Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/870 E. 2026/1083 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/870
- Karar No
- 2026/1083
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/870 Esas
KARAR NO:2026/1083
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:10/12/2024
NUMARASI:2023/12 ESAS 2024/249 KARAR
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ:02/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVADA:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin “...” ve “... ...” ibareli markalarını uzun yıllardır kullandığını, 26. ve 44. emtia sınıflarında “...” ibareli markanın 23/10/2017 tarih ve ... başvuru numarası ile “... ...” ibareli markanın ise 22/11/2017 tarih ve ... başvuru numarası ile müvekkili adına koruma altında olduğunu, davalıların “...” ibareli markayı 26. ve 44. sınıflarda ... başvuru numarası ile ve “...” ibareli markayı ise 24. ve 44. sınıflarda ... başvuru numarası ile adına tescil ettirdiklerini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalıların müvekkiline ait tescilli markayı kullanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılara ait tescilli markanın müvekkiline ait “...” markasıyla iltibas yarattığını ve aynı zamanda müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, davalılar adına ... sayılı markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, markaya tecavüzün tespitini, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılardan ... cevap dilekçesi ile; "..." ibaresinin bir bilim ve teknoloji adı olduğunu, herkes tarafından kullanılan bir ibare olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, markalarında "..." ibaresinin tamamlayıcı unsur olarak kullanıldığını, markalar arasında ayniyet bulunmadığını ve karıştırma ihtimali olmadığını beyan etmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Her iki davalı da bilahare kendilerini vekille temsil ettirmişlerdir. Vekilleri bilirkişi raporlarına itiraz ile birlikte davanın reddini istemişlerdir.Diğer davalı ... asıl dosyada davaya cevap vermemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğü ve ve müvekkilinin tescilli markası olan “...” ifadesinin davalının markasından çıkarılmasına ilişkin davalılar aleyhine mahkememizin 2023/12 Esas (bozma öncesi 2019/270 Esas) sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin tescilli markalarına dayanarak hem SMK’daki marka hakkına tecavüz hükümleri hem de TTK’daki haksız rekabet hükümlerine dayanarak dava açma hakkına sahip olduğunu, bu nedenle de davalılardan tazminat taleplerinin olduğunu ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi ve 100.000,00 TL itibar tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 27/12/2023 tarihli dilekçesi ile 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 217.683,90 TL tutarına ıslah ederek harcını yatırmıştır.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkilinin diğer davalı ile birlikte mülkiyetine sahip olduğu "..." ibareli markası üzerinden ticari faaliyette bulunduğunu, davacının bu dosyadaki taleplerine dayanak yaptığı mahkememizin 2023/12 Esas (bozma öncesi 2019/270 Esas) sayılı dosyanın henüz kesinleşmediğini, davacının ihlal edildiği iddiasındaki "..." ibareli markasının ve müvekkilimizin de sadece bu ibareyi kullanmış gibi bir değerlendirme yaparak ihlalin derecesini ve tazminatın tutarını belirlemek hakkaniyete uygun düşmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerekli tescil işlemlerini gerçekleştirmiş olup yasal tescilli başvurusuna dayanarak olan "..." ibaresinin de bulunduğu "..." markasını kullandığını, evrensel ibareyi içinde barındıran "..." markası kullanımı maddi taminat davasına esas teşkil edemeyeceğini, davalıarın, "..." ibareli marka sahibi olup işbu marka üzerinden ticari faaliyette bulunduğunu, davacının kullanım haklarının kendisine ait olduğu iddiasında olduğu "..." ibaresi evrensel bir ibare olduğunu, müvekkil olası bir iltibasın önüne geçmek için markanın tüm ögelerini bitişik olarak tescil ettirdiğini, davacının tazminat taleplerinin haksız kazanç kapısı oluşturma gayesinden ibaret olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 01/10/2024 Tarih, 2019/270 Esas - 2020/230 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi neticesinde, Dairemiz'in 25/11/2022 Tarih, 2021/37 Esas - 2022/1997 Karar sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verilmiştir.
