Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/984 E. 2026/1636 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/984
Karar No
2026/1636
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/984 KARAR NO : 2026/1636

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/04/2026 NUMARASI : 2026/11 Esas 2026/236 Karar DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) BAM KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2018 yılında kurulduğunu, sermayesinin 500.000,00 TL olduğunu ve tamamının ortaklarca ödendiğini, inşaat işleri kapsamında yapım işleri yapan şirketin 31.12.2024 tarihi itibariyle gerçekleşen net satış tutarının 52.725.589,83-TL, 31.10.2025 tarihi itibariyle ise net satışlarının 21.428.812,87-TL olduğunu, 31.10.2025 tarihi itibari ile şirkette 72 kişi çalışan bulunduğunu, şirketin tüm sermayesinin 5.000.000,00 TL olduğunu ve tamanının ödendiğini, aynı zamanda Sermaye Düzeltme Olumlu Farkları Hesabında kayıtlı tutarın 8.014.811,26-TL olduğunu, firmanın bir çok yerli yabancı firma ile işbirliklerinin, şu anda sürmekte olan ve gelecek olan yeni projelerinin bulunduğunu, ülkemizde pandemi sürecinden önce başlayan, pandemi süreci ile etkileri büyüyen, bölgesel ve küresel siyasi, ekonomik belirsizliklerin de çarpan etkisini arttırdığı bir ekonomik sıkıntı olduğunu, müvekkili firmanın 2019-2020 yıllarından itibaren süregelen şekilde her türlü yatırımı yapmış olmasına, finansman arayışı, ve yeni pazar çalışmaları yapılmasına rağmen gelinen noktada maliyet artışı ve ciro sıkıntıları yaşanmasının önüne geçilemediğini, dönen varlıklar ile kısa vadeli borçların döndürülmesi konusunda muhtemel ödeme güçlüğü çekme ihtimalinin yoğunlaştığını, ayrıca şirketin yaşamış olduğu yangın felaketi ve içinde bulunulan konjonktürden kaynaklı olarak yaşanan mali sıkıntılar nedeniyle şirkete nakit kaynak döngüsünde, stok yatırımı için kullandığı krediler ve mal alımında borçlandığı çekleri geri ödemede sıkıntı yaşamaya başladığını, şirketin vadesi gelmiş borçları ödeyememesi ile vadesi gelecek borçlarını ödeyememe tehlikesine girdiğini, ani, sert, döviz kuru artışı, güven ortamının içeride ve dışarıda bozulması, uzun yıllardır enflasyonist bir piyasanın yine iç ve dış piyasalarda etkilerinin hakim olması, bu bozulmanın tahsilat kabiliyetini hali ile firmanın nakit akışını ve diğer kalemlerin finansal olarak dönüş hızının düşmesi nedeniyle vade konkordatosu başvurusunu yapma zorunluluğu doğurduğunu, müvekkili şirketin TTK.nun 376.maddesi anlamında borca batık olmadığını, aktiflerinin pasiflerini karşılamaya yeterli olduğunu, özvarlık olarak artıda olduğunu, kaynakların borcun vadelendirilerek ödenmesine yeterli olacağını, firmanın borçlarının miktarı nedeni ile ileride alacaklılar yararına her türlü revize yapılmasına alan bırakacak şekilde alacaklılara bu aşamada yapılacak olan teklifin, konkordatonun tasdik kararından itibaren münhasıran adi alacaklılara, tasdik tarihini takip eden ay sonundan başlamak üzere toplam %30 faiz eklenerek geri ödenmesi; konkordatonun tasdik kararını takip eden aydan başlamak üzere 21 ay içerisinde konkordato kapsamındaki adi borçların üçer aylık eşit taksitler halinde toplam 7 taksitte ödenmesi olduğunu bildirerek, İİK'nun 287.maddesi gereğince geçici mühlet kararı verilmesine, geçici mühlet neticesinde İİK'nun kesin mühlet kararı verilmesine ve İİK'nın 305 ve devamı maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Bir kısım müdahiller/vekilleri dilekçeleri ve duruşmadaki beyanları ile; konkordato talebinin reddine ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına, bir kısım müdahiller/vekilleri ise kesin mühlet kararı verilmesini talep etmişlerdir. MAHKEMECE: "...Talep, İİK'nun 285 vd.madde hükümlerine göre açılmış, geçici mühletten sonraki kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdikine ilişkindir. Mahkememizin 14/01/2026 tarihli ara kararı ile talep eden hakkında geçici mühlet kararı verilmiş, konkordato komiserleri tarafından 30/01/2026 tarihli ön rapor ve 24/03/2026 tarihli nihai rapor sunulmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kollektif bir tasfiye biçimidir. Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. Esasen kısa vadeli borçların ödenememesi ya da ödenememesi tehlikesi konkordatoya başvuru için yeterli olmakla birlikte varlıkları borçlarının kat be kat üstünde olan borçlular için konkordatoya başvurularının kabul edilemeyeceği Yargıtayın yerleşik kararlarında ortaya konulmuştur. Konkordatonun temel amacı borçların ödenmesi olmakla birlikte 7101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle borçlunun işletmesinin iyileşmesi de bir işlev olarak konkordatoya yüklenmiştir. Ancak bu işlev alacaklıların alacaklarının çeşitli yollarla yok edilmesi suretiyle borçlunun borçlarından kurtulması ve buna ek olarak işletmenin kalkındırması maksadıyla kullanılamaz. Borçlu, alacaklılarına mümkün olan en yüksek tatmini sağlamak zorundadır. İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin yükünün sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun konkordato projesini düzenleyen 286'ncı maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerekmektedir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklıların borcun ne kadarından feragat edeceklerini, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağını kesin bir şekilde belirtmelidir. Hemen belirtilmelidir ki, vade konkordatosunda alacaklılar borçluya alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarının belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez, borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır. Borçlu için uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatoda alacaklılar adına çok düşük oranlarda faiz belirlenmesi veya faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur. Teklif edilen projede, ödemelerin uzun vadeleri yayılması ve düşük faiz oranı belirlenmesi halinde, yıllık bazda borçlardan faiz oranı farkı kadar örtülü tenzilat yapıldığı anlamına gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat düşük faiz oranı ile borcun ödenmesini sağlayan bir konkordato teklifi, hem vade hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirilmesi gerekir. Oysa İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümlerde tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği belirtilmektedir. Yapılan açıklamalar ışığında olaya dönüldüğünde, Talep eden bakımından müstakil ödeme planı ve konkordato projelerinin sunulduğu, talep edenin 31.01.2026 tarihli bilançoya göre borca batık olmadığı, proje kapsamında ödeme için yeterli kaynağa sahip olduğu, borca batık olmayan talep eden tarafından teklif edilen ödeme tutar, vade ve talep tarihinden itibaren teklif edilen faizlerin, açık veya örtülü tenzilat içermediği, konkordato projelerinin başarısı şansını mevcut taahhütlerine devam etmesi ve hatta yeni taahhüt alması şartına bağlı olduğu, Buna karşılık, şirketin mevcut duruma göre üstlendiği ve çalışmaların başladığı gelir getirici tek taahhüt işinin yapıldığı ... Fabrikasının öngörülen süre içerisinde tamamlanamadığı, 2026 yılının Ocak ayı sonu olan teslim süresinin dolduğu, gecikmeli olarak çalışıldığı, komiserlerce iş sahasında ziyaretin yapıldığı 27.02.2026 tarihi itibarıyle sahada yaklaşık 80'e yakın kişinin çalıştığı ve 5 adet vinç olmak üzere çeşitli ekipmanların bulunduğu belli ise de, konkordato komiserlerinin 13.03.2026 tarihli ... firması finansman ve teknik müdürleri ile yapılan görüşmelerinde talep eden yüklenici firmanın fabrika sahasındaki işlerinin durdurulduğunun, yüklenici çalışanlarının içeri girmesine izin verilmediğinin tespit edildiği ve talep eden şirketin söz konusu iş kapsamında herhangi bir çalışmasının artık yapılmadığı, Diğer taraftan, talep eden şirket yetkilileri tarafından komiser heyetine şirketin gelecekte üstleneceği belirtilen taahhütler kapsamında; .... Enerji Şirketi ile ön sözleşme imzalandığı, .. enerji santrali inşaat mekanik elektrik işleri için görüşüldüğü, Temus, Eski Taç Sanayi Bölgesi, Stadyum Karşısı ikiz kule tesisat yapım işleri ile ilgili girişimlerinin olduğu ve firmanın görüşme aşamasında olduğu Moskova Bölgesinde Kurulacak Enerji santrali projesi için 3.200.000 USD'lik yeni bir proje ön anlaşması gerçekleştirildiği ifade edilmiş ise de, bu projelerle ilgili olarak şirket tarafından başlatılan somut herhangi bir çalışmanın olmadığı, bu aşamada bahsedilen projelerin konkordato projesi kapsamında dikkate alınmasının mümkün olmadığı, Öte yandan, konkordato komiser heyeti tarafından 08.01.2026 tarihinden sonraki 31.01.2026 tarihli