Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/618 E. 2026/815 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/618
- Karar No
- 2026/815
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/618
KARAR NO: 2026/815
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 24/01/2024
NUMARASI: 2022/269 E. - 2024/13 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; TPMK nezdinde ...sınıfında (...) "..." markasının... marka tescil numarası ile müvekkili şirket adına tescilli olup 30.09.2020 tarihinden itibaren koruma altına alındığını, müvekkili şirketin işbu marka ile oyuncak eşya üretim, satım ve pazarlama sektöründe uzun yıllardır faaliyet göstermekte olup hukuka uygun şekilde piyasada mal ve hizmet sunduğunu, davalının ise aynı sektör ve sınıfta 09.04.2021 başvuru tarihli ... marka tescil numaralı "..." markası ile faaliyet gösterdiğini, davacı müvekkili şirket ile aynı sektörlerde faaliyet göstermekte olan davalıya ait marka sebebiyle müvekkilinin marka hakkının ihlal edildiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen işbu marka ve markanın kullanımının, davacı müvekkilinin Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca marka haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu ve müvekkili şirketi maddi ve manevi kayba uğrattığını açıklanan nedenlerle, SMK m. 25 uyarınca davalıya ait "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilerek marka sicilinden terkinine, davalı tarafından hükümsüzlüğüne karar verilen markanın, müvekkili şirkete ait "..." marka hakkını ihlal ettiğinin SMK m. 149 uyarınca tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, SMK m. 25 uyarınca Davalı adına tescil edilmiş olan ... tescil numaralı "..." markasının, 35. Sınıf içinde yer alan 28. altsınıf kapsamındaki emtiaları açısından iltibas nedeniyle kısmi hükümsüzlüğüne karar verilerek işbu sınıf yönünden marka sicilinden terkinine, davalı tarafından hükümsüzlüğüne karar verilen markanın, müvekkil şirkete ait "..." marka hakkını ihlal ettiğinin SMK m. 149 uyarınca tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait "....com", 2015 yılından bu yana sürekli gelişerek bebek ürünleri sektöründe geniş bir bilgi birikimine sahip, işini bilen, eğitimli, deneyimli birikimli insan kaynağı ile yoluna devam ettiğini, müvekkilinin 2015 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, Türkiye’de yoğun bir şekilde tanındığını, müvekkilinin 28. sınıfta bir tescili bulunmadığını, müvekkiline ait "..." markasının sadece 24 ve 35. sınıfta tescilli olduğunu, bu markanın 28. sınıfta hiç tescil edilmediğini, müvekkilinin işbu markayı davacının markasından önce tescil ettirdiğini, dolayısı ile benzerlik nedeniyle müvekkiline işbu davanın açılmasının mümkün olmadığını, davacının mesnet göstermiş olduğu markada yer alan "..." sözcüğünün birçok sektörde herkes tarafından kullanılan, jenerik, tek başına ayırt edici niteliği bulunmayan, tanımlayıcı-niteliyici nitelikte bir ibare olduğunu, bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davası ile tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; "Tüm bu nedenlerle davalının fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markadan doğan haklara tecavüz oluşturduğu ve davalıya ait markanın kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar, dava dilekçesinde yer alan tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük talebini, kısmi hükümsüzlük olarak ıslah ettiğini beyan etmiş ise de yerleşmiş Yargıtay uygulamalarında da belirtildiği gibi (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 25/02/2021 tarih, 2019/57 esas, 2021/1040 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 12/11/2020 tarih, 2020/1168 esas, 2020/5020 karar) talep sonucunun daraltılması ıslah değil, feragat hükmünde kabul edilmesi gerektiği kanaatiyle davacının hükümsüzlük davasının kısmen kabulü" gerekçesi ile,
