İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/633 E. 2025/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/633
Karar No
2025/43
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/633 Esas KARAR NO : 2025/43 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 02/08/2022 KARAR TARİHİ : 16/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; "Davalılardan sürücü...; sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile İzmir- Seferihisar Tuzla caddesi üzerinden 2104 nolu sokağa doğru sola dönüş yaparken aracının sol ön kısmı ile karşı istikametten gelen Tuzla caddesi üzerinden Akova istikametine gitmekte olan müvekkil ... idaresindeki... plakalı motorsiklete Duru evler No:1 önünde (2104 sokak ile Tuzla Caddesi kavşağı kesişiminde) çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet vermiştir. Bu kaza sonucunda müvekkilimiz ... başından ve daha önemlisi ayak bileği ve ayak düzeyinde ayak parmağı uzun ekstansör kas ve tendonundan yaralanmıştır. Müvekkilimiz İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde ameliyat olmuştur. Müvekkilimiz ameliyat sonrasında da çok büyük acı ve üzüntüler yaşamış, yaşamaya da devam etmektedir. Delil listemizde sunmuş olduğumuz fotoğraflardan da müvekkilimizin ne kadar ağır yaralanmış olduğu açıkça görülmektedir. Müvekkilimiz yürürken ve uzun süre ayakta kaldığında ağrıları olmaktadır, ağır kaldıramamaktadır. Müvekkilimiz bu olay nedeni ile yaklaşık 1 yıl süreyle yürüyememiş ve yürümekte zorluk çekmiştir. Müvekkilimiz yönünden geçici ve sürekli iş göremezliği nedeniyle fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00.-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 05.07.2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek olan avans faiziyle birlikte (kabul edilmediği taktirde yasal faiziyle birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalılardan... Sigorta Anonim Şirketi yönünden poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla) tahsili ile müvekkillimize verilmesine karar verilmesini talep ediyoruz. Müvekkilimiz bu yaralanması nedeniyle çok büyük acı ve ızdıraplar yaşamış ve yaşamaya da devam etmektedir. Halen ağrıları olmaktadır. Müvekkilimizin yaşamış olduğu ve yaşamaya devam ettiği acı ve ızdıraplar yönünden 150.000,00.-TL manevi tazminatın haksız ffil tarihi olan 05.07.2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve davalı...Oto Kiralama Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkilimize verilmesini talep ediyoruz. Davalılardan ...'a aracın sürücüsü olması nedeniyle, davalılardan...Oto Kiralama Turizm Ticaret Anonim Şirketi'ne aracın maliki olması nedeniyle, diğer davalı... Sigorta Anonim Şirketi'ne de kazaya sebebiyet veren... plakalı aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen olması nedeniyle husumet yöneltilmiştir. Davalılardan...Oto Kiralama Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin vekili ile arabuluculuk aşamasından sonra yapılmış olan sözlü ve yazılı görüşmelerde...Oto Kiralama Turizm Ticaret Anonim Şirketi vekili müvekkilimizin yaralanmasına sebebiyet veren aracın bir bankaya uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş olduğu ve kendilerine karşı husumet yöneltilmemesini istemiştir. Tarafımızdan iddia edilen bu uzun süreli kira sözleşmesinin bir örneği istenilmiş ancak davalı...Oto Kiralama Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin müşteri ilişkileri nedeniyle uzun süreli kira sözleşmesini veremeyeceği ifade edilmiştir. Gerek bizim gerekse de kendilerinin mağduriyetlerine neden olunmaması ve kendilerine karşı dava açılmasına sebebiyet verilmemesi açısından ısrarla iddia edilen uzun süreli kira sözleşmesi istenilmiş ise de sonuç itibarıyla açık ve net olarak böyle bir kira sözleşmesinin verilemeyeceği belirtilmiştir. Yargılama aşamasında davalılardan...Oto Kiralama Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin kazaya sebebiyet veren... plakalı aracın uzun süreli kiraya verildiğinin iddia edilmesi durumunda kendilerine husumet yönetilmesine sebebiyet vermiş olduklarından aleyhimize yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ediyoruz. Bizim, aracın hangi bankaya kiraya verilmiş olduğunu ve kira sözleşmesinin uzun süreli olup olmadığını bilmemiz mümkün olmadığından davalı...Oto Şirketi'ne de husumet yöneltmek zorunlu olmuştur. Kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü davalı ... hakkında Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesi'nin...esas sayılı dosyasında taksirle yaralamaya sebebiyet vermekten dolayı kamu davası açılmıştır. Yargılama aşmasında dosyaya ibraz edilen Bilirkişi raporunda davalılardan ...'