Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/301 E. 2026/977 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/301
- Karar No
- 2026/977
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/301 Esas
KARAR NO:2026/977
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/11/2024
NUMARASI:2023/779 ESAS, 2024/664 KARAR
DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)
KARAR TARİHİ:16/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş. tarafından, 2016 yılında davacı şirkete haksız şekilde istihkaklı haciz işlemi yapıldığını ve muhafaza işlemine başlandığını, davacı şirketin mallarının polis eşliğinde vinçler ile nakliye araçlarına yüklendiğini, malları muhafaza altına alınmakta olan davacı şirket, ticari faaliyetlerinin durmaması için haciz ve muhafaza baskısı altında davalı tarafa 100.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, davacı şirket, borçlu olmadığı halde 100.000,00 TL nakit dışında şirket yetkilisi davacılar ... ile ...'ın birlikte avalist olduğunu, 28.300,00 TL miktarlı 29.07.2016 tanzim tarihli 01.08.2016 vade tarihli senet , 50.000,00 TL miktarlı 29.07.2016 tanzim tarihli 03.08.2016 vade tarihli senet ve 50.000,00 TL miktarlı 29.07.2016 tanzim tarihli 05.08.2016 vade tarihli senet olmak üzere bu davaya konu 3 adet toplam 128.300 TL bedelli senetleri de haciz ve muhafaza baskısı altında davalı faktoring şirketi lehine düzenleyerek vermek zorunda kaldığını, davalı tarafın, haciz baskısı ile davacılardan aldığı 3 adet senedi İstanbul 4. İcra Dairesi ... sayılı dosya üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icraya koyduğunu, taraflarınca açılan istihkak davalarının davacılar lehine sonuçlanıp kesinleştiğini, kanun gereği faktoring şirketleri fatura ile tevsik edilmemiş şekilde ve direk lehtar olarak senet alamayacakları için davaya konu senetlerin geçerli olmadığını, dava konusu icra takibinin davacılar yönünden, İİK md. 72 çerçevesinde teminatsız veya uygun görülecek bir teminat mukabilinde yargılama neticesi verilecek kararın kesinleşmesine kadar durdurulması için ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davacılar yönünden teminatsız veya uygun görülecek teminat mukabilinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini, davanın tüm davacılar yönünden ayrı ayrı kabulü ile icraya konu senetlerden dolayı tüm davacıların borçlu olmadığının tespitine ve dava konusu 28.300,00 TL miktarlı 29.07.2016 tanzim tarihli 01.08.2016 vade tarihli senet , 50.000,00 TL miktarlı 29.07.2016 tanzim tarihli 03.08.2016 vade tarihli senet ve 50.000,00 TL miktarlı 29.07.2016 tanzim tarihli 05.08.2016 vade tarihli senetlerin ve icra takibinin tüm davacılar yönünden ayrı ayrı iptalini, her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının icra takibinin başlatıldığı 05.08.2016 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesini, her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere haksız hacizler sebebiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın icra takibinin başlatıldığı 05.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesini, her bir davacı için ayrı ayrı lehe vekalet ücreti verilmesine ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların huzurdaki davaya konu talepleri için davalıya karşı açılmış ve derdest dosyaları mevcut olduğundan derdestlik itirazları doğrultusunda davanın usulden reddinin gerektiğini, davacıların davaya konu üç adet senet ve İstanbul 4. İcra Müdürülüğü'nün .... Sayılı dosyası yönünden borçlu olmadığını ve iptali yönündeki taleplerinin haksız ve mesnetsiz olup reddinin gerektiğini, davacıların davaya konu senetlerin fatura ile tevsik edilmeden alındığı için geçerli olmadığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, söz konusu senetler taraflar arasında yapılan 29.07.2016 tarihli protokol çerçevesinde alınmış olup, faktoring işlemleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacıların davaya konu senetlerin haciz ve muhafaza baskısı altında alındığı yönündeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, söz konusu senetler 29.07.2016 tarihinde alınmış olup, bu tarihte davacılara yönelik bir haciz ya da muhafaza da