Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/11906 E. 2026/4608 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11906
- Karar No
- 2026/4608
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2592 E., 2023/3336 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/114 E., 2023/189 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı-karşı davacı Şirket vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 18.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü üzerine murafaalı temyiz eden davalı-karşı davacı ... ... ve Madencilik San. Tic. A.Ş. adına Av. .. .. ile davacı-karşı davalı adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı vekili özetle; müvekkili ...’ın iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığını, olayın davalıların kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek 544.726,19 TL maddi tazminatın davalılardan ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı şirket vekili karşı dava dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalıya 10.06.2017 tarihinde 2.000,00 TL, 22.06.2017 tarihinde 3.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL borç para verildiğini, bu tutarın iade edilmediğini ileri sürerek 5.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar asıl dava yönünden özetle; olayda kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Davacı-karşı davalı vekili karşı dava yönünden özetle; davalı-karşı davacı şirketin alacak iddiasının yerinde olmadığını savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 2017 yılında meydana gelen iş kazası sonucu davacı-karşı davalının %20,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayın meydana gelmesinde davacı-karşı davalının %10, asıl işveren olarak nitelendirilen davalı-karşı davacı ... ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş.’nin %30, alt işveren olarak nitelendirilen dava dışı ...’in %60 oranında kusurlu oldukları kabul edilerek asıl davanın kısmen kabulü ile davacı-karşı davalı lehine 544.726,19 TL maddi tazminatın davalılardan, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı-karşı davacı şirketten alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yaşı, %20,20 oranındaki maluliyeti, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini ihlal etmiş olması, olayın sonuçları ve ekonomik koşullar dikkate alındığında hükmedilen 40.000,00 TL manevi tazminatın yetersiz olduğunu, iş kazası sonucu malul kalan davacı lehine takdir edilen manevi tazminatın Yargıtay emsal kararları ve hakkaniyet ilkelerine göre artırılması gerektiğini, manevi tazminat yönünden İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, maddi tazminat hesabında ileride ortaya çıkabilecek ücret, kusur, maluliyet, asgari ücret, katsayı, toplu iş sözleşmesi, yaşlılık geliri ve benzeri değişiklikler nedeniyle gerçek zararın yeniden hesaplanmasını talep etme hakkını saklı tuttuğunu, bilirkişi raporuna itiraz etmiş olması, istinaf başvurusu yapmış olması ve temyiz yoluna başvurması nedeniyle davalı lehine usulî kazanılmış hak oluşmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararlarına göre asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve sonradan yürürlüğe giren güncel asgari ücretlerin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, davacı bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi güncel asgari ücretin uygulanmasının zorunlu olduğunu ve bu konuda davalı lehine usulî kazanılmış hak oluşamayacağını, ücret, hesap yöntemi, kusur oranı, maluliyet oranı, asgari ücret ve diğer hesap parametrelerinde değişiklik olması hâlinde gerçek zarar miktarının yeniden hesaplanması gerektiğini, ancak hesaplamaya etki edecek böyle bir değişiklik bulunmaması hâlinde maddi tazminat yönünden ayrıca bir temyiz isteminin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı-karşı davacı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı vekilinin 19.04.2021 tarihli beyanında ... ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş.’nin kusur oranını %30 olarak kabul ettiğini ve bu rapora itiraz etmediğini, bu nedenle müvekkili şirket lehine usulî kazanılmış hak oluştuğunu ve daha sonra daha yüksek kusur oranına dayanılarak karar verilemeyeceğini, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda maddi zararın %90 kusur oranı üzerinden hesaplandığını, oysa müvekkili şirket hakkında kabul edilen kusurun en fazla %30 olduğunu, hatta müvekkili şirkete kusur verilemeyeceğini, buna rağmen 494.726,19 TL’nin müştereken ve müteselsilen müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin bilirkişi raporları ve Mahkeme gerekçesiyle çeliştiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu iş kazası inceleme raporunda yalnızca dava dışı ...’e %90, davacıya %10 kusur verildiğini ve müvekkili şirkete kusur yüklenmediğini, bu nedenle müvekkili hakkındaki davanın reddi gerektiğini, bilirkişiler .. ve .. tarafından hazırlanan rapordaki ikinci seçenekte müvekkili şirketin kusursuz kabul edildiğini, bu ihtimalin göz ardı