ın asli kusurlu; müvekkilimiz ...'ın da tali kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu tespit de doğru değildir. Olayda müvekkilimize atfedilebilecek hiçbir kusur yoktur. Müvekkilimiz olay anında...plakalı motorsikleti ile Tuzla Caddesinden Seferihisar merkeze doğru seyir halindeyken kendi şeridinde yaklaşık 30-40 km. süratle seyretmiştir. Müvekkilimiz kesinlikle hız sınırlarını aşmamıştır. Karşı yoldan gelmekte olan sanık aracı ile kendi şeridinde seyrederken müvekkilimizin gidiş yoluna göre müvekkilimizin sağında bulunan tali yola girmek istemiş, müvekkilimiz tam bu tali yol hizasına geldiğinde sanık sinyal vermeden keskin bir viraj ile aracının sol ön tarafı ile müvekkilimin motorsikletinin tam orta kısmından müvekkilimiz sol ayağından darbe alacak şekilde tam kusurlu hareketi ile müvekkilimize çarpmıştır. Çarpmanın etkisi ile müvekkilimiz havaya fırlamış müvekkilimiz bir tarafa motorsikleti bir tarafa savrulmuştur. Müvekkilimiz çarpmanın etkisiyle havada iki kez takla atmıştır. Kazanın olduğu anda müvekkilimizin arkadaşı... olay yerine gelerek olay yerinin fotoğraflarını çekmiştir. Örneğini Ek:1’de sunmuş olduğumuz fotoğraf incelendiğinde sanık aracı ile geniş dönmesi gerekirken tali yoldan karşıdan gelecek her hangi bir araç ile kafa kafaya çarpışacak şekilde dar açı ile tali yola girmek istemiştir. Örneği Ek:2’de sunulu fotoğraf incelendiğinde müvekkilimizin ön tarafında her hangi bir darbe izi olmadığı örneği Ek:1, Ek:3 ve Ek:4’te sunulu fotoğraflar incelendiğinde sanığın aracının sağ ön ve sağ yan tarafında her hangi bir hasar olmadığı, sanığın kullandığı aracın sol ön ve sol yan tarafının hasarlı olduğu açıkça görülecektir. Bu fotoğraflar sanığın savunmalarının doğru olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Şayet sanığın anlatımları doğru olmuş olsaydı yani sanık frene basarak aracını durdurmuş olsaydı ve müvekkilim sanığın aracına çarpmış olsaydı müvekkilimin motorsikletinin ön tarafının hasarlı, davalının da aracının sağ ön ve sağ yan tarafının hasarlı olması gerekirdi. Sanığın savunmaları cezadan kurtulmaya yönelik gerçek dışı savunmalardır. Örneği Ek:5’te sunulu fotoğraftan müvekkilimizin kaskının olay yerinde olduğu ve kaza anında kaskının bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Sunulu fotoğraflardan ve yargılama aşamasında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemelerinde müvekkilimize atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığı görülecektir. Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkilimizin zararlarının karşılanması yönünden işbu davayı açmak zorunlu olmuştur. Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla müvekkilimiz yönünden 5.000,00.-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.07.2020 'den itibaren işlemiş ve işleyecek olan avans faiziyle birlikte (kabul edilmediği taktirde yasal faiziyle birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalılardan ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla) tahsili ile 150.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.07.2020 'den itibaren işlemiş ve işleyecek olan yasal faizleriyle birlikte davalı ...'dan ve davalı...Oto Kiralama Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. Davalı...Oto vekili cevap dilekçesinde; "Öncelikle işbu dava süresinde ikame edilmemiştir. Davanın zamanaşımına uğramış olmasından bahisle esastan reddi gerekmektedir. Huzurdaki davada müvekkilimizin davalı sıfatı olmadığından, davanın husumet yokluğundan reddi gerekmekte ve talep edilmektedir. Şöyle ki; davalı müvekkil şirket araç kiralama işi ile iştigal etmektedir. Bu bağlamda birçok kurumsal şirkete kendi mülkiyetindeki araçları araçları toplu olarak uzun süreli kiralamaktadır. Müvekkil şirketin maliki olduğu ancak işleteni olmadığı ... plakalı araç, uzun süreli kira sözleşmesi ile... Anonim Şirketi'ne 48 AY SÜRE İLE KİRALANMIŞ ve aracın işleten sıfatı uzun süreli kiracı...A.