Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/32 E. 2026/962 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/32
Karar No
2026/962
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/32 KARAR NO : 2026/962

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03.10.2023 NUMARASI : 2022/669 E. - 2023/676 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.06.2026

Muğla 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.10.2023 tarih 2022/669 E. - 2023/676 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalılar ... ve ...'ün, davalı şirketin ortağı ve hissedarı olduklarını, davalı şirketin dava dışı ...'tan ticari kredi kullandığını, davalılar ... ve ...'ün kefil olduklarını, ancak şirket adına ticari kredi çekilse de, kredinin asıl borçlularının davalılar ..., ... ve dava dışı ... olduğunu, çekilen krediye istinaden düzenlenen 750.000,00 TL'lik 01.11.2013 tanzim tarihli, 26.09.2016 vade tarihli bononun da ..., ... ve.... tarafından keşide edildiğini, kredinin çok yüksek meblağlı olması nedeniyle dava dışı bankanın üçüncü bir kişiden ipotek almak istemesi üzerine davacının taşınmazları ipotek konulduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı banka tarafından davalılar ve dava dışı ... aleyhine Bolu İcra Müdürlüğünün 2019/71038 E sayılı (Eski Bolu 1. İcra Müd. 2016/7130) dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığını, bu takip dışında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacı ve davalı şirket aleyhine Bolu İcra Müdürlüğünün 2019/71048 E sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davacının taşınmazlarının satılmasının önüne geçmek amacıyla bankaya 300.000,00 TL ödediğini, her iki dosya üzerinden borçları kapattığını, bu tutarın tahsili amacıyla Ortaca İcra Dairesinin 2020/1801 Esas sayılı dosyasında davalılar aleyhinde icra takibi başlattıklarını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili, mahkemece gönderilen tebligatların usule aykırı olduğunu, müvekkillerinin davadan 04.11.2022 tarihinde haberdar olduklarını, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/A maddesine göre şayet muhatap adreste bulunamamışsa muhtara teslimin yeterli olmadığını; posta memuru tarafından muhatabın neden adreste olmadığının tetkik edilmesi ve şayet muhatap adreste bulunamamışsa en yakın komşu, yönetici, kapıcı vb kişilere hususun bildirilerek bu kişilerin imzalarının alınması gerektiğini, müvekkillerinin kredi sözleşmesinin tarafı olmadığını, kredinin davalı şirket adına alındığını, müvekkillerinin kredi sözleşmesini kefil olarak, davacının ise ipotek veren sıfatıyla imzaladıklarını, 27.06.2014 itibariyle şirketin tek hissedarının müvekkili ... olduğunu, tek ortaklı limited şirket vasfında olduğunu, şirkete karşı yalnızca taahhüt ettiği esas sermaye payını ödemekle yükümlü olduğunu, TBK'nın 596/4 maddesine göre ipotek veren, kefile karşı rücu hakkını ancak kefil ile kendisi arasında bu yönde bir anlaşma varsa veya ipotek sonra verilmişse kullanabileceğini, somut olayda ise davalı şirket kredi meblağını bankadan çekmeden önce, davacının banka lehine ipotek tesis ettiğini, müvekkilleri ve davacı arasında ipotek verenin kefile rücu edebileceğine yönelik bir anlaşma da yapılmadığını, bir an için davacı ipotek verenin, kefil sıfatıyla davalılara rücu edebileceği varsayılsa bile davalılar tarafından doğrudan ve dolaylı olarak davacıya yapılan ödemelerin de iş bu davada dikkate alınması gerektiğini, müvekkili ...'ün davacıya emlak vergisini ödeyebilmesi için 12.000,00 TL gönderdiğini, ayrıca yıllara dayanan dostlukları sebebiyle iyiniyet göstererek davacıya farklı tarihlerde toplam 205.000,00 TL ödeme yaptığını, davanın kabul edilmesi ihtimalinde müvekkillerinin davacıdan olan alacağı ile takas ve mahsup edilmesini talep ettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2016/7138 E. (2019/71044 E.) sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ...., borçluların davacı ve davalı şirket olduğu, alacak miktarının 321.701,80 TL olduğu; Bolu 1. İcra Müdürlüğünün 2016/7130 E. (2019/71038 E.) sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının Şekerbank, borçluların davalılar ve dava dışı ....olduğu, alacak miktarının 308.153,40 TL olduğu; alınan bilirkişi raporuna göre dava dışı banka ile davalı asıl borçlu arasında, 01/11/2013 tarihinde 750.000,00 TL limit dahilinde imzalanmış olan genel kredi sözleşmesine göre davacı tarafından imza atılmamış olduğu, dava dışı banka ile davacı arasında 27.11.2013 tarıhli 667.500,00 TL 1. derece ve sıradan FBK olmak üzere ıpotek belgesi resmi senet imzalandığı, 11.09.2020 tarihinde ipotek veren davacı tarafından davalı şirket hesabına 300.000,00 TL havale ile para gönderildiği ve banka tarafından, 14.09.2020 tarihinde asıl borçlu şirketin hesabından dava konusu 300.000,00 TL kredi tahsilat işlemi yapıldığı, icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıların icra takibine itirazlarının ayrı ayrı iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar ... ve ... vekili, gerekçeli kararda her ne kadar cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığı yönünde hüküm tesis edilmiş olsa da ilgili mevzuat hükümleri ve emsal Yargıtay kararları çerçevesinde müvekkillerine çıkartılan tebligatların usulsüz olduğunun ve cevap dilekçesinin süresinde sunulduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince müvekkillerinin sistemde kayıtlı farklı adreslerine defalarca tebligat çıkartıldığını, ancak bu tebligatların usulsüz olduğunu, tebligatlar iade dönünce aynı adrese Tebligat Kanunu md.21/2 uyarınca mahkeme tarafından yeniden tebligat evrakı hazırlandığını, bu kez muhtara teslim edilerek tebligatın yapıldığını, ancak iş bu tebligatların Tebligat Kanununun 21. maddesine ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/A maddesine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu, şayet muhatap adreste bulunamamışsa muhtara teslimin yeterli olmadığını, posta memuru tarafından muhatabın neden adreste olmadığının tetkik edilmesi ve şayet muhatap adreste bulunamamışsa en yakın komşu, yönetici, kapıcı vb kişilere hususun bildirilerek bu kişilerin imzalarının alınması gerektiğini, ancak tebligat memurunun bu konuda hiçbir araştırma yapmadığını, ipotek veren 3. kişi olan davacının, ipotek ile ilgisi olamayan müvekkillerine rücu etmesinin mümkün olmadığını, TBK'nın 596/4 maddesine göre ipotek verenin, kefile karşı rücu hakkını ancak kefil ile kendisi arasında bu yönde bir anlaşma bulunması veya ipoteğin sonra verilmiş olması halinde kullanabileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde hazırlandığını, dava dışı .... ve .... tarafından davacıya yapılan toplam 205.000,00 TL tutarındaki ödemelerin davalılar tarafından gönderilmemiş olması gerekçesiyle işbu ödeme dekontlarına ilişkin işlem yapılmadığı yönünde rapor tanzim edildiğini, gerekçeli kararda da aynı doğrultuda karar verildiğini, ancak bu tespitin hatalı olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, ödemenin müvekkilleri ... ve ...'ün oğulları .... tarafından gerçekleştirildiğini, bu ödemelerden davacı ve oğlunun da haberdar olduğunu, TBK'nın 195 vd md çerçevesinde borcun müvekkilinin oğlu tarafından ifa edildiğini, alacaklı tarafça da herhangi bir itiraz öne sürülmeksizin işbu ödemelerin kabul edildiğini, ancak davacının müvekkillerinden almış olduğu ödemeleri kendi uhdesinde tuttuğunu, müvekkillerinin zararına olacak şekilde borcu kapatmaktan imtina ettiğini, müvekkillerinin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, müvekkili ...'ün şirket ortağı olsa da, limited şirket ortaklarının şirkete karşı yalnızca taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle yükümlü olduğunu, limited şirketin borçlarından dolayı yalnızca sahip olduğu mal varlığı ile sorumlu olduğunu, davalılar tarafından yapılan ödemelerin ve bildirdikleri tanıkların dinlenilmesi gerektiğini, bir an için davacı ipotek verenin, kefil sıfatıyla davalı müvekkillere rücu edebileceği varsayılsa bile davalılar tarafından doğrudan ve dolaylı olarak davacıya yapılan ödemelerin de dikkate alınması gerektiğini, müvekkillerinin oğlu .... tarafından davacıya emlak vergisini ödeyebilmesi için 12.000,00 TL gönderildiğini, ayrıca dostlukları sebebiyle iyiniyet göstererek davacıya farklı tarihlerde toplam 205.000,00 TL ödeme yapıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, dava dışı bankadan kullanılan ticari kredi borcunu ödeyen davacı ipotek verenin, ödediği tutarı rücuen davalı asıl borçlu ve kefillerden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 596/4. maddesi uyarınca rehin kefaletten sonra ve asıl borçlu dışında bir üçüncü kişi tarafından verilip de borcun rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesi halinde, ipotek verenin kefile rücu hakkı bulunmaktadır. (Yargıtay 11. HD 29.05.2023 tarihli 2022/89 E. 2023/3317 K. sayılı ilamı) Davalı asıl borçlu şirket ile dava dışı banka arasında 01.11.2011 tarihli 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalılar ... ve ...'ün sözleşmeyi kefil olarak imzaladıkları, dava dışı banka ile davacı arasında 27.11.2013 tarihli 667.500,00 TL tutarında ipotek belgesi/resmi senet imzalandığı, genel kredi sözleşmesinde davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, davalı kefillerin takas mahsup definin hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelenmiş olmasına, söz konusu ödemelerin davalı kefiller tarafından yapılmadığınin, dekontlarda ödeme sebebinin de belirtilmediğinin anlaşılmasına, ipoteğin de kefaletten sonra verilmiş olmasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 20.493,00 TL'den peşin alınan (5.124x2) 11.724,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.769,00 TL harcın bu davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 05.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/32, K. 2026/962, T. 05.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-32-e-2026-962-k-d5936249198d