Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/565 E. 2026/1022 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/565
- Karar No
- 2026/1022
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/565 Esas
KARAR NO:2026/1022 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/12/2024
NUMARASI:2020/813 E. - 2024/922 K.
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkezi İzmir olan, İzmir Ticaret Sicil İl Müdürlüğü’ne kayıtlı 20.2.2018 tarihinde kurulmuş bir şirket olduğunu, şirketin kurucu ortaklarının müvekkili ... ile ... olup, şirketi temsile yetkilinin ise yönetim kurulu başkanı ... ile genel müdür ... (...’nun babası) olduğunu, son dönemlerde şirket ortaklarından ... ile ... ve ... arasında anlaşmazlıklar başladığını, husumete dönüşen bu anlaşmazlıkların çözümünü teminen hisse devirleri konusunda görüşmeler devam ederken, dava konusu takip dosyası üzerinden alacaklısının davalı ... Şti., borçlusunun müvekkil ... A.Ş. olduğu 06.05.2019 tanzim, 13.6.2019 vade tarihli malen/nakden kısmının boş bırakılmış, 2.250.000,00-TL gibi fahiş bir rakam üzerinden tanzim olunan senet için İstanbul 25.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, işbu takip konusu senedin, herhangi bir sözleşmesel ilişki karşılığı ya da alacak-borç ilişkisi karşılığı düzenlenmiş bir senet olmayıp, muhteviyatı itibariyle sahte bir senet olduğunu, müvekkili firmanın kuruluşundan itibaren davalı firma ile hiçbir dönemde herhangi bir sözleşmesel ilişkisinin mevcut olmadığını, davalı firma ile sözleşme akdetmesini gerektirecek bir faaliyetinin de olmadığını, şirket genel müdürü ... tarafından temsil yetkisi kötüye kullanılarak, gerçekte aralarında hiçbir ticari ilişki, alacak borç ilişkisi mevzu bahis olmadığı halde tamamen kötü niyetli, şirketin haklarının ortadan kaldırılması ve şirketin zarara uğratılması amacıyla düzenlenmiş bir senet olup, yine davalı firma tarafından da gerçekte böyle bir ticari alışveriş olmadığı halde, tanzim olunan senedin icra takibine konu edildiğinden, fikir ve irade birliği içerisinde hareket eden gerek müvekkili şirket ortağı/yetkilisi ve gerekse davalı firma yetkilileri hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/162789 soruşturma dosyası üzerinden şikayetçi olunduğunu belirterek, davacının söz konusu takip ve dayanağı söz konusu bono nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde; ...'nin yönetim kurulu başkanı ve %50 ortağı olduğu davacı ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında 12.09.2018 tarihinde İzmir ...'da, 748 ada, 1 parselde kayıtlı İris Sitesi'nin konut amaçlı kullanımdan otel amaçlı kullanıma dönüştürülmesi adına "kira sözleşmesi" başlıklı bir sözleşme imzalandığını, işin teknik, mimari ve imar danışmanlığı hizmetleri ile belediye nezdinde gerekli izin işlemlerinin tamamlanmasına konu bir kısım işlerin, davacı ... İNŞAAT ile müvekkili ... firması arasında akdedilen ... SÖZLEŞMESİ ile müvekkili ... firmasına taşere edildiğini, müvekkilinin ... Sözleşmesi kapsamındaki taahhütlerini yerine getirdiğini ve imalatlarını tamamladığını, işbu sözleşmeye konu işlerin bedelinin de ... İnşaat genel müdürü, münferit imza yetkilisi ... tarafından düzenlenen 06.05.2019 tanzim tarihli, 13.06.2019 vadeli ve 2.250.000,00 TL bedelli bono ile ödendiğini, davacının iddiasının aksine ortada sözleşmesel bir ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin, konut amaçlı inşa edilen ... Sitesi'nin ruhsat ve izin işlemlerini ... Belediyesi nezdinde tamamladığını ve ...'da bulunan site genelinde bu sitenin otel konseptine dönüştürülmesine yönelik inşaat ve imalatlar ile ... sözleşmesine konu imalatlarını tamamladığını, söz konusu yapının otel niteliği kazanması adına ...sayılı 26/06/2019 tarihli ... alındığını ve inşaat teslim edilmiş olmasına rağmen bono bedelinin kendisine ödenmediğini, bunun üzerine iş sahibi borçlu şirket hakkında İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/610 D. İş dosyası kapsamında ihtiyati haciz kararı alındığını ve bu kararla ilgili İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyası kapsamında kesin haciz işlemlerine geçildiğini ve takibin kesinleştiğini, ancak borçlu şirket adına icra dosyasından yapılan takbis mal varlığı sorgusunda, dosyadan gönderilen 89/1 haciz ihbarnamelerinde borçlu şirketin borcu ödemeye yeter mal veya alacağının tespit edilemediğini, şirket merkezinde yapılan fiili hacizde de şirket merkezinin boş depo halinde olduğunun görüldüğünü, davacı şirketin muvazaalı işlemlerle müvekkilinin alacağını tahsil etmesini önlemeye çalıştığını, işbu davanın da bu amaçla açıldığını, ispat yükü davacıda olduğundan, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği işi ifa etmediğini ispatlaması gerektiğini, bu konuyla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/162789 soruşturma sayılı dosyasından verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda yer alan; "Şüpheli ... ve ... alınan beyanlarında; ...şirket kurulduktan sonra ... İzmir İli ... İlçesindeki Gayrimenkulde bulunan lojmanın otel konseptine çevrilmesi hususunda sözleşme imzalandığını ve bu sözleşme gereğince bu işlerin yapılması amacıyla ... Mühendislikle taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, bu işlemlerin tamamen hukuki olduğu ve ... Mühendisliğin 10 adet işçisinin proje ve ruhsat dahilinde çalıştığını beyan ettiği" ifadelerinin de beyanlarını destekler nitelikte olduklarını, sözleşmenin imzalanmasından davacı şirketin haberinin olmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, davacının damga vergisi ödenmediği ve noterde işlem yapılmaması yönündeki iddialarının, yargılamanın özüyle ilgisi bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte bu yönde bir eksiklik olsa dahi, söz konusu eksikliğin imzalanan sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceğini, ilgili sözleşmenin davacı şirket yetkilisi tarafından bizzat imzalandığını, davacı tarafından dava konusu bonoya ilişkin takibe ve bono üzerindeki imzaya itiraz talebiyle açılan İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1109 E. Sayılı dosyası kapsamında verilen gerekçeli kararda yer alan; "...takip dayanağı senedin üzerindeki imzaya itiraz edilmişse de, senedi imzalayanın genel müdür ... olabileceğinin ikrar edildiği, dosyaya mübrez ticaret sicil kayıtlarına göre genel müdür ...'nun 23/02/2018 tarihli ilanla ilk 3 yıl için münferiden temsile yetkili kılındığı, buna göre takip dayanağı bononun tanzim tarihi olan 06/05/2019 tarihinde ...'nun şirkete temsile yetkili olduğu..." ifadelerine yer verildiğini, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, dava konusu bono ile şirketin zarara uğratıldığını kabul etmemekle birlikte, söz konusu hesap hareketleri incelendiğinde; iddia edilenin tam tersine davacı şirketin diğer ortağı ...'nin şirketin zararına hareket ettiği, şirketin içini boşalttığı görüleceğini, davacının, dava konusu senedin davacı şirket genel müdürü ... tarafından temsil yetkisi kötüye kullanılarak, şirketin haklarının ortadan kaldırılması ve şirketin zarara uğratılması amacıyla düzenlenmiş bir senet olduğu, şirket genel müdürü ...'nun şirketi zarara uğratmak kastı ile hareket ettiklerine dair iddialarının doğru olmadığını, bononun davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının davanın esasına etkisinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMENİN İLK KARARI:İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi 13/02/2020 tarihli, 2020/232 E.-2020/91 K. sayılı kararı ile; 7155 sayılı Kanunun 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-2. maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında , davanın TTK'nun 5/A., 6325 sayılı Kanunun 18/A-2., HMK'nun 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 16/10/2020 tarihli 2020/1822 E. - 2020/1732 K.sayılı kararıyla; ''... TTK'nın 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı ise de; bonodan kaynaklanan, menfi tespite ilişkin iş bu uyuşmazlıkta bir paranın ödenmesi yahut bir zararın tazmininin istenmediği, menfi tespit davasının alacak davası mahiyetinde değerlendirilemeyeceği göz önüne alınarak, somut olay yönünden davacı tarafın arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2020 tarihli 2020/85 Esas- 2020/454 Karar sayılı olup "Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik kararında"; "7155 Sayılı Kanun'un 20. