Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2160 E. 2024/2138 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2160
- Karar No
- 2024/2138
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/2160
KARAR NO: 2024/2138
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/05/2024
NUMARASI: 2024/158 Esas - 2024/381 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/05/2013 tarihinde sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada ... idaresindeki araçla çarpışması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, ... plaka sayılı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ...'nın söz konusu trafik kazası nedeniyle Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD. tarafından düzenlenmiş olan 14/12/2022 tarihli rapora göre %24 oranında malul kaldığını belirterek, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla (HMK md. 109); 50,00 TL Sürekli iş göremezlik , 25,00 TL Geçici iş görmezlik, 10,00 TL Sürekli Bakıcı gideri , 15,00 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmkiştir.İlk derece mahkemesince; "Kazanın meydana geldiği (02.05.2013) tarih baz alınarak yapılan hesapta davacı taleplerinin 02/05/2021 yılında zamanaşımına uğradığı, davacı tarafça yapılan arabuluculuk başvuru tarihi olan 30/01/2024 ve dava tarihi olan 11/03/2024 tarihlerinde zamanaşımının dolduğu , 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanma durumunda dahi davacının davasının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi Esas No : 2019/587 Karar No : 2021/440 kararında da aynı husus vurgulanmıştır. Davaya konu trafik kazası 08/02/2010 tarihinde gerçekleşmiş, davacının yaya olarak trafik kazasında yaralandığı ileri sürülerek açılan davanın, aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nun 89/1 maddesinde düzenlenen ve Taksirle Yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 01/03/2018 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği açıktır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK öngörülen dava zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımına ilişkin itirazın usulüne uygun olarak ileri sürüldüğü" gerekçesiyle;Davacının davasının ZAMAN AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; KTK'nın 109. maddesinde de açıklandığı üzere zaman aşımının açıkça zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlayacağının belirtildiği, uzamış ceza zamanaşımı süresinin dava konusu kaza nedeniyle 8 yıl kabul edildiği, dava konusu kazanın 02/05/2013 tarihinde meydana geldiği, zaman aşımının dava konusu kazaya bağlı tedavinin bitmesinden itibaren başlayacağının ilk derece mahkemesi tarafından gözetilmediği, Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 06/12/2021– 2021.E.261802 ve 07/06/2022–K-2022/135766 numaralı kararının zamanaşımını kestiği, ilk derece mahkemesi tarafından yeterli incelemenin yapılmadığı ve zaman aşımını kesen unsurların araştırılmadığı hususlarına ilişkindir.Görülmekte olan dava; trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ile tedavi gideri tazminatı istemine ilişkindir.2918 sayılı KTK'nın 109.maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.Yine maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır" denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı). TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. 2918 sayılı KTK'nın az yukarıda açıklanan madde hükümleri uyarınca, gözden kaçırılmaması gereken husus Yargıtay Özel Dairesinin bir çok içtihadından da anlaşılacağı üzere, ceza kanununda ön görülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesi koşulu, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması halidir. Diğer bir ifade ile meydana gelen olayda ölüm veya yaralanma meydana gelmesi halinde, sonuç kimin eyleminden kaynaklanmış olursa olsun ceza kanununa göre suç sayılma hali gerçekleşmiş olur. Böyle olunca da uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanabilmesi için eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma açılması veya mahkumiyetle sonuçlandırılmış bir ceza davası varlığı koşulu aranmayacaktır. Zira yasa koyucu, ceza zamanaşımı uygulaması bakımından sürücü ve diğer sorumlular bakımından bir ayrım yapmamış, kuralın tümü için geçerli olduğunu kabul etmiştir. (-bkz..Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19153 Esas ve 2019/8633 Karar sayılı ilamı-) Hukuk Genel Kurulu kararları da bu yöndedir.6098 sayılı TBK'nın 153.maddesinde zamanaşımının durması, 154.maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir.Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hakimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154.maddesinde gösterilmiştir. TBK'nın 154.maddesinde “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında; “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir; 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili maddeye göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zımnında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının bir mahkemede alacağıyla ilgili dava açması zamanaşımının kesilmesi için yeterli olup, davanın niteliği önem arzetmemektedir. Ayrıca dava açıldıktan sonra hakimin duruşma esnasında veya dosyada yaptığı her işlem ve hüküm ile tarafların her işlem ve eylemi sonunda zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar. Diğer yandan zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için, zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerekir. Bedensel zararlarda, ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zaman aşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 02.05.2013 tarihinde meydana gelmiş, davacının beyanına göre (zamanaşımını kesen sebeplerden olan) hakem heyetine 06.12.2021 tarihinde başvuru yapılmış, görülmekte olan dava ise 11/03/2024 tarihinde açılmıştır. Kaza tarihi ile iddia edilen Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru tarihi olan 06/12/2021 tarihi arasında 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur.Ne var ki; davacı vekili tarafından, müvekkilinin trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle maluliyet durumunun kendi içerisinde değişkenlik gösterdiği, zararın (müvekkilinin maluliyetinin) tüm unsurlarıyla sonradan belirlenebildiği, zararın tam olarak belirlendiği tarihin; zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı tarih olması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen ve değişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin zamanaşımı tarihinin başlangıç tarihinin tespiti açısından önemlidir. Mahkemece bu hususta her hangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiştir.Bununla birlikte, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle uğranılan, TBK'nın 54.maddesi kapsamında tarif ve tespit olunan birbirinden bağımsız zarar kalemlerinin ayrı ayrı dava konusu edilmesi mümkündür. TBK'nın 154/2.maddesi gereğince zamanaşımının kesilmesi, ancak davada ve tahkimde dava konusu edilen alacak kalemi/kalemleri için söz konusudur. Davacı tarafça istinaf dilekçesinde dava konusu taleplere ilişkin 06/12/2021 tarihinde uyuşmazlık hakem heyetine başvurulduğu ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 06/12/2021– 2021.E.261802 ve 07/06/2022 – K-2022/135766 numaralı kararının bulunduğu iddia edilmiştir. Bahsedilen uyuşmazlık hakem heyetinin dosya arasına alınmadığı, kararın hangi taleplere ilişkin olduğu, zaman aşımını kesen nitelikte bir talep niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi bu yönüyle de doğru olmamıştır.Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez.Bu durumda; Öncelikle, davacının tedavisine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin (film ve grafilerin, davacı tarafın beyanında geçen Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alındığı bildirilen maluliyet raporunun) noksansız olarak davacıdan yada bulundukları yerden dosyaya temin edilerek, dosyanın kül halinde ve davacının bizzat muayenesinin sağlanarak rapor düzenlenebilmesi için davacı ile birlikte Adli Tıp Kurumu'na sevki ile davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınmasının temin edilmesi, Davacı tarafın beyanlarında geçen Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasının bulunduğu yerden dosyaya temin edilmesi, Sigorta Tahkim Komisyonu'na yöneltilen talepler yönünden iş bu davada zamanaşımının kesileceği, sigorta tahkim komisyonuna yöneltilmeyen talepler yönünden ise zamanaşımı süresinin kesilmeyeceğinin gözetilmesi, Alınacak rapora göre zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin, mahkemenin iş bu istinaf incelemesine konu kararında kabul ettiği tarih olması durumunda; (başvurulmuş ise) Sigorta Takim Komisyonu'na başvuru tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmuş olacağı gözetilerek şimdiki gibi davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi, Alınacak rapora göre, zamanaşımı süresinin dolmadığı sonucuna varılması durumunda, zamanaşımı definin reddi ile işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak delillere göre esas hakkında bir karar verilmesi, zamanaşımının başlangıç tarihinin 8 yıllık ceza zamanaşımından sonra olması durumunda, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinden itibaren ve 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde olmak koşuluyla 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulup başvurulmadığının; zamanaşımını durduran sebeplerde (covid) karar yerinde gözetilerek belirlenmesi ve buna göre zamanaşımının dolup dolmadığının tespit edilmesi gerekmekte olup, tüm bunların yapılmamış olması hatalı olmuştur.Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a/.4maddesi hükmü gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2024 tarih ve 2024/158 Esas 2024/381 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2024