Ş.'ye devredilmiştir. Bahse konu 01/01/2018 tarihli uzun dönem araç kiralama sözleşmesi kapsamında davaya konu...plaka sayılı araç, müvekkil şirket tarafından dava dışı... A.Ş.'ye teslim edilmiştir. Dava konusu 05/07/2020 tarihli kaza esnasında, ara... A.Ş.'nin fiili hakimiyeti altında olup, aracın kiracısı... A.Ş., kiralama döneminde aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işletmektedir.Açıkça görüldüğü üzere...plaka sayılı araçla ilgili olarak İŞLETEN sıfatı davalı müvekkil...Oto Kiralama Turizm Ve Tic. A.Ş.'nde bulunmamaktadır. Dava konusu kazanın vuku bulduğu dönemde müvekkilin aracı uzun dönem kiralanmış ve işleten sıfatı kiracıya devredilmiş olduğundan huzurdaki dava açısından sorumluluk kiracıya ait olup davanın kiracıya ihbarını talep ederiz. Yukarıda açıklanan nedenlerle, kiracı işleten sıfatına sahip olduğundan bahisle dava konusu kazadan araç sürücüsü ile birlikte asli olarak sorumludur. Bu nedenle davanın...A.Ş.'ye ihbar edilmesi gerekmekte ve talep edilmektedir. Davacı taraf maddi tazminata ilişkin talebini somutlaştırmamış; maddi olarak zarara uğradığına ilişkin delil sunmaktan imtina etmiştir. Kabul anlamında gelmemek kaydıyla davacı yanın 150.000,00 TL manevi tazminat talebi hayatın olağan akışına aykırı şekilde fahiş nitelikte olup tarafımızca kabulü mümkün değildir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur oranlarına ilişkin yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı tarafından işbu dava, müvekkil şirketin husumet yokluğu nedeni ile taraf olamayacağını bilerek ve isteyerek ikame edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ile öncelikle pasif husumet yokluğundan bahisle usulden reddine, aksi bir durumda esasa ilişkin cevaplarımız göz önüne alınarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; "Müvekkil sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamıştır, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmelidir; herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe teminat kapsamı ile sınırlıdır. Davacı tarafından Sayın Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddia edilmekte ise de; sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmiyor, kusur yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın ceza/ savcılık dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi' ne tevdiine karar verilmesini talep ediyoruz. Davacının söz konusu olaydan dolayı sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerekecektir. Tazminattan indirim gerektiren hususlarda araştırılma yapılmalıdır. Kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak olan zarardan kask takmama sebebiyle %20 müterafık kusur indirimi yapılmalıdır. Davacının resmi geliri çerçevesinde hesaplama yapılmalıdır. Müvekkil şirket temerrüde düşmemiştir.Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek nedenlerle davanın reddi ile yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı 05/07/2020 tarihli trafik kazasında... plakalı motosikletin sürücüsü olup, davalı ... ... plakalı aracın sürücüsü, davalı...Oto ... A.Ş. Kayıt maliki, davalı sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir. Davalılardan...Oto ... A.Ş. Vekilinin husumet itirazı incelendiğinde, ... Oto ... A.Ş.' nin sunduğu cevap dilekçesinde ... plakalı aracın uzun dönem kiraya verildiği savunulmuş ve davanın uzun dönem aracı kiralayana ihbarı talep edilmiştir. Talep doğrultusunda mahkememizce kiralayan...A.Ş.' ye dava ihbar edilmiş ve verilen cevap dilekçesinde ... plakalı aracın kiralandığı ikrar edilmiştir. 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesine göre işleten “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi” olarak tanımlanmış; ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edildiği takdirde bu kişinin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. Araç sahibi, aracı için adına yetkili idare tarafından tescil belgesi verilmiş ya da sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir. Gerçek işleten, kural olarak aracın sahibi olup, genel hayat tecrübelerine göre aynı zamanda onun zilyetliğine de sahiptir. Ancak her zilyet araç işleteni olmadığı gibi her araç sahibi de zilyet ya da işleten olmayabilir. Trafik kaydı ve araç tescil belgesi mülkiyet ilişkisinin belirlenmesinde sadece bir karine