olmadığını, davacıların bu iddialarını sayın mahkemenizin 2017/258 e. sayılı dosyasında da öne sürmüş olup, mahkeme dosyasından alınan 20.04.2019 tarihli bilirkişi raporuyla söz konusu senetlerin haciz veya muhafaza baskısı altında alınmadığının tespit edildiğini, davacılardan .... Şti. Tbk 195 ve devamı maddeleri anlamında borcu üstlenmiş ve bu çerçevede diğer davacıların aval olduğu davaya konu senetleri davalıya verdiğini, davacının manevi tazminat talebinin de haksız olup reddinin gerektiğini, davalı kanunun kendisine tanımış olduğu yasal hakkını kullanmak suretiyle takip başlatmış ve hacizler yapmış olup, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, davacıların iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılan takip ve devamında yapılan hacizler yönünden davalının kötüniyeti veya ağır kusurunun da mevcut olmadığını, davacıların teminatsız tedbir talepleri usul ve yasaya aykırı olup reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde ki her bir davacı lehine ayrı ayrı tazminat talepleri de haksız olup reddinin gerektiğini, davacıların %20 kötüniyet tazminatının reddi ile davalı lehine %20 aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıların talep ettikleri faiz türüne ve faiz başlangıçlarına da itiraz ettiklerini, öncelikle huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/779 Esas 2024/664 Karar 19.11.2024 Tarihli kararı: "...Yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,davalı tarafça borç ve icra takibi ile ilgisi bulunmamasına rağmen davacıya ait iş yerinde haciz uygulaması yapıldığı, dava konusu 3 adet toplam bedeli 128.300,00 TL olan senetlerin, haciz ve muhafaza baskısı altında davacı şirketten alındığı mahkememiz kabulünde olup, davalı taraf ile davacı tarafın herhangi bir ticari ilişkisi olmadığı, bu bağlamda davacı şirket yetkililerinin haciz anında davalı tarafa 3 adet senet vermelerinin olağan hayat akışına uymadığı, senedin taraflar arasında mevcut olan gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı ve davalının kötü niyetli olarak takip başlattığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. Davalı tarafından başlatılan haksız hacizlerden dolayı davacının maddi anlamda kazanç kaybı ve zararının oluştuğu, davacı tarafça açılan istihkak davasının lehine sonuçlandığı, iş yerinde haksız bir şekilde haciz uygulanmış olması nedeniyle manevi yönden de zarar gördüğü anlaşılmıştır. Davacı, şirket adresinde yapılan fiili hacizler ile ticari mecralardaki itibar ve saygınlığının zedelendiğini ve icra dosyaları incelendiğinde görüleceği üzere her ne kadar dosyalar durdurulmuş olsa da davacı şirket ve yetkilisine ait banka ve tapulara gerekli haciz bildirimleri yapılmış olmakla özellikle bankalar nezdinde davacı şirketin ticari itibarının sarsıldığını beyan ederek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.Haksız yere uygulanan hacizden kaynaklanan manevi tazminat davalarında davacının manevi zararının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Davacının zararını kanıtlamasına gerek olmaz. Nitekim İcra Hukuk Mahkemesinin kararıyla davalı tarafın talebiyle uygulanan haciz ve muhafaza işleminin haksızlığı saptanmış olduğundan davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının KABULÜNE, Davacının davalı tarafından başlatılan İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına dayanak 29/07/2016 tanzim, 01/08/2016 vade tarihli, 28.300,00 TL bedelli; 29/07/2016 tanzim, 03/08/2016 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli; 29/07/2016 tanzim 05/08/2016 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, Asıl alacağın %20 sine karşılık gelen 25.660,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacıların manevi tazminat davasının KABÜLÜNE, 20.000,00 TL nin 08/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hüküm kısmının 1. maddesinde yer alan " Davacının davalı tarafından başlatılan takip dosyasına dayanak senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, " şeklindeki hüküm hatalı olup işbu davada 3 ayrı davacı bulunduğundan kararın her bir davacının ayrı ayrı borçlu olmadığının tespitine şeklinde düzeltilmesi gerektiğini,her Bir Davacı Yönünden Ayrı Ayrı Kötüniyet Tazminatına Hükmedilmesi gerektiğini,Davalı faktoring şirketi tarafından, 09.06.2016 tarihinde 5 adet icra dosya borcuna istinaden ( İstanbul 28. İcra Dairesi'nin ... - ... - ...