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi gereğince ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine" karar verilmiştir.Açıklanan nedenle davacı tarafın istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine..." karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi 18/12/2024 tarihli 2020/813E.-2024/922K. sayılı kararı ile; "...Sonuç olarak gerekli kısımları UYAP üzerinden temin edilip incelenen icra dosyası, takibe dayanak olup dava konusu olan bono, bononun malen/ nakden kısmının boş olarak bırakılmış olması, talimatla taraf şirketlerin defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemelerine bağlı olarak temin edilen raporlar, bu raporlara göre bonoyla ilgili defterlere yansıyan veriler, cevap dilekçesinde bononun ...'da bulunan otel inşaat işi nedeniyle düzenlendiğine ve davalının üzerine düşen işleri yerine getirdiğine ilişkin savunma, talimatla yapılan keşifte dinlenen tanık beyanı, takipsizlik kararıyla sonuçlanan soruşturma dosyası kapsamı, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen dosya kapsamına uygun ve Mahkememizce de yeterli görülen davalı tarafça savunmada belirtilen işin hiç yapılmadığına ilişkin birbirini teyit eden ek rapor ve 2. ek rapor, davalının savunmasına göre ispat külfetinin davalı üzerinde olması, davalı savunmasının sübut bulmaması, savunmanın aksine tanık beyanı, ek raporlar ve dosya kapsamına göre söz konusu otel inşaatında davalı tarafça yapılmış bir iş olmadığının sübut bulması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde savunmaya göre ispat külfeti davalıda olan davaya konu bononun otel inşaatı için düzenlenmiş olması ihtimalinde davalı tarafça otel yönünden yapılmış bir iş olmaması nedeniyle bononun karşılıksız olduğu, ispat külfeti aidiyetine de bağlı olarak davalı savunmasının dayanaksız olduğu ve davacı tarafın iddiasının sübuta erdiği sonuç ve kanaatine varıldığından davanın kabulüne ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuş olup, davalı tarafın savunması, bononun davalı defterlerine yansıyan şekli, defterlerde usulsüzlük olmaması ve savunmanın ispatı yönünden davalı tarafın muhtemel çaresizliği birlikte değerlendirildiğinde davalı- takip alacaklısının kötü niyeti sabit görülmediğinden aleyhine kötü niyet tazminatı şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılarak kötü niyet tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:Davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası üzerinden işlem gören takibe dayanak yapılan ve alacaklısı davalı şirket, borçlusu davacı şirket, tanzim tarihi 06/05/2019, vade tarihi 13/06/2019 ve 2.250.000 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,Davalı-takip alacaklısının kötü niyeti sabit görünmediğinden kötü niyet tazminatına ilişkin talebin reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, alınan 16/04/2024 tarihli 1. Ek bilirkişi raporuna karşı itiraz etmeleri üzerine Mahkemece 12/06/2024 tarihli duruşmada ek rapor alınmasına karar verildiğini, böylece itiraz edilen raporun yeterli olmadığının mahkemece kabul edildiğini, Ancak bilirkişi heyetinin düzenledikleri ek raporda kendilerine verilen görev kapsamında hiçbir inceleme ve değerlendirme yapmadıklarını ve önceki rapordaki görüşlerini koruduklarını belirttiklerini, İlk derece mahkemesince dosyaya getirtilen 1 ve 2 numaralı ara kararında belirtilen ... 2. İş Mahkemesi'nin 2020/159 Esas ve ... 