Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1198 E. 2026/1294 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1198
- Karar No
- 2026/1294
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1198 - 2026/1294 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1198 KARAR NO : 2026/1294
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2025 NUMARASI : 2023/850 Esas -2025/599 Karar
DAVACI : VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07/10/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete Z.M.M.S. sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın 14.07.2023 tarihinde sebep olduğu kaza nedeniyle davacının yaralandığını belirterek, şimdilik 50.020,00TLmaddi (geçici iş göremezlik10,00 TL, bakıcı gideri 10,00 TL ,sürekli iş göremezlik 50.000,00 TL) tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik zararı taleplerini 695.945,17 TL, geçici bakıcı gideri zararı taleplerini 11.402,32 TL olarak artırdıklarını belirtmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 695.945,17 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 11.402,32 TL geçici bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 707.347,49 TL’nin 04.10.2023 temerrüt tarihinden işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde; hükmedilen tazminata kaza tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, davacının, hükme esas alınan maluliyet raporunda tespit edilen orandan daha yüksek oranda malul olduğunu, mahkeme tarafından hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, hesaplamaya esas alınan gelirin hatalı olduğunu, raporda kaza tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik tespiti yapılması gerekirken geçici iş göremezlik süresi bitiminden sonra bilinen dönem hesabı yapıldığını, ek ödemelerin gelir tespitinde dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ...A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece alınan maluliyet raporunun "adli tıp uzmanı" imzası bulundurduğundan usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesap raporunda 1,65 teknik faizin esas alınması gerektiğini, davalı şirket aleyhine nispi karar ve ilam harcına hükmedilemeyeceğini bildirerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf eden taraf vekillerinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemlidir. Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağı uyarınca,14.07.2023 tarihinde sürücü...’nin sevk ve idaresindeki motosikletle seyri sırasında seyir yönüne göre yolun solundaki sokak istikametine kontrolsüz sola dönüşe geçen ...’e ait olup, kimliği belirsiz sürücünün yönetimindeki araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazada sürücü...’nin kusursuz olduğu, olay yerinden firar eden kimliği belirsiz araç sürücüsünün tamamen asli kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan rapor uyarınca olay yerinden firar etmesi nedeniyle kimliği belirlenemeyen dava dışı sürücünün (...) kavşak başına yaklaşırken aracının seyir hızını 2918 sayılı Kanun 57/a, 52/a-b, Trafik Yönetmeliği 109/a,101/a-b maddelerine aykırı olarak azaltmadığı, yine kavşak başına geldiğinde sola dönüşe geçmeden önce aracını durdurarak aynı KTK 53/b-c-2 84/h maddelerine göre karşı yönden kavşağa ilk geçiş hakkı ile giriş yapan davacının yönetimindeki motosiklete ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, aksine hareket etmek suretiyle kazaya tam ve asli kusuru ile neden olduğu, davacının ise kusurunun bulunmadığının belirlendiği, uyap üzerinden Dairemizce yapılan sorgulamada Ankara 71.ASCM’nin 2023/645 Esas no’lu dosyasında yapılan yargılamada sanık ...’in taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın istinaf edildiğinin anlaşıldığı, ceza yargılamasında hükme esas alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü...’nin tali, sanık ...’in asli kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı kabul ve gerekçesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 74.maddesinde düzenlenmiş olup, hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. TBK’nın “D. Yargılama 1.Ceza Hukuk ile ilişkisinde” başlıklı 74.maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimi bağlamaz” hükmü yer almaktadır. Mülga 818 sayılı BK'nın 53.maddesinde de aynı şekilde düzenlenmekte idi. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, ayırt etme gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hâllerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hâkimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (HGK’nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/11-115 E.,2004/108 K; 12.5.2004 tarihli ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 tarihli ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK’nın10.1.975 tarihli ve 1971/406 E., 1975/1 K. sayılı ilamı; HGK’nın 23.1.1985 tarihli ve 1983/10-372 E., 1985/21 K. sayılı ilamları). Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki, açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşuludur. Özellikle bir ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hâkiminin hukuk hâkiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır. Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak, ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi bir engel oluşturmaz (HGK’nın16.9.1981 tarihli 1979/1-131 E.,1981/587 K. sayılı ilamı, Çemberci, M.: Hukuk Davalarında Kesin Hüküm,1965, s.22 vd.). Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın11.10.1989 tarihli ve 1989/11-373 E., 1989/472 K. sayılı ilamı). Ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez. Ne var ki, hukuk hâkiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir. Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi az yukarıda bağlayıcılık yönü belirtilen ayrık durumlar dışında ceza mahkemesi kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu noktada, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı hâllerde, kesin delilin etkisi nedeniyle, ceza mahkemesi kararında dayanılmış olan bilirkişi raporunun hukuk mahkemesini bağlayacağı; buna karşılık, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı hâllerde, ceza mahkemesinde alınmış olan bilirkişi raporunun, hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bir başka ifade ile hukuk mahkemesinin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın kabul edilmektedir (Kuru:cilt:V, s:5154-5155). TBK’nın 74.maddesine göre, ceza mahkemesi tarafından belirlenen kusur oranı hukuk mahkemesi için bağlayıcı değildir. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün kusursuz, karşı araç sürücüsü ...’in kusurlu olduğu kabul ve gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de hükme esas alınan kusur raporu ile, Ankara 71. ASCM’nin 2023/645 Esas no’lu dosyasında yapılan yargılamada alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğu da nazara alınarak ceza dosyasındaki maddi olgular da değerlendirilmek suretiyle, Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu veya trafik konusunda uzman bilirkişi heyetinden kusur durumunun belirlenmesi için ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık rapor alınması, akabinde ve gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE; Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.07.2025 tarih, 2023/850 Esas- 2025/599 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, Kaldırma sebeplerine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.