fonksiyonuna sahiptir. İşletme ilişkisiyle, mülkiyet ilişkisi ve vazülyetlik ilişkisi tamamen birbirinden farklıdır ( Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s.704 vd). Bu karine işletenin kim olduğunu gösteren mutlak bir karine olmayıp, işletenin kim olduğunu belirleyen güçlü bir delil niteliğindedir. Bu nedenle KTK’da işleten ve araç sahibi ayrı ayrı tanımlanmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde işletenin tanımı yapılırken şekli ölçüt değil maddi ölçüt esas alındığından işletenin belirlenmesinde; araç üzerinde kurulan fiili hâkimiyet, araçtan ekonomik yararlanma, aracı kendi hesabına işletme, aracın masraf ve rizikolarına katlanma ilişkisi esas alınır. Özellikle aracın trafiğe sokulmasına veya trafikten çekilmesine, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluştururken; bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade etmektedir. Özellikle aracın yakıt, onarım, yağ, garaj ve diğer parça ve ihtiyaçlarını karşılamak için harcanan paralar, giderler arasında sayılabilir (Eren, s. 705). Yargıtayın sapma göstermeyen yerleşik uygulaması da bu yöndedir. İşleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Uzun süre kavramı, belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir. Ayrıca bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarına halel getirecek bir sonuç oluşturmaması şarttır. O hâlde; kısa süreli olmamak kaydıyla, araç herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredildiğinde artık üzerindeki fiili hâkimiyetin ortadan kalkması, bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da bulunmadığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimse işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulacak, araç maliki sorumlu tutulamayacaktır. Husumet (taraf sıfatı), bir usul hukuku sorunu olmayıp, davaya konu edilen subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Taraf sıfatı, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu olan bir olgudur (Kuru, B.: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 331 vd). Eş söyleyiş ile taraf sıfatının araştırılması, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Tescil kayıtlarına ve kaza tespit tutanağına göre kazaya karışan ... plaka sayılı araç dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen...Oto ... A.Ş.'ye ait olup sunulan kira sözleşmesi (48 aylık), teslim tutanakları (11/01/2018 teslim, 14/01/2022 iade) ve kiralayan...A.Ş.' nin cevabı birlikte değerlendirildiğinde söz konusu aracın...A.Ş. tarafından uzun dönem kira sözleşmesi ile hakimiyetinde bulundurması, işleten sıfatının araç üzerinde tasarruf yetkisini elinde bulunduran... A.Ş.' ye ait olduğu kanaatine varılmıştır. Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi' nin ... Esasına kayıtlı bulunan dosyamız davacısı tarafından ihbar olunan...A.Ş.' ye karşı açılan tazminat davası Mahkememizin ... esas sayılı dosyası arası ile birleştirilmiş ve HMK' nun 166. Maddesi gereği birleştirme kararı mahkememiz yönünden bağlayıcı nitelikte ise de; Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceğinden eldeki dava ise birleştirme kararı veren mahkeme ile mahkememiz aynı sıfatta bulunmadığından tabi hakim ilkesi gereği birleştirme kararı yönünden mahkememizce bağlayıcılık bulunmadığı kanaatine varılarak dava dosyası tefrik edilmiş ve HMK' nun 114/1-c ve 115/2 maddesi gereği (görev yönünden) usulden reddedilmiştir. Yargılama gideri yönünden; davacı vekili aracın trafik kayıtlarındaki bilgilerine dayanarak kazaya karışan araç maliki olan Davalı...Oto. A.Ş.ye karşı dava açmış olup, davacı taraf yargılama sırasında, davalının yapmış olduğu savunma ve sunduğu kira sözleşmesi sonucunda kazaya karışan aracın dava dışı 3.kişiye kiralanması sebebiyle kaza tarihinde araç işleteninin dava dışı şirket olduğunu yargılama sırasında öğrenmiştir. Davacı tarafın, davanın araç sahibine yöneltilmesine araç sahibi ile kazaya karışan aracın fiili hakimiyetinin devredildiği 3. kişi veya kişilerin arasında olan sözleşmeden haberdar olmamasının yine trafik kaydında kazaya karışan aracın malikini halen araç sahibi olarak görmesinin sebebiyet verdiği açıktır. Davacı tarafın kendisinden kaynaklı olmayan nedenle ve trafik kaydına güvenerek açtığı davasının araç sahibi ve aracın kendisine devredildiği kişi veya kişiler arasındaki sözleşmenin varlığı nedeniyle reddedilmesinde kusuru bulunmadığından husumet nedeniyle davanın reddi kararı tesis edildiği takdirde de aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyecektir. (Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07.07.2014 tarih ve 2013/10570 Esas, 2014/10824 Karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi' nin 2022/12637 Esas, 2023/5401 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir). Davalının ...Sigorta A.