YENİDEN YAPILAN YARGILAMADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 10/12/2024 Tarihli ve 2023/12 Esas 2024/249 Karar sayılı kararı; "...H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN; 1-Davacının davalılar adına olan ... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden dava konusuz kaldığından ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davalıların davacı adına tescilli önceki tarihli "..." esas unsurlu marka benzeri "..." veya "..." şeklindeki kullanımlarının davacı marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 3-Karar kesinleştiğinde masrafı davalılara ait olmak üzere hüküm özetinin ülke çapında yayınlanan bir gazete ile ilanına, ..B-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2022/200 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, takdiren 100.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya dair maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı taleplerinin REDDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Birleşen davada verilen kısmen ret kararı hukuka aykırı olduğunu, salt bu kısımla sınırlı kalmak kaydıyla istinaf talepleri bulunduğunu, Maddi Tazminat Talebi Yönünden: 09.08.2024 tarihli 2. ek rapor gerekçe gösterilerek TBK 50 ve 51 maddeleri uyarınca tazminatın takdiren belirlenmesine karar verildiğini, kabulün hatalı olduğunu, Birleşen davada alınan 22.11.2023 tarihli Ek rapor kapsamında Bilirkişilerce maddi tazminat hesabı yapılmış olup ' Yeniden yapılan maddi tazminat hesabı neticesinde 2019 yılında haksiz elde edilen kazancın 164.336,62 TL ve 2020 yılı için bu tutarın 53.632,51 TL olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda gösterilen tabloya göre ise 11.02.2019 tarihinde hesaplamaya başlanılan tutarın reeskont avans faizleri ile hesaplaması yapılarak toplam anapara ve faiz tutarının 417.683,90 TL olduğu hesaplanmıştır ' şeklinde sunulan rapora istinaden tarafımızca talep artırım dilekçesi sunulduğunu, 1. Ek rapor mevcut belgelerle alındığını ve usulen geçerli bir rapor iken alınan 2. Ek raporda sırf davalı evraklarını bilerek sunmuyor diye bambaşka bir yol izlenmesinin yerinde olmadığını, Mahkemenin hükmettiği vekalet ücretine ve yargılama giderine itirazları bulunduğunu, Mahkemenin sonradan aldığı 2. Ek rapor bilindiği üzere hem istisnadır hem de hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkesi nazara alındığında içeriğinde büyük bir oynama olması ve taban tabana görüş değişikliğine gidilmesi normalde beklenmeyecek bir rapor olduğunu, müvekkilinin davalıların ticari defter ve belgelerinin sunulması hususunda herhangi bir kusuru veya görevi/yükümlülüğü bulunmamakta olup bilakis bu durumun müvekkili için de öngörülemez olduğunu beyanla Öncelikle 1. Ek Raporda yer alan ve talep artırıma konu edilmiş bedel üzerinden maddi tazminata hükmedilerek maddi tazminat taleplerinin tümden kabulünü, aksi halde takdir hakkı dosya kapsamına ve vicdana uygun şekilde kullanılmadığından tutarın talep artırım doğrultusunda aynen kabulünü, bu mümkün görülmezse müvekkili lehine revizesini, bu da mümkün görülmezse müvekkilinin kusuru olmadığı halde aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin ortadan kaldırılarak kül halinde davalılara yükletilmesine karar verilmesini, manevi tazminat tacirler arasında yaşanan bir olay olduğu nazara alındığında oldukça düşük kaldığını, Taklit ürünlerin orjinal ürün kalitesinden düşük kalitede satıldığının tespit edilmiş olduğu, davalılar tarafından davacı müvekkili markalarının kötü veya uygun olmayan bir şekilde taklit ürünlerde kullanıldığı sabit olduğundan itibar tazminatı koşulları mevcut olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkilinin asıl ve birleşen dosyalarda pasif dava ehliyetine sahip olmadığını, Müvekkilinin dava dışı ... Şirketi'ne 18.10.2019 tarihinde ortak olduğunu, ortaklığın 29.05.2020 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin hükümsüzlük davasına konu edilen markaların hissedarı görünmekte ise de, tecavüz fiilleri müvekkilinin sadece yaklaşık 8 ay ortağı kaldığı şirketin faaliyetlerine ilişkin olduğunu, davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerektiğini, birleşen dosyadan verilen maddi ve manevi tazminata ilişkin kararın reddi gerektiğini, Müvekkilinin diğer davalı ile birlikte mülkiyetine sahip olduğu "..." ibareli markası üzerinden ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkiliniz TPMK nezdinde tescilli başvurusuna dayanarak içerisinde "..." ibaresinin de bulunduğu markasını kullandığını,"..." şeklindeki kullanımın bir ihlal olduğu kabul edilse dahi, sadece "..." ibaresini kullanmakla "..."ibaresini kullanmanın eşdeğer kabul edilemeyeceğini, bu durumun tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde önem arz ettiğini, "..." ibaresinin 44. sınıfta kullanım hakkının davacıya ait de olmadığını, Davacı taraf bu anlamda müvekkili aleyhine hükümsüzlük ve işbu davayı açma hakkına da sahip olmadığını, Davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, maddi tazminata sebep haksız fiil unsurları gerçekleşmediğini, Marka hakkının kullanımından doğan fiili zararı, yoksun kalınan kazancı ve zarar miktarını ispat yükü kural olarak davacı üzerinde olduğunu beyanla asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı ... istinaf dilekçesinde ; Müvekkilinin asıl ve birleşen dosyalarda pasif dava ehliyetine sahip olmadığını, "... şirketi 20.10.2018'de kurulmuş olup esas sermayesi 200.000 türk lira olup, yarısı ...'a diğer yarısı ise ...'a ait olduğunu, şirkete temsilde yetkili ise ... olarak seçildiğini, 24.10.2019 tarihinde ... hissesini ...'a devretmiş ... ise şirketi temsil görevine devam ettiğini, 10.06.2020 tarihinde ... hissesini ...'a devrettiğini, ... ise 10.06.2020 tarihinde şirket müdürü olarak temsile yetkili seçildiğini, 23.06.2021 tarihinde müvekkil ..., şirketteki hissesini ...'a devretmiş ve ... bu tarihten itibaren şirketin tek yetkilisi ve hissedarı olmuştur. müvekkilin şirkette bulunma süresi sadece 1,5 yıl olduğunu, asıl dava yönünden müvekkilinin şirketin yönetimi ve temsilinde yetkili olmadığı ve şirketin işlediği haksız fiillerden sorumlu tutulmaması gerektiğinin sabit olduğunu, asıl dosyadaki davacıların marka haklarına tecavüze ilişkin talepleri yönünden ise dosya kapsamı deliller tpmk kayıtları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davalıların müştereken daha sonra geri çektikleri markayı tescil ettirerek ortağı oldukları şirket üzerinden kullandıkları markalar arası görsel işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu gibi tescil sınıflarının da aynı olduğu anlaşılmakla tecavüze ilişkin talep yönünden dava kabul edildiğini, yerel mahkemenin bu yönde verdiği kabul kararı hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin aslen babasına ait olan işletmede çalışan statüsünde olup, yapılan iş ve işlemlerle ilgili sorumluluğu bulunmadığını, birleşen dosyadan verilen maddi ve manevi tazminata ilişkin kararın reddi gerektiğini, davaya ilişkin olayda şirkette aslen işçi sıfatında çalışan müvekkili ...'un kast ve kusuru bulunmadığını, maddi tazminata hükmedilebilmesi için haksız fiilin unsurlarının tam oluşması gerektiğini, müvekkili ... sadece bir şirket çalışan olduğunu, yetkili ya da temsilci olarak hiçbir bir evraka imza atmaması haksız fiil sorumluluğunu taşımadığını gösterdiğini, sorumluluk şirkete ait olduğunu ve dava şirkete yöneltilmesi gerektiğini, manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Asıl Dava; Markaya tecavüzün tespiti, men'i ile marka hükümsüzlük istemlerine, Birleşen Dava ise; Markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince; "A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;1-Davacının davalılar adına olan ... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden dava konusuz kaldığından ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davalıların davacı adına tescilli önceki tarihli "..." esas unsurlu marka benzeri "..." veya "..." şeklindeki kullanımlarının davacı marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 3-Karar kesinleştiğinde masrafı davalılara ait olmak üzere hüküm özetinin ülke çapında yayınlanan bir gazete ile ilanına, B-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, takdiren 100.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya dair maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı taleplerinin REDDİNE,..." karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalara konu kararlar, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosyada mübrez marka tescil kayıtlarından; ... tescil nolu "şekil+“... ..." , ... tescil nolu "şekil+ ..." ve ... tescil nolu "... " markalarının davacı adına TPMK nezdinde tescil edilmiş olduğu, ... no ile 26. Ve 44. Sınıf emtia/hizmetlerde tescilli "..." ibareli marka ile ... no ile 26. Ve 44. Sınıf emtia/hizmetlerde tescilli "..." ibareli markanın TPMK nezdinde davalılar adına tescil edilmiş olduğu görülmüştür. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosyada mübrez 20.06.2023 ve 07.12.2023 tarihli bilirkişi raporlarındaki tespitler karşısında; davalı adına ... no ile tescilli "..." ile ... no ile tescilli "..." markalarının SMK 6/1 ve 25. Maddeleri gereğince hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğunun ve davalı kullanımlarının davacının tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu anlaşıldığı, İhlal dönemi ile sınırlı olarak davalı tarafın marka kullanımı sonucu genel giderler hesaba katılmaksızın elde ettiği net kazancın belirlenmesinde SMK 151/3 maddesi de gözetilerek bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmış ise de davalıların ticari faaliyetini yürüttüğü dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunulmaması karşısında maddi tazminat talebinin TBK 50. Ve 51. maddelerine göre takdir edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ihlal edilen hakkın niteliği, ihlal süresi dikkate alındığında hüküm altına alınan manevi tazminat talebinin de yerinde olduğu, dosya kapsamında sunulu deliller karşısında itibar tazminatı talep koşulları oluşmadığı görülmekle talebin bu yönden red edilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, harca esas değer nazara alınarak ve haklılık durumuna göre hesaplanarak hüküm altına alınan vekalet ücretinin yerinde olduğu anlaşılmakla taraflar vekillerinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve Birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl ve Birleşen davada davalılar vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-Davacı yandan birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davalı ... 'un asıl davaya yönelik istinafı bakımından alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı ... 'un birleşen davaya yönelik istinafı bakımından alınması gereken 10.246,50 TL nispi harçtan peşin alınan 3.177,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.069,50 TL harcın davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı ...'ın asıl davaya yönelik istinafı bakımından alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davalı ...'ın birleşen davaya yönelik istinafı bakımından alınması gereken 10.246,50 TL nispi harçtan peşin alınan 2.562,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,50 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Asıl ve birleşen davada davacı ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2026