Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/633 E. 2026/1571 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/633
Karar No
2026/1571
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/633 KARAR NO : 2026/1571

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.01.2024 NUMARASI : 2020/226 E. - 2024/14 K. BİRLEŞEN İZMİR 7.ATM'NİN 2021/204 E.SAYILI DOSYASINDA; DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ :09.10.2026

İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.01.2024 tarih 2020/226 E. - 2024/14 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, müvekkili ...'e ait .... plakalı aracın şoförü ... idaresindeyken çelik bariyerlere çarparak otoyol aydınlatma direğine çarparak sol şeridi kapatması sebebiyle aracın hasar gördüğünü, müvekkiline ait ... plakalı araç ve .... plakalı dorsenin kullanılamaz hale geldiği, dorsede bulunan 5 adet tankındaki 22.600 litre sütün zayi olduğunu, kaza sonrası 4 aracın hasar görmesi ve aracın devrilmesi sonucu korku ve heyecana kapılan şoför ...'un can güvenliğinin tehlikede olması sebebiyle olay yerinden uzaklaştığını, şoför 00:47'de müvekkili ile telefon görüşmesi yaptığını, kolluk görevlileri olay yerine intikal ettiğinde saat 01:30 civarında şoför ... olay yerine döndüğünü, araç içerisindeki dijital takoğraf bilgilerinin kendisine ait olduğu beyan ve izah ettiğini, ancak polis ekiplerince bunun kaza tutanağına yazılmadığını, yalnızca alkol muayenesi yapıldığını belireterek, müvekkilinin maliki olduğu ve kasko sigorta sözleşmesi ile güvence altına alınan .... plaka sayılı araç, ... plakalı dorse, üzerindeki 5 adet süt tankı ve sütün zayi olması nedeniyle şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın kaza tarihi itibariyle işlenecek olan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekili, .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalandığını, 18/11/2019 tarihinde aracın kimliği tespit edilemeyen sevk ve idaresinde iken refüjde bulunan otoyol aydınlatma direğine çarparak direğin bir kısmını sol şeridi tamamen kapatacak şekilde devrilmesi sonucu karşı bariyerde 25 metrelik hasar meydana geldiğini, devrilen elektrik direğinin şeridi tamamen kapatması nedeniyle aynı istikamette devam eden araç sürücüleri .... kullanımındaki ....plakalı, ... idaresindeki .... plakalı araç ile.... idaresindeki .... plakalı aracın çarpması sonucu hasara uğradıklarını, kaza sonrası sigortalı araç sürücüsünün olay mahallini terk halini terk sebebiyle kazaya karışan diğer araçların hasarları için ödenen tazminat miktarı 61.769,78-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte rücuen davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Asıl davada davalı-birleşen dosyada davacı ... şirketine dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. Birleşen davada davalı-asıl davada davacı vekili, öncelikle davanın görevsizlik nedeni ile reddine, dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, bu talep kabul edilmez ise davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, yetkili Burdur Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, esas hakkında karar verilecek ise hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, asıl dava açısından; çekici hasar bedeli olarak 144.000 TL; dorse hasar bedeli olarak 15.000 TL; 5 adet süt tankı bedeli olarak 84.400 TL; zayi olan süt bedeli olarak 50.000 TL'nin sigorta şirketine müracaat tarihine KTK 97. Maddesi gereğince 15 gün ilavesi ile 04.12.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava açısından; 40.440,81 TL rücu alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı ... Şirketinin .... Plakalı araç ve .... plakalı dorse için kasko ve zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırdığını, diğer araçlarda meydana gelen zararların müvekkiline rücu edilmesinin hatalı olduğunu, zararların kasko şirketinin sorumluluğunda olduğunu, şoförün kaza yerinin yakınında can güvenliği sebebiyle saklandığını, kolluk ekipleri geldiğinde hemen yanlarına gittiğini, sigorta kayıtları ve takograf kayıtları göz önüne alındığında şoförün kim olduğunun belli olduğunu, İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin 2020/588 E 2021/72 K sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiğini, daha önce verilen görevsizlik kararına istinaden karar tarihinde yürürlülükte bulunan AAÜT gereği lehlerine vekalet ücretine hükmedilmes gerekirken vekalet ücretine hükmedilmediğini belirtmiştir. Birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği sabit olmasına , dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda kasko sigortası yönünden yapılan değerlendirmelerde kaza anında ... plakalı çekicinin sürücüsü olduğunu iddia eden ...’un, kaza anında araç içinde veya yanında bulunmadığı, kaza anında trafik ekiplerince düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında belirtildiği ve bu nedenle kasko sigortası kapsamında, sigortacı tarafından verilen teminatlarının, teminat dışı kaldığı tespitleri yapılmasına karşın mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ZMMS Poliçesi ile sigortalı ....plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalandığını, 18.11.2019 tarihinde sigortalı aracın kimliği tespit edilemeyen sürücü sevk ve idaresinde iken Aydın ilinden İzmir istikametinde iken karıştığı kazada 3. Kişilere verilen zararlardan olay yeri terk sebebiyle davalı sigortalının sorumlu olduğunu, poliçe dahilinde yapılan toplam ödeme 61.769,78 TL olmasına karşın, mahkemece sebebi açıklanmadan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davanın tümden kabulü gerektiğini, eksik inceleme ile hatalı hüküm tesis edildiğini belirtmiştir. GEREKÇE:Dava, asıl dava trafik kazası nedeniyle davacının hasarının kasko sigorta poliçesi kapsamında tahsili; birleşen dava ise ZMMS Genel Şartları B.4.f. Maddesi uyarınca sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terki sebebine dayalı rücuen alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. TTK’nın mal sigortasına ilişkin genel esaslarına göre mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlüdür. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesi ve genel şartlarına göre, aracın kasko sigortacısı olan davalı ..., rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı davacının aracında meydana gelen gerçek zararı teminat altına aldığından, davacının aracının karıştığı trafik kazası neticesinde davacının aracında oluşan zarardan davalı ... şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olacağı sabittir. 