Ş.' nin sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş göremezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince (sigortanın sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından) davalıdan talep edilebilir. Diğer yandan geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmadığı gibi SGK'nun sorumluluğunu düzenleyen, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır. Nitekim, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından geçici iş göremezlik zararları tedavi gideri kapsamında görülmediği gibi, Yargıtay ... H.D.'ni... K. Sayılı ve 24.12.2019 tarihli kararında, "6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır." denilerek, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarından farklı bir değerlendirme yoluna gidilmemiştir. Geçici iş göremezlik zararlarının, TBK'nun 54. maddesi kapsamındaki zararlardan olması ve araç işletenin sorumluluğunda bulunması, kaza tarihinde yasanın 92. maddesinde açıkça sigorta teminat dışında sayılmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararları davalının sorumluluğundadır. Genel Şartlarda sigorta primine esas alınan bu zararların SGK sorumluluğunda olduğu belirtilmiş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesine aykırı şekilde SGK'nın sorumluluğunda olduğunun düzenlenmesi, davalının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığı sonucunu doğurmaz. Genel şartlar ile sorumluluğu kanun ile belirlenen SGK'nın, aktarılan prim sebebiyle geçici iş göremezlik ödemesinden de sorumlu olacağına ilişkin düzenleme, SGK yönünden bağlayıcı olmadığından, zarar görene karşı da ileri sürülemez. Bu nedenle davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğuna kanaat getirilmiştir. Kazaya karışan... plakalı araç 26.12.2019-2020 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 05/07/2020 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği maddi tazminat kalemlerinden davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır. Yargılama devam ederken davacı ile davalı sigorta şirketi sulh olmuş ve bu hususta her iki taraf vekilleri de beyanda bulunarak yapılan sözleşmeyi dosyaya ibraz etmişlerdir. Sunulan sulh protokolünde davacı zarar görene davalı sigorta şirketi tarafından poliçe limitinin tamamı olan 410.000,00 TL ile birlikte 500,00 TL yargılama gideri ve 63.400,00 TL vekalet ücreti ödemesi yapıldığı görüldüğünden, davalılardan sigorta şirketi yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve davacının limit üzerinde yer alan maddi tazminat kalemleri ile manevi tazminat yönünden davaya devam edeceği belirtildiğinden yargılamaya sürücü yönünden devam edilmiştir. Davalı ... ' ın sorumluluğu incelendiğinde; 6098 sayılı TBK' nın 49. maddesinde, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükümüne yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı ... ... aracın ise araç sürücüsü olduğundan kendi kusuru oranında davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat kalemlerinden sorumlu olacaktadır. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce kusur, maluliyet ve maddi zarar bedelinin belirlenmesi için raporlar aldırılmıştır. KUSUR YÖNÜNDEN; İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'den alınan 05/07/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü ...'ın %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu, B) Davacı sürücü ...'