Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1523 E. 2025/47 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1523
- Karar No
- 2025/47
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1523 - 2025/47 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2024/1523 KARAR NO : 2025/47
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/256 KARAR NO : - KARAR TARİHİ : 11/11/2024 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 02/12/2024 DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ...
VEKİLLERİ : ...
DAVANIN KONUSU : Alacak B.A.M. KARAR TARİHİ : 28/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/02/2025 Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sırasında talep edilen ihtiyati niteliğinde ihtiyati haciz isteminin mahalli mahkemece reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında ... İli, ...İlçesi, ...Mah. ...ada/parselde kayıtlı taşınmaz üzerine bir adet prefabrik yapı inşa edilmesi konusunda 22/09/2020 tarihli istisna (eser) sözleşmesi akdedildiğini, davacının, alt yüklenici firma ile birlikte söz konusu prefabrik yapıyı teslime hazır hale getirdiğini, ancak davalının sözleşme uyarınca yapması gereken ödemeleri yapmadığını, inşaat malzemelerindeki fahiş fiyat artışı nedeniyle maliyetin öngörülmeyen şekilde arttığını, davalının ödeme yapmaması üzerine davacının masrafları kendisi karşılayarak yapıyı teslime hazır hale getirdiğini, davalı taraf teslim almadığı gibi, yapının tamamlanmadığı gerekçesi ile haksız şekilde sözleşmeyi feshettiğini, taşınmazın satış ilanına konu olduğunu, yargılama süresince davalı yanın üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlığını üçüncü şahıslara devretme ihtimali karşısında davacının alacağına kavuşamayacağını ve mağdur olacağını belirterek davalı hakkında menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki 1.000.000,00.-TL’lik hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş, yapının bedelinin çok yüksek olması ve ileri ki aşamalarda işbu hususta davalı şirketin tüm yetkileri davacıdan alıp devretmesi halinde mahkemece kurulacak hükmün ilam kabiliyetini yitirmemesi adına yapıya konu ...İli, ...İlçesi, ...Mah. ....Ada/parselde kaim taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir şerhinin işlenmesi ayrıca ...İli, ...İlçesi, ...ada/parselde kaim taşınmaz ve ...İli, ...İlçesi, ...pafta, ...parselde yer alan taşınmazların devri sözleşme ile kararlaştırıldığından takbis sorgularının yapılması ve davalı şirket adına kayıtlı olması halinde ihtiyati tedbir şerhinin işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dosya kapsamı itibariyle ihtiyati haciz talep edenin karşı taraftan alacağının bulunup bulunmadığı ve ihtiyati hacze konu malların teslim edilip edilmediği hususunda - teslimi kanıtlar evrak da bulunmadığı gözetildiğinde- talep tarihindeki mevcut deliller çerçevesinde, ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleşmediği ve dava konusunun davalıya ait taşınmaz olmadığı belirtilerek 21.3.2024 tarihinde ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacı vekili bu karardan sonra yargılama sırasında verdiği 7.11.2024 tarihli dilekçesinde davaya konu ...İli, ...İlçesi, ...Mah. ...ada ...parselde bulunan taşınmazın davalı tarafından ...sayfasında satılığa çıkarıldığını, davalı tarafın taşınmazı satması sonunda müvekkilinin dava sonunda hak kazanacağı tazminatın karşılıksız çıkarma ihtimali bulunduğunu, daha önce talep edilen ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi konulmasına ilişkin istemlerinin mahkemece reddedildiğini, ihtiyati tedbir istenen taşınmazın davalı adına kayıtlı olmamasının taşınmaz üzerine tedbir konulamayacağı anlamına gelemeyeceğini, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin feshedildiğini, davanın konusunu tedbir istenen taşınmasın oluşturduğunu, mahkemenin daha önceki ret kararı gerekçesinin yerinde olmadığını, davalının taşınmazı satması halinde müvekkilinin alacağını tahsil imkanı kalmayacağından mağduriyetlerinin artacağını belirterek ...İli, ...İlçesi, ...Mah. ...ada ...parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapıya ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasını, aksi halde davalıdır şerhi işlenmesini talep etmiştir. Mahkemece, 11.11.2024 tarihinde davacı talebinin reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasını talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taşınmazın 13/10/2024 tarihinde sahibinden.com adlı sitede 87.500.00,00.-TL üzerinden satış ilanına konulduğunu, davalının taşınmazı satmak istediğini ve davacının hak kazanacağı tazminatı karşılıksız çıkarmak istediğini, taşınmazın davalı adına kayıtlı olmaması nedeniyle tedbir talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, tedbir istenen taşınmazın davanın konusunu oluşturduğunu, ispata ilişkin tüm evrakların dosya arasında olduğunu, davacının alacağını tahsil edememe tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, aksi halde davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Aleyhine ihtiyati haciz-ihtiyati tedbir istenen davalı vekili davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, dava dilekçesi ekinde yer alan satış ilanının davaya konu edilen taşınmaz ile ilgili olmadığını, davalı tarafından bu şekilde bir ilan da verilmediğini, sözleşme yükümlülüklerinin davalı tarafından yerine getirildiğini ancak davacının süresinde edimleri yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, davacının sözleşmeye konu işi süresinde tamamlamamış olması nedeniyle sözleşme'nin 5. maddesi gereği müvekkili şirkete gecikme tazminatı/cezai şart ödenmesi talebi ile Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/472 esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini ve 05.12.2024 tarihli duruşmada işbu dosyanın mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını belirterek istinaf başvuru talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. Dava, eser sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı, imalat bedeli, kâr kaybı