Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/355 E. 2026/2719 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/355
Karar No
2026/2719
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/355 - 2026/2719 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/355 KARAR NO : 2026/2719

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/305 Esas,2024/906 Karar TARİHİ :13/11/2024

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 27/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2024 tarih, 2022/305 Esas,2024/906 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile kayıtlı bulunan davalı ...'ın işleteni ve maliki olduğu ... plakalı aracın davalı ...'ın sevk ve idaresinde 23/08/2019 günü saat 23:30 sıralarında ... Mahallesi D-400 karayolu üzerinde seyir halinde iken o sırada karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacının murisi ...'a çarptığını ve ölümüne neden olduğunu, bu nedenlerle 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olaya karışan ... plakalı ... adına kayıtlı aracın ... poliçe numarası ile 05.03.2019-05.03.2020 tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi teminatı dışında olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesinin söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusuru oranında bu gerçek zararın tazmini esas olduğunu, öncelikle davacı tarafından müvekkil şirket sigortalısı ... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı istenebilmesi için müteveffanın davacıların desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde, destekten yoksun kalma tazminat hesabının, sigorta aktüerleri yönetmeliği uyarınca hazine müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından ve TRH 2010 ulusal mortalite tablosunda yer alan verilere göre yapılması gerektiğini, davacının dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, her durumda, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu, Dava konusu kaza nedeniyle birden fazla kişinin zarar görmüş olması halinde teminatın paylaştırılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu tazminatın “ancak dava tarihinden itibaren” işleyecek “yasal faiz” ile birlikte talep edilebileceğini, müvekkili sigorta şirketine gerekli tüm belgelerle ve yöntemince başvurulmuş olup da, sigortacı, haklı bir neden olmaksızın, belgelerin kendisine verilmesinden başlayarak sekiz iş günü içinde ödeme yapmazsa, sekiz günün bittiği tarihte temerrüde düşeceğini, hasar başvurusu aşamasında davacıların talebi değerlendirildiğinden ve ödenecek tazminat bulunmadığından müvekkili şirket bakımından herhangi bir temerrütten bahsedilemeyeceğini açıklayarak şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, aksi takdirde hesaplanacak olan tazminat tutarından dilekçelerinde belirtilen indirim sebepleri göz önüne alınarak indirim uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 13/11/2024 TARİHLİ KARARI: mahkemece Maddi Tazminat Yönünden; Davacının davalılar ... ve Davalı Sigorta Şirketine açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulü ile; 858.672,86-TL tazminatın 5.000,00-TL'sinin davalı ... Yönünden kaza tarihi olan 23/08/2019, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, bakiye 853.672,86‬-TL'sinin ıslah tarihi olan 03/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile ve sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 360.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Davalı ...'e karşı açılan davanın reddine, Manevi Tazminat Yönünden; 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine, Davalı ...'e karşı açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece araç sahibinin çok kısa bir süre olmamak kaydı ile araç üzerinde fiili hakimiyetinin kalmamış olması nedeniyle davanın davalı ... yönünden reddine karar verildiğini, gerekçeli kararda ve Yargıtay kararlarında dahi belirtilen uzun süre kuralına uyulmaksızın değerlendirilme yapılmasının usule, yasaya ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu, mahkemece yeterli araştırma yapılmaksızın kira sözleşmesine istinaden araç malikinin sorumluluğunun bulunmadığı yönünde değerlendirilme yapılmasının kanuna açıkça aykırılık oluşturduğunu belirterek davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekilinin araç işleten sıfatına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 nci maddesinde "bir aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa; motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur" hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 3 ncü maddesinde işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya uzun süreli kiralama, ariyet, veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır, şeklinde tanımlanmıştır. Doktrinde; işleten, motorlu bir aracı, kendi menfaat ve hesabına işleten, tehlike ve masraflarını üstlenen, araç ile aracın işletilmesi için gerekli personel üzerinde fiilen ve doğrudan doğruya emir ve tasarruf yetkisine (gücüne) sahip olan kimse olarak tanımlanmıştır. (Bkz.Prof.Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku-Genel Hükümler, Genişletilmiş 2.Bası, Ankara, 1988, Cilt-2, Sh.243). Buna göre, dosya kapsamı incelendiğinde her ne kadar ... plakalı aracın tescil kaydında malik olarak ... kayıtlı ise de, davalı ...'in aracı ... firmasına 15.08.2019 tarihinde 1 yıllığına kiraladığına dair oto kiralama sözlşemesinin dosyaya sunulmuş olduğu ve ... Vergi Dairesi'nin 05.06.2024 Tarihli cevabi yazısında ... firma yetkilisi ...'ın 06.09.2019 tarihli ve 77237 sayılı dilekçesi ekinde sunulan dava konusu aracın firma tarafından kiralanmış olduğuna ilişkin 15.08.2019 tarihli oto kiralama sözleşmesinin vergi dairesi müzekkere ekinde gönderilmiş olduğu, diğer yandan ... yetkilisi ...'ın aracı 21.08.2019 - 26.08.2019 tarih aralığında dava dışı ... isimli şahsa kiralamış olduklarına ilişkin Kira Taahhütnamesinin de dosyaya sunulmuş olduğu görülmekle artık davalı ...'ın aracını uzun süreli olarak kiralamış olması sebebiyle araç işleten sıfatının bulunmadığı kanaatine varılmış, bu nedenle mahkemesince bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karar yerinde görülmüş, davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak resmi kayıtlarda aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... üzerine kayıtlı göründüğü, aracın tescil kaydında aracın 3.kişilere kiralanmış olduğuna ilişkin olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı, buna göre aracın davalı tarafından uzun süreli olarak başkasına kiralanmış olduğunu davacının bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve bu durumun kabul edilebilir bir yanılgı kapsamında olup davanın işbu davalıya yönelik açılmasına davacının sebep olmadığı kabul edilmekle her ne kadar davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiş ise de davacı tarafça bu hususta istinaf başvurusu bulunmadığından ve Dairemizce yalnız istinaf sebepleri ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılabildiğinden bu husus eleştiri konusu yapılmış ancak kaldırma sebebi yapılmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.27.10.2026

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/355, K. 2026/2719, T. 13.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-355-e-2026-2719-k-cccd676ee39e