- ... ve ... sayılı dosyaları ) müvekkili şirket dosya borçlusu olmadığı, haciz mahallinde de ilgili dosyaların gerçek borçlularına ait hiçbir evrak ve menkul bulunmadığı halde istihkaklı haciz işlemi yapıldığını, davalı tarafın, haciz ve muhafaza baskısı altında davacılardan alınan 3 adet toplam bedeli 128.300,00 TL olan senetleri önce İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1129 D. İş sayılı dosyadan ihtiyati haciz talebiyle işleme koymaya çalışmış ancak faktoring firmalarının fatura ile tevsik edilmemiş ve faktoring sözleşmesine dayanmayan senetleri tahsil edemeyeceği dikkate alınarak ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, Ancak davalı tarafın da bunun üzerine senetleri mahkemeden geri aldığını, sanki ilk defa başvuru yapıyormuş gibi tevzi bürosundan ihtiyati haciz talebi ile aynı senetleri tekrar işleme koyduğunu, Davalı tarafın köyü niyetli olduğu izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinde tarafımızca kötü niyet tazminatına haciz tarihinden itibaren ticari faiz talep edilmiş olup gerekçeli kararda bu hususta da herhangi bir karar verilmediğini,Vekalet Ücretinin Hatalı ve Eksik Belirlendiğini,Her Bir Davacı İçin Ayrı Ayrı Manevi Tazminat Verilmesi ve Manevi Tazminata İşleyecek Faizin de Yasal Faiz Yerine Ticari Avans Faizi Olarak Düzeltilmesi Gerektiğini,Davalı faktoring firmasının muhafaza baskısı altında müvekkili şirketten haksız yere aldığı 100.000,00 TL ve davaya konu senetler sebebiyle,müvekkili şirketin planlı ve programlı giden ödemelerinde aksamalar yaşandığını, haksız şekilde alınan senetlerin İstanbul 4. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosya ile işleme konulması ve sık sık mahkemeler tarafından lehlerine kararlar verildiği halde sırf bu icra takibine karşı menfi tespit davası açılmadığı için davalı taraf parayı tahsil edebilmek için kötü niyetli ve bilinçli şekilde ısrarla haciz işlemleri yapmaya devam ettiğini, Davalı taraf, 08.08.2016 tarihinde davacı müvekkil şirketin adresine Küçükçekmece 2. İcra Dairesi ... Talimat sayılı dosyasından ihtiyati haciz işlemi için geldiğini, Haciz tutanağı ile de sabit olduğu üzere 13:15 - 20:27 saatleri arasında tam 7 saat 12 dakika haciz işlemi uygulandığını, bir çok menkul mal civar esnaf ve işletmelerin de şahit olacağı şekilde vinçler vasıtasıyla nakliye araçlarına polisler eşliğinde alınarak muhafaza işlemi uygulandığını, 09.08.2016 tarihinde de davacı şahısların ev adreslerinde fiili haciz işlemleri yapıldığını,Davacı şahıslar, bir gün önce işyeri adresinde ticari itibarları yerle bir edildikten sonra aile bireyleri ile komşuları nezdinde de haciz işlemleri ile rencide edildiğini,Büyükçekmece 3.İcra Dairesi ... Talimat sayılı dosyadan 19.06.2017 tarihinde davacı ...'nun eşi ve çocukları ile birlikte yaşadığı evinden 1 adet derin dondurucu, 1 adet koşu bandı ve 2 adet çek-yat oturma grubu hukuksuz bir şekilde muhafaza altına alındığını,Aynı şekilde Küçükçekmece 2. İcra Dairesi ... Talimat sayılı dosyadan 19.06.2017 tarihinde davacı ...'ın evine de hacze gidildiğini, Her ne kadar kapı açılmamış olsa da komşulara icra müdürlüğünden hacze gelindiği söylendiğini, önce ticari itibarı zedelenen müvekkilin bu sefer de komşularına rezil edildiğini,Devam eden yıllarda da sürekli kaydi ve fiili hacizler tüm davacılar aleyhine yapıldığını, Davacıların banka hesapları, maaşları ve tapuları haczedildiğini, Davacı müvekkiller, haksız şekilde birçok fiili ve kaydi haciz işlemine maruz kaldığını, bankalar ve ticari mecralarda itibarsızlaştırılmış ve kredi kullanarak borçlarını ödeyebilme imkanından yoksun bırakıldığını,Davalı tarafın ağır kusurlu ve kötüniyetli davranışları neticesinde müvekkiller manevi olarak yıpratıldığını,müvekkili şahısların da ayrı ayrı manevi tazminata hak kazandıklarını,Ayrıca gerekçeli kararda manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verildiğini, Manevi tazminata yasal faiz işletilmesinin doğru olmadığını, Her Bir Davacı