Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1449 E. 2026/322 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1449
Karar No
2026/322
Karar Tarihi

T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1449 KARAR NO : 2026/322

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ....... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : ......./.... Esas - ......./....... Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2024 KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının keşideci olduğu, dava dışı ..........'ın lehtar olduğu, ......... şubesine ait ....... ödeme tarihli ...... TL tutarlı ve ...... ödeme tarihli .......... TL tutarlı 2 adet çek düzenlendiğini, ........'ın dikim işi yaptığını, bu çekler karşılığında ........ firmasının mayo dikimi yaparak teslim edecekken etmediğini, buna rağmen teslim etmiş gibi fatura kestiğini, bu faturanın iadesinin müvekkilince yapılarak iade faturasının sunulduğunu, vadesi gelen ...... tarihli çekin ......... İcra Dairesi'nin ...../..... E. sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, çek bedelinin bankaca ödenmesi halinde davacı mağdur olacağından ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nden ödeme yasağı kararı verildiğini belirterek, söz konusu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, ....... İcra Dairesi ......./....... E. sayılı dosyasına yatırılmış/ yatırılacak paranın davalı alacaklılara ödenmemesine, kötü niyetle icra takibi başlatan davalıdan kötü niyet tazminatının tahsilini tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Sunulmamıştır. B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: "...davacının bedelsizlik nedenine dayalı menfi tespit isteminde bulunduğu, davacının keşideci, davalının ciranta olduğu ve temel ilişki bakımından üçüncü kişi konumunda olduğu, her ne kadar davacının ticari defterlerinden davalıya karşı borcu olmadığı tespit edilmişse de bedelsizlik iddiası bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceği, hamile karşı ileri sürülebilmesi için borçlunun hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak zorunda olduğu, ancak somut olayda davacı borçlunun bu iddiasını ispatlayamadığı ve böylece bu def'iyi davalı hamile karşı ileri süremeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine..." karar verildiği görülmüştür. C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda belirtilen dava dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; çekte bedelsizlik iddiası ve menfi tespit davası açılırken ödeme aracı olarak kullanılan çekin karşılığında yerine getirilmesi gereken edimin yapılmamış olacağını, karşı edim yerine getirilmediğinde çekin de bedelsiz kabul edileceğini, çek karşılığında ....... firmasının mayo dikip teslim edecekken etmediğini, mal teslimi yapılmadığından çeklerin bedelsiz kaldığını, bilirkişi raporu ile davacının defterlerini kanun aradığı şartlarda tuttuğu, davalının düzenlediği faturaya iade faturası düzenlediği ve davalının düzenlenen iade faturasına bir itirazının olmadığının tespit edildiğini, Mahkemenin çeklerin karşılığı olan mal tesliminin yapılıp yapılmadığı hususunda davalıyı isticvap etmeyip taraflarına yemin deliline dayanmak için süre vermediğini belirterek, hükmün kaldırılarak davalının isticvabını ve yemin delili haklarının kullandırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili sunduğu istinafa cevap dilekçesinde özetle; süresinde sunulmamış ise süre yönünden reddi gerektiğini, kararın hukuka uygun olup delillerin toplanıp, usulüne uygun karar verildiğinden davacının itirazlarının reddini talep etmiştir. D-)DELİLLER: ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... T. ..../.... E. ..../..... K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava; biri icra takibine konulan iki adet çek nedeniyle keşideci tarafından cirantaya karşı açılan menfi tespit talebine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacının ve davacı vekilinin adresinin yer almaması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı keşideci dava dışı .......... ile mayo teslimi konusunda anlaştıklarını, iş karşılığında iki adet ...... TL bedelli iki adet çek keşide ederek firmaya verdiğini, ancak firmanın mayoları teslim etmiş gibi fatura düzenlediğini, buna karşı iade faturası kestiklerini, ancak çeklerden vadesi geleni takibe koyması üzerine ödeme yasağı kararı aldıklarını belirterek iki adet çek nedeniyle borçsuzluğunun tespitini talep etmiş, davalı cevap sunmamış, Mahkemece bedelsizlik iddiası bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceği, hamile karşı ileri sürülmesi için borçlunun hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak zorunda olduğu ve bu hususun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinafında; ödeme yasağı kararı, bilirkişi raporu, iade faturası ile çeklerin bedelsiz kaldığını ispatladıklarını, davalının isticvap edilmediğini ve yemin haklarının kullandırılmadığını ileri sürmüştür. Davaya dayanak ......... İcra Müdürlüğü'nün .../...... E. sayılı icra takibinde ........ tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile girişildiği, alacaklının ... borçlusunun davacı olduğu, takip dayanağının ...... vadeli ........ no'lu ....... TL bedelli çek olduğu, alacak miktarının .......... TL olduğu, çek keşidecisinin davacı borçlu, çek lehtarının ........ olduğu, çekin arkasındaki ciro silsilesinde ise lehtarın kaşe ve imzası olduğu,.......'ın isim ve imzası,......'nın isim ve imzasının olduğu, çekin .......... tarihinde bankaya ibraz edilerek ...... TL'si için "karşılıksızlık" kaşesi bulunduğu, çekin kambiyo senedi vasfında olduğu görülmüştür. Yani davaya konu çek, lehtar tarafından tedavüle sokulmuş, eldeki davanın ise lehtara değil sonraki cirantaya karşı açıldığı anlaşılmıştır. Dosyada mevcut ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../..... D.İş ...../..... K. sayılı dosyasında davacı tarafından ...... tarihinde ödeme yasağı talep edildiği, Mahkemenin ....... tarihli kararı ile (takibe konu çekle beraber); "davacı vekilinin ödeme yasağı konulması talebinin kısmen kabulü ile bu dava sonucunda hüküm altına alınacak muhtemel .......-TL alacağın % 15'i olan ....... TL teminat yatırdığında veya sunulacak olan kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde, ......... Şubesi nezdinde; ...... nolu ....... ödeme tarihli ...... TL tutarlı, ........ nolu ....... ödeme tarihli ....... TL tutarlı çeklerin, ........... (VKN: .......) tarafından ibraz edilmesi halinde muhatap banka tarafından ödeme yapılmamasına" karar verildiği görülmüştür. Dosyada alınan SMMM bilirkişi raporunda; davacının defterlerini kanun aradığı şartlarda tuttuğu, davalının düzenlediği faturaya iade faturası düzenlediği davalının düzenlenen iade faturasına bir itirazının olmadığı, davalının takibe konu ettiği, davacının defterlerinin yerinde incelenmesi ve kayıtlarında dava konusu faturanın kayıtlı olduğu, davalıya bir borcunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacı borçlunun lehtar ...... ile arasındaki ticari ilişkideki bedelsizlik iddiasının lehtar tarafından çekin ciro yolu ile devredildiği yani ciranta olan davacıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği ile buna bağlı olarak borçsuzluğun tespiti gerekip gerekmediği hususundadır. Menfi tespit davalarında genel ispat yükü alacaklı konumunda olan davalı tarafta olmakla birlikte, menfi tespit davasının kambiyo senedinden kaynaklanmış olması durumunda, ispat yükü yer değiştirerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2018 tarihli 2017/19-819 E. 2018/771 K. sayılı içtihadında da açıkça belirtildiği üzere menfi tespit davacısının üzerine geçmektedir. Bu durumda bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşmektedir. Kural olarak kambiyo senetleri, kayıtsız şartsız soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını HMK’nın 201.maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. Bedelsizlik kavramı kambiyo senediyle değil temel ilişkiyle ilgili bir kavramdır. Yani, temel alacağın geçersizliği kambiyo senedine etki ederek onu bedelsiz hale getirmektedir Borç ilişkisinden kaynaklanan temel alacağa dayalı borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi, kambiyo senedinin tamamen veya kısmen (yerine getirilmediği ölçüde) bedelsiz kalmasına yol açar. Bu bağlamda bedelsizlik hususu, alacağın dayandığı maddi hukuk kurallarına ilişkindir. Kambiyo senetlerinin sebepten soyut olarak düzenlenmesi, dolayısıyla söz konusu bedelsizlik iddialarını icra takibinde itiraz sebebi olarak ileri sürmek kural olarak mümkün değildir. Ancak borçlu, söz konusu bedelsizlik iddiasını İİK'nın md.169/a hükmünde belirtilen belgelerle ispatlayabilir. Söz konusu belgelere sahip olmayan takip borçlusu, kambiyo senedi dolayısıyla borçlu olmadığını saptamak için menfi tespit davası açabilir. Her ne kadar icra hukukunda böyle bir iddiayı ileri sürmek mümkün değil ise de kambiyo hukukunda temel alacağa bağlı kişisel def'iler kabul edilmiştir. (TTK m.659/1, 825/1). Kişisel defiler, senet metninden anlaşılan defiler ve senetteki taahhüdün geçersizliği defileri içerisine dâhil olmayan maddi hukuk kaynaklı her türlü defiyi kapsar. Bu bağlamda bedelsizlik kavramının, kambiyo hukukunda kişisel defiler üzerinde vücut bulduğu söylenebilir. Menfi tespit davasının konusu, kambiyo senedine dayanan temel ilişkinin çeşitli nedenlerle kısmen veya tamamen sona ermesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitidir. Bu istemin hukuki sebebi, kambiyo senedinin altındaki temel ilişki hükümsüz olmasına rağmen alacaklının, o senedi tahsil etme yetkisine sahip bulunması dolayısıyla sebepsiz zenginleşmesidir. Öte yandan borçlu, bedelsizlik nedeniyle bir daimi defi hakkına da sahiptir. Borçluya kambiyo senedinin bedelsiz kaldığını ileri sürmek def'i verilmekle birlikte kamu güvenine mazhar olma ilkesinin bir yansıması olarak emre ve hamiline yazılı kambiyo senetlerinde, iyi niyetli hamilin güveni korunmaktadır. Bu bağlamda emre ve hamiline yazılı kambiyo