2. İş Mahkemesi'nin 2021/64 Esas sayılı dosyaları ile müvekkili asilin duruşmadaki beyanlarının hiç incelenmediğini ve görüş bildirilmediğini, Davalı Şirket tarafından, işin gayri resmi yapılmış olma ihtimalinin dahi olamayacağına yönelik görüşlerinin neye dayandığına dair bir açıklama yapmadıklarını,12.06.2024 tarihli duruşma akabinde, dosyaya sunmuş oldukları 22.07.2024 tarihli dilekçe ile müvekkilinin yapmış olduğu dava konusu projenin elektronik ortamda şahsi bilgisayarında mevcut olduğu belirtilerek inceleme yapılması talep edilmiş ise de, işbu taleplerine ilişkin de herhangi bir değerlendirme olmadığını,İlk derece mahkemesi tarafından, somut delillerinin hiçbir şekilde değerlendirilmediği ve itirazlarının giderilmediği 16.04.2024 ve 14.10.2024 tarihli bilirkişi raporlarına istinaden davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Dosya kapsamına sunmuş oldukları somut delillerin, gerekçeli kararda dahi tartışılmamış olup, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, Uyuşmazlık konusunun ilk derece Mahkemesi ve raporu hükme esas alınan bilirkişi heyeti tarafından anlaşılmadığı kanaatinde olduklarını,Müvekkilinin, imar barışı kapsamında binanın otele dönüştürülmesi amacıyla davacı şirkete hizmet verdiğini, bu nedenle; ilk derece Mahkemesi ve raporu hükme esas alınan bilirkişi heyetinin otel inşaatının davalı şirket tarafından yapılmadığına yönelik görüş ve kanaatine katılmadıklarını,Hükme esas alınan 16.04.2024 ve 14.10.2024 tarihli bilirkişi raporlarında; yapı kayıt başvurusunun işveren tarafından alındığı belirtilmiş ise de, zaten mevzuat gereği, yapı kayıt başvurusunu e-devlet üzerinden sadece işverenin yapabildiğini, uyuşmazlığın çözümü ile herhangi bir ilgisi bulunmayan işbu tespitin hükme esas alınmasının da açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Hükme esas alınan 16.04.2024 ve 14.10.2024 tarihli bilirkişi raporlarında; mekanik ve elektrik tesisatı uygulama projelerinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, söz konusu projelerin taşınmazın konut amaçlı kullanımdan otel amaçlı kullanıma dönüştürüldükten sonra gündeme geleceğini, bu aşamada bilirkişi tarafından bahsedilen projelerin uygulama alanı bulunmadığını,yine, bu aşamada projeyi onaylayacak bir mekanizmanın da olmadığını,işbu hususların da, uyuşmazlık konusunun anlaşılmadığını gösterdiğini, Hükme Esas Alınan 16.04.2024 ve 14.10.2024 tarihli bilirkişi raporlarındaki;12/09/2018 tarihli sözleşmeye göre onayı zorunlu olan işveren mülk sahibi ... firmasının projelerde onayı olmadığı yönündeki hukuki değerlendirmeye de katılmadıklarını, bilirkişinin görev alanı kapsamı dışına çıkarak sözleşme hükümlerini yorumladığını, işbu hususun bilirkişinin objektifliği ve tarafsızlığı ilkesine açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu işlemleri izinsiz olarak yaptığını kabul etmemekle birlikte; Kira Sözleşmesinin "Kiralanan Yerin Teslimi" başlıklı 7/6. maddesinde yer alan; "Kiralanan Yer'de izinli veya izinsiz olarak yapılacak her türlü tadilat..." ifadesinden de anlaşılacağı üzere, ilgili yerde izinsiz işlem yapmanın her zaman mümkün olduğunu, izin hususunun davacı Şirket ve ... A.Ş. arasındaki sorumluluğun tayini açısından önemli olduğunu, müvekkili Şirket ilgili sözleşmenin tarafı olmadığından, ileri sürülen sözleşmeye uygun hareket etme mecburiyetinde de olmadığını, bilirkişi raporlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
Hükme Esas Alınan 16.04.2024 ve 14.10.2024 tarihli bilirkişi raporlarında bilirkişi, görev alanı kapsamı dışına çıkarak iş hukuku alanında birtakım görüş ve değerlendirmeler yapmış ise de, müvekkili şirket bünyesinde, ilgili sözleşmenin ifası adına işçilerin çalıştırıldığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/162789 soruşturma sayılı dosyasından verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda belirtildiği gibi, bu işlemlerin tamamen hukuki olduğunu,Mahkemece ve bilirkişiler tarafından değerlendirilmeyen ... 2. İş Mahkemesi'nin 2020/159 Esas ve ... 2. İş Mahkemesi'nin 2021/64 Esas sayılı dosyalarında da açıkça görüleceği üzere, davayı ikame eden işçinin ve bordro tanıklarının söz konusu otel projesinde çalıştıklarını belirttiklerini, Müvekkili Şirketin, davacı ile yapmış olduğu sözleşmenin ifası adına iş ve işlemlerde bulunduğunu, hatta davacı Şirketin müvekkil ile aralarındaki sözleşmeye dayanarak vekaletname düzenleyerek, müvekkil Şirkete teslim ettiğini, işbu delillerinin de mahkemece göz ardı edilerek gerekçeli kararda değerlendirilmediğini,Müvekkili tarafından konut amaçlı inşa edilen ... Sitesi’nin ruhsat ve izin işlemleri tamamlanarak T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından 20.06.2019 Tarih ve ...numaralı “...” temin edildiğini,Arsa Sahibi .... A.