Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1036 E. 2026/1267 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1036
Karar No
2026/1267
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1036 KARAR NO : 2026/1267

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2026 NUMARASI : 2026/60 Esas BİRLEŞEN AYDIN ATM'NİN 2026/473 SAYILI DOSYASINDA DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/05/2026 tarih 2026/60 Esas sayılı ara kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : Birleşen davada davacı vekili, müvekkil ... ile davalı ...'in eşit paylı ortağı oldukları ... Şirketi'nde davalı ...'in şirket deposunu kilitlemek, şirket envanterindeki ürünlere el koymak ve ana tedarikçi ... Türkiye ile bayilik ilişkisini sekteye uğratmak suretiyle TTK m. 626 uyarınca özen ve bağlılık yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğini, bu durumun şirketin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirdiğini ve telafisi imkânsız zararlara yol açacağını ileri sürerek davalı ...'in şirketi temsil ve ilzama yönelik müdürlük yetkilerinin TTK m. 630/2 uyarınca dava sonuna kadar tedbiren kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; limited şirket müdürünün ancak ana sözleşmeyle veya şirket kararıyla atanması gerektiği, mahkemenin bu alana müdahalesinin istisna niteliği taşıdığı, müdürlük yetkisinin kaldırılabilmesi için özen ve bağlılık yükümlülüğünün ağır biçimde ihlal edildiğine dair güçlü emarenin bulunması şartının arandığı, davacı tarafça ileri sürülen iddiaların esasen sorumluluk davasının konusunu oluşturabileceği ve bu aşamada soyut nitelikte kaldığı gibi yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilemediği gerekçesiyle tüm tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı birleşen davada davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Birleşen davada davacı vekili; yerel mahkemenin ihtiyati tedbir için tam ispat arayarak hukuka aykırı davrandığını, HMK m. 390/3 gereğince yaklaşık ispat ölçüsünün yeterli olduğunu, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası, depo kilitlenme fotoğrafları, el konulan ürünlere ait faturalar ve ... Türkiye'nin 21.04.2026 tarihli ihtarlı e-postası gibi somut delillerin dosyaya sunulduğunu, davalının TTK m. 626 kapsamındaki özen ve bağlılık yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğini, şirketin ticari hayatının an itibarıyla durma noktasında olduğunu ve tedbir verilmediği takdirde telafisi imkânsız zararların doğacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması ve müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin davada, TTK m. 630/2 uyarınca müdürlük yetkisinin dava sonuna kadar tedbiren kaldırılması istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut uyuşmazlığın incelenmesinde, taraflar arasında ortaklık ilişkisinden kaynaklanan ciddi bir uyuşmazlığın bulunduğu, ancak limited şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin mahkemece kaldırılmasının TTK'nın 623 ve devamı maddeleri karşısında istisnai bir müdahale niteliğinde olduğu, bu yetkinin kaldırılabilmesi için TTK'nın 630/3. maddesinde tanımlanan haklı sebebin ortaya konulması gerektiği, birleşen davada davacı tarafça dosyaya sunulan soruşturma evrakı, fotoğraf, fatura ve tedarikçi yazışması gibi delillerin, bu aşamada davalının şirketi kötü yönettiğine veya sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiğine dair kuvvetli bir kanaat oluşturacak yeterlilikte olmadığı, ileri sürülen iddiaların esasen tarafların karşılıklı olarak yürütmekte olduğu ortaklıktan çıkarma ve fesih davalarının esasında değerlendirilmesi gereken hususlardan ibaret bulunduğu, bu itibarla ilk derece mahkemesince iddiaların bu aşamada soyut kaldığı ve HMK'nın 390/3. maddesinde aranan yaklaşık ispat ölçüsünün gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi görüşündeyim. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen (birleşen davada davacı ...) vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen (birleşen davada davacı ...) yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 1.464,00 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 258,00 TL'nin ihtiyati tedbir isteyene (birleşen davada davacı ...) iadesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyenin (birleşen davada davacı ...) yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere14/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1036, K. 2026/1267, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1036-e-2026-1267-k-189d9be8aacd