senetleri ciro edilerek devredildiğinde borçlu, kişisel defilerini ancak defiyle bağlantılı kişilere karşı ileri sürebilir. Eş söyleyişle borçlu alacaklısıyla olan defilerini iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez, meğerki üçüncü kişi senedi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (TTK m.659/2, 687/1, 825/2). Örneğin aralarındaki kira sözleşmesi uyarınca kira ücreti uğruna lehtarı B’ye bono düzenleyen keşideci A, görünüşe güven ilkesi (TTK m.680, 686/2) gereği senedi iyi niyetle devralan C’ye karşı B’nin kiralananı ayıplı teslim ettiğini ileri sürerek bono bedelini ödemekten kaçınamaz. A, yalnızca C’nin kiralananın ayıplı teslim edildiğini bilerek A’nın bir bedel ödemek zorunda kalması için senedi devraldığını ispatladığı takdirde bu kişisel defiyi C’ye karşı da ileri sürebilir. Somut uyuşmazlıkta ileri sürülen bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687.maddesi anlamında kişisel def’î niteliğindedir. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın 818/1.maddesinin atfıyla çekler yönünden uygulanması gereken TTK'nın 686.maddesinde ''(1) Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.'" hükmü, TTK'nın 687.maddesinin; "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.(2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." hükmü mevcut olup, bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687.maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Kendisine intikal eden bir uyuşmazlıkta; Yargıtay 19.H.D.'nin 11/03/2015 T. 2014/16843 E. 2015/3425 K. Sayılı ilamında; "...Davacı vekili, müvekkili ile tefrik edilen dosya davalısı .............. arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, anılan davalıdan satın alınacak gıda malzemeleri karşılığında dava konusu çeklerin verildiğini, ancak mal tesliminin gerçekleşmediğini, çeklerin bedelsiz kaldığını, müvekkilinin çeklerin iadesini talep ettiğini, bu konuda taraflar arasında protokol düzenlendiğini, protokole rağmen çeklerin iade edilmediğini, çeklerin davalı bankaya ciro edildiğinin öğrenildiğini, davalı bankanın kötü niyetli hamil olduğunu ileri sürerek, dava konusu 4 adet toplam 39.000,00-TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tefrik edilen dosya davalısı ............'ın müvekkili bankadan kullandığı kredi karşılığında dava konusu çekleri müvekkili bankaya ciro ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece toplanan deliller doğrultusunda, davaya konu çeklerde davacının keşideci, tefrik edilen dosya davalısı ...........'ın lehtar, davalı bankanın ise çekleri temlik cirosuyla devralan son ciranta ve yetkili hamil konumunda olduğu, davacının bedelsizlik mahiyetindeki iddiasının şahsi def'ilerden olup, kötüniyetli yahut ağır kusurlu olmayan ve davacı ile doğrudan doğruya bir ticari ilişki içinde bulunmayan cirantaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafından davalı hamil bankanın kötü niyetli olduğunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, davalıya teklif olunan yeminin usulüne uygun olarak eda edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA.." karar verilmiştir. Yani, keşidecinin bedelsizlik iddiasının şahsi def'ilerden olduğu, kötüniyetli yahut ağır kusurlu olmayan ve davacı ile doğrudan bir ticari ilişki içinde bulunmayan cirantaya karşı ileri sürülemeyeceğine vurgu yapılmıştır. Tüm bu mevzuat hükümleri, içtihatlar ve açıklamalara göre somut olayda; davacı çekin keşidecisi, davalı ise cirantadır. Bedelsizlik iddiası kural olarak lehtara karşı ileri sürebilir. Ayrıca keşideci borçlu, hamilin yada cirantanın senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilecektir. Davacı tarafından davalı cirantanın kötüniyetle ve davacı zararına hareket ettiği iddia edilmemiş, bu hususta herhangi bir delil de ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacının yemin delili ile ilgili hususun yerine getirilmediği yönündeki itirazı da dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Açıklanan nedenlerle; Mahkeme hükmünün isabetli olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b-1) bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı vekilinin......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... T. ...../..... E. ...../..... K. sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusunun, HMK’nın 353/1-(b-1) maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının, Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 732,00 TL olup; davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 116,60 TL harcın, ilk derece Mahkemesi tarafından istinaf eden davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-)Artan istinaf avanslarının, İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine, 7-)Karar ilamının, 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/03/2026

Başkan E-imza

Üye E-imza

Üye E-imza

Katip E-imza

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1449, K. 2026/322, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1449-e-2026-322-k-af2b8429837f