Ş.’nin (“...” Eski unvanı ... A.Ş.), davacı Şirketin hakedişini hacizden kaçırmak amacıyla davacıyı yasalara aykırı şekilde koruyup kolladığını ve bundan ötürü haklarında ceza davası ikame edildiğini, bu nedenle; ... A.Ş. (“...” Eski unvanı ... A.Ş.) firmasının .... Şti.’ye gönderdiği 04.10.2019 tarihli Fesih İhbarnamesi’ne hem gerçeklere aykırı olması, hem de sübjektif olması sebebiyle mahkemece hükme esas alınmasının açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Tüm bu işlemlerin yapılmasını sağlayan müvekkiline hak ettiği cüzi bir bedele sıra gelince ödememek adına gerçeğe aykırı bir cevap verilerek ödeme yükümlülüğünden kaçınma çabası içerisine girilmesine hiçbir hukuk kuralının izin vermeyeceğini,Bilirkişi raporunda söz konusu delillerine değinilmemiş olup; kök rapor ile çelişen görüş bildirildiğini,Gelinen aşamada; İlk Derece Mahkemesinin haksız ve hukuka aykırı kararının aksine, müvekkil Şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği dosya kapsamına sunulan tüm bilgi ve belgeler ile açık olduğunu,Yine dosyada mübrez, T.C. Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı’ndan 20.06.2019 tarih ve ...numaralı “...” de gözetildiğinde, müvekkili Şirketin sözleşme konusu alacağının ödenmemesine ve icra yolu ile de tahsil edilmemesine rağmen, davacı Şirket ile müvekkili Şirket arasında akdedilen ... Sözleşmesi içeriğindeki yükümlülüklerin, harfiyen yerine getirmiş olduğunun açıkça anlaşıldığını,İlk Derece Mahkemesince delillerinin değerlendirilmediği, gerekçeli kararda yer dahi verilmediği, mahkemenin kendisinin de kabulünde olan eksiklikler de giderilmemesine rağmen, birbirini teyit eden ek rapor ve 2. ek raporu yeterli gördüğünü belirterek çelişkili bir gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiğinin açık olduğunu belirterek, arz ve izah edilen ve mahkemenizce re'sen gözetilecek nedenlerle; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde verilen 18/12/2024 tarihli 2020/813 E. - 2024/922 K. sayılı ilam hakkında istinaf incelemesi yapılarak, inceleme sonucunda itirazları doğrultusunda kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine yahut dairece yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 2.250.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.364.462,78 TL alacak için 10/09/2019 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 06/05/2019 düzenleme, 13/06/2019 ödeme tarihli,2.250.000,00 TL bedelli bono olarak gösterildiği tespit edilmiştir.Davaya konu bono örneği incelendiğinde; 06/05/2019 düzenleme, 13/06/2019 ödeme tarihli, 2.250.000,00 TL bedelli bono olduğu, keşidecisini davacı .... A.Ş., lehtarının .... Şti. olduğu, bononun arkasında lehtar davalı şirketin cirosunun mevcut olduğu, bedelinin ne şekilde ahzolunduğunun yazılmadığı tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalandığı iddia edilen sözleşme örneği incelendiğinde; taraflar arasında tarihsiz olarak ... Sözleşmesi imzalandığı, işveren olarak .... A.Ş.’nin, yüklenici olarak ....ŞTİ.’nin gösterildiği, Sözleşme ile İzmir ili, ... İlçesi, ... Pafta 748 Ada 1 Parselde bulunan ... İşine ait teknik, mimari ve imar danışmanlığı ve hizmetleri kapsamında taraflar arasında; söz konusu parselde bulunan 3 bloktan oluşan yapının imar plan değişikliklerinin yapılması, projelerinin hazırlanması ve binaların bodrum katlarının birleştirilmesi için gerekli olan kaba inşaatları bu sözleşme ile aşağıdaki şekilde gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığı,
1- Mevcut Yapının Rölevelerinin Çıkarılıp Projesinin Hazırlanmasının 125.000,00 TL
2- İmalatı ... Kontrolünün 50.000,00 TL
3- İmar Barışı Kapsamında Binanın Otele Dönüştürülmesinin 200.000,00 TL