güncel gelir tablosu verileri esas alınarak gelir tablosu yeniden düzenlendiği, söz konusu tablonun, şirketin mali yapısını ve faaliyet sonuçlarını daha doğru ve gerçeğe uygun şekilde ortaya koyduğu, gelir tablosu iyimser olmasına rağmen, geçici sürenin başlangıcından sonraki süreçte yaptırdığı işlerle ilgili ödeme yapmamış olması, kamu borçlarındaki ve işçilik giderleri ile ticari borçların artmış olması karşısında ve dahi yaptığı işin inşaat taahhüt işleri olması, mevcut durumda talep edenin elinde sadece Söke işinin olması (ki yargılama sırasında bu işin de sona erdiği), Söke işinden dolayı bazı problemlerin özellikle de komiserliğe geçici süreden sonra iş yapan yüklenicilerden ve işçilerden gelen ödeme yapmama yakınmalarının bulunduğu, buna göre ilave %30 faiz dahil 100.264.475,42 TL tutarındaki borçların ödenmesinde kaynak sıkıntısı yaşanacağı, Dolayısıyla, şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olamayacağı, Hal böyle olunca, konkordatonun finansal bir enstrüman olarak kullanıldığı değerlendirilerek konkordato talebinin reddine ve tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.'' gerekçesi ile; "HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve heyetin taktirine göre: İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 229... sicil numarasında kayıtlı talep eden ".... Şirketi" hakkındaki geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin REDDİNE, Talep eden hakkındaki 14/01/2026 tarihli ara kararları ile tesis edilen tüm ihtiyati tedbirlerin KALDIRILMASINA, Konkordato komiserlerinin görev ve yetkilerinin KALDIRILMASINA, Kararın İİK'nun 288.madde hükmü uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen konkordato talebinin reddine ilişkin kararın hukuka, dosya kapsamına ve İİK’nın konkordatoya ilişkin hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde müvekkili şirketin borca batık olmadığının açıkça kabul edilmiş olmasına rağmen konkordato talebinin reddine karar verilmesinin çelişkili olduğunu, konkordatonun yalnızca borca batık şirketlere özgü olmayıp ödeme güçlüğüne düşen veya düşme tehlikesi altında bulunan şirketlerin ekonomik varlığını sürdürebilmesi amacıyla düzenlendiğini, dosya kapsamındaki mali tablolar, ticari faaliyetler, mevcut projeler, makine-ekipman varlığı ve aktif/pasif dengesi birlikte değerlendirildiğinde müvekkili şirketin faaliyetlerine devam eden aktif bir ticari işletme olduğunun açık olduğunu, mahkemenin özellikle ... projesindeki gecikmeleri ve piyasa koşullarını gerekçe göstermesinin konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmadığını, zira konkordatonun tam da geçici mali darboğaz yaşayan şirketlerin korunması amacıyla düzenlendiğini, mahkemece konkordato projesinin başarı şansının bulunmadığı yönündeki değerlendirmelerinin varsayımsal olup somut ve kesin delillere dayanmadığını, konkordatonun reddi halinde hem şirket faaliyetlerinin sona ereceğini hem de alacaklıların iflasa göre daha düşük oranda tatmin edilmesi sonucunun doğacağını, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verilmiş olup; yeni projeler, tahsil edilebilir alacaklar, revize ödeme planları ve şirketin ticari potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: konkardato istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince; 14/01/2026 tarihli ara kararı ile 08/01/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere talep eden hakkında geçici mühlet kararı verilmiş, konkordato komiserleri tarafından 30/01/2026 tarihli ön rapor ve 24/03/2026 tarihli nihai rapor sunulmuştur. Konkordato komiseri ön raporunda; davacı şirketin kaydı bilançolara göre borca batık olduğu rayiç bilançolara göre ise borca batık olmadığı belirtilmiştir . Konkordato projesinde; Şirketin borçlarını, konkordato ön projesi teklifi kapsamında, adi nitelikteki alacaklılara olan 62.507.282,93 TL” lık borçlarına yıllık %30 faiz eklemek suretiyle toplam 81.259.467,81 TL. olarak konkordatonun tasdikini takip eden aydan itibaren 21 aylık sürede, adi alacakların tümü için avans faiz oranından fazla olmamak üzere %30 faizi de eklenmek suretiyle üçer aylık eşit taksitler halinde ödemeyi planlandığı belirtilmiştir. Konkordato komiseri 24/03/2026 tarihli raporunda ise; Tüm davacılar bakımından müstakil ödeme planı ve konkordato projelerinin