Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/215 E. 2026/307 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/215
- Karar No
- 2026/307
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2025/215
KARAR NO : 2026/307
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14/11/2024
NUMARASI : 2017/1308 Esas - 2024/933 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat
KARAR TARİHİ: 17/03/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/04/2016 günü çift taraflı maddi ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, sigortasız araç sürücüsünün müvekkiline göre asli kusurlu olduğunu, oluşan maddi zararları nedeni ile ZMMS poliçeleri tazminatı kapsamında şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın, olay gününden olmadığı takdirde davalının kısmi ödeme yaptığı 21/03/2017 tarihinden başlayarak avans faizi yürütülmek sureti davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; "davanın kısmen kabulü ile, dava konusu 2.700 TL geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat taleplerinin reddine, dava konusu 170.432 TL sürekli bakıcı giderinin taleple bağlılık ilkesi gereğince kısmi ödeme yapılan ve temerrüt tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Hesabından alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Hesabı vekili: Kaza tarihi 27/04/2016 olduğundan, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartlarının davaya uygulanması gerektiğini, davacı Adli Tıp Kurumu tarafından muayeneye çağrılmış olmasına rağmen muayeneye gitmediğinden maluliyet iddiasının ispat edemediğini, bakıcı gideri yönünden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, bakıcı giderine yönlük olarak ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, poliçe limitinin aşıldığını, 21/06/2023 karar tarihli maluliyet raporunun güncel muayeneye dayanmadığından hükme esas alınamayacağını, geçici iş göremezlik nedeni ile doğan zararlara ilişkin maddi tazminat ve rücu talepleri teminatı dışında olup müvekkili kurumun bu talepler nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını, ücretli bakıcı tutulduğuna dair delil sunulmadığını, sosyal güvenlik kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkil kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkil kurumun dava öncesi poliçe limitinin tamamını davacıya ödediğini, faiz işletim tarihi ve avans faizine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, ıslah talep hakkının zamanaşımına uğradığını, teknik faiz uygulanması gerektiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, müterafik kusur incelemesi yapılmadığını, reddedilecek miktar bakımından müvekkil kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan iş görmezlik ve bakıcı gideri talebine ilişkindir.
Davacının maluliyet durumunun ve sürekli bakıcı ihtiyacının, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu konudaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 ve ya 1,65 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.
25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun ...'ye geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı ... Hesabı vekilinin geçici iş görmezlik ve bakıcı tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.
Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK m.162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (TBK m.163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (TBK m.163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK m.166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur.
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK m.166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK m.168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Türk Borçlar Kanunu'nun 168. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği açıktır.
2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1 ve 85/son madde hükümlerinden de, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olmakla, bedel belirleme tarihi itibarıyla talebin zamanaşımı def'i kabul edilmemiştir. Yine, söz konusu kazaya karışan sigortasız ... plakalı aracın işleteni .... Ltd. Şti. olduğundan ticari işte kullanıldığı karine olmakla avans faizine hükmedilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, dosya içeriği itibarıyla, KTK'nin 97.maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirilmediğine ilişkin itiraz da dayanaksızdır. Bundan ayrı, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından 21/03/2017 tarihli ibra ve sulh protokolü ile iş görmezlik için 136.000 TL, bakıcı gideri için 139.568 TL şeklinde ödeme yapıldığı, hükme esas alınan 15/04/2024 tarihli aktüerya raporunda ödeme tarihindeki verilere göre davacının iş görmezlik zararının kalmadığı, ancak 30.000 TL bakıcı giderinin olduğu görüşü bildirilmiştir.
Davacıya dava açılmadan önce yapılan ödemeye bağlı olarak ibraname düzenlendiği, davacı vekilinin ödemenin yetersiz olduğunu ileri sürerek, ibraname tarihinden itibaren KTK'nin 111. maddesindeki hak düşürücü süre içinde, ödenmeyen kısım yönünden iş bu yargılama ile tazminat isteminde bulunduğu, ibraname içeriğinde ödenmesi kararlaştırılan tazminat tutarının ödendiğinin davacı tarafın da kabulünde olduğu sabittir. Dava dışı sigortacı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği açık olmakla birlikte, ödemenin dava tarihinden önce yapıldığından ödeme güncelleştirilerek tenzil edilmesi gerekir. Mahkemesince bakıcı gideri yönünden yapılan ödemenin, yapıldığı tarihteki verilere göre yetersiz olduğu (%82,30) makbuz hükmünde sayılmasının; dosyada kazadan sonra düzenlenen tutanaklar ve tüm dosya kapsamı itibarıyla motosiklet sürücüsü olan davacının kaza sırasında koruyucu ekipman (kask) takmadığı yönünde bir tespit ve delil bulunmadığından, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasının isabetli olduğu değerlendirilerek bu konulardaki istinaf itirazları kabul edilmemiştir.
Mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda bakıcı zararının 1.692.211 TL olduğu şeklindeki kabulde dosya içeriğine aykırılık yoktur. Ancak, davalı ... Hesabı'nın olay tarihi itibarıyla bakıcı gideri (tedavi gideri kapsamında) teminat limiti 310.000 TL'dir. Bu durumda davalı tarafından 21/03/2017 tarihinde yapılan güncellenmiş tutar olan 228.425 TL'nin teminat limitinden mahsup edilmesi gerekirken güncellenmemiş tutarın (139.568 TL) tazminattan mahsup edilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki itirazının kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I. Davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile
Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,
Buna göre:
1.Davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat taleplerinin reddine,
2.Davacının bakıcı gideri tazminatı talebinin kısmen kabulüne, 81.575 TL bakıcı giderinin 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Hesabından alınarak davacıya verilmesine,
3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.572,38 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 31,40 TL peşin harç ve 583,00 TL tamamlama harcı mahsubu ile bakiye 4.957,98 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.Davacının yargılama sırasında sarf ettiği 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL mahsup edilen peşin harç ve 583 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 645,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 4.200 TL bilirkişi ücreti, 700 TL ATK gideri, 762,40 TL dosya masrafı, 1,70 TL KEP gideri, 2.893,50 TL posta ve tebligat gideri toplamı 8.557,60 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre belirlenen 4.095,66 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7.Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
II.İstinaf İncelemesi Bakımından;
1.Davalı ... Hesabı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine,
2.İstinaf kanun yolu aşamasında davalı ... Hesabı tarafından sarf edilen 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek, davalı ... Hesabına verilmesine,
3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4.İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026