4- İmar Değişikliği, Mimari, Statik, Elektrik, Mekanik, Isı Yalıtım, Güneş Enerjisi, Isıtma, Havalandırma Tüm Uygulama Projelerinin Yapılması Ve Danışmanlığının 250.000,00 TL olmak üzere toplam Proje Bedelinin 625.000,00 TL,
5- Bodrum kaba İnşaat Bedelinin 1.625.000,00 TL olmak üzere toplamda 2.250.000,00 TL olarak hesaplandığı, fiyatlara KDV’nin dahil olmadığı, yeni imalatı yapılan perde ve yer kaplamalarının zemin ve duvar izolasyonlarının yapılması, sığınak kısmının otel konseptine uygun olarak hazırlanması, planda görülen konferans salonunun plana uygun olarak hazırlanması, sauna, fitnes, hamam ünitelerinin planına uygun olarak kaba inşaatının hazırlanması işini kapsadığı, yapılacak tüm imalatların uygulama projelerinin işverene onaylatılacağı, kullanılacak tüm malzemelerin TSE garantili 1. kalite işveren yetkilisinin onayı alındıktan sonra uygulamaya konulacağı, 2.250.000,00 TL’nin peşin olarak ödeneceği konusunda anlaştıkları tespit edilmiştir.İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 01/07/2020 tarihli, 2019/1109 Esas, 2020/524 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı borca itiraz davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; "…İncelenen tüm dosya kapsamına göre; takip dayanağı senedin üzerindeki imzaya itiraz edilmiş ise de, senedi imzalayanın genel müdür ... olabileceğinin ikrar edildiği, dosyaya mübrez ticaret sicil kayıtlarına göre genel müdür ...’nun 23/02/2018 tarihli ilanla ilk 3 yıl için münferiden temsile yetkili kılndığı, buna göre takip dayanağı bononun tanzim tarihi olan 06/05/2019 tarihinde ...'nun şirkete temsile yetkili olduğu, bunun haricinde açıkça imzaya itiraz talebi bulunmadığı, kambiyo senedi takibinde takip tarihindeki avans faiz oranı üzerinden avans faiz talep edilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından takipte talep edilen faiz oranının yasal sınırlar içerisinde kaldığı anlaşıldığından, davacının imzaya, borca ve faize itirazlarının reddine, icra dosyasının durdurulması yönünde tedbir kararı verilmediğinden inkar tazmini taleplerinin reddine…" karar verildiği tespit edilmiştir.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/162789 soruşturma dosyası incelendiğinde; şikayetçilerin ..., ..., şüphelilerin ..., ..., ... ve ... oldukları, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan şikayetçi oldukları, yapılan soruşturma sonucunda, 10/02/2020 tarihli, 2020/17096 Karar sayılı kararla taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuki nitelikte olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, karara karşı şikayetçi vekili tarafından yapılan itirazın ise İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 12/03/2020 tarihli, 2020/1914 D.İş sayılı kararı ile reddedildiği tespit edilmiştir. İlk derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişi ...’dan alınan 12/05/2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "…Davalının 2018-2019 yılına ait ticari defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı değerlendirmesinin takdiri Sayın Mahkeme'nizde olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken kapanış tasdikinin 2018-2019 yılı yevmiye defterleri için süresinde yaptırıldığı, ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı,Davacıya ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemelerde taraflar arasında ticari ilişkiyi gösterir bir kaydın olmadığı, taraflar arasında herhangi bir faturalaşma ve/veya ödeme kaydına rastlanmadığı,Takibe konu alacaklısı davalı şirket, borçlusu davacı şirket, 06.05.2019 tanzim, 13.06.2019 vade tarihli 2.250.000,00 TL bedelli senedin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir…" şeklinde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince mali müşavir bilirkişi ...’den alınan 02/07/2022 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde sonuç olarak; "… 1-Davalı ....Şti’nin ticari defterleri üzerinde ve yerinde inceleme yapılmış 2019 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak kanuni süresinde tasdik edildiği T.T.K. gereğince (kapanış tasdiki yapıldığından)lehine delil teşkil ettiği tespit edilmiştir.
