Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/500 E. 2025/500 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/500
Karar No
2025/500
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/500 - 2026/1345 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/500 KARAR NO : 2026/1345

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23.10.2024 NUMARASI : 2022/571 Esas 2024/772 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 10.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 11.09.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.12.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının eşi ...'ın vefat ettiğini ve davacının destekten yoksun kaldığını, davalı sigorta şirketine yapılan tazminat başvurusunun haksız olarak reddedildiğini belirterek, HMK'nın 107. Maddesi gereğince fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın davalı aleyhine açtığı Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/438 esas sayılı dosyasında tarafların sulh olduğunu, vefatının kazadan ziyade kalıtsal hastalık ile ameliyat olmayı reddetmesiyle ilgili olduğunu, davalı sigortalısının kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, murisin emniyet kemeri takmaması nedeni ile müterafik kusuru bulunduğunu, ölüm ile kaza arasında illiyet bağı bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/438 esas sayılı murisin davalı aleyhine açtığı maluliyet tazminatı istemli davanın tarafların sulh olması üzerine feragatle sonuçlandığı, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/791 esas sayılı ilamı ile davacı tarafından kazaya karışan diğer aracın sigortacısı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kusur raporunun alındığı, eldeki davalının sigortalısının % 25 kusurlu olduğunun belirlendiği, murisin ölümünün kaza ile illiyet bağı bulunduğunun tespit edildiği, 84.869,93-TL tazminattan TBK'nın 52. maddesi gereğince takdiren % 20 indirim yapılarak 67.895,94-TL tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen kararın 27.12.2023 tarihinde kesinleştiği, karar kesinleştiğinden bu dosyada alınan kusur raporunun taraflara tebliği ile yetinildiği, aktüerya bilirkişisi 20.08.2024 tarihli raporunda davacıların maddi zararını hesaplayarak, davadan önce davalı tarafından iş gücü kaybı için yapılan ödemenin dikkate alınması halinde davacının bakiye tazminat alacağının bulunmadığını, dikkate alınmaması halinde 92.094,17-TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebileceğinin bildirildiği, davanın mirasçılık sıfatından ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olması nedeni ile bilirkişisinin yapılan ödemenin düşülmesine ilişkin hesaplamasına ve davalının müteveffanın imzaladığı sulh ve ibranın eldeki davada dikkate alınmasına ilişkin savunmasına da itibar edilemeyeceğini, davalının sigortalısı aracın da karıştığı trafik kazasında davacının murisinin vefat ettiği, davacının murisin eşi olup destekten yoksun kaldığının sabit olduğu, zararının TBK'nun 49. ve 53. maddeleri uyarınca tazmininin gerektiği, zararın hükme esas alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, davacı vekilinin 22.08.2024 tarihli dilekçesi ile talebini artırdığı, ölümde davacının ameliyatı reddetmesinin de etkisinin olduğunun kesinleşmiş mahkeme ilamı da gözetildiğinde % 20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, takdiri indirim nedeni olması nedeni ile davalı yararına yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 73.675,33-TL destekten yoksun kalma tazminatının 02.05.2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davacı lehine hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı miktarının yargılama konusu olayın meydana geliş biçimi, kusur durumu, oluşan zararın ağırlığı ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde fahiş miktarda eksik ve yetersiz olduğunu, tazminatların hesabında kullanılan aylık-yıllık gelir, asgari ücret tutarı, yaşam tablosu, bakiye ömür, hesap yöntemi, maluliyet oranı, kusur oranı vb. gibi sair verilerde meydana gelmiş/gelecek artış ve davacı lehine değişiklikler ile mevzuatta/içtihatta meydana gelmiş/gelecek değişiklikler yönünden tüm haklarını saklı tutuklarını, tazminat hesabında aleyhe olan tüm hususlara itiraz ettiklerini, 21.12.2017 tarihinde davacının desteği ...’ın içerisinde yolcu olarak bulunduğu sürücü...’