İçin Ayrı Ayrı Manevi Tazminat Yönünden Lehlerine Vekalet Ücreti Verilmesine Karar Verilmesi Gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacılar huzurdaki davaya konu ettikleri 3 adet senet ve bu senetlere dair İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/808 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, yine manevi tazminat talebi yönünden ise yerel mahkemenin 2017/538 e. sayılı dosyası ile dava açtığını, her iki davada da huzurdaki dava açıldığı tarihte derdest olduğunu, her ne kadar yerel mahkeme davanın kabulüne şeklinde hüküm kurmuş ise de gerek kararın gerekçesinde gerek hükmün devamında da görüleceği üzere davanın kısmen kabulüne karar verildiğini,. buna karşın yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden hatalı bir hüküm kurulduğunu, davacının menfi tespit talebini 128.300,00 TL üzerinden manevi tazminat talebini de 20.000 TL üzerinden kısmen kabul etmesine karşın yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden hatalı bir hüküm kurulduğunu, haklılık durumuna göre hem müvekkili lehine vekalet ücretine hükmetmesi gerekmekte hem de yargılama giderlerini de haklılık oranına göre tespit etmesi gerektiğini, müvekkili davacının takibe konu ettiği senetlerin haciz baskısı altında alındığı şeklindeki gerekçesinin dosya kapsamına, mevcut delillere ve gerçeğe aykırı olduğunu, takibe konu ettiği senetlerin davacı şirket ile müvekkil arasında imzalanan ve diğer davacılarında avalist olarak imzaladıkları 29.07.2016 tarihli protokol çerçevesinde alınmış olup haciz baskısından söz edilmesi mümkün olmadığını,gerekçede müvekkiline verilmiş olan çeklerin haciz baskısı altında verildiğini kabul etmiş ise de bu kabulün dosyaya sunulan delillere ters düştüğünü, dosyaya sunulan 29.07.2016 tarihli protokol davacılar ile yapıldığında davacılara yönelik bir haciz söz konusu olmadığını, bu husus yerel mahkemenin 2017/538 E sayılı dosyasından alınan 20.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, zira müvekkil davalının dava dışı borçlular hakkında yapmış olduğu en son haciz 09.06.2016 tarihli olmasına karşın davacılar ile müvekkili arasında imzalanan protokol 29.07.2016 tarihi olduğunu, ayrıca davacı şirket TBK 195 ve devamı maddeleri anlamında borcu üstlenmiş ve bu çerçevede diğer davacıların aval olduğu davaya konu senetleri müvekkiline verdiğini, davacıların tacir olup, söz konusu işlemlerin neticelerini bilebilecek durumda olduklarını, kötüniyet tazminatına hükmetmesi usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacılar yönünden ise manevi tazminatı gerektirecek herhangi bir durum ve işlem söz konusu olmadığını, usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak davanın reddine ve davacıların %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; menfi tespit ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince menfi tespit, kötüniyet tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 25.02.2020 Tarih 2016/901 ve 2020/202 Karar: "...Bu tespitlere göre; Davacı vekilinin 8. Celsedeki imzalı beyanı karşısında birleşen 2016/902ve 2016904 E sayılı dosyaların konusu kalmadığından bu dosyalardaki davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı alacaklının davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından, vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine karar verilmiştir. Asıl ve diğer birleşen dosyalar yönünden icra dosyası, dava dosyaları , taraf vekillerinin delilleri ve bilirkişi raporuna nazaran davacı şirket ile davalı borçlular arasında organik bağ bulunmadığı mahcuzların davacının faturaları ile örtüştüğü danışıklı işlem bulunmadığı bilirkişi raporu ve ek raporundan anlaşıldığından davacı 3. Kişinin istihkak davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Birleşen 2016/902 ve 2016/904 E sayılı dosyalardaki dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Birleşen 2016/902 Esas sayılı dosyada, davacı tarafından yatırılan 133,21 TL harçtan, 54,40 TL peşin harcın mahsubu ile 78,81 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, davacının yapmış olduğu 55,00 TL yargılama gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı lehine takdir olunan 