2- T.C. Tekirdağ Ticaret Müdürlüğü” nün davalı şirketin sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde; Sicil No : ...– ...Unvanı : ... Şti.Adresi ; ... Şarköy/TEKİRDAĞ Ortak : ... 2450 pay karşılığı 80.000,00.-T.L.... 9450 pay karşılığı 80.000,00.-T.L.Yetkilisi:... 06/01/2021 10239 Tic.Sicil Gazetesi 742 Sayfa ile Aksi Karar Alınıncaya Kadar 3-Senedin dayanağı sözleşmeye ilişkin 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu hükümleri gereğince damga vergisi ödemesi ticari defter kaydı ve ilgili belgesi tespit edilememiştir.
4-Davalı ....Şti.’nin Türk Ticaret Kanunun 39/2.maddesi hükümleri gereği ve V.U.K. 232.maddesi hükümleri, 3065 Sayılı K.D.V. Kanunun 53.maddesi hükümleri gereği mal ve hizmet teslim edildiğinde fatura düzenleme mecburiyetine uyulmadığı defter ve belgeleri üzerinden tespit edilmiştir…" şeklinde tespitlere yer verilmiştir İlk derece mahkemesince mali müşavir ..., inşaat mühendisi ... ve Ticaret Hukuku Öğretim Görevlisi ...’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "... 1. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan bononun geçerli nitelikte olduğu,
2. Bono üzerinde bononun ne amaçla verildiğine ilişkin bir kaydın yer almadığı, bu sebeple ispat yükünün davacıda olduğu,
3. Davacının bononun bedelsiz olduğuna yönelik iddiasını HMK 200 ve 201 hükümleri uyarınca yazılı delille ispatlaması gerektiği,
4. Dosya içeriğinde senedin bedelsiz olduğunu kanıtlamaya elverişli bilgi ve belgeye ulaşılamadığı,
5. Ticari defterlerin bu uyuşmazlık bakımından delil olma niteliğinin bulunmadığı,
6. Taraflar arasında akdedilen ... sözleşmesinin itibariyle geçerlinitelikte olduğu, proje Ve ruhsat işlemi yapıldığı ya da ücretin kimin tarafındanödendiğine dair belge ve bilgiye rastlanılmadığı ancak dosyada yapı kayıt belgesinin yer aldığı; sözleşmede kararlaştırılan bedelin ise 2019 yılı piyasa fiyatlarına göre uygun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır…" şeklinde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 13/09/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda sonuç olarak; "…İnşaat Mühendisi Bilirkişi; Kök Raporumuzda davaya konu işin yapılmış olduğu her ne kadar değerlendirilmiş ise de itiraz dilekçesinde ki hususlar ve dosya ya sunulan seviye tespit tutanakları Arasında 1 yıl olması ve Seviye Oranlarında Artış Olmadığı görülmesi, diğer evraklar ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığına ifade veren Tanık ...’ın ifadesi ve diğer evraklar incelendiğinde Davaya konu işin yapılmamış kanaati vermiş olduğu ancak daha sağlıklı bir incelemenin İlgili Belediyeden İmar İşlem Dosyasının (Ruhsat, Mimari Projeleri ve Diğer ilgili tüm işlem evraklarının incelenmesi) istenmesi ve Dava konusu yerde Keşif yapılması ile sağlanabileceği kanaati oluşmuştur. Mali Müşavir Bilirkişi; Kök raporda belirtmiş olduğum bütün hususların aynen geçerli olduğu, özellikle de kök raporda taraflar arasındaki ticari ilişki hakkında “Davacıya ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemelerde taraflar arasında ticari ilişkiyi gösterir bir kaydın olmadığı, taraflar arasında herhangi bir faturalaşma ve/veya ödeme kaydına rastlanılmadığı” sonucuna varıldığı, kök rapora yapılan itirazın yersiz olduğu, ek raporda kök raporda ki sonucu değiştirecek herhangi bir bulgunun varolmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ticaret Hukuku Bilirkişisi; Uyuşmazlık konusu bono ve ...