Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1019 E. 2026/1341 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1019
Karar No
2026/1341
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1019

KARAR NO : 2026/1341

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/05/2026

NUMARASI : 2026/107 Esas - 2026/414 Karar

DAVA: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/07/2026

İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin alacağına karşılık keşidecisi ... olan takip konusu... ... Caddesi Şubesine keşide edilen ... seri numaralı 15.12.2024 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli çeki ciro yoluyla teslim alındığını, müvekkili takip konusu çeki ...... Caddesi Şubesine ibraz ettiğini, keşideci ... çek bedelini haricen ödediğini, bankadan iade alınarak çek keşidecisi ...'a iade edildiğini, müvekkilinin çeki iade ederken cirosunu iptal etmeyi unuttuğunu, çek keşidecisi ..., müvekkilim tarafından kendisine iade edilen çekin 15.12.2024 olan tarihini paraf imza atıp 30 nisan 2025 olarak değiştirdiğini, tekrar kendisi cirolayarak kullandığını, çekin son hamili görünen davalı .... Ltd.Şti., karşılıksız çıkan bu çeke dayanarak müvekkili ... aleyhine icra takibi başlattığını, dosyadan gönderilen tebligat müvekkilinin mernis adresine Tebligat Kanunu 21/2 gereğince yapılıp muhtara bırakıldığını, müvekkilinin tebligattan haberi olmadığını ve takibin kesinleştiğini, davalının takip konusu çeke dayanarak müvekkiline karşı takip hakkı bulunmadığını, müvekkilinin İstanbul 6. İcra ... Esas sayılı dosyasına konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla yatırmak zorunda kaldığı 217.261,00 TL'nin reeskont avans faizi ile birlikte müvekkilime iadesine karar verilmesine, İ.İ.K.m.72/5 gereğince yasaya aykırı olarak haksız ve kötü niyetle müvekkilim hakkında takip başlatan davalının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı dava konusu çekin davacı tarafından bankaya ibrazdan sonra çek bedelini haricen keşideciden tahsil ettikten sonra cirosunu iptal etmeksizin keşideciye çeki iade ettikten sonra düzenleyen (keşideci) tarafından düzenleme tarihi usulünce değiştirilmek suretiyle tekrar tedavüle sokulduğunu iddia etmiş olup ...kayıtlarından 15.12.2024 keşide tarihli çekin bankaya ibraz edildiği görülmekle çek üzerinde yapılan incelemede de davacıdan sonra çekin keşideci ...'a ciro edildiği, keşidecinin çekin hamili olduğu ve alacaklı, borçlu sıfatları birleştiği daha sonra dava dışı keşideci çeki ikinci defa tedavüle çıkararak dava dışı üçüncü kişiye ciro etmiş ve davalı bu cirolar sonrasında çekin son cirantası olarak hamil olduğu görüldüğü,gerek ciro edilebilirliğe ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 788/3. maddesinde ve gerekse de hamilin müracaat haklarını kullanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 808/1. maddesinde, çekin, geriye ciro suretiyle düzenleyene dönmesi ve özellikle düzenleyen tarafından düzenleme tarihinde değişiklik yapılarak tekrar tedavüle sokulması halinde, son hamilin başvuru haklarını kimlere karşı kullanabileceği konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı ,bu bağlamda, 6102 sayılı Kanun’un 788/3. ve 808. maddelerinin, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde borcun sükut edeceğine ilişkin TBK’nın 135. maddesinin kıymetli evrak bakımından özel istisnai hükümler olarak düzenlendiği yolundaki görüşe itibar edilemeyeceği, çünkü bu görüşün kabulü halinde, yasa maddesinde herhangi bir ayrım gözetilmediği için, lehdarın cirosu ile çekin hamili olan düzenleyenin dahi lehdar hakkında çeke dayalı başvuru hakkı olduğunun kabulü gerekir ki kanun maddesinin bu yönde bir sonucu amaçlamadığı açıktır. Şu halde, lehdarın/cirantanın düzenleyene cirosu, ayrıksı bir hüküm bulunmadığından, cirantanın üzerinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesine ve buna bağlı olarak cirantanın düzenleyene ciro etmekle kambiyo ilişkisinden kaynaklanan borcunun sona ermesine engel teşkil etmeyeceği,esasen, düzenleyene lehdar/ciranta tarafından yapılan cirodan sonra düzenleyenin çekteki konumu lehdara/cirantaya keşide etmeden önceki durumuna döneceği ve keşide tarihinin cirantanın cirosundan sonra çekin ikinci kez tedavüle çıkarılırken yapıldığına ilişkin davacı iddiasına davalı yanca açıkça karşı çıkılmadığından, senet üzerinden ve banka kayıtlarından da bu husus anlaşıldığından artık lehdarın/cirantaların çekin müteselsil sorumluluk zinciri içinde yer alması ve giderek hamilin cirantaya karşı müracaat hakkını kullanabilmesi mümkün olmadığını, bu husus senet metninden anlaşılabilir olmakla çeke sonradan hamil olanlara karşı da ileri sürülebilir nitelikte olduğu, çeklerin ikinci kez tedavülü halinde, sorumluluk ilk kez tedavüle çıktığında çekte imzası bulunan davacı değil, çeki ikinci kez tedavüle çıkaran keşideci dava dışı kişiye ait olacağından önceki ciranta davacının sorumluluk zincirinde yer alması mümkün olamayacağından davalı hamil sadece çekleri kendisine ciro eden cirantalara ve keşideci dava dışı ...'a yönelebileceği, icra dosyasında haciz baskısı altında yapılan tahsilatın haksız olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, 217.261-TL nin 09.02.2026 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ: Davalı vekili; uyuşmazlığa konu çek üzerinden yapılan bir inceleme ile çekin daha sonra tekrar tedavüle sokulduğunun anlaşılması ve ayrıca bunu müvekkil şirketin bilmesinin mümkün olmadığını, vade tarihi üzerinde keşideci tarafından yapılan değişiklik ve netice olarak keşideci imzası ile tarihin değiştirilmiş olması bu çekin daha sonra tekrar tedavüle sokulduğunun tek başına ispatı olmadığı, keşideci ve lehtar çekin ilk düzenlendiği tarihte henüz ciro silsilesi başlamadan kendi aralarında vardıkları anlaşma ile yazılmış olan -sehven yahut ilk anlaşmalarındaki vade tarihinin değiştirilmesi yönünde varılan mutabakat sebebiyle- tarihi değiştirebileceklerini, Hal böyle iken daha sonra çekin yetkili hamili olan müvekkilin hangi tarihte bu değişikliğin yapıldığını yahut iddia edildiği gibi tekrar tedavüle sokulduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, tahsil edilen bir borca ilişkin çekin ciro edilmesinin mümkün ve mantıklı olmadığı, bu durumda tek ihtimal olarak lehtar ve keşideci arasındaki farklı bir alacak sebebiyle lehtar tarafından ödeme amacıyla çekin keşide edilebilmiş olacağı, hukuken bir belgeye imza atan birisinin bunun yasal yükümlülüklerinden sorumlu bulunacağı, unuttum ve benzeri iddiayla bu sorumluluktan kurtulamayacağını, ciro silsilesindeki imzaların iptal edilmemiş olması, senedin hala tedavülde olduğu ve hak sahipliğinin devredilebileceği yönünde bir güven oluşturduğu,senet metninden anlaşılamayan bir tahrifat veya usulsüzlük iddiası, senedi şeklen düzgün bir ciro zinciri ile devralan iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava menfi tespite ilişkindir.

