Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/473 E. 2026/1359 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/473
Karar No
2026/1359
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/473 KARAR NO : 2026/1359

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/707 KARAR NO : 2024/1017 DAVA TARİHİ : 13.09.2022 KARAR TARİHİ : 26.12.2024 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01.10.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ: 01.10.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2024 tarih ve 2022/707 Esas, 2024/1017 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Antalya ilinde uzman yapımcı işletme adı ile alüminyum doğrama dış cephe giydirme v.b. işlerle iştigal ettiğini, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 12.04.2021 tarihli sözleşmeyle "Alanya Belediyesi Yeni Hizmet Binası Yapılması İşi, Alüminyum Doğrama, Cam, Silikon Giydirme, Cephe, Alüminyum, Profil, 3 Mm Sinterfleks Kaplama Uygulama Sözleşmesi" yapıldığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında işi yapmaya başladığını, yerinde imalat ve voltaj işlerini ifa ettiğini, müvekkiline sözleşmede belirtilen ölçüler ile yerinde yapılan uyumsuz çıktığını ve özel işler yapılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında edimlerini eksiksiz ifa etmesine rağmen davalı tarafından sözleşmenin ödemeler başlıklı maddesine aykırı olarak hak edişler yapılmadığını ve müvekkilinin sözleşme nedeniyle alması gereken ödemeler yapılmadığını, ödemelerin yapılmaması nedeniyle müvekkilince işin yapımın durdurulduğunu ve davalıya Antalya 21. Noterliği'nin 25.10.2021 tarihli 23477 yevmiye nolu ihtarnamesi ile alacağın talep edildiğini, ihtarname sonrası hak ediş ödemelerinin yapılmadığını ve işin durduğunu, sonrasında davalı yanın sözleşme kapsamında kendilerine teminat olarak verilen çeki ciro ederek işleme koyduklarını, bu nedenle taraflarınca Antalya 3. ATM'nin 2021/792 Esas sayılı dosyasıyla menfi tespit davası açıldığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/10352 sayılı soruşturma dosyasında davalı şirket sorumlusu ....'in ifadesinde çeki teminat olarak aldıklarını kabul ettiğini, müvekkilinin yapmış ve teslim etmiş olduğu imalatlara yönelik bir kısım faturaların kesildiğini ve davalı tarafından da bu faturalar kabul edilerek kısmi ödemelerin yapıldığını, takibe konu edilen 30.10.2021 tarihli 1.013.080 TL bedelli faturanın da bu yapılan iş karşılığında düzenlenip davalıya tebliğ edildiğini, davalının faturayı defter ve kayıtlarına işleyerek kabul ettiğini, akabinde bu fatura ve taraflar arasındaki cari hesaba ilişkin olarak davalı hakkında İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2022/8346 Sayılı dosyasıyla icra takibi açıldığını, ancak davalı tarafça alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla takibe itiraz edildiğini, müvekkilince 04.08.2022 tarihinde davalı yana hesap mutabakatı ile ilgili mail gönderilerek TTK 94. madde hükmü şerhi düşüldüğünü, davalı tarafın faturaları kendi ticari defterlerine ve kayıtlarına kaydetmek suretiyle fatura ve muhteviyatını kabul ettiğini, dava açılmadan önce ara buluculuk başvurusu yapıldığını, görüşmeler sonucu anlaşılamadığını bildirerek öncelikle davalının mallarının kaçırılması ve müvekkilinin alacağını alamama riski göz önüne alınarak teminatsız ya da belirlenecek teminat karşılığı davalının menkul ve gayrimenkul mallarıyla üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları kapsar şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesine ve davalı tarafından İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2022/8346 Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili yanıt dilekçesinde özetle; Müvekkiline usulsüz tebligat yapıldığını, daimi işçisi olmadığını, iddia edilen uzman yapımcı olarak faaliyetin dava konusu ile ilgili olmadığı gibi doğru olmadığını, söz konusu sözleşmenin davalı ile 12.04.2021 tarihinde imzalanmış olduğunu, işin bitiş süresinin 30.10.2021 tarihi olduğunu, ilgili sözleşme gereği davalı muhatabı süresinde verdiği hiçbir işin programına uymadığını ve işi yarım bıraktığını, sözlü ve bizzat İzmir şirket merkezine davalı ve beraberinde abisi olduğunu ifade eden .... ve dayısı ortak tanıdık olan kişilerin referansı ile gelip iki kez toplantı yapılıp