özleşmesinin geçerliliği ile ispat hukuku açısından kök raporda belirtilen hususların yeterli nitelikte olduğu; ancak işbu raporda kök rapordan farklı olarak yapılan tespitler değerlendirildiğinde, ... sözleşmesinden doğan edimlerin ifa edilip edilmediği hususuna ancak ek bazı incelemelerin yapılması sonucunda karar verilebileceği, şayet edimlerin ifa edildiği tespit edilirse davacının borcundan kurtulabileceği, şayet edimler ifa edilmediği tespit edilirse davacının borcundan kurtulamayacağı sonucuna varılmıştır…" yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/193 Talimat sayılı dosyası üzerinden 25/12/2023 tarihinde inşaat mühendisi bilirkişi eşliğinde söz konusu otelde keşfi yapılarak gözlem tutanağa yansıtılmış ve davacı şirket yetkilisi ... ile ek raporda işaret edilen ve soruşturma kapsamında tanık olarak ifadesi bulunan ... isimli şahsın tanık olarak ifadesi alınmış olup, söz konusu keşif üzerine inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 16/04/2024 tarihli raporda; davalı şirketin dava konusu parselde herhangi bir inşai faaliyetinin olmadığı kanaatinin bildirildiği, söz konusu keşifte dinlenen tanık beyanına göre de davalı şirketin söz konusu yerde herhangi bir faaliyetinin olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince daha önce kök raporun alınan bilirkişi heyetinden alınan 14/10/2024 tarihli 2. Ek rapor incelendiğinde; "…5.1. İnşaat Mühendisliği Yönünden; Dosyaya sunulan tüm bilgi belge, dokümanlar incelenmiş, bilirkişi raporları incelendiğinde söz konusu inşai faaliyetin Davalı firma olan ....Şti. tarafından yapılmamış olduğu, Söz konusu işin davalı firma tarafından, gayri resmi yapılmış olma ihtimalinin dahi olmayacağı-olamayacağı kanaati oluşmuştur.
5.2- Mali Müşavir Bilirkişi; Tarafların beyan ve itirazları tekrar incelemeye tabi tutulmuş olup Kök ve I. ek raporda mali açıdan belirtmiş olduğum tüm hususlar aynen geçerli olmakla birlikte, görüşümü değiştirecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.
5.3- Ticaret Hukuku Bilirkişisi;Taktir tamamen sayın Mahkemenizde olmak kaydıyla; inşaat mühendisliği bilirkişisi tarafından yapılan değerlendirme ışığında davalının kambiyo ilişkisine temel nitelikteki sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmediği, dolayısıyla senedin bedelsiz olduğu kanaatine varılmıştır…" yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E:Dava, icra takibinden sonra açılan borçsuzluğun tespiti davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacı tarafça davaya konu sözleşmenin ve bononun davacı şirket yetkilisi tarafından şirketi zarara uğratmak amacıyla düzenlendiği iddia edilm,işse de, davalı tarafça davaya konu bononun davacı şirketle yaptıkları inşaat sözleşmesi uyarınca sözleşme bedeli olarak alındığı kabul edilmiştir. Bu durumda sözleşme kapsamında üstlendiği edimleri yerine getirdiğini ispatlaması gerekir. Yapılan bilirkişi incelemeleri ile, davaya konu bono davalının ticari defterlerinde kayıtlıysa da, davacı şirkete yapılan işler karşılığında düzenlenen bir faturaya rastlanmadığı, davalı tarafın gayriresmi çalıştıklarını ispatlayamadığı, ... Belediye’sinden gönderilen belgeler arasında davacı şirket ya da yetkilisi tarafından gerçekleştirilen bir işlem ya da proje bulunmadığı, gelen projelerin taşınmazın mevcut durumunu gösteren projeler olduklarının inşaat mühendisi bilirkişi tarafından tespit edildiği, bu durumda davalının davaya konu bononun karşılığında sözleşme kapsamında üstlendiği edimleri yerine getirdiğini ispatlayamadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 153.697,50 TL nispi harçtan, peşin alınan 38.427,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 115.264,19 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak;
a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 692,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.