Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/610 E. 2026/1558 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/610
Karar No
2026/1558
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/610 KARAR NO : 2026/1558

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05.12.2023 NUMARASI : 2022/858 Esas - 2023/994 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08.10.2026

İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2023 tarih 2022/858 Esas 2023/994 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş.vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.05.2022 tarihinde davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörün müvekkiline ait, dava dışı ...'ın kullandığı ... . plakalı araca çarpması sonucu aracın hasarlandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, Konya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/50 Değişik İş sayılı dosyasında alınan raporda 30.000,00-TL hasar ve 4.500,00-TL araç mahrumiyet zararının belirlendiğini, traktörün davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik hasar ve değer kaybı için toplam 100,00-TL'nin sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde temerrüt tarihinden itibaren avans faizi, diğer davalıdan kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen, araç mahrumiyet zararı için 100,00-TL'nin davalı ....'den kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı talep konusunda Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu, bu başvuru derdest olmasına rağmen aynı istemle dava açıldığını savunarak derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı.... vekili cevap dilekçesinde özetle; yalnız sigorta şirketi yönünden arabuluculuk sürecinin yürütüldüğünü, müvekkili yönünden dava şartının yerine getirilmediğini, davacıya ait araç sürücüsünün dar sokakta aşırı süratle geldiğini, traktörü görünce fren yerine gaza basarak gerekli tedbirleri almaması nedeniyle kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, sigorta şirketinin ödemeden kaçınmasının yasal dayanağının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hasar bedeline ilişkin tahkim başvurusunun davacı adına başvuran kişinin temsil ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle reddedildiği, azledilmiş vekilin yaptığı başvurunun başından itibaren yok sayılması gerektiğinden derdestliğin bulunmadığı, değer kaybına ilişkin tahkim kararının kesin olarak verildiği ve davacının bu isteminden feragat ettiği, 03.09.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün geriye gitme manevrası sırasında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kazada tam kusurlu olduğu, davacı aracının sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, aracın sol ön kapı, sol arka kapı ve sol arka çamurluğundaki hasarların dava konusu kazayla ilintili olduğu, yedek parça, işçilik ve KDV dahil gerçek hasarın 30.000,00-TL, makul onarım süresinin 12 iş günü ve araç mahrumiyet zararının 3.600,00-TL olduğu, kusur ve hasar raporunun dosyadaki delillere uygun ve hükme esas alınabilir bulunduğu, sigorta poliçesinin maddi hasar limitinin 43.000,00-TL olup zararın limit içinde kaldığı, sigorta şirketinin ödeme yapmadığı ve 08.12.2022 tarihli başvuruya göre 21.12.2022 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 30.000,00-TL hasar bedelinin sigorta şirketi yönünden 21.12.2022,.... yönünden 01.05.2022 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumluluğunun gözetilmesine, değer kaybı isteminin feragat nedeniyle reddine, 3.600,00-TL ikame araç bedelinin hükümde gösterilen 05.12.2023 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı ....'den tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı .... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; şirketçe yapılan araştırma ve eksper incelemesine göre hasarın bildirilen kazayla uyumlu olmadığını, araçların kaza sonrasında olay yerinden ayrılıp aynı gün daha sonra buluşarak fotoğraf ve tutanak düzenlediklerini, sigortalı sürücünün eşinin kazaya davacı araç sürücüsünün sebebiyet verdiğini söylediğini, traktörde doğrudan vurma izi bulunmayıp sürtünme ve yırtılma izlerinin bulunduğunu, davacı aracının traktöre vurarak ve sürtünerek hasarlandığı kanaatine ulaşıldığını, olayın suistimal şüphesi taşıdığını ve teminat dışında kaldığını, doğru ihbar yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle ispat yükünün davacıya geçtiğini, mahkemece alınan raporun yalnız tazminat hesaplaması içerdiğini, kazanın oluşu ile hasarın uyumsuzluğunu değerlendirmediğini ve hükme esas alınamayacağını, ATK'dan kaza ile hasarın uyumu konusunda rapor alınması gerektiğini, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerinin doğrudan hükme esas alınmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, sorumluluğun sigortalı sürücünün kusuru, gerçek zarar ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, aksi kabulün sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken, TTK'nın 1409. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. Bir başka ifade ile rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigorta şirketinde olup sigorta şirketi tarafından rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğinin soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. (Yargıtay HGK 05/03/2020 tarihli ve 2018/17-1083 E.- 2020/259 K.) İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı ZMSS Genel Şartlarına ve 6102 sayılı TTK'nın 1446. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Bu durumda, sigortalı zararın poliçe kapsamına kaldığını ispat etmek zorundadır. Somut uyuşmazlığın incelenmesinde; davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesinde derdestlik savunmasında bulunduğu, uyuşmazlık konusu kazanın teminat dışında kaldığına yönelik bir savunmanın cevap dilekçesinde ileri sürülmediği, istinaf başvurusunda ise şirketçe yapılan araştırma ve eksper incelemesine dayanılarak kazanın bildirilen şekilde gerçekleşmediğinin, hasar ile kazanın uyumsuz olduğunun ileri sürüldüğü görülmüş ise de, sigorta şirketince kazanın gerçekleşme şekline ilişkin ileri sürülen iddialar ve suistimal şüphesinin tek başına hasarın teminat dışında kaldığını veya doğru ihbar yükümlülüğüne kasten aykırı davranıldığını ispata yeterli olmadığı, kaza sonrasında araçların olay yerinden ayrılarak daha sonra fotoğraf çekilmesi ve tutanak düzenlenmesinin de tek başına kazanın gerçekleşmediğini veya hasarın başka bir olaydan kaynaklandığını göstermediği, mahkemece kusur ve hasar konularında alınan 03.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın sol ön kapı, sol arka kapı ve sol arka çamurluk kısımlarındaki hasarların dava konusu kazayla ilintili olduğunun açıkça belirtildiği, davalı sürücünün geriye gitme manevrasındaki kusuru ile davacı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının belirlendiği, bu haliyle raporun yalnız zarar miktarının hesabından ibaret olduğu yönündeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, davalının kazanın farklı şekilde gerçekleştiğine ilişkin iddiasının, teminat dışında kalan bir rizikonun gerçekleştiğini ortaya koyan somut delillerle ortaya konulamadığı, bilirkişi raporundaki kaza ile hasarın uyumuna ilişkin tespitin aksinin gösterilemediği dikkate alındığında, ispat yükünün davacıya geçtiği söylenemeyeceği gibi, dosya kapsamındaki delillerle birlikte değerlendirilen kusur ve hasar bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, uzman bilirkişilerce kaza ile hasarın uyumunun da değerlendirilmiş bulunması karşısında ayrıca ATK'dan rapor alınmasını gerektiren bir durumun ortaya konulamadığı, hükmün bilirkişinin hukuki görüşüne değil raporun teknik tespitleri ile dosyadaki delillerin mahkemece değerlendirilmesine dayandığı gözetildiğinde, eksik inceleme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı sigortalı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğu, hükmedilen 30.000,00-TL hasar bedelinin yedek parça, işçilik ve KDV dahil gerçek zarar olarak belirlendiği ve 43.000,00-TL poliçe limiti içinde kaldığı, sigorta şirketinin araç mahrumiyet zararından sorumlu tutulmadığı dikkate alındığında, kusur, gerçek zarar ve poliçe limitiyle sorumluluğa ilişkin sınırlamalar gözetilerek verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, kanıtlanan gerçek zararın tazmininin sebepsiz zenginleşme oluşturmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, araçta meydana gelen hasarın kaza ile uyumlu olduğunun belirlenmesine, hasarın teminat dışında kaldığının davalı sigorta şirketince ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 2.049,30 TL'den peşin alınan 513,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.536,30 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ....A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/610, K. 2026/1558, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-610-e-2026-1558-k-4d03a8b2f2f3