketin faaliyetini sona erdirdiğine ilişkin araştırmalar ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası birlikte değerlendirildiğinde davalının sözleşmesel edimini yerine getirme iradesinin bulunmadığının ve avans olarak verilen çeklerin kötüye kullanılması yönünde ciddi risk bulunduğunun yaklaşık olarak ispatlandığını, buna rağmen ilk derece mahkemesince iddiaların ancak yargılama sonucunda belirlenebileceği ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği şeklindeki soyut gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddedildiğini, HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir bakımından tam ispat değil yaklaşık ispat yeterli olduğu hâlde mahkemenin fiilen tam ispat ölçütü uyguladığını, çeklerin ödeme tarihlerinin yaklaşmış olması, dava dışı üçüncü kişilere ciro edilerek tedavüle çıkarılabilmesi veya bankaya ibraz edilerek tahsil edilebilmesi, bu durumda müvekkilin üçüncü kişilere karşı kambiyo hukukundan kaynaklanan sorumlulukla karşılaşabilecek olması, davalı şirketin faaliyetini sona erdirmiş ve ticaret sicili kaydının terkin edilmiş bulunması ile yetkililerine ulaşılamaması birlikte değerlendirildiğinde müvekkil yönünden telafisi güç veya imkânsız zarar tehlikesinin somut ve yakın olduğunu, çeklerin tedavüle çıkmasının ileride verilecek hükmü ve eldeki davayı fiilen sonuçsuz bırakabileceğini, Yargıtay uygulamalarında da çeklerin kötüye kullanılması, bedelsiz kalması, dolandırıcılık şüphesi ve telafisi güç zarar tehlikesinin bulunduğu hâllerde ödeme yasağı ve ihtiyati tedbir kararı verilebildiğini ileri sürmüş; mahkemece dosyadaki somut deliller ve ihtiyati tedbir kurumunun amacı gereği gibi değerlendirilmeden talebin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca karar başlığında talep ihtiyati tedbire ilişkin olmasına rağmen “ihtiyati haciz” ibaresine yer verilmesinin de talebin hukuki niteliğinin değerlendirilmesinde gerekli özenin gösterilmediğini ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, ihtiyati tedbir talep eden davacı iş sahibi, karşı taraf davalı ise yüklenicidir.
Davacı iş sahibi, taraflar arasında imzalanan 16.12.2025 tarihli sözleşme kapsamında pimapen/..., alüminyum pencere ve küpeşte temin ve montajı karşılığında davalı yükleniciye toplam 1.250.000,00 TL bedelli iki adet çekin avans olarak teslim edildiğini, davalının sözleşme konusu edimlerini yerine getirmediğini, ticari faaliyetini fiilen sona erdirdiğini ve çekleri iade etmediğini ileri sürerek çeklerin ibrazında ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, davacının iddialarının ancak yargılama sonucunda belirlenebileceği ve mevcut deliller itibarıyla yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya tamamen imkânsız hâle geleceğinden yahut gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun’un 390/3. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi yeterlidir. Yaklaşık ispat, uyuşmazlığın esasının kesin biçimde çözümlenmesini gerektirmemekte olup, mevcut delillerin talep edilen geçici hukuki korumayı haklı gösterecek ölçüde kanaat oluşturması yeterlidir. Ancak, kambiyo senetlerine ilişkin uyuşmazlıklarda verilecek tedbirin kapsamı belirlenirken senedin tedavül kabiliyeti ile dava dışı üçüncü kişilerin haklarının da gözetilmesi gerekir.
Çeklerin kambiyo senedi niteliği ve tedavül kabiliyeti karşısında, davalı yüklenici ile davacı iş sahibi arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan bedelsizlik iddiasına dayanılarak verilecek ihtiyati tedbirin, davada taraf olmayan ve çekleri ciro yoluyla iktisap etmiş olabilecek üçüncü kişilerin haklarını ortadan kaldıracak şekilde genişletilmemesi gerekir. Bu nedenle, somut olayda, davacı tarafından ileri sürülen bedelsizlik iddiası ve mevcut deliller karşısında, dava konusu çekler yönünden ödeme yasağı talebinin yalnızca davanın tarafları arasında, taraflarca ibraz edilmesi durumunda hüküm ifade edecek şekilde konulması gerekirken talebin tümden reddedilmesi isabetli olmamış, bu nedenle istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, ihtiyatı tedbir talep eden vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/05/2026 tarih, 2026/586 Esas-2026/573 Karar sayılı değişik iş kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İhtiyati tedbir talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-İhtiyati tedbir talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 10/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.