sunulduğu, davacıların 31.01.2026 tarihli bilançoya göre borca batık olmadığı, proje kapsamında ödeme in yeterli kaynağa sahip oldukları, borca batık olmayan iş bu davacılarca teklif edilen ödeme tutar, vade ve dava tarihinden itibaren teklif edilen faizlerin; açık veya örtülü tenzilat içermediği, konkordato projelerinin başarısı şansının mevcut taahhütlerine devam etmesi ve hatta yeni taahhüt alması şartına bağlı olduğu görülmektedir. Buna karşılık, şirketin mevcut duruma göre üstlenmiş ve çalışmalarına başlamış olduğu gelir getirici tek taahhüt işinin yapıldığı ... Fabrikasının komiser heyetimizin teknik üyesi tarafından 27.02.2026 tarihinde yapılan ziyarette, Yetkililer tarafından, Projenin öngörülen süre içinde tamamlanamadığını, 2026 yılının ocak ayı sonu olan teslim süresinin dolduğu, halen gecikmeli olarak çalışıldığı ifade edilmiş olup, teknik ziyaretin yapıldığı 27.02.2026 tarihi itibarıyla sahada yaklaşık 80'e yakın kişinin çalışmakta olduğu öğrenilmiş ve 5 adet vinç olmak üzere çeşitli ekipmanlar ile yoğun bir çalışma temposu olduğu anlaşılmış ise de,.... firmasının Finansman ve Teknik Müdürleri ile 13.03.2026 tarihinde yapılan telefon gi i firmanın fabrika sahasında işlerinin durdurulduğunu, Yüklenici çalışanlarının içeri girmesine izin verilmedi dolayısı ile söz konusu İş kapsamında herhangi bir çalışmanın artık yapılmadığı hususları tarafımıza iletilmiştir. Diğer taraftan, davacı şirket yetkilileri tarafından komiser heyetimize, şirketin gelecekte üstleneceği belirtilen taahhütler kapsamında; ...Şirketi ile ön sözleşme imzalandığı, —.... santrali inşaat Mekanik elektrik işleri için görüşüldüğü Temus, Taç Sanayi Bölgesi, Stadyum Karşısı ikiz kule tesisat yapım işleri ile ilgili girişimlerin olduğu ve firmanın görüşme aşamasında olduğumuz Moskova Bölgesinde Kurulacak Enerji santrali projesi için 3.200.000 USD'lik yeni bir proje ön anlaşması gerçekleştirildiği ifade edilmiş ise de, bu projelerle ilgili olarak şirket tarafından başlatılan somut herhangi bir çalışmanın olmadığı görülmekle, bu aşamada bahsedilen projelerin konkordato projesi kapsamında dikkate alınması mümkün olamamıştır. Dolayısıyla, şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşması, halen devam eden tek projesi olan ... firmasına ait fabrikada sürdürülen işin devamına bağlı ise de, yukarıda belirtildiği üzere, ... firmasınn Finansman ve Teknik Müdürleri ile 13.03.2026 ve 24.03.2026 tarihlerinde vapılan telefon görüşmesinde, Yüklenici firmanın fabrika sahasındaki işlerinin durdurulduğunu, Yüklenici çalışanlarının içeri girmesine izin verilmediği dolayısı konusu iş kapsamında herhangi çalışmanın artık yapılmadığı hususu öğrenilmiş olup, söz konusu işe devam edilemediği sürece konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olamayacağı değerlendirmesini yapmak gerekecektir. Öte yandan, konkordato komiser heyetimiz tarafından 08.01.2026 tarihinden sonraki 31.01.2026 tarihli güncel gelir tablosu verileri esas alınarak gelir tablosu yeniden düzenlenmiş; söz konusu tablonun, şirketin mali yapısını ve faaliyet sonuçlarını daha doğru ve gerçeğe uygun şekilde ortaya koyduğu değerlendirilmiş olup, gelir tablosu iyimser olmasına rağmen, geçici sürenin başlangıcından sonraki süreçte yaptırdığı işlerle ilgili ile ticari borçların artmış olması karşısında ve dahi yaptığı işin inşaat taahhüt işleri olması, mevcut durumda davacının elinde sadece Söke işinin olması, sektör temsilcisi komiserimiz tarafından Söke işinden dolayı bazı problemlerin özellikle de komiserliğimize geçici süreden sonra iş yapan yüklenici ödeme yapmama yakınmaları geldiği de göz önüne alındığında, ilave %30 faiz dahil 100.264.475,42 TL tutarındaki borçların ödenmesinde kaynak sıkıntısı yaşanacağı kanısına varılabilmektedir." Şeklinde rapor düzenlemişlerdir . Sonuç olarak davacı şirketin konkordato projesini gerçekleştirmesinin mümkün görülmediği denetime elverişli ve açık konkordato komiseri raporundan anlaşılmakla mahkemece verilen red kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/04/2026 tarih, 2026/11 Esas ve 2026/236 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; İİK nun 293/2 maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/984, K. 2026/1636, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-984-e-2026-1636-k-8080c2126b6b