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile sürücü...’ın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araç ile seyir halinde iken diğer araca çarpması sonucu ... ağır şekilde yaralandığını, daha sonra kazaya bağlı olarak vefat ettiğini, söz konusu kazanın meydana gelmesinde müteveffanın ve dahi davacının herhangi bir kusuru bulunmadığını, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporların hepsinde müteveffa destek ...'ın 21.12.2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğunun tespit edildiğini, hasta ve hasta yakınları tarafından ameliyatın reddedilmesi durumunun da kişide meydana gelen arızalar üzerinde katkısı olduğu yönünde yapılan tüm değerlendirmelerin ise varsayıma dayandığını, hasta yakınlarının ameliyatı reddettikleri değil, ameliyatı o hastanede yaptırmak istemedikleri ve hastanın başka bir hastaneye sevk edildiğinin kayıtlı olduğunu, bu kadar riskli bir ameliyata karar verilmeden önce hastanın başka bir hastanede muayene ettirilerek yeni bir görüş alınmak istenmesi son derece makul bir durum olup, hastanın aynı gün başka bir hastaneye sevk edildiğini, hasta ve yakınlarının ameliyatı reddetmesi söz konusu olmayıp, yalnızca tedaviye... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde devam etmek istemediklerini, müteveffa ... veya yakınları ameliyatı reddedilmediğini, yalnızca belirtilen hastanede bu ameliyatı yaptırmak istemediklerini, davalının istinaf itirazlarının da yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffa ... açısından teminatın tükendiğini, yerel mahkeme tarafından bu hususun gözardı edildiğini, müteveffa ... tarafından davalı şirket aleyhine Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/438 E 2018/871 K sayılı dava dosyasıyla geçici, kalıcı iş göremezlik ve sürekli bakıcı giderleri talepli tazminat davası ikame edildiğini, bu davada müteveffa ile sulh olunarak müteveffaya ödeme yapıldığını, mahkeme dosyasında feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, ...ın vefat etmesi nedeniyle eşi davacı ...tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle işbu dava ikame edildiğini, sigorta poliçesi ile malul kalması veya vefat etmesinin tek teminat altına alındığını, bu teminatın müteveffaya sulhen ödenerek tüketildiğini, mahkeme tarafından esas alındığı düşünülen ve kusur raporu iş bu davada esas alınan, diğer aracın sigortacısına karşı açılan Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/791 E. Sayılı dosyasında da doğrudan destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davası açıldığını, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/791 E. Sayılı dosyasının mevcut davada dayanak alınması ve gerekçe olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, vefatın dava konusu kaza ile illiyeti bulunmadığını, ölüm raporuna bakıldığında doğal ölüm olarak kayıtlara işlendiği ve otopsi raporunda ölümün doğumsal kaynaklı hastalık nedeni ile olduğu ve ameliyat önerilmesine karşın hasta ve hasta yakınları tarafından ameliyat ettirilmediğinin belirtildiğini, vefatın kaza ile illiyeti olduğu kabul edildiği takdirde, ameliyatın reddedilmesinin ölüme etkisinin hangi oranda olacağı, bu oranın tespit edilerek hüküm kurulması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1. 6100 sayılı HMK'nın taraf ehliyetini düzenleyen 50. maddesinde, "medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu", TMK.'nın 28. maddesinde de "kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayacağı ve ölümle sona ereceği" düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28/1. maddesi gereğince, gerçek kişiler yönünden maddi hukuk bakımından hak ehliyeti ve usul hukuku bakımından da taraf ehliyeti ölümle son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen ve mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar ise tarafın ölümü ile konusuz kalmaz, bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava ve taraf ehliyeti HMK’nın 114 ve 115. Maddeleri gereğince dava şartlarından olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Dosyanın incelenmesinde; destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunan davacının istinaf aşamasında 21.02.2026 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti ölümle sona erer. TMK'nın 28. maddesi gereğince, dava devam ederken taraflardan birinin ölümü halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Asilin ölümü ile vekalet ilişkisi de sona erer. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölümüyle taraf ehliyetinin sona ermesi durumunda HMK’nın 55. maddesi uygulama alanı bulur. Bu doğrultuda HMK’nın 55. maddesi; “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir” hükmünü haizdir. Ölen tarafın mirasçılarına miras yoluyla intikali mümkün malvarlığına ilişkin davalarda HMK'nın 55. maddesi uygulanması gerekir. Mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış olup davalı dava konusu zarardan bilinen duruma göre sorumludurlar. Hükme esas alınan aktüerya raporunda davacının 22.09.2032 tarihine kadar yaşayacağı varsayımına göre hesap yapılmış olup, gerçek durumun ise ölüm tarihi ile netleştiği anlaşılmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı varsayımsal/farazi bir hesaplama olup ortada bilinen gerçek durum var iken varsayıma göre/farazi hesap yapılmaz. Somut olayda davacı tahmin edilen yaşam süresinden önce vefat ettiğinden destek zararının farazi duruma göre değil gerçek duruma göre hesaplanması ve ölüm tarihine kadar geçen sürede destekten yoksun kaldığının kabulü ile bu miktarın hüküm altına alınması gerekir. Bu kapsamda mahkemece; henüz karar kesinleşmeden, yargılamanın devamı sırasında ölen davacının davada taraf olma ehliyetinin son bulduğu, davacının malvarlığına ilişkin olan tazminat haklarının mirasçılarına geçtiği, ölüm ile kişilik hakları ve vekillik ilişkisinin son bulduğu, ölü kişi lehine hüküm kurulamayacağı anlaşılmakla; mahkemece öncelikle, müteveffa davacının yasal mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve daha sonra müteveffanın ölüm tarihine kadar tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan tazminat raporunu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak usulü kazanılmış haklarda gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir. II. Davalı sigorta şirketi tarafından müteveffa ... tarafından davalı şirket aleyhine geçici, kalıcı iş göremezlik ve sürekli bakıcı giderleri talepli tazminat davası ikame edildiğini, bu davada müteveffa ile sulh olunarak müteveffaya ödeme yapıldığını, mahkeme dosyasında feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğini bu nedenle poliçe limitinin tüketildiğini ileri sürmüştür. Nitekim dosya kapsamında yer alan Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.11.2018 tarih ve 2018/438 E. 2018/871 K. sayılı ilamı ile müteveffa ... tarafından davalı şirket aleyhine geçici, kalıcı iş göremezlik ve sürekli bakıcı giderleri talepli tazminat davasının feragat nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'in 24. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiği tarihte sigortaya konu motorlu aracın cinsine göre Hazine Müsteşarlığınca asgari tutarı belirlenen tarifedeki limitler uyarınca sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat talepleri yönünden " sakatlanma ve ölüm teminatı ", bakıcı gideri talebi yönünde ise " sağlık gideri teminatı " kapsamında poliçe limitleri ile sınırlı sorumlu olup, davalı sigorta şirketi tarafından müteveffaya sürekli ve geçicici iş göremezlik zarar taleplerine yönelik ödeme yapılması halinde, ödenen bedel nispetinde " sakatlanma ve ölüm teminatı " poliçe limitinin tüketildiği gözetilerek, davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden " sakatlanma ve ölüm teminatı " kapsamında bakiye poliçe limiti aşmayacak ve infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti belirtmek suretiyle destekten yokun kalma tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumluğu cihetine gidilmesi gerekir. Bu nedenle, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olarak " sakatlanma ve ölüm teminatı " kapsamında yapılan ödemeyi gösterir ödeme belgeleri getirilerek davalı sigorta şirketinin destekten yoksun kalma tazminatı yönününden sorumlu olduğu bakiye poliçe limitinin tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-(4)-(6). maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki usulü eksiklikler giderildikten sonra oluşacak, sonuca göre usulü kazanılmış haklarda gözetilerek yeniden bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-(4)-(6). maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, Kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/500, K. 2025/500, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-500-e-2025-500-k-c64c5471d7ff