yaptıklarının hatalı eksik işler için süre istediklerini, davalının da kendilerine işlerini tamamlayabilmeleri için gerekli süreleri ve hoşgörüyü gösterdiğini, davacının davalı nezdinde oluşmuş bir hakedişinin olmadığını, aksine oluşan zarar ve ziyandan dolayı davacının davalıya borçlu olduğunu, davacının ihtarnamesi ile haksız ödeme istediğini, ödeme yapılsa bile fiyat farkı istediğini, iddia edildiği gibi çekin teminat çeki olmadığını, ....'in de iddia edildiği gibi bir ifadesinin olmadığını, aksine davacının kendi elindeki çeki alındı evrağında sahtecilik yapıp gerçekle ilgisi olmayan ifadeler eklediğini, davacının ıslak imzası olan orjinal evrakla karşılaştırıldığında açıkça sahteciliğin belli olduğunu, davacının çeke ilişkin açtığı menfi tespit davasının Antalya 3. ATM'nin 2021/792 Esas sayılı dosyası olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 26.12.2024 tarih ve 2022/707 Esas, 2024/1017 Karar sayılı kararı ile özetle; "... davacı tarafça taraflar arasındaki 12/04/2021 tarihli Alanya Belediyesi Yeni Hizmet Binası yapılması işi Alüminyum Doğrama, Cam Silikon Giydirme, Cephe Alüminyum Profil ve 3 mm Sinterflex Kaplama Uygulama Sözleşmesi nedeniyle düzenlenen 30.09.2021 tarihli 1.013.080 TL bedelli fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağa bağlı İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 8346 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine itirazın iptaline yönelik iş bu davanın açıldığı, talimat yoluyla yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda şantiye alanında halen başkaca firmaların çalışmalarının devam etmesi göz önünde bulundurulduğunda cephelerde montajı yapılmış malzemelerin toplam bedelinin KDV dahil 1.749.636,15 TL, işçilik bedelinin KDV dahil 455.353,74 TL, Sarf giderlerinin KDV dahil 404.637,38 TL, demonte malzeme bedelinin KDV dahil 475.930,58 TL olmak üzere 3.085.557,85 TL olduğu, inşaat sahasında bulunan demonte malzemelerin bedelinin 475.637,38 TL olduğu, 2.610.235,47 TL bedelli işin sözleşme gereği yapılmış olduğu,bu hesaplamaların gerek sözleşme birim fiyatlarına gerekse piyasa rayiç ortalamalarına uygun olduğunun dava konusu faturaların davacının ticari defterlerinde ve BS formlarında kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre dava tarihi itibariyle 896.764,70 TL alacaklı, verilen teminat çekinden dolayı 1.100.000 TL alacaklı olduğunun bildirildiği, davalı kayıtlarını inceleyen mali müşavir bilirkişi raporunda da davacı tarafından düzenlenen faturaların tamamının davalı defter kayıtlarında kayıtlı olduğu, faturalar yönünden defter kayıtlarında fark bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davacı defterlerinde 888.793,16 TL davalı defterlerine göre 896.764,70 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı kayıtlarında tespit edilen davacı alacağının takip konusu edilen asıl alacak miktarı olduğu nazara alındığında 896.794,70 TL asıl alacak miktarı ile Antalya 21. Noterliği'nin 25/10/2021 tarih 23477 yevmiye nolu ihtarnamesinin davalı tarafa tebliğ tarihine göre temerüd 02.11.2021 tarihinde gerçekleştiğinden takip tarihine kadar reeskont faiz oranına göre Mahkememizce hesaplanan işlemiş faiz miktarı üzerinden davanın kabulü gerektiği sonucuna ulaşılarak aşağıdaki davanın kısmen kabulüne, işlemiş faize yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 10.02.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Mahkemece her ne kadar "Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 oranını geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına" karar verilmiş ise de faiz oranı belirtilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, ticari alacaklara temerrüt faizi 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca T.C. Merkez Bankası tarafından yayınlanan oranlarda uygulandığını, avans faiz oranlarının düzenli olarak T.C. Merkez Bankası tarafından yayınlandığını, her sene (bazı senelerde birden fazla kez) değişiklik gösterdiğini, bu nedenle müvekkilinin alacağına salt takip tarihindeki avans faiz oranının uygulanması ve bununla sınırlandırılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dönem dönem değişiklik göstermekte olan avans faizinin bu şekilde sınırlandırılmasının kabul edilemeyeceğini, bu nedenle mahkeme kararının ortadan kaldırılmak suretiyle ilgili ara kararın "...Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,..." şeklinde düzeltilmesinin gerektiğini, ayrıca dava şartı arabuluculuk sürecinde anlaşılamaması nedeniyle tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken mahkemece bu yönde bir hüküm kurulmadığını, yargılama sonunda davanın kabulü halinde arabuluculuk görüşmesinin anlaşmazlıkla sonuçlanması sebebiyle taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesinin gerektiğini, konuyla ilgili olarak dilekçelerinde İstanbul Bölge Adliye Hukuk Mahkemesi'nin 28. Hukuk Dairesi'nin 2019/422 E. 2019/3214 K. Sayılı ilamına değinildiğini, arabuluculuk süreciyle alakalı dava sonunda taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesinin gerektiğini, bu nedenle ilk derece kararının ortadan kaldırılarak tarafları lehine ek olarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yukarıda izah edilen nedenler ile re’sen nazara alınacak unsurlar ışığında; işbu istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece kararının ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleri, arabuluculuk ve dava vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından faiz oranı ve arabuluculuk vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davaya dayanak 23. İcra Müdürlüğü'nün 2022/8346 E. sayılı dosyasındaki icra takibinde, davacı tarafça davalı şirket aleyhine 30.10.2021 tarihli 1.013.080 TL, bedeli fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağa dayalı olarak 896.764,70 TL asıl alacak ve faizler toplamı 986.539,45 TL üzerinden ilamsız takip yoluyla yapıldığı, alacağın icra gideri, vekâlet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %15,75 değişen oranlarda faizi ile tahsili talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince takipte istenilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren %15,75 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi (tarafların tacir olması nedeniyle) işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/6887 Esas, 2026/3937 Karar sayılı ilamı) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmasında ücret” başlığını taşıyan 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında açıkça 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesindeki anlaşmalardan doğacak avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında, bu Tarifede yer alan hükümler uyarınca hesaplanacak miktarların, akdi avukatlık ücretinin asgari değerlerini oluşturacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi ilgili hükümde yer alan düzenleme avukat ile vekil edeni arasındaki avukatlık ücretinin asgari sınırının belirlenmesine ilişkindir. Bu itibarla hükümde öngörülen ücretin karşı taraftan tahsil edilmesi gereken vekalet ücreti olarak anlaşılması mümkün değildir. Aksine, maddenin (c) bendinde önce arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde vekilin hak kazanacağı vekalet ücretinin maktu miktarı belirlenmiş, (ç) bendinde ise tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücretin (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek belirleneceği ifade edilmiştir. Kanun hükmüne göre gerek ( c) bendindeki maktu ücretin, gerekse ( ç) bendindeki mahsup sonucu oluşan ücretin “vekil edenin avukatına ödeyeceği ücret” olduğu anlaşılmaktadır. Bu miktarın Mahkemece yapılan yargılama sonucunda karşı taraftan tahsili gerektiğine yönelik hüküm kurulması mümkün değildir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19/04/2022 tarih, 2022/3979 Esas, 2022/4838 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Dair Kararı) Bu açıklamalara göre uyuşmazlığın ‘Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının ( c) bendindeki yasal düzenlemenin avukat ile müvekkili arasındaki vekalet ilişkisine dayanan akdi vekalet ücretinin miktarına yönelik olduğu, arabuluculuk sonrasında açılan davadaki yargılama gideri kapsamında karşı tarafın sorumlu olacağı vekalet ücreti olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 16. maddesine göre ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2024 tarih ve 2022/707 Esas, 2024/1017 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 01.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/473, K. 2026/1359, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-473-e-2026-1359-k-2305f151ef72