edildiğini, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, ... ve ... Kütükçü grubunda çalıştığını, iş ve talimat ilişkisinin müvekkili şirketle bulunmadığını, bu hususun tanık ...’in ceza dosyasındaki beyanlarıyla sabit olduğunu, müvekkili şirket ile ... Kütükçü ve ... arasında yapılan sözleşmelerin anahtar teslimi eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, işçilik, Sosyal Güvenlik Kurumu ve iş güvenliği yükümlülüklerinin müteahhitlerde bulunduğunu, bu nedenle asıl-alt işveren ilişkisinin oluşmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre anahtar teslimi işlerde iş sahibine husumet yöneltilemeyeceğini ve müvekkilinin iş kazasından sorumlu tutulamayacağını, davada asıl sorumlunun dava dışı ... olduğunu, buna rağmen adı geçen kişinin davaya dahil edilmediğini ve kendisine ihbar dahi yapılmadığını, müvekkili şirketin kusuru bulunmadığından manevi tazminattan da sorumlu tutulamayacağını, hükmedilen manevi tazminatın bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, karşı dava yönünden ise davacı-karşı davalı ...’a çeşitli tarihlerde ihtiyaçlarını karşılaması için borç para verildiğini, banka dekontlarının dosyada bulunduğunu, davacı-karşı davalının bu ödemelere itiraz etmediğini, buna rağmen karşı davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Temyiz eden taraf vekillerinin manevi tazminata, davalı-karşı davacı şirket vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı-karşı davalı vekilinin asıl davada 544.726,19 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalı-karşı davacı şirket vekilinin karşı dava ile 5.000,00 TL alacağın davacı-karşı davalıdan tahsilini istediği, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile davacı-karşı davalı lehine 544.726,19 TL maddi tazminatın davalılardan, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı-karşı davacı şirketten alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, asıl davada manevi tazminat yönünden davacı-karşı davalı vekilinin temyize konu ettiği reddedilen miktar, davalı-karşı davacı şirket vekilinin temyize konu ettiği hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı ile karşı dava konusu alacak miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. 2.Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Uyuşmazlık, asıl dava dosyası yönünden iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine, karşı dava yönünden alacak istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyasında alınması gereken karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken hüküm altına alınan manevi tazminat tutarından sorumlu tutulmayan davalı ...'ın tam harçtan sorumlu tutulduğu, alınması gereken karar ve ilam harcı hesaplanırken hüküm altına alınan tutarların binde 68,31’inin dikkate alınması gerekirken bunun da dörtte birinin harç olarak hesaplandığı, yine eldeki asıl dava dosyasının davalıları ... ... Şirketi ve ... .. olduğu halde İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında davalı ...'ın gerçek kişi firması olan “...” nün ayrı bir üçüncü bir davalıymış gibi gösterildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz eden taraf vekillerinin davacı-karşı davalının asıl dava dosyasında talep ettiği manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükümle davalı-karşı davacı şirket vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2.Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazları açısından temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının; a.Gerekçeli karar başlığında yer alan "3-... - .. Mah. ... Sokak No:.. ../ .." ibarelerinin silinerek gerekçeli karar başlığından çıkarılması, b.Hüküm fıkrasında yer alan karar ve ilam harcına ilişkin; "-Alınması gereken 9.131.79 TL harçtan peşin yatırılan 1.894.90 TL'sinin nispi karar harcı olarak mahsubu ile bakiye 7.236.89 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, -Alınması gereken 9.131.79.TL harçtan peşin yatırılan 1.980.90.TLsinin nispi karar harcı olarak mahsubu ile bakiye 7.150.89 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına," ibarelerinin silinmesine, Yerlerine geçmek üzere; "-Alınması gereken 36.527,14 TL karar ve ilam harcından davacı-karşı davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan toplam 1.894,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 34.632,24 TL harcın davalı gerçek kişi ...'ın sorumluluğu 3.758,84 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, -"Davacı-karşı davalı ... tarafından asıl dava dosyasında peşin olarak yatırılan toplam 1.894,90 TL'nin davalı gerçek kişi ...'ın sorumluluğu 35,90 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına," ibarelerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Davacı-karşı davalı ... avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalı-karşı davacı ... ... A.Ş. ile davalı ... ..'ye yükletilmesine, Davalı-karşı davacı ... ... A.Ş. Avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacı-karşı davalı ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.