Davaya konu çekin; keşideci ... tarafından keşide edildiği, davacı tarafından çekin 16.12.2024 tarihinde takasa verildiği,17.12.2024 tarihinde muhasebe kaydı yapılıp çıkışının yapıldığı ve çekin keşideciye iade edildiği anlaşılmaktadır. Çekin incelenmesinde; lehdar ... çevrim, keşideci ...olduğu lehdarın cirosundan sonra davacının cirosu akabinde yine keşidecinin cirosu bulunmaktadır.çekin keşide tarihi 15.12.024 iken üzerin çizilerek lehdar tarafından 30 nisan 2025 tarihi olarak paraf edilerek yeniden tedavüle çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde çekin keşideciye geri döndüğü ve önceki imza sahiplerinin sorumluluklarının sona erdiği genel olarak yargı uygulamasında kabul edilmiştir.

Somut uyuşmazlık bakımından uygulamada bir birlik olmadığı,farklı yargı kararları mevcut olsa da Yargıtay 11 HD nin 2022/6296 esas sayılı kararı Dairemizin bir kararına ilişkin olup ;usul ve yasaya uygun bulunarak bozma ilamına uyulduktan sonra Dairemizce bu görüş benimsenerek bu yönde uygulanmaya devam edilmiştir.Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin birçok kararında tekrarlandığı gibi: “Çek, keşideci tarafından lehtar lehine düzenlenip, keşide edildikten sonra, lehtar tarafından tekrar keşideciye ciro edilmesi halinde, keşidecinin 6102 sayılı TTK’nun 788. maddesi koşullarında yeniden çeki tedavüle çıkararak ciro etmesi durumunda, ikinci tedavülden önceki lehtarın sorumluluğu kalmadığından, lehdar hakkında takip yapılamaz.” (Yargıtay 12. HD – 2013/12196 E.; Yargıtay 12. HD – 2019/477 E.; Yargıtay 12. HD – 2020/1441 E. ve çok sayıda benzer karar).Keşideci, çeki geri ciro yoluyla devraldığında, çeki hiç tedavüle çıkarmamış gibi kabul edilir. Keşideci “çeki keşide etmeden önceki durumuna dönmüştür”.Çekin borçlusu konumundaki keşideciye geri dönmesiyle, alacak ve borç ilişkisi sona erer. Lehdar çeki keşideciye ciro etmesiyle davacı (lehtar ve ilk ciranta) ile keşideci arasındaki alacak borç ilişkisi son bulmuştur.Keşidecinin çeki yeniden tedavüle sokması, yeni bir sorumluluk zinciri başlatır. Bu durumda sorumluluk, sadece “keşideci ile takip alacaklısı hamil arasında” kalır (Bkz. Yargıtay 12. HD – 2020/4150 E)

Somut uyuşmazlıkta; çekin davacı tarafından bankaya ibraz edildiği; ibraz şerhi yazılmadan geri alındığı, çek arkasında ki davacı cirosu iptal edilmemiş ise de hemen arkasında çekin keşideciye ciro edildiğinin kabulü gerektiği böylelikle davacı ciranta nezdinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği ;çekin keşideci cirosuyla yeniden dolaşıma çıkarıldığı çek metninden anlaşılmakta olup davalı şirketin durumu bilmediğinin de ileri sürülemeyeceği ;davacı bakımından çekin ibraz süresinin de geçmiş olduğunun kabulü gerektiğinden davanın kabulüne ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamış, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 14.841,10-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 3.710,26-TL harcın mahsubu ile kalan 11.130,84-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 80-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1019, K. 2026/1341, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1019-e-2026-1341-k-492647c014fc