Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/707 E. 2026/1139 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/707
Karar No
2026/1139
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/707

KARAR NO : 2026/1139

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/10/2019

NUMARASI : 2018/307 Esas 2019/772 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

KARAR TARİHİ: 16/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket nezdinde ticari/sınai işletme sigortası kapsamında sigortalı ... Mah. ... Cad. No... Zemin+bodrum .../İstanbul adresindeki işyerine 07/06/2017 tarihinde sigortalı işyeri kapalıyken işyerine atık su baskını gerçekleşmiş olup sigortalı işyerinde maddi hasar meydana geldiği, sigortalının zararı, davacı sigorta şirketi tarafından anılan sigorta poliçesi kapsamında tazmin edildiği, sigortalı işyerinde 1475 adet kısa kollu bluz, 624 adet uzun kollu tunik toplam 2099 adet emtianın bu olay sırasında lağım suyu ile ıslanarak zarar hasar gördüğü, hasara uğrayan ve zayi olan tüm eşyaların listesi ekspertiz raporunda belirtildiği, hasara ... kanalizasyon hattının yenilenmesi sırasında, kanalizasyon giderinin özensiz çalışma sonucu "sigortalı işyeri rögar çukuru gider ağzının" tıkalı durumda bırakılması sonucu geri basan suların neden olduğu, sigortalının kanalizasyon hattının yenilenmesi sırasında çalışmaların gereği gibi ifa edilmemesi işlevinin kontrolünün sağılanamaması sebepleriyle ...'nin görev ve sorumluluğu gereği gibi yerine getirmediği göz önüne alınarak 13/07/2017 tarihihnde sigortalısına 32.309,80 TL sigorta tazminatı ödemiş olduğu, sigortalısının uğramış olduğu tazmin edildiği, müvekkil şirketin rücu alacağının davalı kurumdan tahsili adına davanın kabulü ve alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren merkez bankası avans faizi hesaplanarak davalı kurumdan tahsiline, 32.309,80 TL alacağın sigortalıya ödemenin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve dava vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tam yargı davası olarak idari yargıda açılmasının gerektiği, davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, dava konusu hasarın meydana gelmesinde idarelerinin ihmal ve kusuru bulunmadığı, idarede gerek atık su kanallarının döşenmesinde ve gerekse bunların bakım ve onarımlarında gerekli özeni göstermekte, belirli bir plan ve program dahilinde periyodik olarak bakımlarını yapmakta, onarılması gerekenlerin onarımı yapılmakta veya yenileri ile değiştirildiği, su basması olayı idare dışında başka bir nedenden kaynaklanabileceği gibi binanın yapımında gerekli özenin gösterilmemesinden de kaynaklanmış olabileceği, zararı meydana getiren sebeplerin ve kusur durumunun tespiti için, binaya ait yapı ruhsatı ve projelerin getirtilmesi, binanın projesine uygun yapılıp yapılmadığının, imar mevzuatına ve ... mevzuatına uygun olup olmadığının tespiti gerektiği, müvekkil idare ...'ye husumet yönetilemeyeceği davanın husumet yönünden de reddine, bu taleplerinin kabul görülmediği takdirde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "...03/04/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda olayın kanalizasyon sularının bağlantı hatasından veya geri tepmesinden meydana gelmediği, olayın yağmur ve tahliye sularının binanın dışından bina içerisine yüzeyden ve içeri sızarak oluştuğu ve davalı ...'nin olayda bir kusurunun bulunmadığı kanattine varıldığı bildirildiğinden davalının kusurunun bulunmadığı zarara ilişkin davacının davalıdan tazminat talebinde bulunamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Sigorta eksperi tarafından hazırlanan 04/07/2017 tarihli ekspertiz raporunda özetle; 07.06.2017 tarihinden 2 gün önce belediye tarafından sokakta ... tarafından yapılmakta olan kanalizasyon alt yapı yenileme çalışması kapsamında, binanın atık su hattının (rögar ağzı) özenli ve düzgün şekilde ana kanalizasyona bağlanmadığı gibi, rögar çıkışı ağzının da kapatılmış olduğu için binadan kullanılan atık suların rögar çukurunda birikip, bilahare geri basmış olduğu, sigortalının bodrum kattaki deposuna tavandan aşağı suların akmış olduğu tespiti yapılmıştır.