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. Olay tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10. maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere; bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılma" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yerini terkin, zararın teminat dışı olmasına yol açacağı kabul edilmiştir. Eldeki davada davacı vekili; davalıya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan araç sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle karıştığı kaza nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş; davalı vekili ise davacı tarafın kazanın ardından kaza yerini terk ettiğinden hasarın teminat dışında kaldığını savunmuştur. Yukarıda anılan Kanun ve Sigorta Genel Şartları gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da somut olayın özellikleri ve bilhassa davacıya ait aracın sürücüsünün yaralandığını iddia etmediği ve tek taraflı olarak yapılan kazada can güvenliğini tehlikeye atacak ispatlanmış bir durum olmadığı, kazanın oluş biçimi ve meydana geldiği saat gözetildiğinde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğu ve aksi durumu ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiğini kabulün zorunlu olduğu açıktır. Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir. Somut olayda, asıl davada, davacı sigortalıya ait araç ve çekici dorsenin davalı ... şirketince kasko ve ZMMS poliçeleriyle teminat altına alındığı, söz konusu aracın dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeyken meydana gelen trafik kazası nedeniyle hasara uğradığı, davalı kasko sigortacısına yapılan hasar başvurusunun kaza tespit tutanağında sürücünün olay yerini terk ettiği gerekçesiyle reddedildiği, kaza sonrası kolluk görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağında davacıya ait sigortalı araç sürücüsünün olay mahallini terk etmesi nedeniyle sürücünün tespit edilemediğinin tutanak altına alındığı, resmi makamlarca tutulan kaza tespit tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilmesi gerektiği, KSGŞ.nın A.5.10 maddesi uyarınca rizikonun teminat kapsamında içinde kaldığı hususunda ispat külfetinin davacı sigortalıda olduğunun tespit edildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ispat külfeti üzerinde bulunan davacı sigortalı tarafından sunulan delillerin söz konusu kaza tespit tutanağının aksini kanıtlamaya yeterli olup olmadığı, bu şekilde rizikonun ihbar edilen şekilde oluştuğu ve hasarın sigorta teminatı kapsamında kalmadığı hususunun somut delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece, anılı gerekçe ile belirtilen şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığı, asıl davada, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosya yönüden ise; davacı ... şirketince ZMMS ve kasko poliçeleriyle sigortalanan davalı sigortalıya ait dorse ve çekicinin karıştığı trafik kazası nedeniyle 3. kişilerin zararının karşılandığı ve ZMMS Genel Şartları B.4.f. Maddesi uyarınca sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terkettiği gerekçesiyle söz konusu zararın rücuen davalı sigortalıdan tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır. 01.06.2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarından olay yerini terk, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak öngörülmemişken, ilgili maddenin (f) bendinde, belirli durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da, rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez. Sigorta genel şartları B.4-f bendi kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zarara ister bedensel zarara neden olsun sürücünün olay yerine terk etmiş olması halinde üçüncü kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş, ilgili madde de, istisnai durumlar "hariç" denilerek gösterilmiştir. Buna göre sigortalı ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur. Yaralamalı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. Bu kapsamda, birleşen dava yönünden ispat yükü davalı sigortalıda olup, davalı tarafça araç sürücüsün olay yerini haklı sebeplerle terkettiği hususu ispatlanmak zorundadır. Nitekim, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 13.02.2025 tarihli 2024/11202 E. 2025/2473 K. sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi metni çok iyi kaleme alınmamış olmakla birlikte, madde metninden anlaşılması gerekenin maddi ya da bedeni hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecek olduğu, istisnai durumlar ise "hariç" denilerek gösterildiği, buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacağı, olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayıldığı, ancak istisnai haller madde metninin başına yazıldığı için sanki olay yerini terk etme hali sadece bedeni hasara neden olan kazalarda uygulanacakmış, maddi hasarlı kazalarda uygulama alanı yokmuş gibi bir anlama yol açtığı, oysaki bedensel hasarlı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceğinin kabul edildiği, olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiği dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükünün ise sigortalı üzerinde olduğu belirtilmiş olup, dairemizcede; anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde önceki uygulamadan vazgeçilerek, maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle koşulları gerekleşmiş ise olay yeri terk olgusunun rücu nedeni olabileceği kabul edilmiştir. Olay yeri terkinin haklı olmadığı sonucuna varılması halinde, ancak gerçek zararın davalıdan tahsil edilebileceğinden zararın da ayrıca incelenmesi ve bu inceleme yapılırken sürücünün kusurunun da irdelenmesi gereklidir. Zira davalı ancak kaza nedeniyle ortaya çıkan gerçek zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince, birleşen dava açısından, öncelikle yukarıda belirtilen zorunlu durumlar nedeniyle olay yerinin haklı nedenlerle terk edildiği hususunda ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça ispat yükünün yerine getirilip getirilmediği araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş, bu yönüyle birleşen davada davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.01.2024 tarih 2020/226 E. - 2024/14 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 09.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/633, K. 2026/1571, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-633-e-2026-1571-k-fd620e251465