ın %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. - Sunula kusur raporu aynı maddi vakıaya ilişkin yürütülen Seferihisar... ASCM' nin... Esas sayılı dava dosyasında aldırılan rapor ve kolluk görevlileri tarafından hazırlanan kaza tespit tutanağı ile çelişmediğinden hükme esas alınmıştır. MALULİYET ORANI VE İYİLEŞME SÜRESİNE YÖNELİK Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 15/11/2023 tarihli sağlık kurulu raporunun sonuç kısmına göre; "Sonuç olarak; şahısta sol ayak, ayak parmak kemik kırıklarına ve sol ayak kası kiriş yaralanmasına bağlı birden fazla arıza olması nedeniyle önce Balthazard yöntemi ile ekstremite engel oranı hesaplanıp daha sonra "Tablo 3.2. Alt ekstremite engelliliğinden kişinin engellilik oranına hesaplanması" tablosu dikkate alındığında kişinin engellilik oranı 9,13 (yüzdeonüç) olarak bulunmuştur. Mahkeme tarafından gönderilen tıbbi evrak (incelenen evrak no:3) göz önünde bulundurulduğunda yaralanması tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 200 (ikiyüz) gün olarak kabulünün uygun olacağı mütalaasına varılmıştır. Şahıs mevcut kazaya bağlı ruhsal şikayetler tariflemiş ancak herhangi bir psikiyatrik takip ve tedavi almadığını belirtmiş olup hesaplanan sürekli engellilik oranı şahsın diğer arızaları göz önüne alınarak hesaplanmıştır. Tarafınızca istenmesi halinde şahsın tam teşekküllü bir hastanenin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları kliniğinde 6 (altı) ay boyunca düzenli psikiyatrik takip ve tedavi alması sonrasında 3 Psikiyatri Uzmanından oluşan bir heyet tarafından düzenlenecek “şahsın olaya bağlı psikiyatrik hastalığı olup olmadığını, varsa psikiyatrik hastalığın kalıcı olu olmadığını (tedavi ile işlevselliği tam düzelen, kısmen düzelen, düzelmeyen şeklinde) belirtir bir rapor” aldırılarak raporun Anabilim Dalımıza gönderilmesi halinde varsa olaya bağlı kalıcı psikiyatrik arızası da dikkate alınarak tekrar hesaplama yapılabilecektir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. -Sunulan rapor mahkememiz ara kararı gereği kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığından, ayrıca dava dilekçesinde açıkça psikiyatrik rahatsızlığa yönelik bir iddia ileri sürülmediğinden ve dosya arasında yer alan Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen maluliyet raporunda yer alan oranın daha fazla olmasına karşılık davacının sunulan rapora açık bir itirazının bulunmadığı görüldüğünden rapor hükme esas alınmıştır. ZARAR KALEMLERİNİN HESAPLANMASI İÇİN Aktüer bilirkişisinden alınan 06/06/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Yukarıda açıklanan nedenlerle nihai karar, hukuki takdir ve değerlendirme sayın mahkemenize ait olmakla ara kararı gereğince işbu rapor ile; 1- Hesaplamanın sayın mahkemenizce aldırılan raporlar esas alınarak mevcut bilinen verilerle yapıldığı, 2- Buna davaya konu edilen maddi tazminat istemleri yönünden davacının bakiye iş göremezlik zararının 4.452,36 TL. ve sürekli iş göremezlik zararının 1.391.034,74 TL. olmak üzere toplam uğradığı maddi zararının 1.395.487,13 TL. olarak hesaplandığı , 3- İşbu hesaplanan toplam tazminat tutarından da davalı sigorta şirketince poliçe teminat üst limiti dahilinde asıl alacak olarak dava açıldıktan sonra yapılan asıl alacak olarak 410.000 TL.’lik ödeme düşüldüğüne davacının davalılar araç maliki ve sürücüsünden talep edebileceği bakiye maddi tazminat tutarının 985.487,13 TL. Kaldığı (davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin tamamı tüketilmiş olup davacı tarafça davalı sigorta şirketin yönünden ve poliçe teminat üst limiti kadar diğer diğer davalılar yönünden açılan davadan feragat edildiği bildirilmiştir) 4- Kusur / müterafik kusur durumu değerlendirmesi ve kusur oranlarının takdiri sadece Sayın Mahkemenize ait olduğundan tarafımca hesaplanan işbu maddi tazminat tutarından herhangi bir kusur indirimi yapılmadığı, ancak dosyada mevcut kusur raporu dikkate alınarak kusur / müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı ile yapılacak olduğunun kabulü halinde de hesaplanan işbu tazminat bedelinden ne oranda (%) indirim yapılacağına Sayın Mahkemenizce karar verilmesi gerektiği hususlarındaki tespit ve değerlendirmelerim saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkememizce aldırılan raporda bilirkişi tarafından bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu (Bknz. Yargıtay ... Hukuk Dairesi' nin 14.01.2021 tarih ve... Karar sayılı İlamı) ile hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 14/01/2021 tarih ve 2019/3292 Esas 2021/1848 Karar sayılı ilamı) asgari ücret baz alınarak ve mahkememiz ara kararını karşılar nitelikte hesaplama yapıldığından hükme esas alınmıştır. Davacı