-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu .... Sınıf içinde yer alan ... Sınıf kapsamındaki "Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuzaklar. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, ..." emtiaları yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
-Davalının, davacıya ait... tescil numaralı markadan doğan haklarına tecavüzün tespiti ile bu tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin hem kök hem de ek bilirkişi raporlarındaki teknik eksiklikleri ve maddi hataları gidermeden, davalı vekilinin raporlara sunduğu somut itirazları hiçbir şekilde karşılamadan ve dosyayı yeni bir bilirkişi heyetine göndermeden eksik incelemeyle davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının "..." markası ... sınıfta tescilliyken müvekkiline ait "..." markasının sadece ... ve .... sınıflarda tescilli olduğunu ve davacının hükümsüzlük talep ettiği ... sınıfta müvekkilinin zaten bir tescili bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu markayı ve "....com" alan adını 2015 yılından bu yana kullanarak sektörde tanınmışlık kazandığını ve tescil tarihinin davacıdan yaklaşık 19 ay daha eski olduğunu, mahkemenin davacıya ait alan adının 2011 yılında alınmış olmasını hatalı bir şekilde marka önceliği olarak kabul ettiğini, markalar arasında görsel ve işitsel açıdan büyük farklar bulunduğunu, "..."nun Lehçe "..." anlamına gelirken "..."nun ... "en iyi" manasına geldiğini ve kullanılan renkler ile .... tasarımlarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açmayacak kadar ayrıştığını, "..." kelimesinin sektörde jenerik ve zayıf bir unsur olması sebebiyle kimsenin tekeline bırakılamayacağını, bilirkişilerin "seçenek özgürlüğü" ve "bilgilenmiş kullanıcı" kriterlerini yüzeysel geçtiğini, davacının kötü niyet iddiasının hiçbir somut delile dayanmadığını ve son olarak yerel mahkemenin hüküm fıkrasında davacı lehine iki ayrı kalemden haksız yere mükerrer vekalet ücretine hükmederek usul hatası yaptığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli olan ve 2020 yılından beri korunan "..." markası ile davalının "..." markasının hem isim hem de hitap ettiği bebek ve çocuk ürünleri sektörü bakımından birbirinin aynısı olduğunu, yerel mahkemenin davalının markasını sadece 35. sınıfın bir alt dalında hükümsüz kıldığını ama aslında her iki tarafın da aynı mağaza reyonlarında satılan ve aynı anne-baba kesimine hitap eden oyun minderleri, bebek beşikleri, oyuncaklar ve hatta kırtasiye malzemeleri gibi çok benzer eşyalar sattığını, bilirkişilerin Yargıtay'ın benzerlik kriterlerini ve ürünlerin kullanım amaçlarındaki o büyük ortaklığı hiç incelemediğini, davalının tescili yastık sınıfında olsa bile aslında resmen oyuncak sattığını ve dağıtım kanallarının tamamen aynı olduğunu, kararın eksik incelemeye dayandığını, ayrıca mahkemenin sundukları talep netleştirme dilekçesini yanlış anlayıp sanki davadan vazgeçmişler gibi feragat sayarak davalı lehine vekalet ücretine hükmettiğini, oysa bu dilekçenin sadece bilirkişi raporuna göre talebi belirginleştirmek olduğunu ve hakimin bu kararı vermesinin usulsüz olduğunu, aleyhlerine olan tüm bu maddelerin kaldırılmasını ve markanın diğer benzer sınıflarda da hükümsüz sayılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının yerel mahkemenin kararını verirken sadece müvekkil şirketin 2011 yılındaki alan adı tarihine bakarak yanlış bir hüküm kurduğunu iddia etmesinin boş bir laf olduğunu, çünkü mahkemenin aslında asıl isimlere, tescil yıllarına ve bu iki markanın