Davalı ... Daire Başkanlığının 25.08.2017 tarihli yazısında; Hasarın oluşumun sebebi için olay tarihinden iki gün önce sokakta kanal çalışması yapıldığı ve çalışmanın özensiz yürütülmüş olabileceği, idarenin bu sokakta bir çalışma yapmamış olup İBB Başkanlığının ilgili birimlerince yağmursuyu imalatı ve Atıksu kanalizasyon yenileme çalışmaları yürütüldüğünden konunun bu yönüyle ayrıca tetkik edilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Makine Mühendisi ile Tekstil Mühendisi tarafından düzenlenen 03/04/2019 tarihli raporda özetle ; " Hasarın meydana geldiği tekstil ürünleri satılan mağazanın ... adında mağaza olduğu, mağazanın yol kotundan 9 basamak daha aşağı kotta bulunduğunu, mağzanın alt bölümünde bodrum katının da ayni şekilde tekstil ürünlerinin satışa hazır halde bulunduğu bodrum katta, mağazanın tavanından sızan suların izlerinin bulunduğunun görüldüğünü bu izlerin ise giderilmemiş olduğunu, mağazanın yetkilisi ve isminin ... olduğunu belirten kişi ile yapılan şifahi görüşmede, bodrum kat altında bulunan tuvaletlerin giderlerinden suyun geri tepmediğini, bu konuda bir sıkıntılarının olmadığını, olay mahalline getirtilen özel kepçenin olay sonrası bina önünde kazı yaptığını, suların bina içerisine sirayat etmemesi için binaya mülk sahiplerince olay sonrasında izolasyon yapıldığını, yapılan izolasyondan sonra bir daha su hasarının gerçekleşmediği bilgilerinin alındığını, olay mahallinde ve çalışma yapıldığı belirtilen yolda keşfen yapılan inceleme sırasında çekilen resimler üzerinde ayrıntıları daha iyi anlaşılmak üzere açıklamalar yapıldığını, yapılan incelemede binanın önündeki yolda yağmur suyu kanallarının bulunduğunu, davalı ...'nin de beyan ettiği gibi olaydan sonra iş emirlerine istinaden aynı gün içerisinde yaptırdıkları tetkikte ana kanalın ve bina parsel bağlantısının çalıştığının görülmüş ve iş emirleri olumsuz olarak kapılmış ve bu konuda bir sorun oluşmadığının tespit edildiğini, binanın çatısından gelen yağmur sularının yol üzerine akıtıldığının görüldüğünü, çatıdan gelen ve yola akan yağmur ve tahliye sularının merdivenlerden mağazalara girmemesi için bir set oluşturulduğunu, tüm bu işlerin olaydan sonra yeni yapılandığının kullanılan malzemelerinin görüntüsünden de anlaşılabildiğini ve yeni olduğunu, olayın kanalizasyon sularının bağlantı hatasından veya geri tepmesinden meydana gelmediğini, olayın yağmur ve tahliye sularının binanın dışından bina içerisine yüzeyden ve içeri sızarak oluştuğu kanattine varıldığı, açıklanan nedenlerden dolayı davalı ...'nin olayda bir kusurunun bulunmadığını, dosyada ödeme dekontu ve sigorta poliçesinin olmadığını, bununla beraber keşif sırasında çekilen resimlerde görülen ürünlerin modelleri değerlendirildiğinde ekspertiz fiyat değerlendirmesinin kadri maruf olduğu" yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.

İlk derece mahkemesince her ne kadar olayın kanalizasyon sularının bağlantı hatasından veya geri tepmesinden meydana gelmediği, olayın yağmur ve tahliye sularının binanın dışından bina içerisine yüzeyden ve içeri sızarak oluştuğu ve davalı ...'nin olayda bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmış ise de 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 17.maddesinde "Kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanması zorunludur. Bu bağlantılar, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle ... tarafından yapılır veya projesine uygun olarak yaptırılır.", 18.maddesinde "Yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişiler, daha önce ...'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorundadır. ... o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi verir. Yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanır. İmar planlarının hazırlık safhasında altyapı tesisleriyle uyum yönünden ...'nin de görüşünü almak şarttır.", 25.maddesinde ise "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla ... tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." hükümleri yer almaktadır. Yine 3030 sayılı Yasanın kapsamı dışında kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin "Yapı Kullanım İzni" başlıklı 64. maddesinin 7. Fıkrasında ise kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda elektrik, su, kanalizasyon, haberleşme ve benzeri hizmetlerden ve tesislerden faydalanamayacağı, bu hizmetlerden faydalanması durumunda hizmet veren idarenin sorumlu olacağı ifade edilmiştir. Yasal düzenlemeler uyarınca ...'nin kanalizasyon hattının yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunmaktadır.

TBK.nun 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nun 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin, yani davalı ...'' nin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait kanalizasyon şebekesi ile ilgili tesislerin madde de açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahil olup, davalı bu kanalların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur.

Somut olayda; davalı ...'nin sorumluluğunda olan yağmur ve tahliye suların sebebiyet verdiği, yapı maliki olan davalı ...'nin kanalizasyon sisteminin yetersiz kalması yahut bakım eksikliği nedeniyle oluşan hasardan kusursuz sorumlu olduğu görülmüştür.

Öte yandan TBK'nın 52/1. maddesinde zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yüklümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzelenmiştir. O halde dava dışı sigortalının; binanın maliki olması durumunda, bilirkişi heyetince alınacak ek rapor ile hasara konu olay nedeniyle binanın varsa izolasyon eksikliği nedeniyle müterafik kusuru bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ve yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi hatalı olmuştur.

Kabule göre de; Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. O halde davacının halefiyet ilkesine göre huzurdaki davayı açtığına göre sigorta poliçesi ile ödeme belgesi getirtilmeden davacının aktif husumete haiz olup olmadığı belirlenmeden işin esasına geçilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.

Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 bendi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtilen eksik hususlar doğrultusunda dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/10/2019 tarihli ve 2018/307 Esas 2019/772 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,

4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/707, K. 2026/1139, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-707-e-2026-1139-k-d56d51b07baf