Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/997 E. 2026/1014 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/997
- Karar No
- 2026/1014
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/997 - 2026/1014 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/997 KARAR NO : 2026/1014
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2025 NUMARASI : 2024/877 ESAS - 2025/439 KARAR
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, kaza sonra düzenlenen kaza tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilin aracında meydana gelen hasar ve işçilik bedeli kaza sonrasında ekspertiz raporu ile toplamda 108.817,05 TL olarak tespit edildiğini, hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödendiği, ancak kaza nedeniyle müvekkilinin aracında eski haline göre büyük bir değer kaybı oluştuğunu, kaza sebebiyle aracın bir kısım parçalarının yenileriyle değiştirildiğini, bir kısım parçaların ise tamir görerek onarıldığını, aracın gördüğü bu kapsamlı onarım ve parça değişimlerinin tramer kayıtlarına işlendiğin, kazadan önce hasarı bulunmayan aracın kaza nedeniyle ikinci el piyasasındaki değerinde önemli bir düşüş olduğu, araçta oluşan değer kaybının tazmini için sigorta şirketine başvurulduğunu ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine arabuluculuk yoluna başvuruldu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalması kaydı ile şimdilik 100,00 TL değer kaybı bedelinin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 50.000TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerini belirsiz alacak davası olarak ileri sürmesinde hukuki yarar bulunmadığını, işbu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, nitekim değer kaybı bedelinin de oluşan hasar gibi belirlenebilir alacak kalemi olduğunu, değer kaybı tutarı belirlenmeksizin davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin usule aykırı olduğunu, aksi kanaatte ise müvekkili şirketin sorumluluğuna isabet eden tazminat miktarına ilişkin hesaplamanın yapılması için dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti dahilinde sigortalısının kusuru oranıyla sınırlı olduğunu, müvekkil tarafından davacıya ve dava dışı kişilere yapılan ödemelerin poliçe limitinden tenzil edilmesi gerektiğini, huzurdaki davada müvekkili şirketçe yapılan ödeme sebebi ile temerrüdü gerçekleşmemiş olduğundan söz konusu faiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı, aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek değer kaybı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, bu hususlar nazara alınarak düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacıya ait araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında kusurlu bulunmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsü dava dışı ...'ın otopark alanında aracın arka kısmındaki liftin hareket ederek davacı aracına çarpması sebebiyle tam kusurlu olduğu, davacı aracında meydana gelen değer kaybının 50.000,00-TL olarak belirlendiği, davacının talep artırım dilekçesinde bu tutarı talep ettiği, davalı tarafından davacıya 95.999,99-TL olarak hasar bedeli için ödemede bulunulduğu, değer kaybı için bir ödemede yapılmadığı, talep olunan tutarın poliçe teminat limiti kapsamı içinde kaldığı, kabul olunan bu tutara davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin dava öncesi davalı şirkete yapılan başvuru sonucu 20.08.2024 tarihi itibarıyla davadaki talep gibi yasal faiz işletileceği anlaşılmakla; “Açılan davanın kabulü ile, 50.000,00 TL'nin 20/08/2024 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalının sigorta teminat limiti ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar ek bilirkişi raporunda, dava konusu kazada hasar gören bazı parçaların daha önceki kazalarda hasar almadığı ifade edilmişse de, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarına göre aracın geçmişte defalarca kazaya karıştığını, özellikle 03.10.2020 tarihli kazada sol ön çamurluk ve sol ön direk bölgesinden hasar aldığının tespit edildiğini, bu hususun, aracın halihazırda değer kaybına uğramış olduğu ve ikinci el piyasada “çok hasarlı” statüsünde değerlendirildiği gerçeğini ortaya koymakta olduğunu, bu denli hasar geçmişine sahip bir araç için, yalnızca son kazaya atfedilerek reel olmayan bir yöntemle değer kaybı belirlenmesinin piyasa gerçekleriyle bağdaşmadığını, aracın hasarsız bir araçla aynı temelden kıyaslanarak değerlendirilmesinin hatalı bir hesaplamaya yol açtığını, araçta değer kaybı oluşmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeni ile davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, kusurun tespiti kadar, zararın doğru şekilde tespit edilmesi de önemlidir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar, kişinin kaza tarihi itibariyle uğradığı "gerçek zarar" olup, gerçek zarar TBK hükümlerine ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin zararın tespitine yönelik benimsediği ilkelere uygun olarak tespit edilmelidir. Davacının zararının artmasına neden olması söz konusu ise haksız fiil sorumlusunun, zarar görenin eylemi ile artan zarardan sorumlu olmayacağı gözetilmelidir. Bu çerçevede, araç değer kaybına yönelik olarak açılan bir davada; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi emsal içtihatlarında da açıklandığı üzere; makine mühendisi bilirkişiden alınacak raporla kazalı aracın markası, modeli, yaşı, kazadan önceki mevcut durumu, hasarın boyutu ve varsa önceki hasarları irdelenmek suretiyle, aracın rayiç değerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti ile kaza tarihinde hasarlı aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle tazminat miktarının tespit edilmesi gerekir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun denetime elverişli olup, dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, yine değer kaybı hesap yönteminin de Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, gerçek zarar ilkesine uygun olarak aracın önceki hasarları değerlendirilerek önceki hasar gören parçalar ile dava konusu kaza nedeniyle hasar gören parçalar nazara alınarak davacının talep edebileceği değer kaybı zararının belirlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 3.415,50TL istinaf karar harcından peşin alınan 853,90TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,60TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.