piyasada birbirine karışıp karışmayacağına baktığını, müvekkilinin "..." ismini 2020 yılında tescil ettirdiğini ama davalının hükümsüzlüğü istenen "..." markasının 2021 yılında tescil edildiğini, yani müvekkilinin çok daha önce koruma altına girdiğini, davalının 2019 yılındaki başka bir markasını öne sürmesinin ise tamamen farklı ve alakasız bir sınıfla ilgili olduğu için bu davada hiçbir öneminin bulunmadığını, markalardaki "..." kelimesinin zaten tek başına bir anlamı olmadığını ama asıl önemli olan "..." ve "..." kelimelerinin ortalama bir vatandaş için Türkçe hiçbir anlamı olmadığını ve kimsenin bu kelimelerin .... mı yoksa .... mi olduğunu bilemeyeceğini, davalının internetten ve büyük sitelerden satış yaparak herkesin kafasını karıştırdığını, ayrıca mahkemenin hem marka hakkına tecavüz hem de hükümsüzlük için ayrı ayrı iki vekalet ücreti vermesinin de gayet yerinde ve hukuka uygun olduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin sadece eksik bilirkişi raporlarına dayanarak karar verdiğini, müvekkilinin 2015 yılından beri "....com" üzerinden dünya çapında bebek ürünleri sattığını ve ... gibi dev yerlerde bile tanındığını, davacının müvekkiline ait olmayan 28. sınıf için hükümsüzlük istediğini ama müvekkilinin o sınıfta zaten tescili bile bulunmadığını, müvekkilinin "..." markasını 2019 yılında, yani davacıdan tam 19 ay önce tescil ettirdiğini, her iki markadaki "..." kelimesinin herkesin kullandığı sıradan bir kelime olduğunu ve kimsenin tekeline verilemeyeceğini, "..."nun Lehçede yumurta anlamına gelirken "..."nun .... en iyi anlamına geldiğini, markaların renklerinin ve yazılışlarının birbirinden çok farklı olduğunu, müvekkilinin kurumlar arası çalıştığını ve müşterilerinin çok dikkatli olduğunu, yani ortalama bir tüketicinin bu iki markayı karıştırmasının imkansız olduğunu, davacının kötü niyet iddialarının boş olduğunu ve markaların işitsel olarak bile birbirine benzemediğini, mahkemenin hatalı bir şekilde davanın kısmen kabulüne karar verdiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve davalının, davacıya ait... tescil numaralı markasından doğan haklarına marka haklarına tecavüz ettiğinin tespiti ve önlenmesi davasıdır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
02/06/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "davacı yana ait olarak belirtilen www...com alan adlı web sitesinde satışı yapılan ürünlerin peluş oyuncaklar, ev ürünleri (anahtarlık, minder, panduf, yastık) ve Bebek ürünleri kategorisinde (anne-bebek, boyun yastığı, minder, yastık) ürünlerin satışının gerçekleştirildiği, hakkımızda sayfasında şirket faaliyet alanı "ürünlerimizin, internetten son kullanıcılara doğrudan satışını yapmak" olarak belirtildiği, web sitesinde "...+şekil" ibaresinin markasal şekilde kullanıldığını, davalı yana ait olarak belirtilen https://www...com/ alan adlı web sitesinde satışı yapılan ürünlerin puset takımları, uyku setleri, araç gereç, isime özel ürünler, bebek giyim (0-3 yaş), çocuk giyim (3-15 yaş), bebek/çocuk odası, moses basket (örgü sepet), müslin ürünleri kategorisindeki ürünlerin satışının gerçekleştirildiği, https://www...com alan adlı web sitesinde "... konforlu uykular...+şekil" ibareli görselin markasal şekilde kullanıldığını, ala adının davalı ... tarafından işletildiğini, 35. Sınıf içinde yer alan 28. Sınıf kapsamındaki “Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuzaklar. Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, ...” emtiaları açısından iltibas nedeniyle kısmi hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davalının oyuncak emtiasına ilişkin kullanımının SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı" belirtilmiştir.