ve menfi zararın tahsili istemine ilişkin olup, talep; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararına kaldırılması istemidir. Davacı vekili 11.11.2024 tarihli ara kararı istinaf incelemesine getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. kısmında geçici hukuki korumalar düzenlenmiş olup, birinci bölümde ihtiyati tedbir (389-399. m.), ikinci bölümde ise delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalar (400-406 m.) hakkında hükümler yer almaktadır. Geçici hukuki koruma ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kavramları bir birinden ayrı kavramlardır. Geçici hukuki koruma daha genel ve üst kavram olarak kabul edilirken, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz geçici hukuki korumanın birer türü olarak kabul edilmektedir. İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. HMK’ nun 389. maddesinde, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s.877) İİK 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, bu hükmün gerekçesinde ise, diğer geçici hukuki korumaların bu kısımda düzenlenen geçici hukuki korumalar karşısındaki durumu açıklanarak, bu fıkra ile özellikle uygulamada farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının hatta “ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilmesi” gibi aslında Kanuna tamamen aykırı geçici hukuki koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, bu bölümde düzenlenen ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında, diğer geçici hukuki korumaların kendi özel hükümlerine tabi olduğu, dolayısıyla bu bölüm hükümlerinin doğrudan diğer geçici hukuki korumalara uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. İhtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. ve devamı maddelerde düzenlemiş olup, 257. maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2004, s. 883). Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için ihtiyati haczin, ihtiyati tedbirden farkına da kısaca değinilmesi gereklidir; ihtiyati haciz yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) söz konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda alınır. İhtiyati tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (mesela, taşınır veya taşınmaz bir mal) hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır; buna karşılık ihtiyati hacizde; alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin (m.78;37) gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır. İhtiyati hacizde (ihtiyaten) haczedilen mallar üzerinde (bu malların borçluya ait olduğu hakkında) bir çekişme yoktur ve bu nedenle bu mallar alacaklının açtığı veya yaptığı (veya açmayı veya yapmayı düşündüğü) bir dava veya icra takibinin konusu değildir. Oysa, ihtiyati tedbirde, üzerine ihtiyati tedbir konulan mallar, çekişmeli olup, davacının açmış olduğu veya ilerde açmayı düşündüğü bir davanın konusudur. Taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir konulması halinde, genellikle taşınmazın başkasına devrinin yasaklanmasına (ferağdan men'ine) karar verilmekte, üzerine ihtiyati tedbir konulan taşınmaz başkasına satılamamak ve devredilememektedir. İhtiyati hacizde alacaklı borçlunun malların önceden geçici olarak el konulduğundan ihtiyati haciz kesin (icrai) hacze çevrilip, takip kesinleşmeden, alacaklı ihtiyaten haczedilen malların satılmasını ve bedelinin kendisine ödenmesini isteyemez. Borçlu, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan taşınmazını başkasına satabilir/devredebilir (İİK m.26l, m.91). İhtiyati hacizde alacaklı, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşürse üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan mal icra dairesi tarafından satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Oysa ihtiyati tedbirde, davacı davayı kazanırsa, üzerine ihtiyati tedbir konulmuş olan mal aynen davacıya verilir (teslim edilir). Alacaklının ihtiyati haciz koydurduğu mallar üzerinde bir öncelik (rüçhan) hakkı yoktur. Bu mallar, kendisinden sonra başka alacaklılar tarafından haciz ettirilebilir ve borçlu iflas ederse iflas masasına girer. İhtiyati haciz kararından sonra alacaklı, borçlu hakkında mutlaka dava açmaya mecbur olmayıp icra takibinde de bulunabildiği halde (İİK mad. 264) ihtiyati tedbir kararı alan kimse mutlaka süresi içinde dava açmak zorundadır. Diğer yandan HMK'nun 392. maddesine göre durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıklayarak teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. Ancak İİK.'nun 259. maddesine göre mahkeme takdiren teminat alınmamasına karar veremez. Teminat alınmayacak haller hakimin takdirine bağlı olmayıp, sınırlı olarak Yasa da açıkça sayılan hallerde teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkündür. Yukarıda açıklandığı üzere ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz birbirine yakın olmakla birlikte, amaç, sonuç, konu ve koruduğu hukuki yarar bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Somut olayda davacı vekili para alacağından kaynaklanan uyuşmazlık için hem ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere her iki hukuki koruma tedbiri birbirinden tamamen farklı olduğu gibi uygulama koşulları da farklı olmasına rağmen her iki koruma tedbirinin aynı anda istenilmesi mümkün değildir. Davacının para alacağı ile ilgili olarak ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşullarının bulunmaması nedeniyle ihtiyati haciz talebinin ve birlikte somut olayda istenilmesi mümkün olmayan ihtiyati tedbir talebinin reddinde hukuka aykırılık olmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin açıklanan sebeplerle reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2024 tarih 2024/256 sayılı ara kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından istinaf aşamasında harçlar peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 4-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f hükmü uyarınca kesin olmak üzere 28/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ...
... Üye ...
... Üye ...
... Katip ...