vekili ıslah ile toplam 776.164,06 maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı sürücü ...' dan tahsilini talep etmiştir. TÜM BU NEDENLER İLE, 05/07/2020 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın sürücüsü ...' ın %85 oranında kusurlu bulunduğu, kusurlu eylem sonucu davalı sürücü ve sigorta şirketinin zararı gidermekle yükümlüğü olduğu, aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamada davacının tazminat alacağının toplam 1.395.487,13 TL olarak belirlendiği, hesaplanan tazminat yönünden kusur oranları ve akabinde davalı sigorta şirketinin yaptığı ödeme (410.000,00TL) mahsup edildiğinde davalı sürücünün sorumluluğu devam edeceğinden karşılanmayan 776.164,06 TL maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, kabul edilen bedele sürücü/davalı ... kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilme karar verilmesi gerekmiştir. MÜTERAFİK KUSUR YÖNÜNDEN; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliğince koruyucu ekipman / tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ve ölüm ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. ( Yargıtay 4. HD'nin 17.03.2022 tarih ve 2021/11498 E. - 2022/5233 K. 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K., 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. - 2022/6733 K. ,23.03.2022 tarih ve 2021/11590 E. - 2022/5710 K. ) Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmemiştir. ( Yargıtay 4. HD'nin 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E - 2022/10706 K.) Eldeki davada, kaza tespit tutanağı içeriğinden motosiklet sürücüsü davacının kask takıp takmadığının tespit edilemediği belirtilmiş olup mevcut yaralanmanın baş bölgesinde bulunmadığı görüldüğünden ayrıca indirim yapılmasına gerek görülmemiştir. MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; 6098 sayılı TBK' nın 56. maddesi uyarınca hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Kural olarak manevi tazminat yalnız olay sırasında duyulan değil, bütün hayat boyu duyulup ve çekilecek elem ve ızdıraba karşılık olarak takdir edilen bir karşılıktır. Bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma raporu, kaza tarihi, kusur durumu, maluliyet oranı, iyileşme süresi ve kaza tarihinde ki paranın alım gücü nazara alındığında davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Arabuluculuk ücreti yönünden; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi tazminat davasının KABULÜ ile; 776.164,06 TL kalıcı işgöremezlik tazminatının davalı ...' dan 05/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, -Davalı ... Sigorta A.Ş.' ye karşı açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, -Davalı...Oto ... A.Ş. 'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Davacının manevi tazminat DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE, 50.000,00 TL ' nin davalı ...' dan 05/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davalı...Oto ... A.Ş. 'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 53.019,76 TL karar ve ilam harcının yatan 3.317,01 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 49.702,75 TL' nin davalı ...' dan alınarak Hazine'ye irat kaydına, -Manevi tazminat yönünden alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcının davalı ...' dan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 3.317,01 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcının davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 473,00 TL posta ve diğer giderler, 3.000,00 TL bilirkişi masrafı ile 1.500,00 TL ATK gideri olmak üzere toplam 4.973,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı (4.436,05 TL) ile birlikte davalı sigorta şirketinin (500,00) ödemesi nazara alınarak 3.936,05 TL' sinin davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 120.424,61 TL vekâlet ücretinin davalı ...' dan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...' dan alınarak davacıya ödenmesine, -Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...' a verilmesine, 8-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 9-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı ve davalı ...oto vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/633, K. 2025/43, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-633-e-2025-43-k-1dd65f5a8bc3