10/10/2023 tarihli bilirkişi Ek raporunda özetle; "...+şekil ibareli görselin ilk olarak 20/01/2021 tarihinde kullanılmaya başlandığının tespit edildiğini, taraf itirazları açısından kök raporda varılan sonuçlardan dönülmesini gerektirecek bir durumun tespit edilemediğini, sınıfsal benzerlik açısından, davalının hükümsüzlüğe konu ... tescil nolu markasının 35. Sınıfta tescilli olduğu ve 35. Sınıftaki tescil kapsamı içinde, davacıya ait markanın tescilli olduğu 28. Sınıfa ilişkin emtiaların yer aldığını, 16 ve 20. Sınıflardaki emtialar ile 28. Sınıf kapsamındaki emtiaların aynı/benzer/türdeş mallar olarak adlandırılamayacakları, zira bu emtiaların; benzer alıcı çevresine hitap etmedikleri, benzer ihtiyaçları gidermedikleri, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profillerinin farklı olduğu, birbirleri yerine ikame imkânlarının olmadığı, benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mallar üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmasının da ihtimal dahilinde olmadığı, aralarında bir ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinden de bahsedilemeyeceğini, ayrıca, davacının, 16 ve 20. Sınıf kapsamında tescil korumasında olan bir hakkının mevcut olmadığını ve davacı markasının bunun istisnasını oluşturan tanınmış ve ayırtediciliği yüksek bir marka olmadığı da dikkate alınacak olursa, 35. Sınıf kapsamında yer alan 16 ve 20. Sınıf emtialara ilişkin hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı"belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından, Davalı adına tescil edilmiş olan ... tescil numaralı "..." markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesinin talep ve dava edildiği, ıslah dilekçesi ile markanın 35. Sınıf içinde yer alan 28. altsınıf kapsamındaki emtiaları açısından iltibas nedeniyle kısmi hükümsüzlüğüne karar verilerek işbu sınıf yönünden marka sicilinden terkinini talep ettiği, davacının ıslah başlıklı talebinin davadan kısmi feragat olduğu, mahkemenin bu konudaki değerlendirmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin buna ilişkin istinafı yerinde değildir.
Davalı tarafından, “...” markasını çok daha önceden kullandığını, ancak tescilini 26.02.2019 tarihinde yaptırdığını, davacının benzerlik iddiasında bulunduğu “...” markasının ise 30.09.2020 tarihinde tescil edildiğini, söz konusu markanın ilk tescilinin kendisine ait olduğunu ileri sürmüş ise de, davacıya ait, ... "..." markasının ...sınıfında (...) marka tescil numarası ile tescilli olup 30.09.2020 tarihinden itibaren koruma altına alındığı, davalıya ait ... marka tescil numaralı "..." markasının 24 sınıfta 26/02/2019 başvuru tarihli 07/08/2019 tescil edilmiş ise de tescil sınıflarının farklı olduğu ve 24/08/2020 tarihli faturada,, ... ... ... işletme adı yazmakta ise de, faturanın içeriğinden 24. Sınıfta tescilli olan yorgan ve örtü ürünlerinde kullanıldığı sınıflarının farklı olduğu anlaşılmakla davalının bu istinaf sebebi de yerinde değildir.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalıya ait markanın hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesinin talep ve dava edildiği, markaya tecavüzden bahsedebilmek için, davalının, ürünler ya da ürün ambalajlarında kullandığı kompozisyonun, ürünün nihai tüketicileri nezdinde, davacı markaları ile iltibasa neden olacak şekilde düzenlenmiş olması, marka ve ambalajın kullanıldığı ürünlerin, tüketici tarafından algılanış biçimi ve bu algılama sonucunda karışıklığa sebebiyet verilmesi, dolayısıyla tüketicinin davacının ürününü aldığı konusunda yanılgıya
düşürülerek, Davalı ürünlerini satın almasına yol açılmış olmasının gerekli olduğu, davalının kullanımının markasal nitelik arz ettiği, davacı markasıyla benzer olduğu, Davalının 35. Sınıf kapsamı içinde 28.sınıfa ilişkin kullanımının SMK m.11/4 açısından davacının tescil kapsamına giren sınıfla benzer olarak
değerlendirileceği,davalının, markanın kapsadığı 28. Sınıfa ilişkin oyuncak emtiasına ilişkin satışının teklifine yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı, dolayısıyla dosyanın mevcut içeriği itibariyle, davalının oyuncak emtiasına ilişkin
kullanımının, davacının marka hakkına tecavüz ettiği anlaşılmıştır.
Davalı markasının, 35. Sınıf içinde yer alan 28. Sınıf kapsamındaki “Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuzaklar.
Suni yılbaşı ağaçları ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, ...” emtiaları açısından iltibas nedeniyle kısmi hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, dosya ile uyumlu bilirkişi heyet raporu ile tespit edilmiş olmakla mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ../01/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026