1.130,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı/alacaklıdan alınarak, davacıya verilmesine, 3-Birleşen 2016/904 E.sayılı dosyada, davacı tarafından yatırılan 133,21 TL harçtan, 54,40 TL peşin harcın mahsubu ile 78,81 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, davacının yapmış olduğu 55,00 TL yargılama gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı lehine takdir olunan 1.130,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı/alacaklıdan alınarak, davacıya verilmesine, 4-Asıl ve birleşen 2016/903 E ve 2016/905 E sayılı dosyalarda üçüncü kişi davacının istihkak davasının KABULÜNE, 5-Davaya konu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin KALDIRILMASINA,..." karar verildiği, kararın 14/04/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/587 Esas 2017/528 Karar 12/04/2017 Tarihli kararından; Davacıların ..., ..., .... ŞTİ. ve davalının ... A.Ş. olduğu, davanın İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 5 adet dosya borcuna karşılık 28/07/2016 tarihinde davacıların istihkak iddia eden 3. şahıs olduğu halde davalının haciz ve muhafaza baskısı altında ve teminat amaçlı almış olduğu 3 adet senet için ihtiyati haciz kararı aldığını ve davalının kötü niyetli olarak dosya borcunu tahsil etmeye çalıştığını ileri sürerek borca itiraz davası açtığı, mahkemece borçlu tarafça teminat iddiası yazılı olarak ispatlanamadığı ve takibin dayanağı senet olup, ihtiyati haciz kararının kaldırılmış olması takibin iptalini gerektirmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf ve yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından 2016 yılında davacı şirket adresinde yapılan fiili haciz ve muhafaza işlemi nedeniyle 100.000,00 TL ödeme yapıldığı, 08.08.2016 tarihinde davacı şirket işyerinde ve 09.08.2016 tarihinde davacılar ... ve ... evinde, 19.06.2017 tarihinde davacı ... evinde fiili haciz uygulandığını ve 09.08.2016 tarihinde davacı ...'ya ait taşınmaz kaydına haciz ve devamında banka hesaplarına haciz ile araç ve maaş hacizleri uygulandığı ileri sürülerek davaya konu 29.07.2016 tanzim tarihli üç adet senedin haciz ve muhafaza baskısı altında alındığı iddiası ile menfi tespit istemiyle huzurdaki dava açılmış, davalı tarafından senetlerin borç üstlenme amacıyla verildiği savunulmuştur.
1-Dava dilekçesinde, her bir davacı yönünden ayrı manevi tazminat talebinde bulunulduğu görülmekle, manevi tazminat talep koşullarının her bir davacı yönünden karar gerekçesinde ayrı ayrı tartışılarak ve buna göre de hasıl olacak neticesine göre ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde değildir.
2-Bununla birlikte; İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/587 Esas sayılı dosyasında davacılar tarafından "senetlerin teminat olarak verildiği" iddiasında bulunulduğunun anlaşılması karşısında, dava dosyasının celp edilerek iddianın ileri sürülüş şekli üzerinde durulması gerektiği gibi karar gerekçesine dayanak alınan istihkak davasının 26.07.2016 tarihinde açılmasına karşın davaya konu senetlerin ve protokolün düzenlenme tarihlerinin 29.07.2016 olduğu, davalı tarafından da senet düzenlenme ve protokol tarihlerinde haciz işlemi bulunmadığı savunulduğu görüldüğünden, ileri sürülen savunmanın herbir davacı yönünden ayırı ayrı olumlu/olumsuz karşılanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi yerinde değildir.3-Bu nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde inceleme yapılarak yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşmada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Taraf vekillerinin istinaf isteminin ayrı ayrı kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince,İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19.11.2024 TARİH ve 2023/779 ESAS - 2024/664 KARAR sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşmada incelenmesine yer olmadığına,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine,
5- İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 905,00 TL posta ve tebligat masrafının 1/2 oranında 452,50 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiyenin davacılar üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.16/06/2026